Results for: alana Search Results
Family Filter:
2:10
Did Alana & Ashleigh get Australian Idol finalist Jessica Mauboy to sing for them?Vote if you think they are Clean & Clears BFFs of the year. *******dolly.ninemsn****.au/bestfriends/
9 Jul 2009
111
Share Video

1:48
Did Alana & Ashleigh get Australian Idol finalist Jessica Mauboy to sing for them? Vote if you think they are Clean & Clears BFFs of the year. *******dolly.ninemsn****.au/bestfriends/
4 Jan 2010
469
Share Video

5:28
Yavuz Ulugün Kocaeli Tarihini yazan önemli yazarlardan biridir. Şu ana kadar 8 tarih araştırma kitabı yazdı. ‘’Kocaeli ve Çevresi Denizcilik Tarihi’’ başlığındaki son eseri, Kocaeli çevresi ile ilgili ve Kocaeli Bölgesindeki denizcilik tarihini ve yerleşimleri ele alyor. Antik tarihle başlıyor, Osmanlı dönemi ile devam edip, Cumhuriyet dönemindeki denizcilik ile ilgili her tür olayı ele alıyor. Bu kitap, öncelikle Kocaeli’nin Denizcilik Tarihi üzerine ve ikincisi Denizcilik üzerine bir kitap niteliği taşımaktadır. KYÖD Tarih Araştırmları Grubu başkanı olan Yavuz Ulugün aynı zamanda Uzun Yol Kaptanıdır ve bir dönem klavuz kaptanlık yapmıştır. Kocaeli bölgesindeki tarih araştırmalarının eksikliğini duyarak yola çıktıklarını ve devam ettiklerini, tamamlandıkça yeni eserleri yayınladıklarını belirtiyor. Son kitaplarının duyurusunu 1 Temmuz 2009 Kabotaj Bayramı sırasında yaptıklarını söylüyor. Kitabın, İTÜ Denizcilik Fakültesi’nde de duyurusu aynı anda yapılıyor. Son kitabı olan, ‘’Kocaeli ve Çevresi Denizcilik Tarihi’’, İzmit Rotary Kulübü’nün sponsorluğunda gerçekleştiğini ve kitabın Koaceli’deki bütün kütüphanelere gönderildiğini bildirdi. Aynı zamanda kitabın KYÖD’den de temin edilebileceğini duyuruyor. Önsöz TÜRKLER’DE DENİZ İMGESİ ve DENİZCİLİK TARİHİ ARAŞTIRMALARINA DAİR İbrahim Şirin* Göçebe Türklerin ya da genel olarak göçebenin zihni dünyasında deniz ne anlam ifade eder? Uçsuz bucaksız bozkırda at koşturan, bütün yaşamını at üzerinden inşa eden bir göçebe için deniz bir engel ve atını koşturamadığı güvensiz bir yerdir. Bu güvensizlik hatta bir ölçüde korkunun izini nerde sürebiliriz? Türk’ün denizle imtihanını nasıl anlayabiliriz? Ya da pek çok kıyı kenti gibi sırtını denize dönmüş bir kent diye tarif edilen Kocaeli’nin denize küskünlüğünü nasıl anlayabiliriz ? Deniz kenarına ulaşmak için bin bir basamaklı ucube üst geçitlerden geçmek ve orada sıra sıra dizili fabrika manzaraları görmek başka hangi şehirde bu yoğunlukta var ? Bunu anlamak için tarihle diyalog kurmak gerekmektedir. Tarihin bu konuda bize söyleyecekleri bir şeyler olabilir. 16. yüzyılın ünlü devlet adamı düşünür ve tarihçisi Gelibolulu Mustafa Âli, Türkler ve Osmanlıların deniz karşısında takınmaları gereken tutumu bir görgü kitabı olan Mevâ’ıdü’n-Nefâis Fi –Kavâ’idil-Mecâlis kitabında anlatır. Belki bu satırları okuduğumuzda denize küskün ve yabancı tavrımızı bir ölçüde olsa anlamlandırabiliriz. “Aklı başında bir insanın , zorlayıcı bir neden olmadan , gemiye binmesi ve deniz yolculuğu yapması doğru değildir. Bu zorlayıcı neden de ancak şeriatın ya da aklın buyruğu ile bir kıyıdan, bir adadan geçmek olabilir.Ya adadaki halka kutsal şeriat yolunu öğretmektir, ya da yakalandığı öldürücü bir hastalıktan başka bir yerde kurtulma ihtimalinin olmasıdır. Hatta kimi Kur’an yorumcuları: kendi elinizle tehlikeye atılmayınız ayetinin yorumlanmasında “ zorlayıcı bir neden olmadan gemiye binmek caiz olmaz” diye bunu kesinleştirmişlerdir. Gerek kutsal Kabe yoluna gitmek için, gerek gazaya yönelmek için gemiye izin verilmediğini belirterek okuyucusuna öğüt verir “ Girme gemiye, kendini rezil etme. Cömertlik cevheri sonsuzluk nemine batıp gitmesin”[1] Gelibolulu Mustafa Âli’nin denizle ilgili bu kadar olumsuz düşünmesinde, denizde geçirdiği korkulu saatler olsa da O aslında deniz kenarındaki Gelibolu’da doğmuş bir kişi olarak denizle hiç arası olmayan Osmanlı’nın deniz karşındaki genel tutumunu bize aktarır. Osmanlı insanın deniz karşındaki zihni tutumu, Osmanlı’nın denizlerle hiç ilgilenmediği anlamına gelmez. Burada Osmanlı devletinin icratıyla Osmanlı sıradan halkının deniz karşındaki tutumu aynı olmak zorunda da değildir. Gelibolu Mustafa Âli örneği, Osmanlı insanının denizle çok da ilgili olmadığını göstermektedir. Bahçeşehir Üniversitesi’nin 6-7 Ekim 2005 tarihleri arasında düzenlediği II.Uluslararası Tarih Sempozyumunun konusu “Türkler ve Deniz” idi. Burada Türklerin deniz karşısında tutumundan çok Osmanlı devletinin denizlerdeki mücadelesi bir deniz imparatorluğu vasfını kazanıp kazanmadığı tartışılmıştır. Konumuzla ilgili düşündüğümüz Mete Çelik’in Türk İslam Edebiyatında Deniz İmgesi” başlıklı bildirisi de Türklerin deniz karşısında tutumunu anlamaktan çok uzak görünmektedir. Zira Çelik’in bildirisinde Gelibolulu Mustafa Ali yer almaz.[2] Burada biz daha çok Osmanlı düşünce dünyasında deniz ve denizciliğin nasıl bir yer işgal ettiğinin izini sürmek istiyoruz. Zira sözkonusu sempozyumda bu konu işlenmemiştir. Osmanlılar, Akdenizi bir Osmanlı gölü yapma becerisini gösterirken aynı başarıyı Hind okyanusunda İspanyol ve Portekizliklere karşı gösteremediler. Bu başarızlığın kendi içinde şüphesiz pek çok nedeni vardır. R.B. Serjeant’ın “Gemilerinin Akdenize göre yapılmasının ve bu gemilerle okyanusta mücadele edememelerinin imkansızlığı yada belki de daha önemlisi Osmanlı sultanları tacir bir kral değildi; İmparatorluğu öylesine geniş ve zengin idi ki, görüşünü deniz ufuklarının ötesine götürmek ona hitap etmiyordu. Kimi sebeplerle, onun buyruğundaki Müslüman tacirlerin ve gemi sahiplerinin hiç biri Avrupalılarınkilerle kıyaslanamayacek riskleri göze alıp denize açılmak için ne bir dürtüye , ne devlet desteği sağlamada bir inanca sahipti”[3] yorumu ileriyi gören bir Osmanlı denizcisi Ömer Talip’in yorumlarıyla paralellik gösterir. “Şimdi Avrupalılar bütün dünyayı öğrendiler; gemileri her yere gönderiyorlar ve önemli limanları ele geçiriyorlar. Eskiden Hindistan, İndus ve Çin malları Süveyş’e gelir ve Müslümanlar tarafından bütün dünyaya dağıtılırdı. Fakat şimdi bu mallar Portekiz, Felemenk ve İngiliz gemileriyle Frengistan’a taşınıyor ve oradan bütün dünyaya dağıtılıyor. Kendilerinin ihtiyaç duydukları şeyleri İstanbul’a diğer İslam ülkelerine getiriyorlar ve fiyatların beş katına satıp para kazanıyorlar. Osmanlı Devleti Yemen kıyılarını ve oradan geçen ticareti ele geçirmelidir; aksi halde çok geçmeden Avrupalılar İslam ülkelerine hükmedecekler.” [4]. Ömer Talip’in öngörüleri gerçek oldu. Katip Çelebi, İrşad-ül Hayara Fi’t- Tarihi’l-Yunan ve’r –Rum ve’n Nasara adındaki eserinde Osmanlıları tıpkı Ömer Talip gibi uyarmak ister [5] Kendi ifadesi ile “Furuku nasara bir millet iken ruyû zeminde münteşir olup bir mertebe çoğaldı ki sair tavaif ve milel sevadına bedel olmağa yaklaşıp aktarı arzda gemileri keştügüzar eyleyüp muhiti şarkı ve garbı nice darû diyara musallat olup zapteyledi”[6] Avrupalıların bir millet iken nüfuslarının çokça arttığı, gemicilikte ilerlüyüp, bütün dünyayı zaptetmek emellerinde olduğunu, buna karşın Müslümanların bunlar hakkında yalan yanlış bilgiye sahip oldukları ve bunların tehlikelerinden habersiz olduklarını ve yazdığı bu risale ile gaflet uykusundan uyandırmak istediğini ifade eder.[7] Bu ifadeler Ömer Talib’in 1625 Avrupa tehlikesini haber verdiği ifadelere benzemektedir. Her iki yazar da Osmanlı’yı yükselen Avrupa tehlikesine karşı uyarmak istemektedir. Ve denizlerdeki gelişmelerin Osmanlı için öneminden bahsederler. Osmanlı modernleşmesi yani kadimden cedide evriliş Müteferika’da anlamını bulur. Avrupa’daki gelişmelerden Osmanlı’yı haberdar etmek isteyen bir başka yazar şüphesiz İbrahim Müteferrika’dır. Müteferrika, Usul’l Hikem Fi Nizâmi’l Ümem’ de, Avrupa devletleri az bir topluluk iken, yer yüzüne dağılmışlar, gemileri ile Doğu–Batı’da bir çok memleketlere musallat olmuşlar, Avrupa’nın azlık iken çokluk olmalarına, mağlup iken galip olmalarına, bir köşeye sıkışıp kalmış iken bütün aleme yayılmalarına sebep olan devlet düzenleri, insan işlerini tanzim eden kanunları, memleketlerinin bayındırlığını sağlayan düsturları, siyasi ve riyase kaideleri, adetleri, ve hususen askeri usullerinin araştırılarak ortaya konması şiddetle ihtiyaçtır. Amerika’nın keşfiyle buradaki zenginliklere Avrupalıların sahip oldukları ve dünyanın geri kalan kısmına bu arada Osmanlı himayesindeki Müslüman topraklarda da gözü olduğu ve bundan Müslümanların habersiz olmalarına hayıflanır. Müslümanları gaflet uykusundan uyandırmak maksadı ile söz konusu eseri yazdığını belirtir. Bunu Yine rical-u nas tüm İslamiyan bu din ve düşmanların ahvalinden haberdar olup, içine düştükleri gaflet uykusundan uyandırılmaları gerekir”[8] diyen Müteferrika, coğrafya ve tarihin devlet yönetiminde etkisine sıkça değinir. Ona göre tarih ve coğrafya bilgisine sahip olan devlet adamları düşmanın durumundan haberdar vaziyette, onların nizam-ı cedit üzre ihdas ettikleri usul ve harp hilelerini öğrenerek İslam ülkelerinin küfre teslimine sebep olan gaflet, taassup, tembellik ve cehaletten yüz çevirip, devletin bozuluşuna yol açacak olaylara dur demelidir[9].Müteferrika yenilginin sebeplerini izaha çalışır ve düzenli ordunun elzem olmasına karar verir. Bu bakış açısı ile Hıristiyan devletlerin askeri yapılarını talim şekillerine ve harp tekniklerini ele alır. Ona göre bir devletin askeri hüsn-ü nizam üzere tertip ve tanzim edilirse, o devlet sınırları içinde yaşayan bütün halk sükunet içinde olur. Halkın isyana yeltenmesi ve huzursuzluk çıkarması mümkün olmaz. Nitekim Avrupa devletlerinin huzuru, bu hüküm için yeterli delildir.[10] Müteferrika özellikle Çar Petro’nun askeri alanda yaptığı reformlara dikkat çeker. Karada ve denizde Avrupa usulü askeri ile kısa zamanda güçlenip yayılmaya başlamasını Osmanlı için endişe verici bulur. Ona göre tek çıkar yol, Avrupa usulu düzenli bir ordudur Müteferrika coğrafya ve tarihe verdiği önemi basımevinde bastığı kitaplarla da gösterir. Bastığı kitaplar hem coğrafya ve tarihe verdiği önemi göstermesi yanında, Katip Çelebi ve Müteferrika, ilişkisini göstermesi açısından da dikkate değerdir. Müteferrika, Katip Çelebi’nin “Tuhfetu’l –Kibar Esfari’l Bihar” isimli eserini 1729 da, Cihannüma, 1732’de esere gerekli düzeltmelerden sonra “Tezyilü’t-Tabiî ismini verdiği bölümü eklemiş olup, bu eserde Tiho Broho, Copernicos, Descartes ve Galileo gibi düşünürlerin fikirlerine temas etmiştir, Usul’u Hikem’de de buna paralel olarak “dünyanın bir müdevver top şeklinde olduğunu”[11] yazmaktadır. Müteferrika, yazdığı İcama-i Sefain isimli küçük risalede Avrupa’da denizciliğin önemine dikkat çeker. Daha çok bir portal mahiyetindedir. Avrupa limanlarını tek tek ela alıp, ülkelerin gemi sayısı ve yer yer ordu sayılarını sıralar. Bu risale, Osmanlıların Avrupa denizciliği ile ilgili yazdığı ilk metindir. Bu yönüyle pek dikkat çekilip incelenmemiştir.[12] Ömer Talip’le başlayan Avrupaların denizlerde yaptıklarını bilme isteği, Katip Çelebi’de ifadesini bulmuş, Avrupa gerek siyasi, idari yapısıyla gerek denizciliği yönünden incelenmeye başlanmıştır. Osmanlı denizcilik tarihi ile ilgili ilk çalışma da Katip Çelebi’ye aittir. Tuftetü’l Kibar fi Esfari’l Bihar 17 yüzyılda yazılmış deniz savaşlarını anlatan önemli bir kaynak kitaptır.. Osmanlı tarihçileri, Osmanlı denizciliği ve deniz tarihi ile ilgili çok da doyurucu bilgiler vermezler. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçtiğimizde denizcilik tarihinin diğer alanlar özellikle kent tarihi kadar revaçta olmadığı dikkatlerden kaçmaz. Kent tarihi çalışmalarının belli başlı belgelerle ve belli kalıplar dahilinde yapılmasının kolaylığı bu alana olan yoğunluğu artırmış olabilir. “Denizcilik tarihi daha çeşitli ve kapsamlı belgeleri ve farklı arşivleri de bilmeyi gerektirir.”[13] Salih Özbaran bu alanın önemli çalışanlarından birisidir. Portekiz arşivlerinde senelerce çalışmış, Osmanlı’nın Akdeniz, Kızıl Deniz ve Hint Okyanusundaki mücadelesini ortaya koymuştur. Onun “Sınırdaki Osmanlı Yemenden Basra’ya”[14] çalışması denizcilik tarihinde Osmanlı arşivleri kadar, Portekiz arşivlerinin de ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bu alanda çalışan bir başka isim, “Bahriyede yapılan Islahat Hareketleri ve Bahriye Nezaretinin Kurulması” doktora teziyle Ali İhsan Gencer’dir. Osmanlı, Venedik, Dobrovnik, İspanya arşivlerinde yıllardır çalışan İdris Bostan, bu alanın en önemli çalışanlarından biridir. Denizcilik tarihinin araştırma ve yöntemlerinin belirlenmesinde etkili ve yetkilidir. Bu alanda yaptığı: “Osmanlı Bahriye Teşkilatı: XVII. Yüzyılda Tersane-i Amire,”[15] “Beylikten İmparatorluğa Osmanlı Denizciliği”[16], “Kürekli ve Yelkenli Osmanlı Gemileri”[17] çalışmaları sahasının en önemli çalışmalarıdır. İdris Bostan, kendi yaptığı çalışmaların yanında denizcilik tarihinde pek çok kişiye yüksek lisans ve doktora yaptırarak denizcilik araştırmalarının tarih çalışmaları içinde yer ednmeine büyük katkı sağlamıştır.[18] İdris Bostan’ın dışında bu alanda çalışma yaptıran çok az tarihçi bulunmaktadır. Bu alanda yapılan çok az tez bunun kanıtır. Doktora düzeyinde iki tez yapılmış olması, bu alanın Türkiye’de pek rağbet görmediğini göstermektedir.[19] Denizcilik araştırmaları, Osmanlı arşivi ve diğer arşiv vesikalarının yanında edebi metinler üzerinden de yürütülmeltedir. Seferlere katılan şair gemicilerin mısralarında katıldıkları seferin izleri bulunmaktadır. Avusturyalı Türkolog Andreas Tietze, XVI. asır divan şairlerden Nigari ile Katibi gibi şairlerin şiirinde denizcilik ile terimlerini incedi.[20] Yukarıda genel hatlarıyla anlatmaya çalıştığımız gibi denizcilik tarihi ile ilgili çalışmalar yeni yeni vucüt bulmaktadır. Bu çalışmalardan birisi de elinizde bulunan Kocaeli tarihi çalışmalarıyla bildiğimiz F.Yavuz Ulugün’ün “Kocaeli ve Çevresi Denizcilik Tarihi” kitabıdır. Meslekten denizci olan ve uzun yıllar Uzak Yol Kaptanlığı yapan Ulugün, yıllardır Kocaeli tarihi ve kültürü ile ilgili çalışmalar yapmaktadır. Kaptan’ın bu çalışmasını diğerlerinden farklı kılansa; kendi mesleğiyle yakından ilgili olması. Diğer şehirler gibi sırtını denize dönmüş bir kentin deniz tarihini yazmak oldukça zordur. Kaynakların yetersizliği, ulaşılamaması, bu alanda bir şeyler yazmak isteyenleri engeller. Ulugün, bütün bu imkansızlıklara rağmen yıllardır topladığı bu şehrin denizcilikle ilgili malzemesini bu kitapta bir araya getirmiş bulunmaktadır. Ulugün’ün kitabı, antik dönem İzmit körfezi ve çevresinin deniz tarihinden başlayıp günümüze kadar gelmektedir. Tersanelerden gemi yapımına, denizcilik tarihini ilgilendirecek konular, gemi resimleri bu kitapta bulunmaktadır. Ulugün’ün Kocaeli ile ilgili pek çok çalışması gibi, bu çalışması da Kocaeli kent tarihi ile ilgili çalışanlar için zengin malzeme barındırmaktadır. *Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Giriş Dostlarıma…… Elinizdeki bu kitabın konusunu belirlememde mesleğim mi yoksa anılarım mı daha ağır bastı diye çok düşündüm. Sanırım yanıtı anılarımdı. Bugün geçmişe doğru baktığımda Halkevi zemin katındaki, hemen önünden denizin başladığı Şehir Restaurant’da ailecek yediğimiz yemekler, sandal sefaları, sabah gün doğumu ya da akşam gün batımına doğru rahmetli babam ve kardeşimle, bazen de dostların katılımı ile kayıkla çıktığımız İzmit Körfezi’ndeki balık avları, tuttuğumuz kovalarca çeşit çeşit balığı komşulara dağıtışımız, bakir Kefken, Kerpe sahillerindeki hafta sonu piknikleri acı bir gülümseme içinde aklıma ilk düşen güzel hatıralar. Anılardan sıyrılıp günün gerçekleri ile yüzleştiğimde ise gördüğüm, tren yolu ve sekiz şeritli D-100 ile denizle ilişkisi koparılmış bir İzmit, kıyıları fabrika ve limanlarla kapatılmış bir İzmit Körfezi, beton yığını sitelerce kaplanmış Kandıra sahilleri. Geveciyan Kardeşler, Mehmet Nazif Tüysüz, Fahri Seyrek, Cemal Turgay ve isimlerini bilemediğimiz ustalara, fotoğrafları ile o günleri saklayıp bu günlere ulaştırdıkları için sonsuz şükran borçluyuz. Şükran borçlu olduğum diğer iki kişi ise gerek önerileri gerekse redaksiyona katkıları nedeniyle Sn. İbrahim Şirin ve Sn. Muhittin Bakan. Onların destekleri olmasaydı bu yapıt oldukça cansız kalırdı. Bir diğer teşekkür de kitabın teknik yükünü üstlenen Sn. Hakan Atmaca’ya. Onun katkıları ile eserin görselliği en üst düzeye taşındı. Son olarak da İzmit Rotary Kulübü Yönetim Kurulu ve üyelerine teşekkür etmek istiyorum. Onların değerli ve gönülden destekleri sayesinde bölgemiz tarihi ile ilgili yeni bir yapıtı ortaya çıkarabildik. Umarım bu eser yalnızca tarihsel bir belge olarak kalmayıp geleceğe yönelik projeksiyonlara da kaynak olur ve bir gün denizle Kocaelililerin yeniden kavuşması yaşanır. Eminim ki gelecekte böylesi güzel anları yaşatacaklar, bize bu günü yaşatanlardan daha iyi anılacaklardır. F. Yavuz ULUGÜN
28 Jul 2009
752
Share Video

5:41
İzmit Evleri ve Tarihini Koruma ve Yaşatma Derneği (İZEYAP), Sivil İnisiyatif Platformu ile birlikte yarın başlanacak kazı öncesi uyarıda bulundu. İZEYAP, kazının bilimsel ve tekniğine uygun yapılmasını istedi. Çukurbağ Kültür Merkezi’nde basın toplantıda; İZEYAP ve ÇEKÜL Vakfı Temsilcisi Numan Gülşah, İzmitliler Derneği Başkanı Alpay Poyraz, İzmit Turizm Derneği Başkanı Soner Kılıç ve MARSİAD Başkanı Bahri Odabaş hazır bulundu. Toplantıda açıklamada bulunan Gülşah, "İl Kültür ve Turizm Müdürü Adnan Zamburkan yarından itibaren Çukurbağ Mahallesi 14-15 numaralı parsellerde kurtarma kazısı yapacaklarını açıkladı. Kazı alanı altında çok önemli bir arkeolojik alan bulunmaktadır. Dünya kültür mirası ve Roma başkenti Nicomedia’nın yönetim merkezini içinde bulunduran bu alanda yapılacak kazı sadece kurtarma kazısı değil, Nicomedia’nın eşsiz arkeolojik eserlerini ortaya çıkarak bir kazı olmalıdır” dedi. Yapılacak kazılar için üniversitedeki uzmanlardan destek alınarak tamamen bilimsel ve tekniğine uygun çalışma yapılması konusunda uyarıda bulunan Gülşah, “Müze yetkilileri bu alanda daha önce ağır iş makineleri ile uygulama yaptı ve çıkarılan eserler tahrip edildi. Bu tarafımızdan tespit edildi. Uygun olmayan taşıma yöntemleri kullanıldı. 1967 yılında muhtemelen Nicomedia devlet sitesinin alınlık yazısı bulunmuştu. Bu alınlığın nerede olduğu bilinmiyor. Bu evin altında da kazı sonrası bu alınlığı taşıyan sütunlar çıkacaktır. Burada kazı yapacak yetkilileri bir kere daha uyarıyoruz. Bu alana ağır iş makinesi sokturmayacağız” şeklinde konuştu. İZEYAP ve Kocaeli ÇEKÜL Vakfı Temsilciliği tarafından yapılan basın açıklamasında konuşan Numan Gülşah, “Kocaeli İl Kültür Müdürü Adnan Zanburkan 1 Temmuz 2009 tarihinden itibaren Çukurbağ Mahallesi 14-15 parsellerde kurtarma kazısı yapacaklarını açıkladı. Bu alan üstünde bulunan ev uygunsuz kişiler tarafından uzun süredir kullanılıyor. Kazı alanı altında çok önemli bir Arkeolojik alan bulunmaktadır. Dünya Kültür mirası ve Roma başkenti Nicomedia nın yönetim merkezini bulunduran bu alanda yapılacak kurtarma kazısı olmak dışında bizlere Nicomedia nın eşsiz arkeolojik eserlerini ortaya çıkaracak bir kazı olmalıdır. Kocaeli müzesindeki Herkül ve Atenan ında aynı yerden çıktığı düşünülürse buradan çok değerli eserler ortaya çıkacaktır. Burada yapılacak bilimsel kazılar için Kocaeli Üniversitesi Arkeoloji bölümünden de yardım alınmalıdır. Kocaeli müzesinin böyle önemli bir kazı için yetersiz kalacağını düşünmekteyiz. Müze yetkililerinin daha önce bu kazı alanında ağır iş makinaları getirerek uygulama yapması mevcut alandan çıkarılan eserlerin tahrip edildiği tarafımızdan tespit edilmiştir, durum böyle olup taşıma yönteminin de hiçte uygun olmayan şekilde yapılması eserlerin tahribatını daha da artırarak eserlere zarar verilmiştir. Bu esnada Kocaeli ve ulusal basında çıkan çarpıcı haberlerde bu uygulamanın ne kadar korkunç boyutlarda olduğunun kanıtlamaktadır. Mevcut kazı alanının bulunduğu yerde 1967 yılın da muhtemelen Nicomedia Devlet sitesinin alınlık yazısı bulunmuştu. Altın yaldızla çevrelenmiş mavi ve kırmızı harflerden oluşan alınlığın bu gün nerede olduğu bilinmemektedir. Bu evin altında yapılacak kazı sonrasında bu alınlığı taşıyan sütunlar çıkacaktır. Yetkilileri bu kadar önemli bir alanda yapılacak kazıda bir kez daha uyarıyoruz. Bu kazının takipçisi olacağız” şeklinde konuştu.
29 Jul 2009
437
Share Video

2:01
Müze Müdürlüğü Çukurbağ’da tekrar işbaşı yaptı Kocaeli Arkeoloji ve Etnografya Müzesi Müdürü İlksen Özbay ve genç arkeologlar, oluşturulan işçi ekipleriyle ekipleriyle birlikte çevre temizlik çalışmalarını başlattılar. Müze Müdürü İlksen Özbay, geçtiğimiz günlerde Kandıra’da izinsiz tarihi eser kazısı yapan ve gözaltına alındıktan sonra 22 kişiden 10’unun tutuklandığı olayda tarihi eserleri değerlendirmek ve devlet adına bilirikişilik görevini yapmak üzere Kandıra’ya hareket etti. Bu konu ile ilgili, İzmit Evleri ve Tarihini Koruma ve Yaşatma Derneği (İZEYAP), Sivil İnisiyatif Platformu ile birlikte kazı öncesi uyarıda bulunmuş ve aşağıdaki açıklamayı yapmıştı; (*******www.metacafe****/watch/3106380/zeyap_zmit_evleri_ve_tarihini_koruma_ve_ya_atma_derne_i_ukurba_kaz_al_mas_bas_n_duyurusu/ ) İzmit Evleri ve Tarihini Koruma ve Yaşatma Derneği (İZEYAP), Sivil İnisiyatif Platformu ile birlikte başlanacak kazı öncesi uyarıda bulundu. İZEYAP, kazının bilimsel ve tekniğine uygun yapılmasını istiyor. Çukurbağ Kültür Merkezi’nde basın toplantıda; İZEYAP ve ÇEKÜL Vakfı Temsilcisi Numan Gülşah, İzmitliler Derneği Başkanı Alpay Poyraz, İzmit Turizm Derneği Başkanı Soner Kılıç ve MARSİAD Başkanı Bahri Odabaş hazır bulundu. Toplantıda açıklamada bulunan Gülşah, "İl Kültür ve Turizm Müdürü Adnan Zamburkan yarından itibaren Çukurbağ Mahallesi 14-15 numaralı parsellerde kurtarma kazısı yapacaklarını açıkladı. Kazı alanı altında çok önemli bir arkeolojik alan bulunmaktadır. Dünya kültür mirası ve Roma başkenti Nicomedia’nın yönetim merkezini içinde bulunduran bu alanda yapılacak kazı sadece kurtarma kazısı değil, Nicomedia’nın eşsiz arkeolojik eserlerini ortaya çıkarak bir kazı olmalıdır” dedi. Yapılacak kazılar için üniversitedeki uzmanlardan destek alınarak tamamen bilimsel ve tekniğine uygun çalışma yapılması konusunda uyarıda bulunan Gülşah, “Müze yetkilileri bu alanda daha önce ağır iş makineleri ile uygulama yaptı ve çıkarılan eserler tahrip edildi. Bu tarafımızdan tespit edildi. Uygun olmayan taşıma yöntemleri kullanıldı. 1967 yılında muhtemelen Nicomedia devlet sitesinin alınlık yazısı bulunmuştu. Bu alınlığın nerede olduğu bilinmiyor. Bu evin altında da kazı sonrası bu alınlığı taşıyan sütunlar çıkacaktır. Burada kazı yapacak yetkilileri bir kere daha uyarıyoruz. Bu alana ağır iş makinesi sokturmayacağız” şeklinde konuştu. İZEYAP ve Kocaeli ÇEKÜL Vakfı Temsilciliği tarafından yapılan basın açıklamasında konuşan Numan Gülşah, “Kocaeli İl Kültür Müdürü Adnan Zanburkan 1 Temmuz 2009 tarihinden itibaren Çukurbağ Mahallesi 14-15 parsellerde kurtarma kazısı yapacaklarını açıkladı. Bu alan üstünde bulunan ev uygunsuz kişiler tarafından uzun süredir kullanılıyor. Kazı alanı altında çok önemli bir Arkeolojik alan bulunmaktadır. Dünya Kültür mirası ve Roma başkenti Nicomedia nın yönetim merkezini bulunduran bu alanda yapılacak kurtarma kazısı olmak dışında bizlere Nicomedia nın eşsiz arkeolojik eserlerini ortaya çıkaracak bir kazı olmalıdır. Kocaeli müzesindeki Herkül ve Atenan ında aynı yerden çıktığı düşünülürse buradan çok değerli eserler ortaya çıkacaktır. Burada yapılacak bilimsel kazılar için Kocaeli Üniversitesi Arkeoloji bölümünden de yardım alınmalıdır. Kocaeli müzesinin böyle önemli bir kazı için yetersiz kalacağını düşünmekteyiz. Müze yetkililerinin daha önce bu kazı alanında ağır iş makinaları getirerek uygulama yapması mevcut alandan çıkarılan eserlerin tahrip edildiği tarafımızdan tespit edilmiştir, durum böyle olup taşıma yönteminin de hiçte uygun olmayan şekilde yapılması eserlerin tahribatını daha da artırarak eserlere zarar verilmiştir. Bu esnada Kocaeli ve ulusal basında çıkan çarpıcı haberlerde bu uygulamanın ne kadar korkunç boyutlarda olduğunun kanıtlamaktadır. Mevcut kazı alanının bulunduğu yerde 1967 yılın da muhtemelen Nicomedia Devlet sitesinin alınlık yazısı bulunmuştu. Altın yaldızla çevrelenmiş mavi ve kırmızı harflerden oluşan alınlığın bu gün nerede olduğu bilinmemektedir. Bu evin altında yapılacak kazı sonrasında bu alınlığı taşıyan sütunlar çıkacaktır. Yetkilileri bu kadar önemli bir alanda yapılacak kazıda bir kez daha uyarıyoruz. Bu kazının takipçisi olacağız” şeklinde konuştu.
31 Jul 2009
809
Share Video

9:24
Alana and Melissa Kaselitz, Principal Founders, Echo Lane talk on Pervasive Data Integrator and salesforce**** integration.
28 Aug 2009
424
Share Video

1:32
suya - manyetik alana - hasara dayandı
14 Sep 2009
171
Share Video

2:03
İNSAN HAKLARI TOPLANTISI ''PLAGIARISM IN TURKEY WITH CEMALL & ERBU AADIL - TÜRKİYE'DE BİLİM SAHTECİLİĞİ BİLİM SAHTECİLİĞİ, TÜRKİYE'de ÜNİVERSİTE SİSTEMİNİN YAZILI OLMAYAN RESMİ POLİTİKASIDIR; HAKSIZ KADROLAŞMADA (DOLAYISIYLA İŞE HAKKEDENLERİN ALINMASINI ENGELLEMEDE), ve İŞİ HAKKEDENLERİN YAPMASINI ENGELLEMEDE, HAKSIZ EKONOMİK ÇIKAR SAĞLAMADA YOĞUN BİR ŞEKİLDE KULLANILMAKTADIR. T KÜÇÜKÖNCÜ, "ÇANAKKALE(ÇOMÜ) YOĞUN BİLİM SAHTECİLİĞİ FAALİYETLERİNİN ÖNÜNDE ENGEL OLARAK GÖRÜLDÜĞÜ" İÇİN 2001'den BERİ YOĞUN İNSAN HAKLARI İHLALLERİNE MARUZ BIRAKILMAKTADIR.'' Yukarıdaki sözler 'T. Küçüköncü' den alınmıştır. Bence Küçüköncü haklı olsa da yukarıdaki alıntının yeraldığı blog ile tanımladığı sorunlar çözümlenmeyecektir. Küçüköncü'nün evlenip soyadını değişip değerli bilim kadınlarının isimlerini, ünvanlarını çalan hocalarından habersiz olduğu da anlaşılıyor. Maalesef, öyle bir problemi internette yazmak sorunu çözeceğine, sorun sahibinin probleminin artmasına neden olmaktadır. Bu isim hırsızları değerli bilim insanlarının hüviyetlerine bürünüp, onların değerli özelliklerini başka insanlara karşı kullanmışlardır. Evlilik yolu ile isim çalan iki farklı kişi şu an devleti dolandırmaktadır. Evlilik yolu ile soyadı çalan bir diğer kişi ise Isviçrede çalışmakta, yaşamakta onları dolandırmaktadır. Bu sorun sadece Türkiyenin değil dünyanın sorunudur. Ben Küçüköncüyü hiç tanımam, ama eğer matematik alanındaki bahsettiği başarıları doğruysa, böyle bir insanın isim hırsızları yüzünden kendine uygun alana yönelememesi, alanından uzaklaştırılması, uygun çalışma ortamından uzaklaştırılması affedilecek, iç sızlatmayacak bir durum değildir. Insanlık için her değerli üstün çalışan beyin bir cevherdir ve ona zarar insanlığa zarardır. Maalesef Türkiye'de üstün zekalı insanlar, herzaman çok sayıda aptalın birleşip yoketmeye çalıştığı hedefler haline gelmiştir. İleri ülkelerde ise üstün zekalı insanlardan faydalanmaya çalışılır. Küçüköncü gibi üstün zekalı bir insanın, binbir zorlukla kendince matematik, kimya denklemlerinin aynısını, eksiksiz bir kağıda geçirme, kopya edebilme (Plaigarism) başarısını gösteren bir insanı başarı değil bilim hırsızı olarak adlandırması geri kalmış birçok ülkede anlaşılacak bir durum değildir. En iyi dergilerde yayınlanmış bazı matematik, fizik, kimya araştırma makalesini alıp aynen bir dergide yayınlamak için bile en az Üniversite düzeyinde eğitim gerekiyor. Pek tabii dünya bilimine ivme veren, mihenk taşlarını oluşturan insanların hiçbiri bilim hırsızı, plaigarist değillerdir; ama, maalesef analar hep üstün zekalı insanlar doğurmuyor. Bilim binalarını plaigarizm yolu ile de olsa seven, ayakta tutan geri kalmış ülke insanlarının bilime hizmeti inkar edilemez. Ama Kucukoncu'nun dediği gibi, bilimi sevenler hep aptal olduğunda o ülkenin insanları bağımsız bilim oluşturamaz, dünya bilimini ileri götüremez. Birde bilimi anlamayıp bilim kitaplarına düşman olanları, tarihte öyle olayları hatırlamalı Kucukoncu. O google blog sayfasında söyledikleri doğru olsada, o sayfanın kaldırılması gerektiği düşüncesindeyim. Türkiye'de binlerce plaigarist insan varken neden sadece onlar suçlanıyor? Adalet herkes için aynı olmalıdır.
9 Nov 2009
168
Share Video

14:32
BizimKöy Engelliler Üretim Merkezi Engellilerin üretim sürecine katılmalarını sağlayarak kendi ekonomik ihtiyaçlarını karşılar duruma gelmeleri ve aynı zamanda ekonomiye de katkıda bulunmalarını sağlamak. İş dünyası ile iletişim ve iş birliği içinde engellilerin sosyal yaşamının ve üretim sürecinin içinde bulunmalarına yardımcı olmak. Projenin Kapsamı Engelli bireylere yönelik, üretim ve sosyal hizmet birimleri oluşturarak mesleki sağlık ve sosyal rehabilitasyon ile istihdam ve eğitim imkanları sağlamak. Proje Hedefleri Herhangi bir mesleği olmayan engelli bireylere meslek edindirmek için mesleki danışmanlık hizmetleri verme. Mesleği olan engellilerin üretim sürecine katılmaları için gerekli fiziksel mekanları oluşturmak ve buralarda çalışmalarını temin etmek. Kocaeli`ndeki engelli çocuklarla ilgili kurumlarla bağlantıların sürekli hale getirilerek bu kurumlardan hizmet görmüş çocukların yetişkinlik dönemlerinde Engelliler Üretim Merkezi`ne katılmalarını sağlamak. Üretim yapan engellilerin, ürettikleri malların pazarlanmasını sağlayacak şekilde "Pazarlama Eğitimi" ne tabii tutularak pazarlama yeteneklerinin geliştirilmesini sağlamak. Engelli bireylerin üretim sürecine katılmalarını sağlamak, böylelikle kendi ekonomik ihtiyaçlarını karşılar duruma getirmek. Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarından, çalışmaları sırasında engelli duruma düşenlerin üretim sürecine katılmaları için gerekli fiziksel mekanları oluşturmak ve buralarda çalışmalarını temin etmek. Engellilerin engellilikleri ile alakalı rehabilitasyon çalışmaları yapmak. Engellilerin engellilikleri dışındaki sağlık sorunlarının iyileştirilmesi için çalışmalar yapmak. PROJE BİLGİLERİ Proje, İzmit Akmeşe Yolu Üzerinde, Karaabdülbaki Köyü sınırları içerisinde , Türk Anneler Derneği ve Millletler Arası Lions Kulübüne ait 72 dönümlük arazi üzerinde kurulmaktadır. İnşaat Alanı............................13.600 m2 Açık Alanı...............................58.400 m2 Kapalı İnşaat Alanı....................5.400 m2 Sosyal ve İdari Bina..................1.250 m2 İş Merkezleri............................4.150 m2 Projenin Toplam Maliyeti.................................................3.000.000 EURO Temin Edilen Hibe Kredi..................................................1.308.000 EURO Projenin Faaliyete Geçebilmesi İçin Gerekli Kredi................1.692.000 EURO İnşaatın Başlama Tarihi.......................01.01.2005 İnşaatın Bitiş Tarihi ............................01.09.2005 Üretim Merkezi Faaliyete Geçmesi........01.11.2005 Kocaelideki Engelli Sayısı...................19.494 Kocaeli deki Engellilik Oranları Fiziksel...........%44 Görme............%12 İşitme.............%7 Konuşma.........%5 Zihinsel...........%13 Birden Çok.......%7 Diğer..............%12 KONFEKSİYON BÖLÜMÜ 600 m² kapalı alana sahip konfeksiyon bölümünde elektronik ve bilgisayar kontrollü 64 adet dikiş makinesi bulunmaktadır. Yıllık 120.000 takım iş elbisesi 1.200.000 adet penye üretim kapasitesine sahip bölümde şu anda fabrikalara iş elbisesi, hastane çalışanlarının kıyafetleri, üniversitelere mezuniyet cübbesi, Merkez bankalarına para torbası üretimi yapılmaktadır. Bu bölümde 55’i engelli toplam 65 kişi istihdam edilmiştir. MANTAR BÖLÜMÜ 500 m² kapalı alana sahip Mantar bölümünde 6 adet üretim odası bulunmaktadır. Üretim kapasitesi 100 ton/ yıl olan bölümde kültür mantarı yetiştirilmektedir. Bu bölümde 12 engelli istihdam edilmiştir. DIŞ MEKAN SÜS BİTKİSİ YETİŞTİRİCİLİĞİ - SERACILIK Bir adet 500 m² kapalı alana sahip cam sera ve 5 adet 1750 m² kapalı alana sahip tünel sera bulunmaktadır. Bu seralarda mevsimlik çiçek ve sebze yetiştiriciliği yapılmaktadır. Bu bölümde 6 engelli istihdam edilmiştir. TAVŞAN YETİŞTİRME ÇİFTLİĞİ 500 m² kapalı alana sahip Tavşan Çiftliği’nde ANGORA, YENİ ZELANDA VE CALIFORNIA cinsi tavşan yetiştirilmektedir. Üniversitelere kobay olarak verildiği gibi yavru olarak petshoplara da satılmaktadır. AÇIK ARAZİ MEYVE VE SEBZE YETİŞTİRİCİLİĞİ 55.000 m² tarım alanında izlenebilir tarım olarak meyve ve sebze yetiştiriciliği yapılmaktadır. 25 dönüm ceviz, 5 dönüm elma, 1 dönüm ahududu, 1 dönüm böğürtlenin yanında, enginar, domates, salatalık, biber, fasulye, patlıcan, kavun, karpuz yetiştirilmektedir. Tüm meyve ve sebzeler damlama sulama istemi ile sulanmaktadır.
10 Nov 2009
664
Share Video

9:45
Created by Vancouver Film School students through the VFS Film Production program: Director: Raylene McEachern Producer: Alana Comeau Director of Photography: Maclean Carlson Editor: Andrew Noon Special Thanks to: Grace Myhre and Tasia Warnke
28 Nov 2009
87
Share Video

1:44
Rita Levi Montalcini - 100 yaşınızı nasıl kutlayacaksınız? - Ah, bu yaşa kadar yaşayıp yaşamayacağımı bilmiyorum, ayrıca kutlamalar da hoşuma gitmiyor. Beni ilgilendiren ve hoşuma giden şeyler, her gün yaptığım şeylerdir.             - Neler yapıyorsunuz? - Afrikalı kızların, okuyup ülkelerinin gelişmesinde rol almaları için burs temin etmeye çalışıyorum. Jaraştırmalarıma ve düşünmeye devam ediyorum.          - Emekliye ayırmadınız mı kendinizi?          - Asla ! Emeklilik beyni harap eder. Bunu yapan bir çok kişi dünyayı terk ettiler, bu beyni öldürür, hasta eder. - Beyniniz nasıl çalışıyor? - Tam 20 yaşımdaki gibi. Arzu ve yeteneklerimde hiçbir fark görmüyorum. Yarın tıbbi bir kongreye katılacağım. - Ama genetik bir sınırı da yok mu bunun? - Hayır. Beynim yakında bir asırlık olacak…, ama henüz yaşlanmadı. Kaçınılmaz olarak vücudumda kırışıklıklar var, ama beynimde değil. - peki nasıl oluyor bu? - Nöronlarla ilgili önemli bir esneklikten yararlanıyoruz: Nöronlar ölmüş olsalar bile, kalanlar görevlerini sürdürebilmek için yeniden organize olurlar, ancak yine de onları uyarmak gerekir. - Bunun olacağını söylemisiniz . - Arzu etmeye devam ediniz, beyninizi faal tutunuz, onu çalıştırınız, bu suretle asla bozulmaz. - Uzun yaşayacak mıyım? - Yaşadığınız yıllardan daha iyi yaşayacaksınız, ve işin ilginç tarafı da bu . Bunun sırrı da meraklı, istekli ve de sevgi ile dolu olmaktır. - Yaptığınız şey ilmi bir araştırma oldu. - Evet, ve de coşkulu olmayı sürdürüyorum. -Siz, sinir sistemi hücrelerinin nasıl geliştiklerini ve bu hücrelerin nasıl yenilendiklerini keşfettiniz.              - Evet, 1942 de. Ben bunu: ‘‘nerve growth factor NGF’’ (yani sinirlerin gelişiminin etkenleri), ve hemen hemen elli yıl kadar, yani keşfimin geçerliliği kabul edilene kadar toplum dışında bırakıldım. Ta ki 1986 yılında Nobel ödülünü alana kadar - 20 li yıllarda genç bir İtalyan kızı olarak nasıl oldu da bir nöroloji alimi olmayı başardınız?              - Çocukluğumdan beri kendimi okumaya verdim. Babam, hep iyi bir evlilik yapmamı, iyi bir eş ve iyi bir anne olmamı istiyordu…ama ben onu dinlemedim . Ona karşı geldim ve okumak istediğimi söyledim… - Babanız buna çok kızdı mı?             - Evet, çünkü kendimi mutlu bir çocuk olarak hissetmiyordum. Kendimi tıpkı küçük yaramaz bir ördek, budala ve bir işe yaramaz olarak kabul ettiğini sanıyordum. Benden büyüklerin hepsi de parlaktılar ve ben aşağılık kompleksine kapılıyordum. - Öyle sanıyorum ki bütün bunlar sizin için bir uyarıcı olmuş. - Evet, ama Afrika da cüzam üzerine araştırmalar yapan Dr. Albert Schweitzer in çalışmaları da beni çok etkiledi. Bende acı çekenlere yardım etmeyi seçtim, zira en büyük hayalim buydu. - İlim alanında…, bunu başardınız.              - Ve bugün de Afrikalı kızların eğitimlerine katkıda bulunmak için çalışıyorum. Hastalıklarla da mücadele ediyoruz, ama İslam ülkelerinde kadınların maruz kaldığı zulüm ile de mücadele etmek zorundayız. - Din, bilimin gelişmesi engelliyor mu? Öğrenmenin önünde bir engel mi teşkil ediyor?             -Evet din, erkek karşısında kadının etkisini yok ediyor,onu bilimin, her türlü gelişmenin dışında tutuyor. -Bir erkeğin beyni ile bir kanın beyni arasında bir fark var mıdır?              - Sadece, salgısal sisteme bağlı heyecanlarla ilgili beyin fonksiyonları bakımından. Ama öğrenme ve bilme yeteneği bakımından hiçbir fark yoktur, yani her ikisi de aynıdır. - Neden hala bilimle uğraşan çok az sayıda kadın var? - Hayır, bu doğru değil ! Erkekler tarafından yapıldığı söylenen ilmi keşiflerin bir çoğunda da kız kardeşlerinin, eşlerinin ve kızlarının katkıları vardır - Bu gerçek mi?              - Kadın zekası kabul edilmiyor ve hep arka planda bırakılıyor. Ama bereket versin ki bu gün, ilmi araştırmalar da erkeklerden daha fazla kadın var: Bunlar Hypatia ‘ nın mirasçılarıdır. - 4 ncü yüzyıldaki bilim kadını Alexandrin…              - Şimdi, eskiden olduğu gibi sokaklarda kadın düşmanı Hıristiyanlar tarafında öldürülmüyoruz. Dünyada bir çok şey değişti artık. - Hiç kimse sizi katletmeyi denemedi mi… - Faşizmin iktidarda olduğu tarihlerde, Mussolini de Hitler’in Yahudi zulmünü taklit etmek istedi…, bir süre saklanmak zorunda kaldım. Ama araştırmalarımı durdurmadım: Yatak odama bir laboratuar kurdum…ve bu sıralarda “apoptosis” yani hücrelerin programlanmış ölümlerini keşfettim.              - Yahudilerde bilim adamı ve entelektüel oranının yüksek olmasını neye bağlıyorsunuz?              - Sürgünler Yahudileri entelektüel çalışmalara yöneltti: Zira düşünce dışında her şey yasaklanabilir. Bilindiği gibi Yahudiler arasında Nobel ödülü kazanmış bir çok kişi vardır. - Nazi çılgınlığını nasıl izah ediyorsunuz?              - Hitler et Mussolini hep kalabalıklara karşı konuştular. Bu durumda, beyni entelektüel faaliyetlerine daima hakim olan heyecan verici bölümü hemen faaliyete geçer. Bunlarda heyecanları sebepsiz de olsa tetiklerler.              - Günümüzde de böyle mi?              - A.B.D. de ki bir çok okulda, halen Evrim Teorisi yerine Yaratılış Teorisinin okutulduğunu sanıyorsunuz? - İdeoloji heyecandır, sebepsizdir.              - Sebep, eksikliğin çocuğudur. Omurgasızlarda her şey programlıdır: mükemmeldirler. Biz hayır! Kusurlu yaratıklar olarak biz, iyi ile kötüyü ayırt etmek için sebeplere,değerlere, ahlaka başvururuz ki bu Darvin teorisinin en uç noktasıdır! - Hiç evlenmediğinizi biliyoruz, çocuğunuz oldu mu? - Hayır. Bene, nörolojinin cangıl ormanlarına girdim . Güzelliliğine hayran kaldım ve bütün zamanımı ona vakfetmeye karar verdim. Bir gün,Alzheimeur’ın, Parkinson’ un, yaşlılığa bağlı bunamanın çaresi bulunacak mı?          - İyileştirmek mi…? Tüm bu hastalıkları durdurmayı, geciktirmeyi ve en aza indirmeyi başaracağız.      - Bu gün en büyük hayaliniz nedir? Bir gün beynimizi tüm kapasiteleri ile tanıyabilmek. -Kendinizi yaramaz bir çocuk olarak hissetmekten ne zaman vazgeçtiniz?             -Henüz limitlerimin bilincindeyim. - Hayatınız boyunca yaptığınız en güzel şey - Başkalarına yardım etmek. - Bu gün 20 yaşında olsaydınız ne yapardınız?              - Aynı şeyleri ! Kendilerine yardım etmeleri için başkalarına yardım et.
13 Dec 2009
343
Share Video

20:20
www.theburquegrid**** is a new medium in media that is going to change how we advertise, promote and network using the internet. By becoming the ultimate source for the city of Albuquerque while debuting as the only website of its kind, The Burque Grid is the arch-type of what complete demographics can be. Special Thanks To DJ Morningstarr for the background music... burque artists [ in no particular order ]> studios> Bleeding Eardrum Sight 16 Shepherd Third Eye slam > Hakim Bellamy labels > DSBP Socyer Mom Records Mixed Breed Hound Kitchen Sink Studios Skull Control New Earth Records Mysteria Records Native Soul Recordings Salty Attic Records producers > Adrack Open Circuit Recordings Physics Truth505 Merjeh Lady Processor TuMan Productions Bareskin Productions Da Illest Beat ear nest MousyLocoBeats Technoid G Loc Bitrate vocalists > April Zamora Say Wut Soaked In Soul Elisen Graham Gilbert Sanchez Zack Freeman Shantal Music Lucy Lane ABQ Entertainment Groups > Xicano Music Distribution Crazy Entertainment Redrock Promotions Get Dwn Entertainment Code Red Entertainment Groups > 2bers Element37 Ridic Iron Chiwawa Blaxicans Burque Style Black Guys Mantis Fist Young Edward Garry BlackChild & The Kung Fu Grip Emanuel Judah Steff Chanat & Friends Phocus Mile High Yoga Masters Jimmy & Friends Zoology Cultura Fuerte John Thayer & Hungry Mungry Get Dwn Entertainment Manchromatic Old Lady Puttin Headz Out KEEPS 5 pantaloof Gogh Da Bruddah Project Full(y)blown Peoples Republic Inner City Circle Crew The Headlights emcees > Cas Uno Verse Speed One Perish One Tuscanooga AKA Grim Bleeding Eardrum Reno Brown Lil Rich Yoruba AKA Dr. Moreu Casual One Ill-a-str8ed EmergeX Joey B Dahhm Life Estilo Nick Fury The Lyrical Gunslinger Akward Actwrite Nate Nuke-em Safari Zanabarr Yung Bizzle Lumpz One Mateo Music Prestige Big J Illist KevLee ShubRock Snooks Young Unique Essex Model Citizens Creep Krazy Tunez Wake Self DiVerse deejays > Denise Rev Mitten De Rok Records DJ Seismic DJ Noble Beufie Zaint Justin George Kairo Sun tha Outaspace 1 Lank Morningstar DJ Audiyo Mr. Mittens Jimi B DJ Wataso J Bowra DJ Roc DJ Chopped Mr Marvel DJ Flo-Fader Dee Jay Clout Wae Fonkey DJ Quico Justin Obrien DJ B12 Shebby Frescoe DJ Kayote Crystalynn DJ Sez DJ Justin Credible musicians > Aaron Hamre Aaron Stuedi Aimee Hoyt Alan George Ledergerber Alana Grier Anton Chico Asimo Banu Noor Brain Botkiller Cole Mitchell Corey Allison Music Cynical Bird Danny The Harp David Wheeler Dominic Cagliostro Eva Ave Fast Heart Mart Hot Rod Rodriquez Jenny Gamble Music Joe Mancuso Joy Harjo Kimo Leah Black Mark E Moon Megan White Rich Krueger Richard DeMello Ryan McGarvey Shane Wallin The Real Matt Jones Veery bands > Left Unsaid The Dirty Novels The Foxx Deadmary Hit By A Bus The Kroniic Obsession Feels Like Sunday Simple Below The Sound The Giranimals Your Name In Lights Soular The Oktober People The Hollis Wake Weapons Of Mass Destruction Elu Old Man Shattered The Build Mystic Vision Nosotros Diverje Torture Victim The Big Spank Requim Mas Caustic Lye The Ground Beneath Holiday Sail Vertigo Venus The Legend 0f Old Beans Dead On Point Five Sabertooth Cavity Ya Ya Boom Five Minute Sin The Saltine Ramblers The Fire Season A Man About A Horse Frostbite Alchemical Burn FGF Cherry Tempo La Junta Potty Mouth Sherrys Anesthesia Of God and Science Concepto Tambor ColdSnap Excruciation The World On Fyre Pan!c Rivet Gang Left Brain Sleestaks Crazyfool Winterlock PurpleTraitor Pontius Violet Tijerina Trilobite Eric Mcfadden Green Street Elit TwoThirtySeven Black Tie Canyonlands 2.0 Easier Sais Than Done Open Day Mammel Eggs We Were Born As Ghost The Rudy Boy Experiment Back By October Ends In Tragedy Coke Is Better With Bourbon One Foundation The Old Main The Fertile Crescent Shadowsreach The Kingdom Scream Machine Scendence The Porter Draw Blinddryve Slik 50 Naked Otis Eve Of An End Leeches of Lore Scarless Bellemah Transfiction The Hammocks Blackwater Draw Zoltan Orkester The Unborn Soul Griffs Vault Juntos Unidos Hustlers Native Roots Distances Mucho Buddha Braillist Saving Damsels The Memphis P. Tails Laughing Dog Man Born Blind Missing Stateside Grupo La Zorra The Athelights Marsupious Civitas Unknown Stimulus Catfish Hunter Animals In The Dark Some Peoples Children The Plastic Indians Jeff Commissaris Mesa Suns Calle 66 Grand Canyon Undiscovered Severkill Ambryzette The Desert Thrash Brothers Cryptik Tonsils Beer Joint Baritones The Bosque Kings Bat Wings For Lab Rats Whispers of October Full Speed Veronica CLICKCLICKBANG Stereogeist Dust City Opera Tarsier Dread 80 Proof Piss The Gatheres Look Mom No Hands Shot By The Breeze Contortion Of Reality entertainment groups > Xicano Music Distribution Crazy Entertainment Redrock Promotions Get Dwn Entertainment Code Red Entertainment
29 Apr 2010
607
Share Video

2:03:43
Tracklist: 01. Shik Stylko featuring Tyree Cooper - Groove You Out Tonight (Brian Tappert & Grant Nelson's Soulcity Edit) 02. Kwality Kontrol featuring Alana Bidgewater - Don't Stop (Rob Hayes Remix) 03. Dennis Ferrer - Church Lady (Rocco Late Night Mix) 04. Quentin Harris & Inaya Day - Do The Right Thing (Extended Mix) 05. Deep Grounder featuring Virag - Stand Up (Panevino Remix) 06. Deep Grounder featuring Virag - Stand Up (Panevino Dub) 07. Bionik Phunk - In My Head (Soul Buddha Shuffle Mix) 08. Lissat & Voltaxx - It's Not Over (Original Club Mix) 09. Plastik Funk featuring Irma Derby - Round And Round (Original Mix) 10. Faz featuring V. Ducros - Someday (Faz Phillys Flavour Vocal Mix) 11. Praise Cats featuring Andrea Love - Love Is The Key (Original Mix) 12. Michael Mendoza featuring I-Fan - Be Without You (Hardsoul Reconstruction) 13. DJ Chus & David Penn presents Soulground featuring Concha Buika - We Play House (Original Stereo Mix) 14. Hardrive 2000 featuring Lynae - Never Forget (When You Touch Me) (Original Club Mix) 15. Todd Terry & Darryl James - Believe (Tee's Edit) 16. Random Soul & Seminal Grooves - Searchin (Original Mix) 17. Tony Vass - Fly Me Higher (Richard Earnshaw Classic Vocal Mix) 18. Nicki Richards - Why You Wanna Hurt Me So Bad (Eric Kupper's Groove Mix) 19. DJ Dealer featuring Inaya Day - My All (Aphrodisiax Vox Mix) 20. Filin Brake & David Maranello - Black Magic Pearl (David Maranello Remix)
3 Jul 2010
1122
Share Video

0:44
Find your inner sexy mom! Get helpful and healthy relationship advice in this free video on being a secure, sexy mom. Expert: Alana Pratt Contact: www.alanapratt**** Bio: Alana Pratt is the Host of the radio show How Mama Got Her Groove Back and is the gifted interviewer for the new, revolutionary program just for moms called Sexy Mom Talks. Filmmaker: Nili Nathan
3 Nov 2010
291
Share Video

2:12
Transcript by Newsy**** BY ALANA YOUNG You're watching multisource US video news analysis from Newsy. Senate Democrats said “no” to Republican efforts to repeal the nation’s mandatory healthcare law. By a margin of four votes, the repeal was split along party lines. Although the repeal was shot down, Republicans are celebrating a moral victory, and say they are pleased they kept their campaign promise to voters. In a statement issued Wednesday, House speaker John Boehner says-- “The need for repeal continues to become more clear, whether it’s in the courts or the court of public opinion...The debate has just begun.” The question remains: what will Republicans do now? The Boston Globe reports Republicans will shift their focus to specific areas within the healthcare law, instead of replacing the entire legislation. “Republicans are now forced to shift strategies and attack targeted sections of the health care law, seeking to dismantle it one piece at a time. In doing so, they will seek to keep the issue in the forefront of public debate well into the next election cycle.” Keeping the healthcare debate in the forefront of American politics seems to be the key for the Republicans. But one anchor on CNN asks -- with the effort failed in the Senate -- is it a waste of time? “Even though all 47 Republicans voted for repeal, not one Democrat crossed party lines to scrap health care law. A big majority of senators did agree to get rid of one part of the law that would have burdened with extra paperwork, but the rest of what opponents call Obamacare still stands.” Forcing 2012 Democratic re-election candidates to pick a side on the health care law was one small step in a larger vision Republicans have for 2012. In an interview on Fox News, GOP Senator Lamar Alexander says reviving the debate was the key in this legislation. MEGYN KELLY: “I can see politically how this is going to play out, because, you’ve got some of these Democrats who are going to vote against repeal, then they have to run for re-election, and if they’re in a district that favors repeal, that could come back to haunt them.” SEN. LAMAR ALEXANDER (R-TN): “...this gives us a chance to renew the issue and remind people why we were right when we said premiums will go up, you may lose your insurance, your medicare will be cut...” So far, the courts seem split on the matter -- with federal district judges from Florida and Virginia ruling the individual mandate in the health care law unconstitutional -- but two federal judges upholding the law. Get more multisource video news analysis from Newsy.
5 Feb 2011
217
Share Video

2:30
BY ALANA YOUNG ANCHOR JENNY MECKLES “...utterly unacceptable” (Fox Business) “...a cop out. It’s a new low in political cowardice.” (Bloomberg) “...I’m pretty disappointed in it ... Its a brutal attack, really...” (Democracy Now!) Everyone seems to be really fired up about President Barack Obama’s new budget proposal for 2012. And depending on who you listen to or watch -- the vitriol is quick off the tongue. The drama over proposed spending cuts has turned an otherwise pretty boring topic -- The Federal Budget -- into something that’s got folks fired up... Check out the headlines -- “One Chart to Rule Them All: the Obama Budget Apocalypse” (Doug Ross Journal) “Obama To The Next Generation: Screw You, Suckers” (The Atlantic) “Barack Obama's Budget For 2012: A Complete And Total Joke” (The Economic Collapse) -- and that’s just scratching the surface. It’s clear: critics on the left and right aren’t sparing the Commander in Chief any punches. A writer for The Atlantic says, if you voted for Mr. Obama, he just screwed you over. “...this president is too weak, too cautious, too beholden to politics over policy to lead … Like his State of the Union, this budget is good short term politics but such a massive pile of fiscal BS it makes it perfectly clear that Obama is kicking this vital issue down the road.” The Economic Collapse blog agrees, and calls the president’s budget “a great work of fiction”. “Is Barack Obama trying to play a joke on all of us? The budget that the Obama administration has submitted for fiscal 2012 is so out of touch with reality that it may as well be a budget for ‘Narnia’, ‘Fantasy Island’, ‘Atlantis’ or some other mythical land.” And the editorial page for the Washington Times says... “...Who does President Obama think he’s kidding? Mr. Obama‘s new budget is the latest installment in a series of proposals featuring flawed estimates based on unrealistic economic assumptions. It should be considered dead on arrival.” But not everyone is blasting Mr. Obama. On Fox News, Democratic Representative Xavier Becerra believes the President’s budget proposal takes the drastic measures needed for the economy. “...if you take a look at the President’s budget proposal, he took a lot of what the deficit commission recommended...what the President is saying is that we need to make tough choices. He’s making significant cuts in our direct spending, and he’s making significant cuts in our tax spending.” And Bill Galston, former policy advisor to President Clinton tells the Huffington Post the budget is the key to “winning the future”. “I think this budget is evidence that the President meant it in the State of the Union when he talked about a new emphasis on investing in the future...” So will anyone be happy with the budget? Should they be? Transcript by Newsy.
19 Feb 2011
204
Share Video