Results for: esky Search Results
Family Filter:
1:50
Hem Öğren Hem Çocuğuna Öğret aykut İlter Aykut Öğretmen blok Flüt Nedir? flüt, Tarih Yolculuğuna 4500 Yıl Önce Çin’den Başlamış Ve ‘bambu Flütü’ Olarak İlk Adını Almıştır. Bambu Kamışlarından Oyularak Elde Edilen Perde Sistemleri Ve Ağızlık (üfleme Deliği) İle Bambu Flütleri Basit Bir Yapıya Sahiptir. Toplam 8 Delikten Oluşan Bu Flütlerde, Üfleme Deliği Olan İlk Delik, Flüte Yumuşak Ve Derin Bir Tını Veren Çok İnce Zarla Kaplanmıştır. İkinci Delikten İtibaren 6 Ses Deliği Bulunmaktadır. Aynı Ses Sisteminde 8 Delikli Flütler Yaklaşık 7000 Yıl Önce Kemikten İmal Edilmiştir. M.ö 1.yüzyılda ‘hengcui’ Adı Verilen Flütler, Nefesli Ve Vurmalı Sazlar Arasında Önemli Bir Yere Sahiptir. 7.yüzyılda Ses Sistemine Bir Zarlanmış Delik Daha İlave Edilerek İcra Edilen Flütler, 10.yüzyılda Song İmparatorluğu Döneminde Şiirli, Edebi Okumalara Eşlik Etmiş, Yuan Hanedanlığı Döneminde Artık Operaların Gelişim Sürecinde Bugünkü Vazgeçilmez Yerlerini Almışlardır. Bu Dönemde Flütler Çin’in Kuzey Bölgesinde Bulunan Gruba Ait Olan Bangdi Ve Yangtze Nehrinin Güney Kısmındaki Gruba Ait Olan Qudi Flütleri Olarak İkiye Ayrılmıştır. Bangdi Ve Qudi Flütlerinde Berraklık, Yükseklik Ve Açıklık Bakımından Tınısal Farklılıklar Vardır. Çok Geniş Ses Rengi Ve İfade Gücü Olan Bu Flütler, Yumuşak Tonlarla Duygusal, Romantik Eserler İcra Ederken Aynı Zamanda Lirik, Neşeli, Coşkulu Tınılara Da Başarılı Şekilde Hakimdir. Flütün Bir Başka Anavatanı Da Yunan Uygarlığına Ait Olduğu Bilinen Pan Flüttür. tarihi Bulgulara Göre ‘ilk’ Flütü Çalan Tanrıça Athena’dır. Athena, Eldere Şehrinde (yunanca: Aulutrene) Bulunan Göldeki Sazlardan Flütü Kendi Elleriyle Yapmıştır. Eldere Şehri, Bugün Ege Bölgemizdeki Afyonkarahisar İlinin Dinar İlçesindeki Kazılarda Bulunmuştur. Mitolojik Efsaneye Göre; Tanrıça Athena Flütü İcra Ederken, Sudaki Yansımasında Yanaklarının Şiştiğini Görünce Kendinden Tiksinerek, Aleti Yok Eder. Uğruna Tanrıların Savaştığı, Kanların Aktığı Tanrıça Athena’nın Flütü Anısına Eldere Şehrinin Adı Flüt Çeşmesi (aulukrene) Olarak Değiştirilir. Asya Türk Kültüründe De Doğu Türkistan’da Yapılan Kazılarda M.ö İkinci Ve Üçüncü Bin Yıllarında Türklerin De Flüt Kullandığı Belirlenmiştir. Flütün, Avrupa’ya Gelişi 12.yüzyılda Almancanın Hakim Olduğu Bölgelerde Ve İlk Olarak Askeri Bandolarda Kullanılmıştır. 17.yüzyılda Klasik Batı Müziği İcralarına Ve Oda Müziğine Girişinin Ardından ‘alman Flütü’ Olarak Anılmıştır. Altı Delikli Olarak Kullanılan Flütler, 1600 Yıllarının Sonunda 3 Ayrı Blok Olarak Tasarlanarak, Birbirine Eklenmesiyle İcra Edilmiştir. 1800 Yıllarında 4 Tuşlu Flütler Sık Kullanılmış, 8 Tuşlu Flütler De O Dönemlerde Geliştirilmiştir. günümüzde Metalden Yapılan Ve Yatay Olarak Tutulup İcra Edilen Flütlerde, Gövdenin En Başındaki Deliğe Konulan Oval Ağızlık Yardımıyla Üflenme Sağlanarak, Aynı Anda Gövde Üzerinde Bulunan Tuşlara Basılması Suretiyle Tınılar Elde Edilmektedir. Bir Çok Orkestranın Nefesli Gruplarında Ya Da Solist Enstrüman Olarak İcra Edilen Flütler, Soprano Seslere Sahiptir. Do Flütler, Orkestralarda En Çok Tercih Edilen Akortta, 3 Oktav Ses Genişliğine Sahiptirler. Piccolo, Alto Ve Bas Flütler Olarak Ta Farklı Akortlarda Çeşitlenmektedir. Bugün Kullanılan 13 Veya Daha Fazla Delikli, Tuşlu Bohemia Flütler En Popüler Markalar Arasındadır. 19.yüzyıl Klasik Müzik Bestecilerinin Ve Yarattığı Eserlerin Sanatsal Açıdan Zirve Yaptığı Bir Çağın Başlangıcıdır. Ünlü Alman Flüt Sanatçısı Tehobald Boehm, Sanatının Doruğuna Geldiği Dönemde, Flütte Ses Sistemlerini Oluşturan Mekaniklerin Çağın Eserlerini İcra Etmedeki Yetersizliğini Görerek, Modern Flütü Geliştirmiştir. Flüt Üzerinde Bulunan Ses Deliklerinin İstenen Entonasyonda Ve Akustikte Tınlaması İçin Sabit Aralıkta Duran Kapakçıklar Yaparak, Gövdeye Eklemiştir. Ses Deliklerini Parmaklarıyla Açıp Kapamak Yerine Miller, Yaylar Ve Keçe Destekleriyle Mekanize Edilmiş Metal Kapaklarla, Flüt İcracısını Tınıları Daha İyi Kontrol Edebilme Yetisine Sahip Duruma Getirmiştir. flütler, Kullanılmaya Başladığı Çağdan Bu Yana Orkestra, Bando Gibi Çeşitli Müzik Topluluklarının Solist Çalgısı Olmuştur. İlk Zamanlarında Abanoz Ağacından Yapılan Ve Günümüzde Ağaç Malzemeden Çok Nadir Olarak Kullanılan Flütler, Bakır, Gümüş, Krom Gibi Paslanmaz Alaşımlardan Gümüş Ya Da Altın Rengi İmal Edilmektedir. En Kıymetli Flütler, Hakiki Altın Ve Gümüşten Yapılmaktadır. 17.yüzyıldan Günümüze 3 Ayrı Blok Olarak Tasarlanıp Kullanılan Flüt, Baş, Gövde Ve Kuyruk Olmak Üzere Ayrılır. Flütün Baş Bölümünde Bulunan Oval Ağızlıklı Üfleme Deliği, İcracının Alt Dudağına Yaslanarak, Üflenir. Sağ Omuza Doğru Uzanan Çalgı, Hafif Yere Doğru Tutulur. Sol El Ağızlığa Yakın Tarafta, Sağ El İse Kuyruk Kısmındaki Delikler Üzerinden Bulunan Kapaklara Basılır. Günümüzde Metal Olarak Kullanıldığı Halde Müzik Literatüründe Tahta Çalgılar Grubunda Sayılırlar. Diğer Metal Nefesli Enstrümanlardan Farkı Metal Olduğu Halde, Diğer Tahta Nefesli Çalgılarla İyi Uyum Sağlamaktadır. Ancak Tahta Flütler Kadar Yumuşak, Tatlı Ve Dolgun Bir Tınıya Sahip Olmasa Da Metal Flütlerde İnce (tiz) Seslerde Daha Sağlam Ve Daha Kolay Performans Sağlanır. Flüt Notaları Sol Anahtarı Üzerinde Yazılır Ve İcra Edilir. Üç Oktavlık Ses Genişliğine Sahip Flütlerle, Kromatik Ve Diyatonik Sesler Elde Edilir. En Tizde Bulunan Son 3 Ses Rahatsız Edici Olduğundan Solo İcralarda Kullanılmaz, Sadece Orkestra İçerisinde Hep Birlikte Çalındığı Kısımlarda İcra Edilebilirler. Tahta Nefesli Çalgıların Çeşitli Tonlarda Tınlama Bölgeleri Bulunmaktadır. Kalın, Orta Ve İnce Ses Bölgeleriyle Tını Ayrımları Çok İyi Bir Dinleyici Kulağı Tarafından Ayrıştırılır. Kalın Sesler Kadifemsi, Yumuşak Ve Havalıdır. Sololarda En Etkileyici Performanslar Bu Tınılar Arasında Duyulur. Ancak Kalın Seslerin İcrası Esnasında Orkestradaki Enstrümanların Sesleri Biraz Geriye Çekilerek Orkestralama Yapılır. Aksi Takdirde Kalın Seslerde Flütün Tınıları Zayıf Olduğundan Diğer Orkestra Elemanları Tarafından Perdelenir. Flütün Orta Ses Bölgesi En Güzel Flüt Sololarının Yazıldığı Birinci Ve İkinci Oktav İçerisindeki La Sesleri Arasındaki Tonlardır. Bu Bölgedeki Sesler Son Derece Tatlı Ve Akıcıdır. Dinleyeni Yemyeşil Kırların, Kuş Cıvıltılarının Ve En Güzel Doğanın Büyüleyici Huzuruna Kavuşturur. Flütteki İnce Ses Bölgesi İse; İkinci Oktavda Bulunan La Sesinin Üzerindeki Tonlardır. Sesler Oldukça Gür Ve Parlaktır. Yine Ezgiler Huzur Ve Sükunet Vericidir. Bestecilerin Bu Tonlarda Kullandığı Flüt Çeşidi İse Piccolo Flüttür. flüt, Bir Orkestranın Solist Çalgısı Olarak Eser İçinde Cantabile Yani Şarkı Söyleyen Pasajlardan, En Hızlı Bölümlere Kadar Görevler Alır. Doğayı Yansıtan (pastoral), Buğulu, Duygusal Ezgileri Orta Seslerinde, Kuş Cıvıltılarını Andıran, Neşeli, Çocuksu Melodiler İse İnce Ses Bölgeleri İçin Yazılır. Armonik Alt Yapılarda Uzun Ses Tutarak Ya Da Eşlik Yaparak Önemli Bir Uyuşma Ve Kaynaşma Sağlar. Orkestra Eserlerinin Tutti (hep Beraber) Çalınan Kısımlarında Ana Melodiyi Kemanlarla Ya Da Kemanlardan Bir Oktav Tiz Olabilecek Şekilde Çalarak Eserde Zenginlik Oluştururlar. Çalamayacağı Çok Az Eser Olan Bu Kıvrak Ve Marifetli Çalgı Diyatonik Ve Kromatik Ezgileri, Arpejleri, Çok Aralıklı Ve Görkemli Pasajları Bağlı Ve Dilli Çalma Üsluplarıyla Başarılı Şekilde İcra Eder. Stakato (staccato.it), Tremolo, Tril, Grupetto Gibi Teknikler De Yine Flütte Mükemmel Şekilde İcra Edilir. Flütte, Kreşendo (sesin Gitgide Artması) Ve Dekreşendo (sesin Giderek Azalması) Yapma Olanağı Hiç Yok Denecek Kadar Azdır. Hatta Çok İnce Tonlarda İcra Esnasında, İcracının Fazla Nefes Harcaması Gerektiğinden Dolayı Flüt Partisyonlarındaki Cümle Yapıları İcracıya Nefes Aldıracak Ve Parçaların Cümle Bütünlüğünü Bozmayacak Şekilde Ayarlanır. blokflüt Özellikle Eğitim Amaçlı Olarak Yaygın Şekilde Kullanılan Ağaç Üflemeli Bir Çalgı. Yan Flütten Ayırt Etmek İçin Düz Flüt De Denir. blokflüt Genellikle Plastik Veya Ağaçtan, Bazen De Fildişinden Yapılır.yedisi Üstte,biri Altta Olmak Üzere Sekiz Deliği Vardır. Ses Alanı Yaklaşık İki Oktavdır,ancak Usta Bir Çalıcı Kromatik Olarak İki Oktav Ve Bir Beşliye Çıkabilir.başlıca Çeşitleri, Sopranino,soprano, Alto, Tenor Ve Bas Blokflüttür. Bunlardan Soprano Do Blokflüt Okullarda Müzik Eğitiminde Kullanılmaktadır. ortaçağ’ın Başlarından Beri Avrupa’da Sevilen Bir Çalgı Olan Blokflütün Günümüzdekilere Benzeyen Örnekleri 15. Yüzyılın Başlarında Ortaya Çıktı. 16. Ve 17. Yüzyıllarda İyice Yaygınlık Kazanan Çalgının Ses Genişliği Üzerinde Yapılan Değişikliklerle İki Oktava Ulaştı Ve İki Yüzyıl Boyunca Rönesans Ve Barok Müziğinde Önemli Yer Tuttu. Bach, Vivaldi, Händel, Corelli, Monteverdi, Sammartini, Gluck Gibi Besteciler Blokflüt İçin Eserler Yazdılar. 1750 Lerden Sonra Blokflüt Eski Önemini Yitirerek Yerini Klasik Ve Romantik Dönemlerin İhtiyaçlarına Cevap Verebilen,ifade Gücü Daha Yüksek Ve Kapsamlı Bir Çalgı Olan Yan Flüte Bıraktı. 20. Yüzyıl Başlarında Blokflüt Yapımcısı Ve Virtüözü Bir İngiliz Olan Arnold Dolmetsch Enstrümanı Yeniden Canlandırdı. Günümüzde, Öğrenmesinin Kolay Olması, Küçük Çocukların Da Çalabilmesi, Pahalı Olmaması, Kolayca Taşınabilmesi, Özellikle Plastik Blokflütlerin Fazla Bakım Gerektirmemesi, Solo Ve Topluluk Müzikleri İçin Uygun Olması, Geniş Bir Repertuvarının Olması Gibi Nedenlerle Okullarda Eğitim Amaçlı Olarak Kullanılmaktadır. Ayrıca Herkesin Zevkle Çalabileceği Bir Enstrümandır. blok flüt, flüt, fulut, ailesi, nota yerleri, şarkısı, notaları, dil vuruş, çalınış, tekniği, yamaha, helvacı oğlu
10 Jul 2013
266
Share Video

3:53
HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET İsmail Erdoğan İsmail Öğretmen Topkapı DOğa KOleji Aykut ilter Aykut Öğretmen James Bond 007, Ian Fleming tarafından 1952'de yaratılan hayalî bir İngiliz ajan karakteridir. Fleming, 1964 yılında ölünceye dek bu karakter etrafında birçok roman ve küçük hikâyeler yazmıştır. Takibindeki James Bond hikâyeleri; Kingley Amis, John Pearson, John Gardner, Raymond Benson ve Charlie Higson James Bond hikâyelerini yazmaya devam etmiştir. Christopher Wood da; eski romanları kullanarak 2 senaryo yazmıştır. Romanları da ünlü olmasına rağmen; James Bond EON Productions film serisi sayesinde tanınmıştır. 2012 itibari ile 23 film çekilmiş, 2 adet bağımsız olarak çekilmiş ve 1 film de Amerikan televizyonlarında yayımlanmıştır. 1975'e kadar prodüktörü; Albert R. Broccoli ve Harry Saltzman iken; Brocolli 1975'den sonra tek prodüktörü olmuştur. 1995 yılından itibaren de kızı Barbara Broccoli ve damadı Michael G. Wilson prodüktörlüğüne devam etmiştir. Bond aynı zamanda dünyanın en uzun serili filmi olma özelliğinede sahiptir! James Bond'un film ve romanlarda ziyaret ettiği ABD eyaletleri. Şu ana kadar 6 aktör James Bond serilerinde görev yapmıştır. Bunlar: Sean Connery (1962–67/ 1971) George Lazenby (1969), Roger Moore (1973–85), Timothy Dalton (1987–89), Pierce Brosnan (1995–2002), Daniel Craig (2006–halen). Konu başlıkları [gizle] 1 James Bond filmlerinin sinema'daki hasılatları 2 Notlar 3 Kaynakça 4 Dış bağlantılar James Bond filmlerinin sinema'daki hasılatları[değiştir] No. İsmi Yılı James Bond Yönetmen Amerika Gişe Gelirleri Toplam Gişe Gelirleri Toplam İzleyen Sayısı Bütçesi 1 Dr. No 1962 Sean Connery Terence Young $16,100,000 $59,600,000 72.1 million $1,000,000 2 Rusya'dan Sevgilerle 1963 Sean Connery Terence Young $24,800,000 $78,900,000 95.3 million $2,500,000 3 Altın Parmak 1964 Sean Connery Guy Hamilton $51,100,000 $124,900,000 130.1 million $3,500,000 4 Yıldırım Harekatı 1965 Sean Connery Terence Young $63,600,000 $141,200,000 166 million $11,000,000 5 İnsan İki Kere Yaşar 1967 Sean Connery Lewis Gilbert $43,100,000 $111,600,000 81.7 million $9,500,000 6 Casino Royale 1967 David Niven Val Guest, Ken Hughes 7 Kraliçenin Hizmetinde 1969 George Lazenby Peter R. Hunt $22,800,000 $87,400,000 62.4 million $7,000,000 8 Ölümsüz Elmaslar 1971 Sean Connery Guy Hamilton $43,800,000 $116,000,000 70.3 million $7,200,000 9 Yaşamak İçin Öldür 1973 Roger Moore Guy Hamilton $35,400,000 $161,800,000 91.6 million $7,000,000 10 Altın Tabancalı Adam 1974 Roger Moore Guy Hamilton $21,000,000 $97,600,000 51.6 million $7,000,000 11 Beni Seven Casus 1977 Roger Moore Lewis Gilbert $46,800,000 $187,300,000 84.0 million $14,000,000 12 Ay Harekatı 1979 Roger Moore Lewis Gilbert $70,300,000 $210,300,000 85.1 million $34,000,000 13 Yalnız Senin Gözlerin İçin 1981 Roger Moore John Glen $54,800,000 $202,800,000 72.9 million $28,000,000 14 Ahtapot 1983 Roger Moore John Glen $67,900,000 $187,500,000 59.5 million $27,500,000 15 Asla Asla Deme 1983 Sean Connery Irvin Kershner $36,000,000 16 Bir Cinayete Bakış 1985 Roger Moore John Glen $50,700,000 $157,800,000 44.5 million $30,000,000 17 Yaşayan Gün Işıkları 1987 Timothy Dalton John Glen $51,200,000 $191,200,000 48.9 million $40,000,000 18 Öldürme Yetkisi 1989 Timothy Dalton John Glen $34,700,000 $156,200,000 39.1 million $42,000,000 19 Altın Göz 1995 Pierce Brosnan Martin Campbell $106,400,000 $353,400,000 81.2 million $60,000,000 20 Yarın Asla Ölmez 1997 Pierce Brosnan Roger Spottiswoode $125,300,000 $346,600,000 75.5 million $110,000,000 21 Dünya Yetmez 1999 Pierce Brosnan Michael Apted $126,900,000 $390,000,000 77.1 million $135,000,000 22 Başka Gün Öl 2002 Pierce Brosnan Lee Tamahori $160,900,000 $456,000,000 78.6 million $142,000,000 23 Casino Royale 2006 Daniel Craig Martin Campbell $80,833,156 $593,800,000 $150,000,000 24 Quantum of Solace 2008 Daniel Craig Marc Forster 25 Skyfall 2012 Daniel Craig Sam Mendes Toplam Filmler 1-24 $1,217,600,000 $4,318,000,000 1,567,500,000 $796,200,000 Notlar[değiştir] En fazla sayıda James Bond filminde aynı rolü üstlenmiş oyuncu Desmond Llewelyn'dir. Kendisi tam 17 James bond filminde Q rolündeydi. Yalnız Llewelyn'in ilk yer aldığı film olan Rusya'dan Sevgilerle'de (1963) Q 'nun filmdeki adı Major Boothroyd 'du. Desmond Llewelyn'in Q 'yu son canlandırdığı film ise Dünya Yetmez'dir (1999). Llewelyn o yıl hayata veda etmişti.[1] James Bond'un isim hakkını elinde tutan EON Productions'ın yaptığı 22 James Bond filmi dışında ortaya çıkan yasal boşluklardan yararlanılarak yapılmış 2 James Bond sinema filmi daha vardır. Bunlar Bond'u David Niven'ın oynadığı Casino Royale (film, 1967) ve yine ilk Bond Sean Connery'nin rol aldığı Asla Asla Deme'dır. (1983) [2] Sinema için çekilmiş toplam 24 (22+2) James Bond Filminde ajan 007'yi en çok canlandırmış olan aktörler sırasıyla şöyledir; Sean Connery (7 film (6+1)), Roger Moore (7 film), Pierce Brosnan (4 film), Daniel Craig (3 film), Timothy Dalton (2 film), George Lazenby (1 film), David Niven (0+1 film) dir.[2] Kaynakça[değiştir] ^ http://www.imdb.com/name/nm0005155/ ^ a b http://en.wikipedia.org/wiki/James_Bond#Adaptations Dış bağlantılar[değiştir] James Bond Resmi Sayfaları Ian Fleming Publications Resmi Sayfaları Young Bond Resmi Sayfaları [gizle] g t d James Bond filmleri Sean Connery Dr. No (1962) • Rusya'dan Sevgilerle (1963) • Altın Parmak (1964) • Yıldırım Harekatı (1965) • İnsan İki Kere Yaşar (1967) • Kraliçenin Hizmetinde (1969) • Ölümsüz Elmaslar (1971) George Lazenby Yaşamak İçin Öldür (1973) Roger Moore Altın Tabancalı Adam (1974) • Beni Seven Casus (1977) • Ay Harekatı (1979) • Yalnız Senin Gözlerin İçin (1981) • Ahtapot (1983) • Bir Cinayete Bakış (1985) Timothy Dalton Yaşayan Gün Işıkları (1987) • Öldürme Yetkisi (1989) Pierce Brosnan Altın Göz (1995) • Yarın Asla Ölmez (1997) • Dünya Yetmez (1999) • Başka Gün Öl (2002) Daniel Craig Casino Royale (2006) • Quantum of Solace (2008) • Skyfall (2012) Diğer yapımlar Casino Royale (1954) • Casino Royale (1967) • İnsan Gibi Yaşa (Asla Asla Deme) (1983) dans, topkapı doğa koleji, james bond, 007, kareografi, şhow, aykut öğretmen
6 Jul 2013
432
Share Video

2:41
HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut ilter AYkut Öğretmen Orff-Schulwerk genel olarak, okul öncesi ve ilköğretim alanında işlevselleşmiş; besteci Carl Orff ve dansçı Gunild Keetman tarafından geliştirilmiş; müzik, hareket ve konuşma/söz unsurlarını bütünleştiren bir müzik eğitimi yaklaşımıdır… Bu yaklaşım, 1948 yılında başlayan bir dizi radyo yayını ile adını duyurmuş, giderek yaygınlaşarak iki temel gelişmeyle geniş bir eğitimci kitlesi tarafından kabul görmüştür… Orff Yaklaşımı Nedir? Yrd. Doç.Dr. Atilla Coşkun Toksoy Orff-Schulwerk (Türkçe okunuşu: Orf-Şulverk) terimi Türkçeye ilk kez Zuckmayer tarafından; “Öğretici Eser” (Uçan 2003, sy. 21) olarak çevrilmiştir. Daha sonraları; “Okul Çalışmaları”, “Okul Çalışmalığı”, “Orff Okul Öğretisi”, “Orff Metodu”, “Orff Yaklaşımı” gibi isimlerle anılmıştır. Kullanılan bütün bu adlandırmalar; taşıdıkları bakış açısı, içerik ve açıklamaları ile Orff-Schulwerk kavramını değişik yönleri ile tarif edebilmektedir. Etimolojik olarak bakıldığında terim; Almanca Schule ve Werk kelimelerinin birleşiminden ortaya çıkmıştır. Schule, Türkçe “okul” anlamına gelmektedir. Werk kelimesinin ise birkaç değişik anlamı vardır. Sözlüklerde “yapıt”, “eser”, “iş”, “uğraş” gibi birden fazla karşılığı bulunmaktadır. Bu noktada karşılaşılan sorun ile ilgili Koçak; “Schulwerk”in sözcük anlamını karşılayacak çevirinin olanaksızlığı sadece Türkçede değil, başka dillerde olduğu gibi İngilizcede de söz konusu olduğunu vurgularken, Orff-Schulwerk’in dünyanın her yerinde, her dilde Almanca orijinal tanım, bir uzmanlık terimi olarak kullanıldığını belirtmektedir. (Koçak, 2005) Orff-Schulwerk günümüzde Carl Orff ve Gunild Keetman’a uzanan bir müzik ve hareket eğitimi yöntemine / yaklaşıma verilen addır. Bu yaklaşım Dorothee Günther, Carl Orff, Gunild Keetman, Wilhelm Keller ve Hermann Regner’in basılmış kitaplarından, bütünleyici kuramsal makale ve görüşlerinden, ayrıca yaşanan ve geliştirilen uygulama deneyimlerinden oluşmaktadır. (Kugler, 2003: 70) Ülkemizde Orff-Schulwerk genel olarak, okul öncesi ve ilköğretim müzik eğitimi uygulamalarında yer bulduğundan; konu, amaç ve içerik açısından Carl Orff’un müzik eğitimi felsefesi çerçevesinde düzenlenen müzik eğitim ve öğretimini ifade eder biçimde “Orff Yaklaşımı” olarak kabul edilip, yaygınlık kazanmaya başlamıştır. Yukarıdaki fikirler ışığında genel anlamıyla Orff-Schulwerk; besteci Carl Orff ve dansçı Gunild Keetman tarafından geliştirilmiş, müzik, hareket ve konuşma/söz unsurlarını bütünleştiren bir müzik eğitimi yaklaşımıdır. Bu yaklaşım,1948 yılında başlayan bir dizi radyo yayını ile adını duyurmuş, giderek yaygınlaşarak iki temel gelişmeyle geniş bir eğitimci kitlesi tarafından kabul görmüştür. Bu iki gelişme:“Beş ciltlik Orff-Schulwerk’in (Music für Kinder – Çocuklar İçin Müzik) yayınlanması, Stüdyo 49 çalgı fabrikasında ksilofon ve glockenspiellerin üretimidir.” (Dawson , 1996: Ek 3.1.) Orff Yaklaşımı’nın daha geniş bir tanımlamasını yapmadan önce, temel görüşlerini sıralamakta fayda vardır: • “Dans ve müzik insanın bedensel, ruhsal ve zihinsel gücünün elementer biçimde dışa vurumudur. • Dil, dans ve müzik çocuğun birbirinden ayırmadığı hareket alanıdır. • Başlangıçtan beri şarkıya çalgı eşlik eder. • Kulaktan kulağa geçen veya nota yazımı yapılan müziği veya geleneksel dans formlarını uygularken yaratıcılık katılır. • Her insan kendini (duygularını) müzik ve hareketle ifade etme potansiyeline sahiptir.” (Koçak, 2005) Yukarıda sayılan temel görüşler ışığında, Orff Yaklaşımı “Müzik ve Hareket Eğitimi” olarak da tanımlanmaktadır. Bu görüşlere yakından bakış bizi, yaklaşımın belkemiği sayacağımız “elementer müzik yapma” kavramına götürür. Elementer müzik yapma ise bu anlayışın ülkemizde tanınıp, gelişmesinde büyük katkısı olan Lisolette Sey’in de belirttiği gibi; “her insanda zaten var olan ritim oluşturma, ritme uyma, ritme ve müziğe bedenle ayak uydurma eğilimlerinin harekete geçirilmesine dayanmaktadır” (Arı 2000: 92) Orff Yaklaşımı çerçevesindeki “Müzik ve Hareket Eğitimi”, insanın çok yönlü algısına uygun olarak, öğrenme sürecinde mümkün olduğunca fazla duyuya hitap eder. Bu amaçla kullandığı en temel araçlar; görsel, işitsel, dokunsal duyular, bedenin duruşu ve dengenin fark ettirilmesidir. Amaç ise birlikte üretmek, uyumun sağlanması, bireysel yaratıcılık ve estetik anlayışın geliştirilmesidir. Bu noktadan hareketle Orff Yaklaşımı ile yapılan çalışmanın amacı; bireysel yaratıcılık yolu ile estetik anlayışın ve sosyalleşmenin geliştirilmesi olarak özetlenebilir. Orff Yaklaşımı anlayışında Elementer Müzik Yapmak için, bireyin özel yeteneğe sahip olması beklenmez. Önemli olan bireyin içinde var olan müziği ve müzik yapma duygusunu, en temel ve saf haliyle dışa vurabilmesidir. Bunu yapabilmek için gerekli olan ilk şey; bireyin kendi potansiyelinin farkına varabilmesidir. Bütün yapılan çalışmalarda bu yönde, hem bireyin potansiyelini ortaya çıkaracak ve geliştirecek, hem de bu yolla gruba katkı yapmasını sağlayacak biçimde planlanır. Bu anlayışla müzik yapma kendi içinde taşıdığı estetik amaçlar kadar, genel eğitimin ve “insanın kendini gerçekleştirme” yolundaki ilerleyişinin önemli bir aracı haline gelir. Bütün bu açıklamalar, yaklaşımın altında yatan felsefe ile çok yakından ilgilidir ve bu bakış açısıyla değerlendirildiğinde çok daha çarpıcı değerlendirmeler yapmak mümkündür. Orff Yaklaşımı müzik öğretimi hedefleri yönünden ele alındığında temel amacın; “ şarkı söyleyen, dans eden, çalgı çalabilen aynı zamanda müziği okuyup yazabilen çocuklar” olduğu söylenebilir. Ancak asıl olarak Orff Yaklaşımı ve süreci, birincil olarak bireyin yaratıcılığının ortaya çıkarılmasını hedefler. Bu amaçla da müzik yapma öğeleri ile (çalma, söyleme, dinleme) dans-hareket yetilerinin geliştirilmesini kendini ifade edebilmenin baş koşulu olarak görür. Müzik çalışmasının amacı; ifadeyi sağlayacak eylemin (doğaçlama) ön hazırlığının yapılmasıdır. Orff Yaklaşımı’nın asıl amacı; çocukları, kendi müziğini oluşturabilecek, doğaçlayabilecek ve bu yolla kendini ifade etme imkânı bulabilecek seviyeye ulaştırmaktır. Orff-Yaklaşımı’nın bugünkü uygulama ve içeriğini yansıtacak bir tanımlama şu şekilde yapılabilir: “Elementer ve Hareket Eğitimi / Orff-Schulwerk Kapsamında Müzik ve Dans Pedagojisi” müziğe bir giriş yolu arayan çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin müzik ve dansla ilgili çeşitli temel deneyimler edinmelerini sağlamayı hedefler. “Elementer müzik ve hareket eğitimi” insanı bütün antropolojik boyutlarıyla ele alır ve tüm duyuları ile öğrenmesini sağlar. Ses çalışmasından, hareket ve danstan, çalgı çalmaktan, bilinçli müzik dinlemekten, çizmekten, nota yazmaktan ve zihinsel kavrayıştan yola çıkılarak bütünlük içinde öğrenmenin olanakları araştırılır, müzik, dil ve hareket birliğini yaşamanın yolu açılır, müzik ve dansta sürekli farklılaşan ifade biçimleri kullanılır” (Jungmair, 2003: 50) “İlköğretim de Müzik Eğitimi” adlı eserde yaklaşımın aşamaları şu şekilde verilmiştir: Ritimleme; . Ritimli konuşma kalıpları oluşturma, . Oluşturulan ritimli konuşma kalıplarını söyleme, . Ritimli konuşma kalıplarını sabit perdelere (seslere) aktarma, . Sabit perdelere aktarılı ritimli konuşma kalıplarını düzenli vuruşla söyleme, . Sabit perdelere aktarılı ritimli konuşma kalıplarını söylerken düzenli vuruş yapma, . Ritimli konuşma kalıplarını önce çizgisel, sonra geleneksel notalama, . Ritimsel taklit etme-öykünme ve oluşturma (motifleştirme), . Soru ve Cevap’ yoluyla ritimsel motifler oluşturma-geliştirme, .Oluşturulan ritimsel motiflerden bir ritimsel cümle oluşturma (oluşturulan motifleri cümleleştirme), . Ritimsel cümlelerden bir ritmik parça ( örneğin bir rondo) oluşturma (Ritimsel rondo biçimi: A B A C A D A kuruluşunda). Ezgileme; .Ezgilemeye sol-mi ile başlama, ezgilemede sol-mi’yi başlangıç noktası olarak alma/kullanma, (Avrupa‘da sol-mi, çocukların ‘ilk doğal ses aralığı’ olarak kabul edilir.) . Ezgilemede sol-mi’ye re-do’yu ekleme, . Bir pedal sesi eşlik olarak kullanma, ezgiyi bir pedal sesle eşlikleme, . Pedal sesi taklit etme ve pedal ses taklidinden motif oluşturma ve geliştirme, Oluşturulan motiflerden bir ezgisel cümle oluşturma (oluşturulan / geliştirilen motifleri cümleleştirme), . Ezgisel cümlelerden bir parça/eser (rondo) oluşturma (Ezgisel rondo biçimi: A B A C A D A) Dizileme/Dizgeleme .Sol-mi küçük üçlüsü iki perdeli çekirdek ses öbeğidir, ikiperdeli çekirdek ses öbeğinden beş perdeli dizi ye gelinir, beş perdeli diziden yedi/sekiz perdeli dizi ye varılır.” (Uçan ve diğ., 2001:98–99) 1950–1954 yıllarında yayımlanan Orff-Schulwerk Musik für Kinder isimli beş kitaptan oluşan eser, Orff Yaklaşımı ile ilgili temel kaynak durumundadır. Bu kitapların büyük bölümünü söz ve şarkı ağırlıklı kompozisyon modelleri oluşturmaktadır. Ancak Musik für Kinder’i yayınlandığı biçimiyle ders kitabı olarak kullanmak olanağı yoktur. Bu yüzden Orff-Schulwerk’le ilgilenenler çoğunlukla bir yöntem sorusu ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu noktada yöntem bilgisi ilgili ilk saptamaları Wilhelm Keller, “Einführung in Music für Kinder” (Çocuklar İçin Müziğe Giriş) adlı eserinde yapmıştır. Yaklaşımın, yöntem bilgisi ile ilgili başlıca kuralları ise Orff, Musik für Kinder üzerine yazdığı makalelerinde belirtmiştir. Buna göre; müziğin ritmi hareketin ritminden çıkmalıdır. Konuşmak, seslenmek, şarkı söylemek mırıldanmak, ses heceleri söylemek gibi vokal etkinliklerden ezgiler geliştirilir ve ancak bundan sonra çalgılara (çubuklar, blok flüt) geçilir. Beden perküsyonundan (beden vurmalı) çalgı müziğine geçilir. Müzik yapmak nota yazmaktan önce gelir.” (Kugler 2003:74) “Orff-Schulwerk konusundaki bu yaklaşımın en önemli özellikleri toplam eğitim içeriğinin müzik ve hareket eğitimi olarak yapılandırılması, yapı taşları prensibiyle oluşturulan çalışmada dil, ritim ve ezginin birbiriyle sıkı ilişkisi formüller ve biçimden oluşan bir repertuarın kişinin kendi doğaçlamasına temel oluşturmasıdır” şeklindeki açık bir yaklaşım ise Gunild Keetman tarafından Elementaria adlı eserde ortaya konmuştur. (Kugler 2003: 74) Bununla beraber Orff Yaklaşımı bir kalıplaşmış bir metot değildir. Brigette Warner’e göre; Orff ve Keetman, hiçbir zaman detaylı ders planları içeren bir ders kitabı yazma niyetinde olmamışlardır. Böyle bir yaklaşım, çocuğun doğal yaratıcılığı kadar öğretmenin de yaratıcılığına dayanan Orff felsefesini inkâr etmek anlamına gelirdi. Bunun yerine, müzikal kavramların ardışık biçimde gelişmesine hizmet edecek konuşma (dil), ritim, melodi ve armoni egzersizleri geliştirdiler. Bu egzersizler, doğaçlamaya doğru hareket noktası oluşturarak, bu yolda motivasyon sağlamaktadırlar (Mark, 1996: 135) Bergethon ve Boardman’a göre ise; Orff’un öğretim planının özü, çocuklara kendi müziklerini yaratmada kullanabilecekleri ritmik, melodik ve armonik örneklerden oluşan bir dağarcığı oluşturmalarında yardımcı olmaktır. Bu; konuşma, hareket etme, şarkı söyleme ve çalmadan oluşan performans aktivitelerinin ardıllık gösteren bir gelişme çizgisine oturtulması ile sağlanır. (Mark, 1996: 136) Orff yaklaşımı ile yapılan müzik eğitimi sürecini; taklit, araştırma ve keşif, doğaçlama ve yaratıcılık aşamalarına ayırmak mümkündür. Amerika Birleşik Devletleri’nde ise yaklaşım dört basamağa genişletilerek adapte edilmiştir: “Taklit, araştırma ve keşif, müzikal okuma-yazma, doğaçlama ve yaratıcılık” (Campbell, Scott ve Kassner 1995: 54) Bu aşamalardan oluşan Orff süreci; yaklaşımın A.B.D.’deki en yetkin isimlerinden olan Avon Gillispie tarafında şu başlıklarla açıklanmıştır: Orff Süreci: Süreç kelimesi, Orff-Schulwerk’te çok önemlidir. Orff sürecinin anahtarları; araştırma ve tecrübedir. Müziğin elementleri ilk önce en kolay, genelde kaba şekilleriyle araştırılır. Sonunda, edinilen tecrübeler sayesinde, bu elementler temizlenir, araştırmaların ve deneyimlerin daha karmaşık seviyelerine ulaşılır. Hareketin Araştırılması Çocuklar, hareketin (hafif-ağır, aşağı-yukarı, içeri-dışarı, düzgün-karmaşık) değerini araştırmak için cesaretlendirilir. Vücut durumu ve hareketleri tartışmasız ve öğretmenin verdiği açıklamalar olmaksızın araştırılır ve tecrübe edilir. Aşağıdakilerden başlamak üzere araştırmanın döngüsü şöyledir, • Hareketin dış motivasyonu (doğal olarak yapılan hareketler; yürümek, koşmak gibi) • Hareketin iç motivasyonu (kalp atışını hissetmek, nabzın farkına varmak gibi) • Daha yüksek seviyede, hareketin dış motivasyonuna dönmek. İçsel motivasyon, dışsal anlatımın parçası haline gelir. Hareket, tüm Orff süreci için temeldir ve diğer tüm öğrenimin dayandığı temeldir. Sesin Araştırılması Sesin araştırılması, çevresel sesler ve organizasyonsuz seslerle başlar; havlayan bir köpek, çarpan bir kapı, üstümüzde uçan bir uçak, düşen bir cisim buna örnektir. Daha sonra düzenlenmiş seslere geçilir; davul sesinin aşamaları, sopaların birbirine vurulması vb. Çocuklar ses özellikleriyle oynar ve denerler; güçlü sesler, zayıf sesler, ağaç sesleri, metal sesleri, sıvı ve katı sesleri gibi. İlk çalgılar, standart olmayan, ihtiyaç duyulmayan, fakat çocuklar tarafından bulunan ya da keşfedilen doğal çalgılardır; şişe şıngırtısı, içi boş dallar, kurumuş tomurcuklar gibi. Bu ham çalgılarla üretilen sesler, belli bir sürede, başlangıç ve bitişi olan basit parçaları-formları yaratmada kullanılırlar. Ses kaynakları aynı, seslerden oluşan aileler içinde gruplanmakta ve tümü, performans için değil, araştırmanın gelecek bölümünün büyümesi ve gelişmesi için parçalara ayrılmaktadır. Konuşma da, açıklanması, gereken bir ses kaynağı olarak görülür. Çocuklar, ağızdan çıkan seslen kullanmanın birçok yolu olduğunu keşfeder ve bu sesler daha sonra, konuşma ve şarkı söylemeyi destekleyecek sözcükler haline gelir. Çocuklar konuşma sesleriyle oynarlar. Anlamsız kelimeler ve sesler, çocuklar kadar yetişkinlere de zevk verir. Kullanımları da tam bir müzik tecrübesine doğru bir aşama olmaktadır. Formun Açıklanması Formun açıklanması, hareket ve sesin açıklanmasıyla birlikte ortaya çıkar. Hareketler örüntülere, örüntüler de danslara organize edilir. Sesler, benzer ve farklı bölümlü, girişi ve kadansı olan kompozisyonlara dönüşür. Hareketin biçimleri ve ses diyagramla gösterilir. Bu, notalamanın kaba fakat etkili başlangıcıdır. Sonuçlar, genelde Taş Devri’nin resimlerini, andırır ve bu, basitçe Orff un öğrenme sürecine ilişkin elementer görüşü yansıtır. Yaratıcılığa Model Olan Taklit Orff Schulwerk’te taklit, yaratıcılık için bir model oluşturmada kullanılmıştır. Taklit en eski öğretim biçimidir. Schulwerk’te öğretmen “usta” ve temel rol modeldir. Öğretmenin rolü, çocuklar bağımsız hareket etme yolunda gelişme gösterdikçe giderek azalır. Çocuklar bu süreç boyunca kendi sorunlarını çözebilme, kendi sorularına cevap verme yeteneğini sergilerler. Bu şablon; Gözlem → Taklit → Deneme → Yaratma şeklinde, verilen her yeni kavramda devam eder. Bireyden Topluluğa Çocukların kendileri için hareketin, sesin ve biçimin özelliklerini kendi başlarına araştırıp keşfetseler de, her birey aynı zamanda bir bütün olarak gruba katkıda bulunur ve bireylerin topluluğu bütünü oluşturur. Bu topluluk ya da bütün için çalışmak, Orff Schulwerk’in en önemli amacıdır. Birey, bu grubun bir parçasıysa, en önemli olan bu birlikteliktir. Bu takım bilinci; Schulwerk’in her aşamasında gerçekleşmesi beklenen bir durumdur. “Topluluğun olmadığı yerde müzik yapılamaz.” Toplulukta müzik yapmak ayrıcalıklı bir zevktir. Müziksel Okuma ve Yazma Becerisi Schulwerk’te her aşamadaki gelişme, temel amacı tamamıyla müzik tecrübesi olan bütünün bir parçasını içermektedir. Çocuklar, konuştuktan belli bir süre sonra kelimeleri okurlarken, Orff Schulwerk’teki çocuklar, müzik sesleriyle pek çok tecrübeden sonra müzik okumaya yaklaşırlar. Müzik okumak ve yazmak, Orff pratiğinde sistemleşmemiştir, yani, belli başlı yazın becerilerinin ne zaman, nerede ve nasıl verilmesi gerektiği, kesin olarak belirlenmemiştir. Standart notaların okunması genellikle blok flütün tanıştırılmasıyla başlar ve diğer müzikal tecrübelerden sonra gelir. Müzik okumanın sistemleşmesi görevi, her öğretmenin kendi inisiyatifine bırakılmıştır. Sürecin en önemli amacı, müzikle şarkı söyleyen, dans eden, çalabilen, aynı zamanda müziği okuyup yazabilen çocuklardır. Ses ve Beden Orff pratiğinde en önemli çalgı bedendir ve ikincisi sestir, çünkü bedenin içinde yer almaktadır. Bedenin her kısmı, hem ana vuruşu, hem de parçanın farkında olmayı ifade etmede kullanılabilir. Beden, ilk aşamalarda konuşma egzersizleri ve şarkı söylemek için eşlik çalgısı olarak kullanılabilir. Bunun modeli eski kültürlerden gelmektedir ve bu da “elementer”dir. Daha sonraları beden bir çalgı olarak, değişik nitelikteki dört çeşit ses tipini ifade etmek için kullanılır: Parmak şıklatmak tiz El çırpmak ↕ Elle hafifçe dize vurmak ↕ Ayağı yere vurmak pest Bu ses elde etme yolları, fiziksel gelişmeyle bağlantılı olan sistematik yolla sunulur. Bunlar ayrı ayrı ve şarkıya eşlik edecek şekilde kullanılabilir Bir sonraki aşamada ve şarkı söyleme ve konuşma egzersizleri, müziğin yapı taşlarını keşfetmede temel oluşturmalıdır. Çocukların isimleri, benzer yapılar, yemek ve doğal çevre gibi basit kaynaklardan zaman ve ezgi elementleri keşfedilebilir. Müziksel yapılar, kompozisyonlar yaratmak için bu elementlerin bir araya konulmasında kullanılabilir.” (Choksy ve diğerleri 1986, sy. 96–100) Sonuç olarak Orff Yaklaşımı; “dil-müzik-hareket birlikteliğini, çocuğun yaratıcı güçlerini ortaya çıkartarak müzik eğitimini gerçekleştirme yolunda kullanan çalışma ve çabaların tümü” olarak algılanmalıdır. Böylece ülke kültüründen kaynaklanan eğitim materyalinden de (çocuk şarkıları, türküler, Türk ritimleri ve ses dizileri, tekerlemeler, sayışmalar, v.b.) yararlanarak söz konusu yaklaşımın ulusal müzik eğitimi programları içinde kullanılabilirliği ve etkinliği artacaktır. __________________________________________ KAYNAKLAR Arı, Z. 2000. Orff Metodu Ve Çalgılarının Müzik Öğretimindeki Önemi Üzerine Bir Araştırma, Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Ens., Konya. Campbell, P. S., Scott, C. And Kassner, K., 1995. Music In Chidhood, Schirmer Books, New York. Choksy, L., Abramson, R.M., Gillespie, A.E. And Woods, D., 1986. Teaching Music in The Twentieth Century, Prentice Hall, New Jersey. Dawson, D. 1996. Müzik Öğretimi, YÖK/DÜNYA BANKASI Milli Eğitimi Geliştirme Projesi Hizmet Öncesi Öğretmen Eğitimi Deneme Basımı, Ankara. Jungmair, E. U. (Prof. Dr.), 2003. Elementer Müzik ve Hareket Eğitimi Temel İlkeler, Uluslararası Orff-Schulwerk Müzik ve Dans Pedagojisi Sempozyumu, Orff Schulwerk Eğitim ve Danışmanlık Merkezi Yayını, İstanbul. Koçak, K. O., 2005. Orff-Schulwerk’in Türkçe Karşılığı Nedir?, www.orffmerkezi.org son erişim 10.07.2009 Kugler, Michael. 2003. Orff-Schulwerk’in Geçmişi, Uluslararası Orff-Schulwerk Müzik ve Dans Pedagojisi Sempozyumu, Orff-Schulwerk Eğitim ve Danışmanlık Merkezi Yayını, İstanbul. Mark, M. L., 1996. Contemporary Music Education, Schirmer Books, New York. Uçan, Ali, Yıldız G. ve Bayraktar, E. 2001. İlköğretimde Müzik Öğretimi, MEB Yayınları, Ankara. Uçan, Ali, 2003. Türkiye’de Müzik Eğitiminin Gelişimi, Orff Okul Öğretisinin Tanımı Uygulanımı- Uyarlanımı ve Orff Anlayışıyla Temel Müzik Eğitiminin Genel Durumu, Uluslararası Orff-Schulwerk Müzik ve Dans Pedagojisi Sempozyumu, Orff Schulwerk Eğitim ve Danışmanlık Merkezi Yayını, İstanbul. ders,müzik, orff eğitimi, anaokulu, onur erol, seminer, kurs, org aletleri, enstrümanları, pedagoji, sempozyum, aykut ilter
23 Jun 2013
268
Share Video

3:38
Gitar, parmakla veya pena ile çalınan, esasen sekiz şekline benzeyen, yan kısımları oval, sap üzerinde ses perdeleri olan, telli bir çalgı türü. Gitarlar genelde altı tellidir ve farklı çeşitlerdeki ağaç türlerinden yapılabilirler. Gitar neredeyse her türlü müzik türünde kullanılan bir müzik aletidir.Gitar türleri[değiştir] Klasik gitar[değiştir] Ana madde: Klasik gitar Klasik gitar Klasik gitar, gitar türlerinin en ilkeli ve sadesi olarak tanımlanabilir. Gitarın gövdesinin ortasında ses deliği denilen yuvarlak bir boşluk bulunur. Gitarın telleri titreştiğinde gövdenin içinde bulunan hava titreşir ve tek çıkış noktası olan bu yuvarlak boşluktan dışarı ses olarak geri çıkar. Klasik gitarda; kalın 3 tel, ipek üzerine sarılmış çelik, ince 3 tel ise naylondur. Genellikle parmak ile çalınır. Klasik gitarda sağ elin görevi daha fazladır. Sağ eli kullanarak gitarda çok farklı ritim ve harmonikler oluşturulabilir. Genelde klasik ve flamenko tarzı müziklerde kullanılır. Akustik gitar[değiştir] Ana madde: Akustik gitar 6 Telli Akustik İbanez ve 12 Telli Akustik Fender Görünüş itibariyle klasik gitarı andıran akustik gitarın gövdesi, klasik gitardan biraz daha şişman ve basıktır. Daha dar bir sapa ve çelikten yapılmış tellere sahip olması, akustik gitarın klasik gitarla arasındaki en büyük farktır. Tellerin çelikten olması, akustik gitarın klasik gitardan daha basınçlı gergin bir sapa sahip olmasını ve sesinin klasik gitardan daha sert ve temiz çıkmasını sağlar. Genellikle akustik gitarların en kalın 4 teli sarımlı çelik, diğer 2 teli ise sarımsız çeliktir. Akustik gitarlar genellikle penayla çalınır. Rock, Blues, ve Caz müzik türlerinde çok kullanılan bir gitar türüdür. Elektro gitar[değiştir] Ana madde: Elektro gitar Elektro gitar çok basit bir tanımla tellerin titreşimini gövdesinde bulunan manyetikler sayesinde elektrik akımına çeviren ve bir amfi yardımıyla akımı yüksek seviyede sese dönüştürebilen gitar türüdür. Diğer gitarlarla elektro gitarların kısımları aynıdır. Ek olarak elektro gitar için birkaç bölüm daha eklenebilir. Bunlar: Tremolo kolu, manyetikler, ses ve ton ayarı, switch... Bas gitar[değiştir] Ana madde: Bas gitar Çalışma prensibi elektro gitara benzer. Fakat sesi normal gitarlardan 1 oktav kalındır. Portede bas gitar için Fa anahtarı kullanılır. Değişik çeşitlerde bas gitarlarda bulunmaktadır: genelde 4 telli, 12 telli, 6 telli, 7 telli, 5 telli, perdesiz, kafasız. Perdesiz gitar[değiştir] Ana madde: Perdesiz gitar Ara sesleri verebilmek için yapılmıştır. Normal gitara çok benzese de oldukça farklı bir ses rengine sahiptir. Perdesiz gitarı 1976 yılında Erkan Oğur, Türk müziği seslerine olan ihtiyacı için üretmiştir. Daha sonraları perdesiz elektrik gitar, 8 telli perdesiz gitar, çift saplı elektrik ve klasik perdesiz/perdeli gibi farklı modelleri üretilmiştir. Lap steel gitar[değiştir] Ana madde: Lap steel gitar Hawaii yöresine ait bir gitardır. Gitar 6, 7 ve 9 telli olarak kullanılmaktadır. Gitar çalınırken genellikle kucaktadır. Diğer gitarlardan farklı olarak, fretlere basılarak değil, gitaristin sol eline takdığı bir metal yardımıyla tellere dokunularak çalınır. 7 telli gitar[değiştir] Ana madde: 7 telli gitar 7 telli gitar; Klasik gitarda bulunan 6 ana telin (yukarıdan aşağı; mi, la, re, sol, si, mi) haricinde bir kalın veya ince tel daha eklenmesiyle oluşan bir gitar çeşididir. 12 telli gitar[değiştir] Ana madde: 12 telli gitar 12 telli gitarlarda genellikle çelik teller kullanılır. Folk, blues ve rock and roll tarzlarında kullanılır. Weissenborn gitar[değiştir] Ana madde: Weissenborn gitar Weissenborn ya da diğer deyişle H. Weissenborn bir tür lap slide gitardır ve Los Angeles'da 1920'ler ve 1930'larda Hermann Weissenborn tarafından üretilmiştir. Yaklaşık olarak 5000'den daha az sayıda orijinal enstrüman üretilmiştir ve kaç tanesinin halen sağlam kaldığı bilinmemektedir. Marka şu anda reprodüksiyon ürünleri için kullanılmaktadır. Gitarın kısımları[değiştir] Headstock Eşik Gitar kulakları Perdeler Truss rod Perde işaretleri Sap Topuk (Akustik) – Neckjoint (Elektro) Gövde Manyetikler Elektronikler Köprü Pickguard Arka kısım Sound board Body sides (ribs) Ses deliği Teller Saddle Klavye Sap[değiştir] Gitarın klavyesinin de bulunduğu kısımdır. Bu klavyede perdeler bulunur. Klasik gitardan hem kalınlık hem de genişlik açısından daha ince olan elektro gitar klavyesi ise genelde 18 ile 24 arasında perde sayısına sahiptir. Genellikle sapın içinden truss rod adı verilen bir metal ayar çubuğu geçer. Zamanla eğilebilen bu sap, bir vida yardımı ile eski haline geri getirilebilir. Akort burguları en uçta bulunur ve genellikle metal bir aksama sahiptir. Köprü[değiştir] Gitarda telleri gövdeye bağlayan kısımdır. Zamanla değişim geçirmiş olmakla beraber, değişik çeşitleri de mevcuttur. Köprü, sabit ya da oynar olabilir. Oynar köprülü gitarlarda köprü bir kol (tremolo kolu) yardımı ile ileri geri hareket ettirilebilir. Bu ileri veya geri harekette köprüye bağlı olan teller gerilir ya da gevşer. Tellerin gerilip gevşemesi telden çıkan sesi etkileyeceğinden gitardan farklı notalar elde edilebilir. Köprüler genelde metalden yapılır. Köprünün baz ayarlarına dikkat edilmelidir, tellerden birinin kopması halinde elektro gitar geri dönüşü olmayan hasar görebilir. Eşik[değiştir] Gitarın sapında, telleri akort burgularına gitmeden önce sonlandıran kısımdır. Genelde ucuz gitarlarda plastikten oluşur. Ayrıca kemikten veya farklı malzemelerden yapılanlar da mevcuttur. Manyetik[değiştir] Elektro gitarda veya manyetik takılmış klasik ya da akustik gitarda teldeki titreşimlerin algılandığı kısımdır. Manyetik alanda telin titreşiminin içerideki bir sargıda akım oluşturması prensibi ile çalışır. Çift halinde (Humbucker) ya da tek (Single) olabilir. Bazı manyetikler amplifikatöre çıkış sağlamadan sinyali yükseltebilirler. Pasif Manyetikler[değiştir] Ses titreşimlerini elektrik sinyaline herhangi bir elektronik değişime uğratmadan dönüşmesini sağlayan manyetik türüdür. En sık kullanılan manyetik türü olup, sesin tınısı (frekans cevabı) sadece manyetiğin bazı fiziksel özelliklerine (yüksekliğine, mıknatısına, sargısına) bağlıdır. Aktif Manyetiker[değiştir] Bu manyetikler ses titreşimlerini bazı elektronik devreler ile bozulmaya uğratan manyetiklerdir. Sinyali, içerisindeki güç kaynağını (genelde bu bir pildir) kullanarak pre-amp ile güçlendiren, aktif filtrelerle ve gömülü equalizerlar ile sinyalin özgününden farklı olarak enstrumandan çıkmasını sağlayan manyetiklerdir. Çalışma prensibine göre 3 tip manyetik vardır: Manyetik Piezoelektrik Çoklu-Bölünmüş Manyetikler (Polifonik) Tremolo kolu[değiştir] Tremolo kolu, gitarın eşik bölümünün bitiminde bulunur. Bu kolu öne veya arkaya gevşeterek tellerden farklı ses çıkartılması sağlanır. Klavye yönüne doğru geveşetilerek kalın, eşik yönüne gevşetilerek daha ince seslerle efekt elde edilebilir. Akort[değiştir] Ana madde: Gitar akordu 6 telli bir gitarın standant akort dizisi: İnceden kalına doğru E(ince mi) B(Si) G(Sol) D(Re) A(La) ve E(Kalın Mi) dir. Aşağıda gitarda standart tuner için üstteki sayılar perde numarası olmak üzere nota değerleri verilmiştir. 0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 E F F♯ G A♭ A B♭ B C C♯ D E♭ E B C C♯ D E♭ E F F♯ G A♭ A B♭ B G A♭ A B♭ B C C♯ D E♭ E F F♯ G D E♭ E F F♯ G A♭ A B♭ B C C♯ D A B♭ B C C♯ D E♭ E F F♯ G A♭ A E F F♯ G A♭ A B♭ B C C♯ D E♭ E Tel numarası Bilimsel nota düzeyi Helmholtz gösterimi Frekans 1. tel E4 e' 329.63 Hz 2. tel B3 b 246.94 Hz 3. tel G3 g 196.00 Hz 4. tel D3 d 146.83 Hz 5. tel A2 A 110 Hz 6. tel E2 E 82.41 Hz Lower tunings (kalınlaştırma)[değiştir] Tellerin EADGBE akort dizisinden aynı derecede gevşetilmesiyle oluşan akort dizileri: D♯/E♭ tuning : D♯-G♯-C♯-F♯-A♯-D♯ / E♭-A♭-D♭-G♭-B♭-E♭ Bütün teller standart diziden yarım perde gevşetilir. Kullanan müzisyenler: Guns N' Roses, Van Halen, Jimi Hendrix, Stevie Ray Vaughan ve Alice in Chains D tuning : D-G-C-F-A-D Bütün teller bir tam perde gevşetilir. Kullanan müzisyenler: Death, Dream Theater ve Kreator. Nirvana'nın Come As You Are şarkısında duyulabilir. C♯/D♭ tuning - C♯-F♯-B-E-G♯-C♯ / D♭-G♭-B-E-A♭-D♭ Teller 1 ve yarım adım gevşetilir. Kullanan müzisyenler: Behemoth C tuning - C-F-B♭-E♭-G-C / C-F-A♯-D♯-G-C Teller 2 adım gevşetilir. Kullanan müzisyenler: Queens of the Stone Age, Dethklok, In Flames, Kyuss B tuning - B-E-A-D-G♭-B / B-E-A-D-F♯-B Teller 2 adım ve 1 yarım adım gevşetilir. Kullanan müzisyenler: Entombed, Dismember Five Finger Death Punch Amon Amarth A♯/B♭ tuning - A♯-D♯-G♯-C♯-E♯-A♯ / B♭-E♭-A♭-D♭-F-B♭ Teller 3 adım gevşetilir. Kullanan müzisyenler: Dream Theater A tuning - A-D-G-C-E-A Teller 3 adım ve 1 yarım adım gevşetilir. G♯/A♭ tuning - G♯-C♯-F♯-B♯-D♯-G♯ / A♭-D♭-G♭-B-E♭-A♭ Teller 4 adım gevşetilir. G tuning - G-C-F-A♯-D-G / G-C-F-B♭-D-G Teller 4 adım ve 1 yarım adım gevşetilir. F♯/G♭ tuning - F♯-B-E-A-C♯-F♯ / G♭-B-E-A-D♭-G♭ Teller 5 adım gevşetilir. F tuning - F-A♯-D♯-G♯-C-F / F-B♭-E♭-A♭-C-F Teller 5 adım ve 1 yarım adım gevşetilir. Oktav Tuning - E-A-D-G-B-E Teller 6 adım (bir oktav) gevşetilir. Bir bas gitar ile aynı oktavdır.
19 Jun 2013
358
Share Video

0:38
http://blog.arabaoyunlari.tv.tr/eski-motorlarda-yaris-oncesi-modifiye.aspx
16 Mar 2013
44
Share Video

1:23
http://blog.arabaoyunlari.tv.tr/eski-stratejilerle-yeni-savas-oyunlari.aspx
16 Mar 2013
40
Share Video

1:27
http://blog.arabaoyunlari.tv.tr/ciftlik-oyunlarinda-hayvanlarla-ilgilenmek-icin-bol-vaktiniz-olacak.aspx
16 Mar 2013
60
Share Video

0:39
http://blog.arabaoyunlari.tv.tr/eski-stratejilerle-yeni-savas-oyunlari.aspx
16 Mar 2013
59
Share Video

4:40
https://www.facebook.com/pages/%E0%B9%91-%D0%A2%D1%83%D1%80%D1%81%D0%BA%D0%B8-%D0%BF%D1%94%D1%81%D0%BD%D0%B8-%D1%81-%D0%B1%D1%8A%D0%BB%D0%B3%D0%B0%D1%80%D1%81%D0%BA%D0%B8-%D0%BF%D1%80%D1%94%D0%B2%D0%BE%D0%B4-%E0%B9%91-/178130478917168
14 Mar 2013
425
Share Video

10:05
Eski araç kullanımının şimdiki kişilere bazen zevk verdiğini görüyoruz. Eğer sizler bir konuda kendinizi geliştirmek yada arabalara bakacak olursanız eğer size gelişim konusunda da yapabileceğimiz bir çok şey var. http://www.kolayoyun.com/araba-oyunlari/ adresine girerseniz eğer çok iyi olacağını söylemek istiyorum.
4 Feb 2013
63
Share Video

31:53
Karaman ve Türkmen kültürünün anlatıldığı belgesel film. Türkler; bozkırın hakim olduğu topraklarla özdeşlemiş, eşyasını, 'od'unu, ocağını sürekli taşıyan konar göçer bir millettir. Türklerin ilk vatanları Orta Asya olmuştur. Bu toprakları önce Hunlar ve Göktürkler sonra da Oğuzlar yurt tutmuştur. Türkmenler ise Maveraünnehir de kurulan Selçuklu İmparatorluğu'nun daima uç bölgelerine gönderilmiştir. Moğolların da baskısıyla İran, Irak, Suriye ve Doğu Anadolu'ya göçler olmuş buralardan iç bölgelere doğru ilerlemiştir. Malazgirt zaferiyle Anadolu'nun ve batının kapıları açılmıştır ve Anadolu'da Karamanoğlu Beyliği kurulduktan sonra yöre tam bir Türkmen bölgesi olmuştur. Türkmenistan ve Azerbaycan'a da yerleşen Türkmenlere ülkemizin hemen her ilinde rastlamak mümkündür. Yıllarca süren bu yolculuklar sırasında; bozkır ve çadır kültürü ile yoğrulmuş olan Türkmenler değişik kültürlerle karşılaşmalarına rağmen, gittikleri her yere Türkçesinden ve kültüründen izler bırakmıştır. Bugün bile tam olarak yerleşik hayata geçmeyen Türkmenlerde göçebe, yarı göçebe unsurlar devam etmekte, baharın gelmesi ile birlikte yayla ve obalar ev sahiplerini ağırlamaktadır. Türkmenlerin yerleşim yerlerinden olan Anadolu tam bir uygarlıklar ülkesidir. Arkeolojik ve kültürel araştırmacılar için hâlâ bakir olan Karaman ve çevresi insanlık tarihi kadar eski yerleşime sahiptir. Pınarbaşı höyüğünde yapılan kazılarda 10 bin yıllık yaşam izlerine rastlanmıştır. Eski Hotamış Gölü yatağının kenarında olan bu yerleşim yerinde yaşayanlar avcı toplayıcı topluluklardır. Bu bölgede Hititler, Romalılar ve Bizanslılar hüküm sürmüştür. Derbe Kerti Höyük Karaman'a 25 km uzaklıkta Ekinözü Köyü'nün kuzeyinde 450 metreye 250 metre ölçülerinde, ovanın ortasında yükselmektedir. Hıristiyanlığın yaygınlaştığı önemli merkezlerden birisidir. İsa'dan sonra 47 yılında Aziz Pavlos ve Barnabas burayı ziyaret etmiş, bir müddet kalmıştır. Aziz Pavlos 49 ve 53 yıllarında buraya tekrar gelmiştir. Ovanın ortasında yükselen Karadağ'da 4. ve 9. yüzyılda yapılmış pek çok kilise, şapel, bazilika ve manastır bulunmaktadır. O dönemde Hıristiyanlığın merkezi olan bölge; ovanın ortasında güvenliğin sağlanabildiği bir yer olduğu için yaşam alanı olarak seçilmiştir. Hitit kralı Hartapus da Karadağ'ın Mahalaç Tepesi'ne adını kazıtmıştır. Karaman'ın her köyünde ören yeri, höyük gibi kalıntılara rastlamak mümkündür. Bu da Karaman'ın zaman içinde ne kadar yoğun bir yerleşim merkezi olduğuna işarettir. Değle'deki bu resim insanoğlunun tarıma verdiği önemi göstermektedir. Tohum saçma, öküzle ve sabanla çift sürme insanoğlu için yaşam biçimidir. Karamanlılar kimi tarihçilere göre ele avuca sığmayan savaşçı Türkmenler, kimilerine göre de Türk şövalyeleridir. Tirhçi İbn-i Kemal Karamanlı Türkmenler için: "Yel gibi ansızın çıkarlardı Sel gibi ili günü yıkarlardı." Demiştir. Bu dönemde Türkmen dervişi Yunus Emre burada, Türkmenler arasında yaşamıştır. İnsanlığa İslam'ın tasavvufi yönünü ve dinimizin insana verdiği değeri şu mısralarla anlatmıştır: Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil. Yetmiş iki millet dahi, elin yüzün yumaz değil. Yine başka bir deyişinde: Yunus Emre der: Hoca; gerekse bin var hacca, Hepsinden iyice, bir gönüle girmektir. Yine Mevlana Celalettin Rumi 1221 yılında Karaman'a gelir. Gençliği burada geçer, burada evlenir. Annesini burada kaybeder. Eski adı Lârende olan Karaman'ın Aktekke Cami içinde annesi ve diğer akrabaları meftundur. Mevlana: "Yıldızlara, vadilere baktım geldim, Yoldan yürüdüm, sulardan aktım geldim, Ben Belh'te bir kutlu beşik, bir ninni, Larende'de bir anne bıraktım geldim." diyerek yolculuğunu özetlemektedir. Karamanoğulları'nda da şu düstur esastır: "Girene kapımız açık, yiyene malımız mubahtır." Bunu Karamanoğlu İbrahim Bey, kendi adını taşıyan İmaret'in kapısına yazdırmıştır. Karaman Mevlana'ya, Yunus Emre'ye, Şeyh Edebalı'ya, Piri Reis'e Kazım Karabekir Paşa ve daha pek çok önemli zat yetiştirmiş, ev sahipliği yapmış bir diyardır. Karamanoğulları ile Osmanlı arasında uzun yıllar süren savaşlar neticesinde Fatih Sultan Mehmet 1471 yılında beyliğe son verir ve yöre halkı Osmanlı'nın birçok yerine sürgün edilir. Karaman ve Konya çevresindeki Türkmenler dilini, adetlerini, gelenek ve göreneklerini koruyarak bu güne gelmişlerdir. Yörede Türkmenleri konuşmalarından anlamak mümkündür. Kullanılan kelimelerin tamamı büyük ve küçük ünlü uyumuna uymaktadır. Türkmenler; vatanına, milletine, dinine, örf, adet ve geleneklerine bağlı, işinde aşında, yaşadığı iklim gereği sert görünüşlü olmalarına rağmen altın kalpli, çalışkan ve maharetli insanlardır. Bozkırlar, stepler onları vatanı olmuş, üzerlikleğin-galangının olmadığı yerleri yurt edinmemişlerdir. Türkmenlerin en önemli özelliklerinden birisi de misafirperverlikleridir. 'Eğer misafirperverlik yoksa o köy Türkmen değildir' derler. Köylerde her sülalenin bir misafir odası vardır. Bu oda han, kervansaray gibi işlemektedir. Odaya misafir olanların binek hayvanlarına da bakılır. Oda sahibi ve komşular yemek getirerek misafirlerine hürmet ederler. Odalar, Türkmen kültürünün özünü oluşturur. Adet, gelenek ve görenekler burada uygulanarak yaşatılır. Odada uzun ve hoş sohbetler yapılır. Oyunlar oynanarak kültür yaşatılır. Bugün halen devam eden bu kültüre Eğilmez Köyü, Boyalıtepe Köyü ve Burunoba Köylerinde rastlayabilirsiniz. Odalarda oynan oyunların başında 'fincan oyunu' gelir. Altı veya sekiz fincan tepsiye dizilir, bir ebe seçilir. Ebe, fincanlardan birinin altına yüksüğü saklar ve karşıdaki kişi bu yüksüğün hangi fincanda saklı olduğunu bulmaya çalışır. Şakalaşma ve güzel konuşmanın kaynaşma sağladığı bu oyunda, oyuncu yüksüğü ya ilk fincanda ya da son fincanda bulmak zorundadır. Göçebeliğin etkisiyle hayvancılığın önemli bir yeri olan Türkmenlerde çeşitli gelenekler devam ederek gelmiştir. Bu geleneklerden biri de 'saya'dır. Her yıl ilk kuzulamanın başladığı zamanlarda yapılır. Çobanlar elini yüzünü karalayarak, üzerlerine çanlar bağlayarak ağalardan bahşiş almak için maniler söyler: Saya saya sallı boya Dört ayağı nallı boya Saya geldi duydunuz mu? Selam verdi aldınız mı? Garabaş tokluyu virdiniz mi? Yağ viren ablamın bir oğlu olsun Gümüşten beşiği olsun Yağ virmiyen ablamın bir gızı olsun Beşikten düşsün, burnu sürtülsün. Diyerek bahşişi artırmaya çalışırlar. Türkmenlerde, bozkırda derin kuyuların soğuk suyuna ulaşmak için genellikle hayvanlar kullanılmıştır. Kuyuya sarkıtılan kova, çark yardımı ile hayvan gücü ile çekilmiş; kuyudan çıkarılan su ile hem insanların hem de hayvanların ihtiyaçları karşılanmıştır. Cıngırık ise kuyudan su çekmenin başka bir yöntemidir. Su çekme işi kaldıraç görevi gören ağaç düzenek ile yapılır. Kuyunun yanına denge ve kaldırma noktasını oluşturan iki uzun ağaç dikilir ve bu ağaçların üzerine başka bir ağaç yatay şekilde yerleştirilir. Suyun mesafesine göre kovanın zinciri ayarlanır. Bozkırın kurak ikliminde dağlık bölgelerde ise sarnıçlar su ihtiyacını karşılamıştır. Bölgede çoğu halen kullanılan sarnıçlara kışın kar, yağmur suyu birikir ve bu sular yazın hayvanların sulanmasında kullanılır. Eskimeyen kültürlerini devam ettiren Türkmenler; mevsimlik ürünleri sonraki dönemlere bırakmak için ilginç yöntemler geliştirmişlerdir. Buzdolabı görevini gören bastırık ve bucak yöntemi ile peynir, yağ gibi kış katığını saklamışlardır. Kilim, keçe ve çulla kat kat örtülen yiyeceklerin üzeri gecenin en soğuk olduğu vakitte açılır, sabaha karşı tekrar kapatılır. Çok zahmetli olan bu yöntemin bir avantajı da; yiyecekleri tam da Türkmenlerin damak zevkine göre olgunlaştırmasıdır. Türkmenlerin milli yemeklerinin başında ayrannıaş olarak söylenen yoğurt çorbası, çilli, topalak köftesi, mülkü, omaç, övelemeç, doğrambaç, bamya, sütlü cacık, sütlü pilav, patatesli bulgur çorbası, çılbır, yoğurtlu yumurta gelir. Çilli sadece Türkmenler tarafından pişirilir. Üzüm, kemiklik kaburga eti, yağ, bazen kayısı ve erik kurusu da katılarak yapılan bir yemektir. Düğünlerde çilli, topalak, yoğurt çorbası, bamya gibi yemekler pişer. Un guymağı Türkmenler arasında yaygındır. Bazı köylerde höşmerim dense de esas adı un guymağıdır. Taze çekilmiş ravaktan yapılır. Ravak ocakta kaynamaya başlarken ağır ağır un atılarak karıştırılır. Şeker ilave edilerek pişirilir ve servis edilir. Özel yemekler, özel günlerde, bayramlarda ve misafir gelince yapılır. Bu da misafire verilen değeri göstermektedir. Türkmenlerin milli tatlısı uyutma, gıvratma, guyruğundan dutma, haside ve sinidir. Su böreği de çekilir. Uyutma maharet işidir. Her kadın uyutmayı yapamaz, tutturamaz. Çok besleyici, lezzetli, hafif ve soğuk yenilen bir tatlıdır. Kuru incir yıkanır, küçük parçalara bölünür, üzerine şeker atılarak bir kaba konur. Süt kaynatılır, incirlerin üzerine dökülür ve kaşıkla incirler ezilir. Üzeri kapanarak tutması beklenir. Gıvratma ise otantik, harika bir tatlıdır. Hamur açılır, üzerine tamamen kaymak sürülür, bunun üstüne şeker ve ceviz, fıstık serpilir. Hamur güzelce yuvarlanarak tepsiye kıvrım kıvrım dizilir. Ocaktan köz alınır tepsinin altına konur, tepsinin üzerine saç kapanır, sacın üstüne de köz konur ve arada pişer. Topalak köftesi düğünlerde ve bayramlarda pişer. Yapımı oldukça zahmetlidir. Önce bulgur, soğan ve parça et tokmakla dövülür. Dövülen malzeme hamur yoğurur gibi içine baharat katılıp yumurta kırılır. Yoğrulan malzeme küçük küçük yuvarlaklar haline getirilir. Birkaç saat dinlenir. Sonra salça yağ kavrulur. Köfte ve kemikli et katılarak pişirilir. Bayramlarda kömbe ve baklava sinilere çekilerek misafire ikram edilir. Türkmen düğünlerinde yapılan her iş merasime tabidir bunun için kırk düğüm tabiri kullanılır. Nişanlılık döneminde kurban bayramı denk gelmişse; erkek tarafı kız evine kurbanlığı süsleyerek hediye olarak götürür. Bu dönemde kız ile oğlan birbirlerini hiç görmezler, yolda sokakta görürlerse de saklanır veya kaçarlar. Günümüzde bu adet uygulanmamaktadır. Düğün için hazırlıklar önceden başlar, okuntular davetlilere gönderilir. Erkek evine bayrak dikilir, misafirlere düğün yemeği ikram edilir. Kına gecesi düğünü ise kız evinde yapılır. Gelin alma günü geldiğinde eğlenceler sabahleyin başlar. Erkek evinde çalgı ekibi çalar, oynanır. Damat tıraşından sonra gelin almaya gidilir. Gelin, yeni evine gelmeden kaynanası; geline nazar değmemesi için üzerliğini tütsüdür. Gelin erkek evine gelip içeri girmeden kurban kesilir. Ardından evin önünde damatla oynar. İçeri gireceği zaman da; şeker ve para saçar, kapıdaki asılan Kuran-ı Kerimi öper, kaşıkla verilen tereyağını kapının eşiğine sürer ve kapıdaki bağlı ipi kırarak içeri girer. Tekrar dışarı çıkarak tebrikleri kabul eder, takı takılır ve merasim sona erer. Türkmenlerin geleneksel kıyafeti üç etektir. Altına kutnudan don giyilir. Başta fes ve süslemesi vardır. İşlemeli öynüğü, yan süsleri vardır. Tamamen elle dikilip işlenen bu giysinin kolçakları ise ayrı bir sanat eseridir. Halı Türklerin tarihten gelen bir geleneği, kültürüdür. Halıya verdiği motifler yaşadıklarını ve duygularını yansıtır. Bu motifler bize pek çok ip uçları vermektedir. her türlü dokuma ihtiyacını kendileri karşılamıştır. Heybesini, yastığını, namazlağını, azık çantasını, kilimini, çuvalını, kolanını, koşan ipini kendisi üretmiştir. Bostanlıklarda sebze ve meyveyi yetiştirmiştir. Eti, sebzeyi, meyveyi kurutarak saklamıştır. Karaman Türkmen köylerinin çoğu derbentçilik yapmıştır. Tarihi yapıların çok olduğu bu yerleşim yerlerinden, Atçekenlerin yurdu Akçaşehir Cami'nin yapımı 12. yüzyıla kadar uzanır. Tavan ağaç örtme şeklindedir. Türünün ender örneklerinden biri olarak günümüze gelmiştir. Bu cami 4. Murat’ı sefere giderken ağırlamıştır. Hayvancılık Türkmenler için bir yaşam tarzı olmuştur. Koyunu, keçisi, ineği, öküzü, atı, eşeği, devesi ile bütünleşmiştir. Özellikle koyun besleme çok yaygın olarak devam ede gelmektedir. Koyunun sağımı için koşumu ise ayrı bir ustalık ve yöntemdir. Böylelikle koyun rahatlıkla sağılabilmektedir. Koyunun, keçinin kırkımı da ayrı bir hüner istemektedir. Türkmen kadınları, diğer Türkmen kadınlarından öndüçleşme yöntemi ile koyun, keçi sütü toplar. Bu süt alımı, çöple ölçülerek yapılır. Bu işlemi ancak öndüçleşen kadınlar bilir. Çöpleri kırarak milim şaşırmadan alış veriş yaparlar. Topladıkları bu sütleri kaymak, yağ, peynir yaparak keçi derisine basarak tuluk yapılır. Karaman Anadolu’nun parlayan yıldızları arasındaki yerini şimdiden almıştır. Önemli bir üretim ve sanayi merkezi olma yolundadır. Öyle ki; ülkemizde üretilen bisküvinin %44 ü, gofretin %53 ü, bulgurun % 20 burada üretilir. Tarıma dayalı sanayi hayli gelişmiştir. Aynı zamanda tarım ve bakliyat ambarıdır. Şeker pancarı, fasulye, nohut, mısır da önemli yer tutar. Son yıllarda bu üretim çeşitlenmeye başlamıştır. Ülkemizin önemli elma üretim merkezlerinden biri olmuştur. Ayrıca ayçiçeği, kavun, karpuz üretimi ile de kendinden söz ettirmektedir. Karaman Anadolu’yu Akdeniz’e bağlayan yollar üzerinde olması nedeniyle de önem kazanmaktadır. İstanbul’dan çıkan eski kervanlar ve Hacca gidenler Karaman’dan Ereğli’ye ve oradan da Gülek boğazını geçerek Halep’e ulaşırlardı. Yavuz Sultan Selim’in Karapınar’ı inşa etmesiyle, Konya-Karapınar-Ereğli yolu daha da kısaldı. Bu tarihten sonra Karaman sürekli gerilemeye başladı. 1500'lü yıllardan itibaren Karaman nüfusu azalmaya başladı. Yine askeri yollarda Karaman sınırlarından geçmekte idi. Kanuni Sultan Süleyman 1. Irak seferine giderken ve dönerken Eğilmez, Karacaören köylerinden aşıp Çoğlu’dan Akçaşehir’e ve oradan da Ereğli’ye gitmiştir. 4. Murat Revan seferine giderken 1635’te yine aşağı yukarı aynı yolu kullanmıştır. http://ki.tv.tr http://sms.name.tr
29 Dec 2012
358
Share Video

5:38
Bu oyunu videodaki adresten indirebilirsiniz. Cpt. Price ile Makarov'un son mücadelesine hazır mısınız? Serinin hayranlarının tüylerini diken diken edecek bir senaryo, eski oyunlara göndermeler. Bakalım Modern Warfare 3 nasılmış? 11/11/2011 12:00 "Makarov... Fiyatı olmayan adam. En yüksek teklifi veren herhangi biri için herkesi öldürebilir. Makarov'u tanımlamak için en güzel cümle bu aslında. Rusya'dan çıkan ve dünyaya korku salmayı başaran bir terörist. Peşinde ise yılların eskitemediği Price var. Başına büyük bir ödül konmuş ve hain ilan edilmiş olsa da, tek amacı Makarov'u bulup, parçalarına ayırmak. Bu yolda neleri feda edebilir? Ne kadar ileri gidebilir?"
10 Aug 2012
68
Share Video

0:32
Montaj beyaz eşya ve mobilya montajı demontaj işleri tesisat ustası 0532 164 7090, Mobilya Montaj İşleri 0538 786 5518 MOBİLYA TAMİRİ MOBİLYA MONTAJI mobilya montaj elemanı hizmeti, Duvar + Mobilya Montaj Ustası Mobilya Montaj İşleri 0538 786 5518 MOBİLYA TAMİRİ MOBİLYA MONTAJI mobilya montaj elemanı hizmeti Düzgün Mobilya Montaj Ustası, ALO,ELEKTRİK USTASI,MOBİLYA MONTAJI,KORNİŞ MONTAJ,AVİZE,ARZA, Alo de Tekniker Usta Gelsin! Gece Gündüz 7 / 24 saat Alo usta 0538 786 55 18 -- 0543 303 74 93 -- - İSTANBUL Geneli HİZMETİMİZDİR. ALO EV TADİLATI, BOYACI, PARKE, Fayans, ALÇI USTASI BİZİ ARAYIN aloustaservisi.com A dan Z ye İNŞAAT İŞLERİ itina ile yapılır. Harfiyat, Kırım, Yıkım, Moloz Atım, Temel Açma Kaba İnşaat Ustası, Kara Sıva Ustası, SAP Ustası Duvar Ustası, Elektrikçi ustası, Sıhhi Tesisat Ustası Fayans Ustası, Kalebodur Ustası, Mermer Ustası Parke Ustası, Sistire Cila Ustası, Laminant Ustası Ahşap Ustası, Marangoz Ustası, Çatı Ustası Boyacı Ustası, Ustası Kartonpiyer, Alçıpan Ustası PVC Ustası, Pimapen Ustası, Ferforje Ustası, Doğalgaz Ustası, Kombi Ustası , Tesisatçı Ustası Merdiven Ustası, Ustası Kaplama, Mantolama Ustası Izolasyon Ustası, Çelik Kapı Ustası, Kış Bahçesi Ustası Elektrik Tesisatı, Tüm Tadilat ustaları Döşemeci Ustası Eski Koltuk Yenileme Minder Ustası Perdeci Ustası Branda Çadır Ustası Tenteci Ustası Tüm Ustalar Tekniker Usta Mobilya Montaj Elemanı ikea Mobilya Montaj Elemanı ikea Montaj Elemanı Montaj ElemanıKorniş Montaj Avize Montaj Raf MontajDolap MontajGardolap Montaj Kapı montajMontaj Elemanları Oda Kurulum Çamaşır Makinesi MontajKombi Montaj Ustalarımız: boyacı ustası, boya ustası, Fayans ustası, fayansçı ustası, çatı ustası, çatıcı usta, MARANGOZ ahşap ustası, Ferforje ustası, sıva ustası Sıvacı usta, dekorasyoncu, duvar ustası, bina mantolama, izolasyon ustası, Söve ustası, Kartonpiyer ustası, Kalebodur Ustası, Alçıpan ustası, mermer ustası, taş ustası, montaj ustası, montaj elemanı, Tekniker usta, Tekniker eleman, elektrik ustası, elektrikçi, laminant ustası, parke ustası, granit ustası, pergola ustası, şömine ustası, Alo Usta Servisi, Alo Usta merkezi, Ustası bul, ara Ustası, Usta iste, Ustalar, İnşaat Ustası, Boya BADANA ustası, dekorasyon ustası, Mobilya Montaj Ustası. İstanbul'da Hizmet Verdiğimiz İlçeler: Arnavutköy, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Eyüp, Esenler, Esenyurt, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kağıthane, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri, Sultangazi, Şişli, Zeytinburnu, Ataköy, Florya, Yeşilköy, Yeşilyurt, Bahçeşehir, Beylikdüzü, Kemerburgaz, Kemercountry, Zekeriyaköy, Levent, Etiler, Ulus, Taksim, Moda, Beykoz Konakları, Acarkent, Kavacık, Beylerbeyi, Ataşehir, Beykoz, Çekmeköy, Kartal, Kadıköy, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Şile, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Bebek, Hisarüstü, Ortaköy, Baltalimanı, Emirgan, Tarabya, İstinye, Yeniköy, Kireçburnu, Fenerbahçe, Feneryolu, Caddebostan, Bağdat Caddesi, Bostancı, Göztepe, Erenköy, Ziverbey, Eminönü, Sultanahmet, Çemberlitaş, Beyazıt, Topkapı, Merter, Şirinevler, HİZMETLERİMİZ Tüm Ustalar Tadilat ustaları Tekniker Usta Mobilya Montaj Elemanı ikea Mobilya Montaj Elemanı ikea Montaj Elemanı Montaj Elemanı Korniş Montaj Avize Montaj Raf Montaj Dolap Montaj Gardolap Montaj Kapı montaj Montaj Elemanları Oda Kurulum Çamaşır Makinesi Montaj Kombi Montaj Ustalar; boyacı ustası, boya ustası, Fayans ustası, fayansçı ustası, çatı ustası, çatıcı usta, MARANGOZ ahşap ustası, Ferforje ustası, sıva ustası Sıvacı usta, dekorasyoncu, duvar ustası, bina mantolama, izolasyon ustası, Söve ustası, Kartonpiyer ustası, Kalebodur Ustası, Alçıpan ustası, mermer ustası, taş ustası, montaj ustası, montaj elemanı, Tekniker usta, Tekniker eleman, elektrik ustası, elektrikçi, laminant ustası, parke ustası, granit ustası, pergola ustası, şömine ustası, Alo ustam servisi, Alo Usta gelsin , Ustası bul, ara Ustası, Usta iste, Ustalar, İnşaat Ustası, Boya BADANA ustası, dekorasyon ustası, Mobilya Montaj Ustası Düzgün + Mobilya Montaj Ustası Edirnekapı Mobilya Montaj Ustası Edirnekapı + Mobilya Montaj Ustası Ekib Mobilya Montaj Ustası Ekib + Mobilya Montaj Ustası Ekibi Mobilya Montaj Ustası Ekibi + Mobilya Montaj Ustası Ekonomik Mobilya Montaj Ustası Ekonomik + Mobilya Montaj Ustası Ekstra Mobilya Montaj Ustası Ekstra + Mobilya Montaj Ustası Eleman Mobilya Montaj Ustası Eleman + Mobilya Montaj Ustası Elemanı Mobilya Montaj Ustası Elemanı + Mobilya Montaj Ustası Elemanları Mobilya Montaj Ustası Elemanları + Mobilya Montaj Ustası Eminönü Mobilya Montaj Ustası Eminönü + Mobilya Montaj Ustası Emirgan Mobilya Montaj Ustası Emirgan + Mobilya Montaj Ustası En İyi Mobilya Montaj Ustası En İyi + Mobilya Montaj Ustası En Ucuz Mobilya Montaj Ustası En Ucuz + Mobilya Montaj Ustası Erenköy Mobilya Montaj Ustası Erenköy + Mobilya Montaj Ustası Esenler Mobilya Montaj Ustası Esenler + Mobilya Montaj Ustası Esenyurt Mobilya Montaj Ustası Esenyurt Ardıçevler Mobilya Montaj Ustası Esenyurt Esenkent Mobilya Montaj Ustası Esenyurt Güzelyurt Mobilya Montaj Ustası Esenyurt + Mobilya Montaj Ustası Eşyalı Mobilya Montaj Ustası Eşyalı + Mobilya Montaj Ustası Etiler Mobilya Montaj Ustası Etiler + Mobilya Montaj Ustası Etiler Etılerde Mobilya Montaj Ustası Etıler Mobilya Montaj Ustası Etıler ETILER Mobilya Montaj Ustası Etilerde Mobilya Montaj Ustası Etilerde + Mobilya Montaj Ustası Etilerde Mecıdıyekoy Mobilya Montaj Ustası Ev Mobilya Montaj Ustası Ev Yıkma Mobilya Montaj Ustası Ev Yıkım Mobilya Montaj Ustası Ev Yıkımcı Mobilya Montaj Ustası Ev Kırım Mobilya Montaj Ustası Ev Söküm Mobilya Montaj Ustası Ev Yıkım Ekibi Mobilya Montaj Ustası Ev Yıkım Şirketi Mobilya Montaj Ustası Ev + Mobilya Montaj Ustası Eve Mobilya Montaj Ustası Eve + Mobilya Montaj Ustası Evler Mobilya Montaj Ustası Evler + Mobilya Montaj Ustası Exhibition Mobilya Montaj Ustası Exhibition + Mobilya Montaj Ustası Exhibition Nearly Mobilya Montaj Ustası Exhibition Haliç Mobilya Montaj Ustası Exhibition Tüyap Mobilya Montaj Ustası Exhibition Cnr Mobilya Montaj Ustası Exhibition Lutfi Kirdar Mobilya Montaj Ustası Exhibition Kongre Center Mobilya Montaj Ustası Exhibition Convention Mobilya Montaj Ustası Exhibition Congress Mobilya Montaj Ustası Exhibition Fair Mobilya Montaj Ustası Expo Mobilya Montaj Ustası Expo + Mobilya Montaj Ustası Eyüp Mobilya Montaj Ustası Eyüp EYUP Mobilya Montaj Ustası Eyüp Mobilya Montaj Ustası Eyüp Eyüp Sultan Mobilya Montaj Ustası Eyüp Rami Mobilya Montaj Ustası Eyüp Topçular Mobilya Montaj Ustası Eyüp Yeşilpınar Mobilya Montaj Ustası Eyüp + Mobilya Montaj Ustası Fair Mobilya Montaj Ustası Fair + Mobilya Montaj Ustası Fair Nearly Mobilya Montaj Ustası Fair Haliç Mobilya Montaj Ustası Fair Tüyap Mobilya Montaj Ustası Fair Cnr Mobilya Montaj Ustası Fair Lutfi Kirdar Mobilya Montaj Ustası Fair Kongre Center Mobilya Montaj Ustası Fair Convention Mobilya Montaj Ustası Fair Congress Mobilya Montaj Ustası Fair Exhibition Mobilya Montaj Ustası Fatih Mobilya Montaj Ustası Fatih Yavuzselim Mobilya Montaj Ustası Fatih Balat Mobilya Montaj Ustası Fatih Haliç Mobilya Montaj Ustası Fatih Fener Mobilya Montaj Ustası Fatih + Mobilya Montaj Ustası Feriköy Mobilya Montaj Ustası Feriköy + Mobilya Montaj Ustası Fındıkzade Mobilya Montaj Ustası Firmaları Mobilya Montaj Ustası Firmaları + Mobilya Montaj Ustası Firması Mobilya Montaj Ustası Firması + Mobilya Montaj Ustası Firuzağa Mobilya Montaj Ustası Firuzağa + Mobilya Montaj Ustası Firuzköy Mobilya Montaj Ustası Firuzköy + Mobilya Montaj Ustası Fiyat Mobilya Montaj Ustası Fiyat Mobilya Montaj Ustası Fiyat + Mobilya Montaj Ustası Fiyatı Mobilya Montaj Ustası Fiyatı + Mobilya Montaj Ustası Fiyatlar Mobilya Montaj Ustası Fiyatlar + Mobilya Montaj Ustası Fiyatları Mobilya Montaj Ustası Florya Mobilya Montaj Ustası Florya + Mobilya Montaj Ustası Fuar Mobilya Montaj Ustası Fuar + Mobilya Montaj Ustası Fuar Da Mobilya Montaj Ustası Fuar A Yakın Mobilya Montaj Ustası Fuar Yakını Mobilya Montaj Ustası Fuar Çevresinde Mobilya Montaj Ustası Fuar Yakınında Mobilya Montaj Ustası Fuar Kongre Center Mobilya Montaj Ustası Fuar Etrafında Mobilya Montaj Ustası Fuar Ev Mobilya Montaj Ustası Fuar Ev + Mobilya Montaj Ustası Fuar Takip Mobilya Montaj Ustası Fuar Takip + Mobilya Montaj Ustası Fulya Mobilya Montaj Ustası Fulya + Mobilya Montaj Ustası Galata Mobilya Montaj Ustası Galata + Mobilya Montaj Ustası Galatasaray Mobilya Montaj Ustası Galatasaray + Mobilya Montaj Ustası Garantili Mobilya Montaj Ustası Garantili + Mobilya Montaj Ustası Gayrettepe Mobilya Montaj Ustası Gayrettepe + Mobilya Montaj Ustası Gaysan Mobilya Montaj Ustası Gaysan + Mobilya Montaj Ustası Gaysan Mobilya Mobilya Montaj Ustası Gaysan Elemanı Mobilya Montaj Ustası Gaysan Ekibi Mobilya Montaj Ustası Gaziosmanpaşa Mobilya Montaj Ustası Gaziosmanpaşa + Mobilya Montaj Ustası Göktürk Mobilya Montaj Ustası Göktürk + Mobilya Montaj Ustası Gölü Mobilya Montaj Ustası Gölü + Mobilya Montaj Ustası Göztepe Mobilya Montaj Ustası Göztepe + Mobilya Montaj Ustası Granit Mobilya Montaj Ustası Granit + Mobilya Montaj Ustası Gültepe Mobilya Montaj Ustası Gültepe + Mobilya Montaj Ustası Güneşli Mobilya Montaj Ustası Güneşli + Mobilya Montaj Ustası Güngören Mobilya Montaj Ustası Güngören + Mobilya Montaj Ustası Günlük Mobilya Montaj Ustası Günlük + Mobilya Montaj Ustası Günübirlik Mobilya Montaj Ustası Günübirlik + Mobilya Montaj Ustası Gürpınar Mobilya Montaj Ustası Gürpınar + Mobilya Montaj Ustası Güvenilir Mobilya Montaj Ustası Güvenilir + Mobilya Montaj Ustası Güvenli Mobilya Montaj Ustası Güvenli + Mobilya Montaj Ustası Güzelce Mobilya Montaj Ustası Güzelce + Mobilya Montaj Ustası Hadımköy Mobilya Montaj Ustası Hadımköy Boğazköy Mobilya Montaj Ustası Hadımköy Taşoluk Mobilya Montaj Ustası Hadımköy + Mobilya Montaj Ustası Haftalık Mobilya Montaj Ustası Haftalık + Mobilya Montaj Ustası Haliç Mobilya Montaj Ustası Haliç + Mobilya Montaj Ustası Haliç Fuarına Yakın Mobilya Montaj Ustası Haliç Çevresinde Mobilya Montaj Ustası Haliç Yakınında Mobilya Montaj Ustası Haliç Kongre Center Mobilya Montaj Ustası Haliç Convention Mobilya Montaj Ustası Haliç Congress Mobilya Montaj Ustası Haliç Exhibition Mobilya Montaj Ustası Haliç Etrafında Mobilya Montaj Ustası Haliç Kongre Merkezi Mobilya Montaj Ustası Haliç Fair Mobilya Montaj Ustası Halkalı Mobilya Montaj Ustası acarlar mobilya tamiri acıbadem mobilya tamiri altunizade mobilya tamiri ataşehir bağlarbaşı mobilya tamiri bakırköy mobilya tamiri beylerbeyi mobilya tamiri bostancı mobilya tamiri bulgurlu mobilya tamir çamlıca mobilya tamiri çengelköy mobilya tamiri fıstıkağacı mobilya tamir göztepe mobilya tamiri kadıköy mobilya tamir kartal mobilya tamiri kavacık mobilya tamiri kısıklı mobilya tamiri koşuyolu mobilya tamiri küçükyalı mobilya tamiri libadiye mobilya tamiri maltepe mobilya tamir ümraniye mobilya tamiri üsküdar mobilya tamiri Etiketler acıbadem mutfak dolabı altunizade mutfak dolabı antik mobilya bağlarbaşı mutfak dolabı bulgurlu mutfak dolabı koltuk döşeme mobilya onarımı mobilya tamircisi mutfak dolabı çamlıca ray dolap ümraniye ray dolap amerikan kapı cam merdiven evden eve nakliyat ferforje ferforje ferforje ferforje ferforje forklift kiralama forklift kiralama halı yıkama iphone servisi iphone servisi iphone servisi iş elbiseleri italyan boya jaluzi koltuk döşeme ofis mobilyaları Tabela tabela Tabela tabela tabela tabela tabela tabela varil Mobilya Tamiri * Her türlü mobilya montajı * Ankastre mutfak gereçleri montajı * Mutfak montajı, tezgah değişimi * Mobilya kapak, menteşe ve kulp değişimi * Çekmece ray değişimi * Raylı dolap tamiri ray veya kapak değişimi * Şifonyer tamiri * Kapı tamiri * Kapı kol-kilit-menteşe değişimi * Kapı kapanma sorunları * Kapı sürtme problemleri çözümü * Ahşap yatak tamiri * Çerçeve tamiri * İspanyolet değişimi * Rölyef kasaları ve çerçeveleri * Varak tamiri * Sineklik ve çerçeve işleri * Sehpa tamiri * Her türlü mobilya aksesuar montaj ve değişimi * Masa tamiri * Konsol tamiri * Büfe tamiri * Banko tamiri model değişimi * Fuar stand tamiri model değişimi * Firma-şirket-otel-lokanta-restoran mobilyaları tamir-bakım-onarımı
2 Apr 2012
262
Share Video

2:59
1999 yılından beri müzik sektöründe hatrı sayılır bir kitleye ulaşan DeM ve Soulitary gruplarının vokalisti olarak tanıdığınız Göktuğ Şahin, müzik kariyerine artık solo projesi olan "Göktuğ Şahin Musikisi" ile devam etme kararı aldı. Eski DeM bestelerinin yeni düzenlemeleri ve yepyeni besteler ile albüm kaydında olan Göktuğ Şahin, Mart ayında çıkaracağı "Dem" adını verdiği ilk albümü ile Türk Rock piyasasına alternatif bir isim olarak girmeye hazırlanıyor. Gerçekten müzik ruhuyla, müzik için yaşayan biri olan Göktuğ Şahin'in amacı her zaman herkes tarafından dinlenebilir bir kimliği olan ama piyasa kaygısı gütmeden kaliteli müzik yapmaktır; vermeye çalıştığı mesajlar ve hisleri olabildiğince çok insanla paylaşabilmektir; canlı performanslarda o büyüyü ve teri hep birlikte hissetmektir! Göktuğ Şahin Musikisi: Göktuğ ŞAHİN - Vokal / Gitar Barış YETKİN - Davullar Öyküm ÖZTÜRK - Elektro Gitar / Geri Vokal www.goktugsahin.com www.facebook.com/goktugsahinmusikisi https://twitter.com/goktugsahin/ gsmgoktugsahinmusikisi.com
1 Apr 2012
85
Share Video

2:20
Top 10 Helicopter Remote Controls - Best Buy Helicopter Remote Controls Top 10 Helicopter Remote Controls for 2011 1. New Syma 3 Channel S107 Mini Indoor Co-Axial Metal Body Frame & Built-in Gyroscope RC Remote Controlled Helicopter (Colors may vary) http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/8499000606/cafedeal-20 2. Blade mCX RTF http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/B001D7O6JK/cafedeal-20 3. Blade mCX2 RTF http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/B003EXPDAC/cafedeal-20 4. Syma S107 R/C Helicopter with Built-in Gyroscope Remote - Red http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/B004A8ZRBA/cafedeal-20 5. Helizone - FireBird Mini 3CH Gyroscope Metal Frame RC Helicopter (Black) Comparable to Syma S107 NEW! http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/B003L4JRCE/cafedeal-20 6. Blade 400 3D RTF Electric Mini Helicopter http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/B000W00TJK/cafedeal-20 7. SYMA 3 Channel S013 Mini UH-60 Black Hawk RC Helicopter ---NEW! http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/B002ZFF7WO/cafedeal-20 8. uControl Cloud Force RC Helicopter http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/B003ZG6NFC/cafedeal-20 9. Blade 120 SR BNF http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/B003TREDXG/cafedeal-20 10. Esky Honey Bee CP3 http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/B002V2JUTM/cafedeal-20
22 Mar 2012
86
Share Video

0:57
LERİTrabzon (il) Vikipedi, özgür ansiklopedi Git ve: kullan, ara Bu madde ya da bir kısmı, Vikipedi standartlarına uygun değildir ve bu nedenle düzenlenmesi gerekmektedir. Maddeyi Vikipedi standartlarına uygun biçimde düzenleyip, geliştirerek Vikipedi'ye katkıda bulunabilirsiniz. NOT: Gerekli değişiklik yapılmadan bu şablon kaldırılmamalıdır. Bu madde Ağustos 2010 tarihinden beri, düzenleme isteğiyle etiketlidir. Bu madde Trabzon il sınırları içindeki tüm bölgeyi kapsamaktadır. Başlığın diğer anlamları için Trabzon (anlam ayrım) sayfasına gidiniz. Trabzon ili İdarî Teşkilat Vali: Receb Kızılçık İstatistikler Nüfus 765.127 ― Şehir nüfusu 408.103 ― Köy nüfusu 357.024 Yüzölçümü 4.685 km² Genel bilgiler Bölge Karadeniz Bölgesi Alan kodu 0462 Valilik Web sitesi http://www.trabzon.gov.tr Trabzon, Karadeniz Bölgesi'nin Doğu Karadeniz bölümünde yer alan merkezii bir şehirdir. Karadeniz sahili ile Zigana Dağları arasında yer almakta olup yüzüölçümü açısından az bir alan kaplar.Batısında Giresun'a bağlı Eynesil ilçesi, güneyinde Gümüşhane'ye bağlı Torul ilçesi ve Bayburt, doğusunda da Rize'ye bağlı İkizdere ve Kalkandere ilçeleri, kuzeyi Karadeniz ile çevrili antik çağ'dan beri varlığı bilinen il ve il merkezinin adıdır. Şehrin merkez nüfusu 2009 yılında göre 765.127'tur.1935'te 30.000 olan nüfusu 1990'da 361.886'ya, 2000'de 975.137'ye çıkmıştır. 2007'de 740.569'e düşmüştür. Konu başlıkları [gizle] 1 Coğrafya 2 Nüfus 3 Tarihçe 4 Toplum ve Kültür 5 Tarihi-Turistik Yerler 6 Notlar 7 Dış bağlantılar 8 Resim Galerisi Coğrafya [değiştir] Dar bir sahil şeridinin ardında denize dikey uzanan dağlık bir araziye sahip olan ilin merkezi Boztepe (antik Minthrion tepesi) üzerine kurulmuştur. İl topraklarının % 22,4 yayla, % 77,6 si ise tepelerden oluşmaktadır. Dereler Değirmendere (Piksidis), Yanbolu, Fol, Ağasar, İskefiye, Kalenima, Karadere (Araklı), Küçükdere, Koha, Sürmene (Manahos), Solaklı, Baltacı deresi, Sera Deresi... Nüfus [değiştir] Toplam nüfusu 765.127'dur. Bu nüfusun yaklaşık %54'ü şehir ve ilçe gibi merkezlerde,%46'sı ise kırsal kesimlerde yani köylerde yaşamaktadır. Yıllara göre köy nüfus verileri 2009 765.127 2007 740.569 2000 975.137 1990 795.849 1985 786.194 1980 731.045 1975 719.008 1970 659.120 1965 595.782 1960 532.999 1955 462.249 1950 420.279 1945 395.384 1940 390.733 1935 360.679 1927 290.000 Tarihçe [değiştir] 1838'den kalma Milat'tan hemen öncesiki döenmi gösterir haritada Trabzon'un doğusundan Abhazya'ya değin Proto-Laz oymakları: Colchis ya da Lazica, Makronlar, Sanni'ler, MoshilerAntik Çağ Eusebius'a göre şehrin kuruluş tarihini MÖ 756 olmakla birlikte bu iddia Trabzon'u İstanbul, Roma hatta, genel kanıya göre Trabzon ve diğer Doğu Karadeniz kolonizasyonunu geçekleştiren Sinop'tan daha eski bir kent yapmaktadır. Bu durum gerçekse Sinoplular varolan bir kenti MÖ 630 tarihinden sonra yeniden kolonize etmiş olmalıdırlar. Anabasis'te geçen "Pontos Euksenios kıyısındaki bu şehir Sinope’nin Lazların ataları olan Kolhis ülkesindeki kolonisidir"ifadesi daha sonra Arrian ve Peripleus tarafından da onaylanmıştır.[1] Merkezinde Yunanlıların çevre köylerinde bugünkü Lazların ataları olan Kolhislilerin ve Tzanların (Zan - Çan) yaşadığı Trabzon, Antik çağ ve sonrasında Zigana geçidi üzerinden Ermenistan ve Euphrates civarında üretilen ticari malların takas edildiği ticaret merkezi ve dış ülkelere satıldığı bir ihraç limanı özelliğindeydi. Pontus İmparatoru Mithridates'in Roma İmparatorluğu ile giriştiği bir dizi savaşı kaybetmesinin ardından Anadolu topraklarının yanı sıra Trabzon'da Roma hakimiyetine girmiştir. Trabzon İmparatorluğu, 1265. William R. Shepherd, Historical Atlas, 1911 Roma ve Bizans Pompey'e karşı mücadelesinde Mithridates'e destek vermeyen Trabzon Roma döneminde ödüllendirilmiş serbest şehir statüsü kazandırılmıştır.[2] Bizzat kente gelen Arrian, Trapezus’un Roma döneminde güney Karadenizdeki en önemli liman kenti olduğunu belirtmiştir. Roma İmparatoru Hadrian döneminde restore edilen kente, Trajan döneminde Pontus Kapadokyası eyaletinin başkenti olmuş ve yeni bir liman inşa edilmiştir.[3] Gallianus döneminde bir Germen kabilesi olan Gotlar tarafından yağmalanmış [4], Justinian döneminde tekarar onarılarak eski konumunu kaznamıştır. İstanbul’un Latinler tarafından işgali üzerine Komnenos ailesi,Trabzon'a sığınarak 1461 tarihine Osmanlı fethine dek sürecek bağımsız bir krallık (Trabzon İmparatorluğu) kuracaklar, kendilerini Roma İmparatoru ilan edeceklerdi [5] Trabzon İmparatorluğu Komnenos hanedanından VII. Michael Latin işgali nedeniyle Trabzon'a gelerek teyzesi Gürcü kraliçesi Tamar'nın da desteğiyle kendini Roma İmparatoru ilan etmişse de Batı özellikle Vatikan Trabzon İmparatorunu küçümseyerek "Laz hükümdarı" olarak tanımlamıştır [6]. Trabzon imparatorları başlangıçta diğer Bizans (Doğu Roma) imparatorları gibi çift başlı (aetos) figürünü sembol olarak kullanmışlarsa da Latin işgalinin sona ermesi ve Konstantinapolis'de yeniden yasal yönetimin iktidarı ele geçirmesiyle, bir çatışmaya sebebiyet vermemek için bugün Trabzon Ayasofya müzesinin giriş kapısının üzerinde rölyefi bulunan tek başlı kartal sembolü tercih etmişlerdir. Cenevizliler ile Venedikliler, Moğollar ile Osmanlılar hatta çeşitli Türkmen (Akkoyunlu kabile federasyonuna mensup) klanları ile denge politikası sürdürerek, varlığını sürdürebilen bu zengin liman kenti, İstanbul'un fethinden sekiz yıl sonra (1461) Fatih Sultan Mehmet tarafından Karadeniz'deki çeşitli beylikler, İtalyan kolonileri ve Kırım'la birlikte ele geçirilerek İpek yolunun stratejik anahtarının Osmanlı hakimiyetine girmesi sağlanmıştır. 1861 yılında Trabzon Vilayeti'nin sancakları: Trabzon, Lazistan, Canik, GümüşhaneOsmanlı İmparatorluğu I. Bayezid’in 1398 de Samsun yöresini almasından sonra Trabzon Komnenos Krallığı Osmanlı Devletine yıllık vergi ödemek zorunda bırakılmıştır. David Komnenos, iktidarı döneminde (1458-1461) vergi ödemeyi durdurarak, önceden ödediklerini de Akkoyunlu Devleti Sultanı Uzun Hasan aracılığıyla geri istemiş, Osmanlılara karşı Avrupa’daki büyük devletlere ittifak önerisinde bulunmuştur. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet’in öncülüğündeki Osmanlı Kuvvetleri Bölgeyi kuşatarak, 1461 yılında Trabzon’u ele geçirmiş ve Komnenosların egemenliğine son vermiştir. Trabzon, Osmanlı Döneminde önce eyalet ve sancak olarak şehzade ve mutasarrıflar tarafından idare edilmiştir. İlk sancak beyi Hızır Bey’dir. 1470 yılında sancak beyliği küçük yaşta Şehzade Abdullah’a verilmiş; Abdullah, annesi Şirin Hatunla birlikte 1479 yılına kadar Trabzon’da yaşamıştır. Yavuz Sultan Selim de şehzadeliği sırasında (1491-1512) Trabzon’da Sancak Beyi olarak bulunmuş, sonradan Kanuni ünvanı alacak olan oğlu Sultan Süleyman burada doğmuştur. Trabzon 16. yüzyılda, merkezi Batum olan Lazistan Sancağı ile birleştirilerek eyalete dönüştürülmüş ve bu yeni idari birimin merkezi olmuştur. 1859-1864 yılları arasında Kuzey Kafkasya'da süregelen Kafkas-Rus savaşı, Çerkes ve Abaza halkının yenilgisi ile sonuçlanmış ve şehre sayıları 360.binin üzerinde göçmenin yığılmasına yolaçmıştır. Doğal olarak büyük bir afete dönüşen göç, salgın hastalıklar, açlık ve toplum içinde kaynaşmalara yolaçmıştır. Çok kısa bir zaman içinde Trabzon ve Akçakale limanları ve çevresinde ki yerleşim yereleri adeta rezervasyonlara dönüşmüştür. Bu dönem sırasında salgın hastlıklardan korakarak kaçan yerel halk yaylalara geçmiş ve şehirde yeni göçmenlerle, devlet görevlilerinden başka sadece kaçamayacak durumda olanlar kalmıştır. 1867 yılında Trabzon’da büyük bir yangın çıkmış, bir çok kamu binası da bu sırada yanmış ve kent daha sonra yeniden düzenlenmiştir. 1868 yılında vilayet olmuş, merkez sancağı dışında Lazistan, Gümüşhane, Canik Sancakları da buraya bağlanmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında, Ruslar Trabzon’a saldırır (14 Nisan 1916). Trabzonlulardan oluşan vurucu güçler (Milis), bu saldırı sırasında gerilla savaşı verirler. Bu sıralarda, cepheye gönderilmek üzere Hamidiye Zırhlısının desteğinde Trabzon Limanına gelen cephane Trabzonlu gençlerce büyük bir heyecan içinde boşaltılıp Maçka’ya taşınır. Çaykara’da Sultan Murat Yaylasında (10 Haziran 1916), Of’ta Baltacı, Arsin’de Yanbolu Derelerinde Ruslara karşı başarılı savaşlar verilmiş, ancak o yıllardaki koşullar altında düşmanın Trabzon’a girmesine engel olunamaz ve Ruslar 14 Nisan l916 yılında Trabzon’a girer. Rusların Trabzon’da kaldığı bir yıl, on ay, on günlük süre içinde özellikle Rumlar ve Ermeniler, yerli halka büyük işkenceler yaparlar; sayısız insan öldürürler. 1917′de Rusya’da “Bolşevik Devrimi” olur, Çarlık Yönetimi yıkılır. Bunun üzerine Rus ordusunda büyük bir panik başlar. Bu Rusların Trabzon’dan çekilmesine de yol açar. Öte yandan, batıdan doğuya doğru kayan ve Karadağ’da toplanan Türk Çeteleri, Akçaabat’a inerek Yüzbaşı Kahraman Bey’in komutasında üç koldan Trabzon’a doğru yürürler ve 24 Şubat 1918 tarihinde Trabzon’a girer. Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı imparatorluğunun yıkılmasından sonra Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları yeni Türk devleti olan Türkiye Cumhuriyetini kurmuşlar ve Trabzonda yeni ülkenin yeni idari yapısında altmışbir (61) nolu il olarak yerini almıştır. İlin Cumhuriyet dönemindeki sınırları kültürel ve tarihsel bir düşünceyle değil tamamen idari yapı ve merkezlere uzaklıklar baz alınarak çizilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nin 81 ilinden biri olan Trabzon, Doğu Karadeniz bölgesinde yer almakta ve 4.685 km2'lik yüzölçümüyle ülke topraklarının % 0,6'sını oluşturmaktadır. Cumhuriyetin ilanından sonra Trabzonda çeşitli fabrikalar kurulmuştur. Ulu Önder Atatürk, Cumhuriyet döneminde Trabzon’a üç kez gelir; 1924, 1930 ve 1937 yıllarında, ilk geldikleri 15 Eylül 1924 günü, Trabzonlularca “ATATÜRK GÜNÜ” olarak kabul edilir ve bu kendisine bir telle bildirilir. Toplum ve Kültür [değiştir] Halk Trabzon halkı adet , yaşam tarzı , gelenek ve görenek bakımından kendine ve yöreye özgü özellikler taşımaktadır. Trabzonda çok çeşitli türkmen boyları yaşamaktadır. Çepniler ise bölgede Şalpazarı ve Beşikdüzü ilçesinin Şalpazarına yakın köylerinde 29 kadar köyde yaşamakta olup en eski Türkmen geleneklerini hala sürdürmektedirler. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde; "Fâtih Sultan Mehmed Han Gazi (toprağı mis kokulu ve mekanı cennet olsun.) hazretleri bu kaleyi feth ettiğinde dört tarafında bulunan bölgelerden çeşitli insanları sürerek Trabzon’a nakl ettirip iskân ettirdi. Öyle imar oldu ki sanki insan deryası oldu. Halkının çoğunluğu Lazlardan oluşan insanlar topluluğudur." demektedir. Trabzon halkının fiziki özelliklerinden söz ederken de, "Beşinci iklimde bulunduğu için suyu ve havasının tatlılığından bütün halkı gezip eğlenmeye hevesli ve zevk ehli olup içmeye ve eğlenmeye düşkünlerdir. Gamsız ve aldırışsız zarif dostlar ve âşık kimseler olduklarından yüzlerinin renkleri kırmızımsıdır. Kadınlar kısmı Abaza, Gürcü ve Çerkes güzelleri olduklarından güzel erkek ve kız çocukları olur ki sanki her biri birer ay parçası ve güneş pençesidirler." diye tarif etmektedir. Dil Trabzon halkı 16. yy içinde İslâmlaştıktan sonra anadilleri olan Pontusçayı ve Lazcayı bırakıp Türkçeye alışırken zorlanmışlardır.Özellikle Yunanca'da olmayan -b-, -d-, -g-, - ı- gibi harfleri çıkaramadıkları için Yunanca söylenişlerine uydurarak konuşmuşlardır.[7] Sözgelimi balık kelimesindeki "b" ve "ı" sesleri Yunanca'da olmaması ve İslâm'ı yeni kabul etmiş olan Trabzonluların Türk dilini konuşamamsı nedeniyle bu kelimeyi Pontus Yunancası'na adapte ederek paluk olarak telâffuz ederler. Bununla beraber Trabzonda kesintisiz dört asırdan fazla süredir Türkçe konuşulmaktadır.Yerel halkın bir kısmının asıl dilli arkaik Rumcadır. Pontus Rumcası Lazca, Gürcüce, Rusça, Ermenice ve Farsça'dan çok sayıda ödünç kelime içeren Trabzon ağzı Özellikle alışılmadık ünsüz değişimleri ile Anadolu Türkçesi'nden derin farklılıklar içermektedir.[8] Köprübaşı, Çaykara, Maçka, Tonya, Of, Dernekpazarı yerleşimlerinde Rumcanın arkaik ögeler taşıyan yerel bir dialekti günümüzde de Müslümanlar tarafından 50 civarında köyde 5,000 ile 80,000 kadar kişi tarafından konuşulmaya devam etmektedir.[9] / b / > / p / baluk > paluk */ d / > / t / dere > tere */ k / > / g / katuk > gatuk */ g / > / c / gelin > celun (Batı Trabzon) */ c / > / ç / came > çame */ k / > / ç / > öküz > öçüz (Merkez Çömlekçi mahallesi, Doğu Trabzon) Geleneksel kıyafetleri içerisinde Karadenizli çift, Osmanlı dönemiGiyim-kuşam Osmanlı döneminde Samsun ile Batum arasında(sahil) geleneksel giyim (Laz kıyafeti olarak da bilinir) şöyledir: * Erkek: Başta iki ucu üzerinden sarık gibi dolanarak uzun kulaklı bir düğümle bağlanan ve kukula adı verilen siyah başlık. Üstte beyaz mintan ve üzerine siyah aba yelek. Altta bacak arası körüklü bacak kısmı dar zipka adı verilen siyah şalvar. * Kadın (köylü): İçte kamis adı verilen yakasız Trabzon bezinden gömlek, başta keşan peştemal, alltta etek veya üçetek elbise (zibun)bele bağlanan ve rengi yöreden yöreye değişen peştemal (fota. Üstte fermene veya kadife adı verilen yelek. * Kadın (şehirli, kasabalı): Başta tepelik, Tapla, Koursi, hotoz adı verilen gümüş ya da altın sırmalı yuvarlak tepelik. İçte kamis, üzerine zibun (üçetek) belde peştemal, lahor veya trablus. Köylü ya da şehirli olsun Trabzon kadını (Rize ve Artvin sahilinde yaşayan Lazlar gibi) kesinlikle şalvar giymemektedir. Tek istisna Şalpazarı bölgesinde olup Çepni kadınları şalvar giymekte ve ucu püsküllü kırmızı ya da pembe belbağı takmaktadır. Müzik ve Halk oyunları Trabzon bölgesinin geleneksel çalgıları şimşir kaval, kemençe, davul-zurna ve yörede zimpona, dankiyo adlarıyla da bilinen tulumdur. Sayısız çeşidi olup kadın ve erkekler tarafından toplu oynanılan geleneksel dansların adı ise horondur.kolbastı oyunu 1930 yılında Trabzon'un Faroz mahallesinde başlamıştır. Farozlu balıkçıların kendi aralarında oynadığı bir oyundur. Kültürel Yaşam Ana madde: Trabzon'daki kütüphaneler Trabzon ilinde tiyatro etkinlikleri Trabzon Belediye Tiyatrosu ve Trabzon Devlet Tiyatrosu tarafından yürütülmektedir.Halk eğitim merkezlerinde amatörce tiyatro, müzik ve halk oyunları çalışmaları yapılmaktadır. Müzik alanında çalışmalar yapan Devlet Klasik Türk Müziği Topluluğu'nun yanı sıra karikatür ve resim çalışmaları Belediye Sergi Salonu'nda sergilenmektedir. Eğitim Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde Trabzon'da eğitim kuruluşu olarak sekiz medrese, eğitim süresi dört yıl olan beş adet ilkokul, bir adet sanat yurdu, bir adet askeri rüştiye, bir adet idadi ve bir adet Darülmuallimin bulunmaktaydı. Günümüde Trabzon ilinde 815 ilköğretim okulu, 86 lise ve dengi okul ve 2 Aralık 1963 tarihinde öğretime açılan Karadeniz Teknik Üniversitesi bulunmaktadır. Mutfak Samsun Batum arasında yeralan bölge mutfağının ayırıcı temel besinleri karalahana, mısır ve hamsi olup, bu üçlünün çorbasından ekmeğine dek sayısız kombinasyonu bulunmaktadır. Bölgeye özgü yemeklerden en karakteristik olanları şunlardır: * Mısır unundan:Kuymak (Rize'de muhlama,Vakfıkebir ve Şalpazarında yağlaş), haçapur, hamsili ekmek, lamesli ekmek * Karalahanadan: Çorba, sarma * Tatlı olarak: Kabak tatlısı, kabak pilavı (bölgede pilav ve makarna şekerli olarak tüketilir) * Hamsiden: Buğulama, hoholli hamsi, hamsili ekmek, kaygana * Fasülyeden (lobya): turşu kavurma * Mısırdan: Korkot (mısır çorbası) Tarihi-Turistik Yerler [değiştir] Roma İmparatorluğu ve Osmanlı döneminde eyalet merkezi olmuş, Ortaçağ'da bir Rum imparatorluğuna başkentlik yapmış kent doğal güzelliklerinin yanı sıra pek çok tarihi yapıyı barındırmaktadır. Bunların en önemlileri: Manastırlar: Sümela Manastırı, Ayasofya müzesi,Kaymaklı Manastırı(Amenapırgiç Ermeni Kilisesi), Kızlar (Panagia Theoskepastos) Manastırı, Gregorios Peristera (Hızır İlyas)Manastırı, Kızlar (Panagia Kerameste) Manastırı, Vazelon Manastırı, Hagaios Savas (Maşatlık) Kaya Kiliseleri, Kiliseler ve Camiler: Hagia Anna (Küçük Ayvasil), Sotha (St. John)K, Hagios Theodoros, Hagios Konstantinos, Hagios Khristophoras, Hagios Kiryaki, Santa Maria, Hagios Mikhail, Panagia Tzita, Fatih (Panagia Khrysokephalos), Yeni Cuma (Hagios Eugenios), Nakip (Hagios Andreas Kilisesi), Hüsnü Köktuğ (Hagios Eleutherios), İskender Paşa Camii, Semerciler, Çarşı Camii, Gülbahar Hatun Camii, Trabzon valiliği ve Valievi. Konaklar: [Atatürk Köşkü] Memiş Ağa Konağı (Sürmene), Çakıroğlu İsmail Ağa Konağı (Of), Çakıroğlu Hasan Ağa Konağı, Sarımollaoğlu Topal Mustafa Evi (Araklı) Notlar [değiştir] ^ Xenoph. Anab. IV. 8. 22; Arrian, Peripl. P. E. ss. 1, 3, 6; Scylax, s. 33; Öztürk, 2005. s. 1117 ^ Plinius. vi. 4; Öztürk. 2005. s. 1117 ^ Arrian, Peripl. P. E. s. 17; comp. Tac. Ann. xiii. 39, Hist. iii. 47; Pomp. Mela, i. 19; Öztürk. 2005.Karadeniz Ansiklopedisi Roma dönemi s. 1117 ^ Zosimus i. 33 ^ Chalcond. ix. s. 263 ^ Nikephoros Gregoras, i, 149; Öztürk, 2005. Karadeniz Ansiklopedisi s. 1111 ^ http://www.ocena.info/index.php?option=com_content&view=article&id=21%3Afarkli&catid=9%3Ayayinlanmamis&lang=rm ^ Öztürk, 2005. s.1109 ^ Ömer Asan. Pontus Kültürü. Belge Yayınları. İstanbul. 2000 (2. Baskı) Dış bağlantılar [değiştir]
8 Mar 2012
222
Share Video