Results for: talim Search Results
Family Filter:
3:57
Gemilerde Talim Var RECEBİM Gemilerde talim var Bahriyeli yarim var O da gitti sefere Ne talihsiz başım var Hani benim Recebim Sarı lira vereceğim Almazsan karakola gideceğim Gemi gelir yanaşır İçi dolu çamaşır (İstanbul'un kızları) Benim yarim çok güzel (Recep diye ağlaşır) Gören gözler kamaşır Hani benim Recebim Sarı lira vereceğim Almazsan karakola gideceğim Gemi gelir yan verir İskeleye şan verir Şu İstanbul kızları Koca diye can verir Hani benim Recebim Sarı lira vereceğim Almazsan karakola gideceğim Mavi giyme tanırlar Seni yolcu sanırlar Geçme kapım önünden Seni benden alırlar Hani benim Recebim Sarı lira vereceğim Almazsan karakola gideceğim HIZLI ERİŞİM Kitap Müzik Video Şarkı Sözleri Türkü Sözleri Akorlar Tablar Şiir Dakika dakika haber Haber Arşivi Biyografiler Teknoloji Bilgisayar Elektronik Fotoğraf Makineleri Kadın Dünyası Tip/saglik Kitaplari Yemek Tarifleri Burçlar Rüyalar Yaşanmış Öyküler Karikatürler Fıkralar Masaüstü Desenleri (Ünlüler) Masaüstü Desenleri (Doğa) Kafeler Restoranlar Firma Rehberi Firma Ürünleri Firma Logoları Meraklı Bilgiler Arkadaşlık Sitesi Bilgi Ansiklopedisi Uydudan İstanbul Oyunlar ENGLISH Book Turkish Music Video The Free Encyclopedia Sitenizin içeriğini zenginleştirin. Sitenize tek satırlık kod ile 1000 flash oyun ve 5300 masaüstü deseni ekleyin. şarkı sözü, şarkı sözleri, yabancı, çeviri, müziği, türkçe, sohbet, güzel sözler, şiirleri, resimleri, sevgi, ... Sayfayı Tekrar Yükle Gemilerde Talim Var ... şarkı sözü, şarkı sözleri, yabancı, çeviri, müziği, türkçe, sohbet, güzel sözler, şiirleri, resimleri, sevgi, ... Sayfayı Tekrar Yükle Gemilerde Talim Var ... Ücretsiz Zil Sesi İndirin Binlerce Zil Sesleri İçinden Ara Telefonun İçin. Hemen Sahib Ol! Buzda Dans Tuğba Ekinci Tarkan KocaKafalar sagir oda flash türkan araba funda turkey turkce nazan eminem Selena müzik Prison Break kemal sunal özlem tekin tekinist türkiye Gazi Deniz Seki neşet ertaş temiz bikini Ninja Fenerbahçe Altay Spor gökmeydan tayfa Köprü Erdal Beşikçioğlu dancing komedi Kan Uykusu makinası piriler Avrupa Yakası ateş xmen özgürlük hande yener Beyaz Show KanalD Bursaspor Şahan Gökbakar binbir gece bölüm bebek baby car hobby tanga cem yılmaz komedi İzmir funny Haluk Levent arzu şahin Komik dublaj Cameron Diaz Christina ankara turgut survivor Ebru Gundes LOST öss Televizyon Makinası burhan altıntop Gaffur Nasılım Spor ibrahim tatlıses TÜM DİZİLER beşiktaş gunes türkücü çalgıcı sanatçı müzikçi orkestra müzik topluluğu grubu istanbul turkiye fenerbahce, kadıköy, meşale, deplasman, gfb, gencfb, bjk, gs, fb, gs gençfb besiktas, , ncaa, b, soccer, futbol, football, Nba, basketball, , fifa, , golf, world cup, turkcell liği 1.lig şampiyon klübler uefa kupası Saracoğlu Stadium turkey turko turki kezman rüştü Aziz Yıldırım başkanlığındaki Fenerbahçe dünya çapında yıldızları 100. yıl yüzüncü yıl Şanlı Fenerbahce f.b. f.b 100.yıl şarkısı athena siyah beyaz sarı kırmızı tunçay meşale show gösteri yangın holigan fanatik FB Efsanesi turkey 1907 gol football futbol semih tümer Beste Klip Müzik Spor aziz yıldırım taraftar tribün fan club goal fenerbahce cumhuriyeti republic of fenerbahce sport en büyük bir baba hindi Artists Computer concert concerts downloads free hall instruments key keyboard keyboards lyrics music music sites musical musics müzik box online radio record recorder rock show shows sing singer store videos mp3 vaw akustik aleti aletleri arama arşivi bedava beste bilgisayar bul cd com çalgı çalgıcı çalgılar çello dans danscı
12 Aug 2008
3233
Share Video

1:04
Gemilerde Talim Var Bahriyeli Yarim Var O Da Gitti Sefere Ne Talihsiz Başım Var Hani Benim Receb'im Receb'im Sarı Lira Vereceğim Almazsa Karakola Gideceğim Gemi Gelir Yanaşır İçi Dolu Çamaşır Şu İstanbul'un Kızları Recep Diye Ağlaşır Hani Benim Receb'im Receb'im Sarı Lira Vereceğim Almazsa Karakola Gideceğim Mavi Giyme Tanırlar Seni Yolcu Sanırlar Geçme Kapım Önünden Seni Benden Alırlar Hani Benim Receb'im Receb'im Sarı Lira Vereceğim Almazsa Karakola Gideceğim annem bu dizi de bu dizi de çok hata var diyor özellik le deniz karayal karaterinde çünkü deniz iki kişin'nin hayatın'ı oynadı 72lerde sadece mahir Çayan ve sinan cemgil evliydi mahir Çayan gülten adında bir kızla gizlice evlenmiş yani gülten Çayan la sinan cemgil ise karısı ile hapis de evlenmiş ve oğlu olmuş. oğlu 4-5 aylıkken dağda ki çatışmada ölmüş hani harun yaralandığı ama ölmediği çatışmada ölmüş öte ki hayatsa alirıza adında bir Çocuğa ait alirıza'nın babası 60lar binbaşımış ve oda 60larda atılan askerler arasındaymış ama alirıza dur ihtarında vurulmamış almanya ya gitmiş orada düşünce adında bir haftalık gazete dergi de falan yazarlık yapıyormuş. sonra bir mayıs da panzerin altında kalan kızın annem sanmışlar polisler annemin evine gitmişler tabii annem yaraları panzerlerin arabaların altından çıkarırımış anaannem de bütün bir gece camlarda annem'i beklemiş birde devgençler halk kurtuluşlular bir birlerine asla kendi isimleri ile hitap etmezlermiş. ali ye hep hasan derlermiş zeynep de yine iki kişi yi oynuyor birini kim olduğunu biliyorum o kişi annem saniye o zamanlar evli olmadığı için adı soyadı saniye güçlü'ydü evlendiğinde soyadı aslıoğlu oldu ama şimdi yine güçlü takma adı gülmüş yani zeynepin değil zeynep'in kim olduğunu halen çıkaramadı annem. ama yakındır musas ilk bölümden son kareye bence gelmiş geçmiş en başarılı ve en etkileyici dizi.oyuncu seçiminden,hikayeye müziklerden mekan seçimi ve detaylara akla ğelebilecek herseymükemmel.ilk bölümün sonunda üç idamdan sonra dizinin eski tadı kalmaz mı diye düşünmüştüm,ama ikinci bölüm birinciyi geride bıraktı,denizlerin idamı ile ilgili bölüm tek kelime ile olağanüstü idi,çok etkilendim arkadaşlarımın çoğu gözyaşlarını tutamadı,kusursuzdu ve bence deniz gezmiş'i oynayan oyuncu çok çok başarılı id.yeni dönemin de çok güzel olacağına eminin ama dizi biktince ne olacak...yeniden verseler on kere de olsa izlerim.dönemin içinde yaşarken değil de zaman geçtikten sonra olaylar nasıl da daha berraklaşıyor.bunu bize gösterdiğiniz için sonsuz teşekkürler Saçların sarı yarım Örülmüş yarım yarım Gör aşkın yarasını Ne kadar derin yarım (Bağlantı) Digel digel Mihrican Gözlerin sanki mercan Kadan belan ben alam He he adan kurban Bugün hava bulanık Ciğerim başı yanık Bu ne çetin sevdadır El yatar ben uyanık Bağlantı Bugün üç gündür güzel Halım müşküldür güzel Başımdan çıkan duman Senin aşkındır güzel Bağlantı Kaynak: Izzet Altinmese Yöre: Diyarbakir Notasi: Mihrican (Saçlarin Sari Yarim) Kınayı getir aney Parmağın batır aney Bu gece misafirem Koynunda yatır aney Kalada var çeperler Çepere su seperler Irak yoldan geleni Terli terli öperler Sivik uci kuş burni Oldum yarin düşküni Baş açık yalın ayak Yola düştüm kış güni Kaynak: Izzet Altinmese Yöre: Bitlis Sıra sıralı konaklar İçinde yarim konaklar Di gel canım Bana reva görmediler Gönlümde baykuş konaklar (Bağlantı) Di gel di gel di gel canım Sensiz yaman oldu halım Di gel di gel di gel canım Kara gözlere kurbanım Yıkıldı gönül kalası Söndü ocağı çırası Di gel canım Ayıran bi-murat olsun Dağılsın yurdu yuvası Bağlantı Yöre: İstanbul Kaynak: GEMİLERDE TALİM VAR Kaynak: Izzet Altinmese Yöre: Diyarbakir Klarnet: Klarnet (klarinet ya da gırnata), sert ve dayanıklı ağaçlardan genellikle de abanoz ağacından yapılan üflemeli bir çalgı türüdür. Bir çeşit sert kauçuk olan ebonitten, ayrıca metalden yapılanları da vardır. Klarnetler, beş parçanın birleşmesinden oluşur, bunlar: Kafalık (Bek) Fıçı (Barel) Üst gövde Alt gövde Kalak Klarnetin gövdesi silindir biçimindedir. Kalak bölümü ise obuanın kalağına oranla daha geniştir. Dikkatlice yontulup biçimlendirilen bu kamış parçası, ağızlık üzerine takılır. Çalıcının nefesi ile titreşime geçirilen kamış, boru içindeki havayı titreşime geçirerek ses elde edilmesini sağlar. Çalıcının sol eli yukarıda, sağ eli ise aşağıda olmak üzere az bir eğimle yere doğru tutulur. Flüt ve obuada olduğu gibi, klarnetin gövdesinde de ses deliklerini açmaya ve kapatmaya yarayan metal bir mekanizma vardır. 1840 sıralarında "Boehm sistemi" flüte uygulandıktan sonra, Paris konservatuarı öğretim üyesi ve klarnetçi Klosé, bu sistemin klarnete de uygun olduğunu görmüş ve Boehm sistemi klarnete uygulanmıştır. Daha sonra farklı zamanlarda farklı kişiler tarafından bu sistem geliştirilmiştir.keman videos mp3 vaw saksofon muzik video topon top on keman
12 Aug 2008
4893
Share Video

2:53
Safiye Ayla was the most highly respected singer of the era. She appeared in virtually all of the well-known concert halls, and appeared on radio and television, and in films. Born in 1907, she took first serious music courses from Eyyubi Mustafa Sunar. She studied makam theory with Yesari Asim Arsoy, She joined the Darul-Talim Musiki Ensemble and studied with such notables as Fahri Kopuz, Sadettin Kaynak, Selahattin Pinar, Udi Nevres Bey, Rakim Elkutlu, and Ahmet Irsoy. Sadettin Kaynak, one of the most popular art music composers of the day archives of Ersin Faikzade
7 May 2007
3128
Share Video

5:28
Yavuz Ulugün Kocaeli Tarihini yazan önemli yazarlardan biridir. Şu ana kadar 8 tarih araştırma kitabı yazdı. ‘’Kocaeli ve Çevresi Denizcilik Tarihi’’ başlığındaki son eseri, Kocaeli çevresi ile ilgili ve Kocaeli Bölgesindeki denizcilik tarihini ve yerleşimleri ele alyor. Antik tarihle başlıyor, Osmanlı dönemi ile devam edip, Cumhuriyet dönemindeki denizcilik ile ilgili her tür olayı ele alıyor. Bu kitap, öncelikle Kocaeli’nin Denizcilik Tarihi üzerine ve ikincisi Denizcilik üzerine bir kitap niteliği taşımaktadır. KYÖD Tarih Araştırmları Grubu başkanı olan Yavuz Ulugün aynı zamanda Uzun Yol Kaptanıdır ve bir dönem klavuz kaptanlık yapmıştır. Kocaeli bölgesindeki tarih araştırmalarının eksikliğini duyarak yola çıktıklarını ve devam ettiklerini, tamamlandıkça yeni eserleri yayınladıklarını belirtiyor. Son kitaplarının duyurusunu 1 Temmuz 2009 Kabotaj Bayramı sırasında yaptıklarını söylüyor. Kitabın, İTÜ Denizcilik Fakültesi’nde de duyurusu aynı anda yapılıyor. Son kitabı olan, ‘’Kocaeli ve Çevresi Denizcilik Tarihi’’, İzmit Rotary Kulübü’nün sponsorluğunda gerçekleştiğini ve kitabın Koaceli’deki bütün kütüphanelere gönderildiğini bildirdi. Aynı zamanda kitabın KYÖD’den de temin edilebileceğini duyuruyor. Önsöz TÜRKLER’DE DENİZ İMGESİ ve DENİZCİLİK TARİHİ ARAŞTIRMALARINA DAİR İbrahim Şirin* Göçebe Türklerin ya da genel olarak göçebenin zihni dünyasında deniz ne anlam ifade eder? Uçsuz bucaksız bozkırda at koşturan, bütün yaşamını at üzerinden inşa eden bir göçebe için deniz bir engel ve atını koşturamadığı güvensiz bir yerdir. Bu güvensizlik hatta bir ölçüde korkunun izini nerde sürebiliriz? Türk’ün denizle imtihanını nasıl anlayabiliriz? Ya da pek çok kıyı kenti gibi sırtını denize dönmüş bir kent diye tarif edilen Kocaeli’nin denize küskünlüğünü nasıl anlayabiliriz ? Deniz kenarına ulaşmak için bin bir basamaklı ucube üst geçitlerden geçmek ve orada sıra sıra dizili fabrika manzaraları görmek başka hangi şehirde bu yoğunlukta var ? Bunu anlamak için tarihle diyalog kurmak gerekmektedir. Tarihin bu konuda bize söyleyecekleri bir şeyler olabilir. 16. yüzyılın ünlü devlet adamı düşünür ve tarihçisi Gelibolulu Mustafa Âli, Türkler ve Osmanlıların deniz karşısında takınmaları gereken tutumu bir görgü kitabı olan Mevâ’ıdü’n-Nefâis Fi –Kavâ’idil-Mecâlis kitabında anlatır. Belki bu satırları okuduğumuzda denize küskün ve yabancı tavrımızı bir ölçüde olsa anlamlandırabiliriz. “Aklı başında bir insanın , zorlayıcı bir neden olmadan , gemiye binmesi ve deniz yolculuğu yapması doğru değildir. Bu zorlayıcı neden de ancak şeriatın ya da aklın buyruğu ile bir kıyıdan, bir adadan geçmek olabilir.Ya adadaki halka kutsal şeriat yolunu öğretmektir, ya da yakalandığı öldürücü bir hastalıktan başka bir yerde kurtulma ihtimalinin olmasıdır. Hatta kimi Kur’an yorumcuları: kendi elinizle tehlikeye atılmayınız ayetinin yorumlanmasında “ zorlayıcı bir neden olmadan gemiye binmek caiz olmaz” diye bunu kesinleştirmişlerdir. Gerek kutsal Kabe yoluna gitmek için, gerek gazaya yönelmek için gemiye izin verilmediğini belirterek okuyucusuna öğüt verir “ Girme gemiye, kendini rezil etme. Cömertlik cevheri sonsuzluk nemine batıp gitmesin”[1] Gelibolulu Mustafa Âli’nin denizle ilgili bu kadar olumsuz düşünmesinde, denizde geçirdiği korkulu saatler olsa da O aslında deniz kenarındaki Gelibolu’da doğmuş bir kişi olarak denizle hiç arası olmayan Osmanlı’nın deniz karşındaki genel tutumunu bize aktarır. Osmanlı insanın deniz karşındaki zihni tutumu, Osmanlı’nın denizlerle hiç ilgilenmediği anlamına gelmez. Burada Osmanlı devletinin icratıyla Osmanlı sıradan halkının deniz karşındaki tutumu aynı olmak zorunda da değildir. Gelibolu Mustafa Âli örneği, Osmanlı insanının denizle çok da ilgili olmadığını göstermektedir. Bahçeşehir Üniversitesi’nin 6-7 Ekim 2005 tarihleri arasında düzenlediği II.Uluslararası Tarih Sempozyumunun konusu “Türkler ve Deniz” idi. Burada Türklerin deniz karşısında tutumundan çok Osmanlı devletinin denizlerdeki mücadelesi bir deniz imparatorluğu vasfını kazanıp kazanmadığı tartışılmıştır. Konumuzla ilgili düşündüğümüz Mete Çelik’in Türk İslam Edebiyatında Deniz İmgesi” başlıklı bildirisi de Türklerin deniz karşısında tutumunu anlamaktan çok uzak görünmektedir. Zira Çelik’in bildirisinde Gelibolulu Mustafa Ali yer almaz.[2] Burada biz daha çok Osmanlı düşünce dünyasında deniz ve denizciliğin nasıl bir yer işgal ettiğinin izini sürmek istiyoruz. Zira sözkonusu sempozyumda bu konu işlenmemiştir. Osmanlılar, Akdenizi bir Osmanlı gölü yapma becerisini gösterirken aynı başarıyı Hind okyanusunda İspanyol ve Portekizliklere karşı gösteremediler. Bu başarızlığın kendi içinde şüphesiz pek çok nedeni vardır. R.B. Serjeant’ın “Gemilerinin Akdenize göre yapılmasının ve bu gemilerle okyanusta mücadele edememelerinin imkansızlığı yada belki de daha önemlisi Osmanlı sultanları tacir bir kral değildi; İmparatorluğu öylesine geniş ve zengin idi ki, görüşünü deniz ufuklarının ötesine götürmek ona hitap etmiyordu. Kimi sebeplerle, onun buyruğundaki Müslüman tacirlerin ve gemi sahiplerinin hiç biri Avrupalılarınkilerle kıyaslanamayacek riskleri göze alıp denize açılmak için ne bir dürtüye , ne devlet desteği sağlamada bir inanca sahipti”[3] yorumu ileriyi gören bir Osmanlı denizcisi Ömer Talip’in yorumlarıyla paralellik gösterir. “Şimdi Avrupalılar bütün dünyayı öğrendiler; gemileri her yere gönderiyorlar ve önemli limanları ele geçiriyorlar. Eskiden Hindistan, İndus ve Çin malları Süveyş’e gelir ve Müslümanlar tarafından bütün dünyaya dağıtılırdı. Fakat şimdi bu mallar Portekiz, Felemenk ve İngiliz gemileriyle Frengistan’a taşınıyor ve oradan bütün dünyaya dağıtılıyor. Kendilerinin ihtiyaç duydukları şeyleri İstanbul’a diğer İslam ülkelerine getiriyorlar ve fiyatların beş katına satıp para kazanıyorlar. Osmanlı Devleti Yemen kıyılarını ve oradan geçen ticareti ele geçirmelidir; aksi halde çok geçmeden Avrupalılar İslam ülkelerine hükmedecekler.” [4]. Ömer Talip’in öngörüleri gerçek oldu. Katip Çelebi, İrşad-ül Hayara Fi’t- Tarihi’l-Yunan ve’r –Rum ve’n Nasara adındaki eserinde Osmanlıları tıpkı Ömer Talip gibi uyarmak ister [5] Kendi ifadesi ile “Furuku nasara bir millet iken ruyû zeminde münteşir olup bir mertebe çoğaldı ki sair tavaif ve milel sevadına bedel olmağa yaklaşıp aktarı arzda gemileri keştügüzar eyleyüp muhiti şarkı ve garbı nice darû diyara musallat olup zapteyledi”[6] Avrupalıların bir millet iken nüfuslarının çokça arttığı, gemicilikte ilerlüyüp, bütün dünyayı zaptetmek emellerinde olduğunu, buna karşın Müslümanların bunlar hakkında yalan yanlış bilgiye sahip oldukları ve bunların tehlikelerinden habersiz olduklarını ve yazdığı bu risale ile gaflet uykusundan uyandırmak istediğini ifade eder.[7] Bu ifadeler Ömer Talib’in 1625 Avrupa tehlikesini haber verdiği ifadelere benzemektedir. Her iki yazar da Osmanlı’yı yükselen Avrupa tehlikesine karşı uyarmak istemektedir. Ve denizlerdeki gelişmelerin Osmanlı için öneminden bahsederler. Osmanlı modernleşmesi yani kadimden cedide evriliş Müteferika’da anlamını bulur. Avrupa’daki gelişmelerden Osmanlı’yı haberdar etmek isteyen bir başka yazar şüphesiz İbrahim Müteferrika’dır. Müteferrika, Usul’l Hikem Fi Nizâmi’l Ümem’ de, Avrupa devletleri az bir topluluk iken, yer yüzüne dağılmışlar, gemileri ile Doğu–Batı’da bir çok memleketlere musallat olmuşlar, Avrupa’nın azlık iken çokluk olmalarına, mağlup iken galip olmalarına, bir köşeye sıkışıp kalmış iken bütün aleme yayılmalarına sebep olan devlet düzenleri, insan işlerini tanzim eden kanunları, memleketlerinin bayındırlığını sağlayan düsturları, siyasi ve riyase kaideleri, adetleri, ve hususen askeri usullerinin araştırılarak ortaya konması şiddetle ihtiyaçtır. Amerika’nın keşfiyle buradaki zenginliklere Avrupalıların sahip oldukları ve dünyanın geri kalan kısmına bu arada Osmanlı himayesindeki Müslüman topraklarda da gözü olduğu ve bundan Müslümanların habersiz olmalarına hayıflanır. Müslümanları gaflet uykusundan uyandırmak maksadı ile söz konusu eseri yazdığını belirtir. Bunu Yine rical-u nas tüm İslamiyan bu din ve düşmanların ahvalinden haberdar olup, içine düştükleri gaflet uykusundan uyandırılmaları gerekir”[8] diyen Müteferrika, coğrafya ve tarihin devlet yönetiminde etkisine sıkça değinir. Ona göre tarih ve coğrafya bilgisine sahip olan devlet adamları düşmanın durumundan haberdar vaziyette, onların nizam-ı cedit üzre ihdas ettikleri usul ve harp hilelerini öğrenerek İslam ülkelerinin küfre teslimine sebep olan gaflet, taassup, tembellik ve cehaletten yüz çevirip, devletin bozuluşuna yol açacak olaylara dur demelidir[9].Müteferrika yenilginin sebeplerini izaha çalışır ve düzenli ordunun elzem olmasına karar verir. Bu bakış açısı ile Hıristiyan devletlerin askeri yapılarını talim şekillerine ve harp tekniklerini ele alır. Ona göre bir devletin askeri hüsn-ü nizam üzere tertip ve tanzim edilirse, o devlet sınırları içinde yaşayan bütün halk sükunet içinde olur. Halkın isyana yeltenmesi ve huzursuzluk çıkarması mümkün olmaz. Nitekim Avrupa devletlerinin huzuru, bu hüküm için yeterli delildir.[10] Müteferrika özellikle Çar Petro’nun askeri alanda yaptığı reformlara dikkat çeker. Karada ve denizde Avrupa usulü askeri ile kısa zamanda güçlenip yayılmaya başlamasını Osmanlı için endişe verici bulur. Ona göre tek çıkar yol, Avrupa usulu düzenli bir ordudur Müteferrika coğrafya ve tarihe verdiği önemi basımevinde bastığı kitaplarla da gösterir. Bastığı kitaplar hem coğrafya ve tarihe verdiği önemi göstermesi yanında, Katip Çelebi ve Müteferrika, ilişkisini göstermesi açısından da dikkate değerdir. Müteferrika, Katip Çelebi’nin “Tuhfetu’l –Kibar Esfari’l Bihar” isimli eserini 1729 da, Cihannüma, 1732’de esere gerekli düzeltmelerden sonra “Tezyilü’t-Tabiî ismini verdiği bölümü eklemiş olup, bu eserde Tiho Broho, Copernicos, Descartes ve Galileo gibi düşünürlerin fikirlerine temas etmiştir, Usul’u Hikem’de de buna paralel olarak “dünyanın bir müdevver top şeklinde olduğunu”[11] yazmaktadır. Müteferrika, yazdığı İcama-i Sefain isimli küçük risalede Avrupa’da denizciliğin önemine dikkat çeker. Daha çok bir portal mahiyetindedir. Avrupa limanlarını tek tek ela alıp, ülkelerin gemi sayısı ve yer yer ordu sayılarını sıralar. Bu risale, Osmanlıların Avrupa denizciliği ile ilgili yazdığı ilk metindir. Bu yönüyle pek dikkat çekilip incelenmemiştir.[12] Ömer Talip’le başlayan Avrupaların denizlerde yaptıklarını bilme isteği, Katip Çelebi’de ifadesini bulmuş, Avrupa gerek siyasi, idari yapısıyla gerek denizciliği yönünden incelenmeye başlanmıştır. Osmanlı denizcilik tarihi ile ilgili ilk çalışma da Katip Çelebi’ye aittir. Tuftetü’l Kibar fi Esfari’l Bihar 17 yüzyılda yazılmış deniz savaşlarını anlatan önemli bir kaynak kitaptır.. Osmanlı tarihçileri, Osmanlı denizciliği ve deniz tarihi ile ilgili çok da doyurucu bilgiler vermezler. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçtiğimizde denizcilik tarihinin diğer alanlar özellikle kent tarihi kadar revaçta olmadığı dikkatlerden kaçmaz. Kent tarihi çalışmalarının belli başlı belgelerle ve belli kalıplar dahilinde yapılmasının kolaylığı bu alana olan yoğunluğu artırmış olabilir. “Denizcilik tarihi daha çeşitli ve kapsamlı belgeleri ve farklı arşivleri de bilmeyi gerektirir.”[13] Salih Özbaran bu alanın önemli çalışanlarından birisidir. Portekiz arşivlerinde senelerce çalışmış, Osmanlı’nın Akdeniz, Kızıl Deniz ve Hint Okyanusundaki mücadelesini ortaya koymuştur. Onun “Sınırdaki Osmanlı Yemenden Basra’ya”[14] çalışması denizcilik tarihinde Osmanlı arşivleri kadar, Portekiz arşivlerinin de ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bu alanda çalışan bir başka isim, “Bahriyede yapılan Islahat Hareketleri ve Bahriye Nezaretinin Kurulması” doktora teziyle Ali İhsan Gencer’dir. Osmanlı, Venedik, Dobrovnik, İspanya arşivlerinde yıllardır çalışan İdris Bostan, bu alanın en önemli çalışanlarından biridir. Denizcilik tarihinin araştırma ve yöntemlerinin belirlenmesinde etkili ve yetkilidir. Bu alanda yaptığı: “Osmanlı Bahriye Teşkilatı: XVII. Yüzyılda Tersane-i Amire,”[15] “Beylikten İmparatorluğa Osmanlı Denizciliği”[16], “Kürekli ve Yelkenli Osmanlı Gemileri”[17] çalışmaları sahasının en önemli çalışmalarıdır. İdris Bostan, kendi yaptığı çalışmaların yanında denizcilik tarihinde pek çok kişiye yüksek lisans ve doktora yaptırarak denizcilik araştırmalarının tarih çalışmaları içinde yer ednmeine büyük katkı sağlamıştır.[18] İdris Bostan’ın dışında bu alanda çalışma yaptıran çok az tarihçi bulunmaktadır. Bu alanda yapılan çok az tez bunun kanıtır. Doktora düzeyinde iki tez yapılmış olması, bu alanın Türkiye’de pek rağbet görmediğini göstermektedir.[19] Denizcilik araştırmaları, Osmanlı arşivi ve diğer arşiv vesikalarının yanında edebi metinler üzerinden de yürütülmeltedir. Seferlere katılan şair gemicilerin mısralarında katıldıkları seferin izleri bulunmaktadır. Avusturyalı Türkolog Andreas Tietze, XVI. asır divan şairlerden Nigari ile Katibi gibi şairlerin şiirinde denizcilik ile terimlerini incedi.[20] Yukarıda genel hatlarıyla anlatmaya çalıştığımız gibi denizcilik tarihi ile ilgili çalışmalar yeni yeni vucüt bulmaktadır. Bu çalışmalardan birisi de elinizde bulunan Kocaeli tarihi çalışmalarıyla bildiğimiz F.Yavuz Ulugün’ün “Kocaeli ve Çevresi Denizcilik Tarihi” kitabıdır. Meslekten denizci olan ve uzun yıllar Uzak Yol Kaptanlığı yapan Ulugün, yıllardır Kocaeli tarihi ve kültürü ile ilgili çalışmalar yapmaktadır. Kaptan’ın bu çalışmasını diğerlerinden farklı kılansa; kendi mesleğiyle yakından ilgili olması. Diğer şehirler gibi sırtını denize dönmüş bir kentin deniz tarihini yazmak oldukça zordur. Kaynakların yetersizliği, ulaşılamaması, bu alanda bir şeyler yazmak isteyenleri engeller. Ulugün, bütün bu imkansızlıklara rağmen yıllardır topladığı bu şehrin denizcilikle ilgili malzemesini bu kitapta bir araya getirmiş bulunmaktadır. Ulugün’ün kitabı, antik dönem İzmit körfezi ve çevresinin deniz tarihinden başlayıp günümüze kadar gelmektedir. Tersanelerden gemi yapımına, denizcilik tarihini ilgilendirecek konular, gemi resimleri bu kitapta bulunmaktadır. Ulugün’ün Kocaeli ile ilgili pek çok çalışması gibi, bu çalışması da Kocaeli kent tarihi ile ilgili çalışanlar için zengin malzeme barındırmaktadır. *Kocaeli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Giriş Dostlarıma…… Elinizdeki bu kitabın konusunu belirlememde mesleğim mi yoksa anılarım mı daha ağır bastı diye çok düşündüm. Sanırım yanıtı anılarımdı. Bugün geçmişe doğru baktığımda Halkevi zemin katındaki, hemen önünden denizin başladığı Şehir Restaurant’da ailecek yediğimiz yemekler, sandal sefaları, sabah gün doğumu ya da akşam gün batımına doğru rahmetli babam ve kardeşimle, bazen de dostların katılımı ile kayıkla çıktığımız İzmit Körfezi’ndeki balık avları, tuttuğumuz kovalarca çeşit çeşit balığı komşulara dağıtışımız, bakir Kefken, Kerpe sahillerindeki hafta sonu piknikleri acı bir gülümseme içinde aklıma ilk düşen güzel hatıralar. Anılardan sıyrılıp günün gerçekleri ile yüzleştiğimde ise gördüğüm, tren yolu ve sekiz şeritli D-100 ile denizle ilişkisi koparılmış bir İzmit, kıyıları fabrika ve limanlarla kapatılmış bir İzmit Körfezi, beton yığını sitelerce kaplanmış Kandıra sahilleri. Geveciyan Kardeşler, Mehmet Nazif Tüysüz, Fahri Seyrek, Cemal Turgay ve isimlerini bilemediğimiz ustalara, fotoğrafları ile o günleri saklayıp bu günlere ulaştırdıkları için sonsuz şükran borçluyuz. Şükran borçlu olduğum diğer iki kişi ise gerek önerileri gerekse redaksiyona katkıları nedeniyle Sn. İbrahim Şirin ve Sn. Muhittin Bakan. Onların destekleri olmasaydı bu yapıt oldukça cansız kalırdı. Bir diğer teşekkür de kitabın teknik yükünü üstlenen Sn. Hakan Atmaca’ya. Onun katkıları ile eserin görselliği en üst düzeye taşındı. Son olarak da İzmit Rotary Kulübü Yönetim Kurulu ve üyelerine teşekkür etmek istiyorum. Onların değerli ve gönülden destekleri sayesinde bölgemiz tarihi ile ilgili yeni bir yapıtı ortaya çıkarabildik. Umarım bu eser yalnızca tarihsel bir belge olarak kalmayıp geleceğe yönelik projeksiyonlara da kaynak olur ve bir gün denizle Kocaelililerin yeniden kavuşması yaşanır. Eminim ki gelecekte böylesi güzel anları yaşatacaklar, bize bu günü yaşatanlardan daha iyi anılacaklardır. F. Yavuz ULUGÜN
28 Jul 2009
799
Share Video

7:56
Turkiyemizin nadide kurra hafizlarindan Ismail Bicer Hocaefendi (r.a.) 01 ocak 1947 yilinda Bolu'nun Goynuk ilcesinin Caykoy koyunde Dunyaya geldi. Hifzini Caykoyde bitirdi. Sonra Istanbul'a geldi. Hasan Akkushocaefendiden talim gordu. Istanbul Imam Hatip Lisesini bitirdikten sonra Marmara ilahiyat Fakultesini bitirdi. Bu esnada Edirnekapi Mihrimah Sultan camiinde muezzinlik yapti. Daha sonra Beyazit Camiine imam tayin edildi.Ilmi kiraat aserei takrib ilmini Abdurrahman Gurses Hocaefendiden bitirdi. Suan hayatta 3 cocugu olup kendisi 26 mart 1998 elim bir trafik kazasi sonucu hayata veda etti. Rabbim kabrini pur nur eylesin. Rahmetullahi aleyk Ya Ismail... www.ankebut**** den alinmistir Rabbim onlardan da razi olsun....
9 Oct 2009
324
Share Video

0:13
TALIME DEVAM
7 Nov 2009
497
Share Video

5:51
Vahdettin: Padişah, "İngiliz ulusuna karşı beslediğim sevgi ve hayranlık duygularımı babam Sultan Abdülmecit'ten miras aldım. Ümidimi Allah'tan sonra İngiltere'ye bağladım" Sadrazam Tevfik Paşa: "Tevfik Paşa İngiltere ile gizli bir anlaşmaya varılarak Osmanlı Devleti'nin kalan ülkesinin birliğinin ve İngiltere'ye bağlılığının sağlanmasını istedi." - Yüksek Komiser Amiral Calt Horpe'un raporundan. 06.06.1919 "Ankara Serv Antlaşmasını kabul etmelidir." - 04.11.1920, A. İzzet Paşa kuruluna verdiği talimattan. "Anadolu'yu boşaltmaları karşılığında, Trakya Yunanlılara bırakılabilir." - 19.09.1921 Bakanlar Kurulu. Sadrazam Salih Paşa: "İngiltere'ye direnip durmak gereksiz ve tehlikelidir.“ - 20.08.1921 Hariciye Nazırı Mustafa Şerif Paşa: "Kendim, kabinedeki arkadaşlarım, Sultan ve geniş bir halk kitlesi adına katiyet ve ciddiyetle temin ederim ki umumun arzusu İngiltere tarafından idare edilmekliğimizdir.“ - 16.12.1918, İngiltere Ordu Komutanı General Milne'e.. Hariciye Nazırı Sefa Bey: "Hükümet Ermenilere toprak verilmesini kabul ediyor.“ - 29.01.1921, İngiliz Yüksek komiseri Rumbold'a.. Adliye Nazırı Ali Rüştü: "General Paraskevopulos'un ordusu, şimdi sürat ve şiddetle harekata devam eyleyecek olursa, birkaç haftada Ankara Surları önünde bulunacaktır. Yunan ordusunun başarısı için dua ediniz! Bu ordu bizim ordumuzdur!" - 12.07.1920 Nazır Rıza Tevfik: "Anadolu direnişi bir blöftür. Avrupa medeniyeti Anadolu'yu bu zararlı haşereden temizleyecektir. Hüküm galibindir. Medeniyeti temsil eden İngiltere gibi bir devlete itiraz etmek küstahlıktır." - 1920 İngiliz Muhipler Derneği Başkanı, Adliye Nezareti Müsteşarı ve yazar Sait Molla : İngiltere Osmanlı Devleti'nin yönetimine el koyarsa, saltanat ve hilafetin İngilizler elinde bulunduğunu gören Mısır ve Hindistan Müslümanlarının da İngiltere'ye dost olmanın gereğine inanacakları..." İngiliz Muhipler Derneği Başkanı, Adliye Nezareti Müsteşarı ve yazar Sait Molla : "İngiliz mandası istediğinizi bütün itilaf temsilcilerine, hükümete ve gazetelere bildiriniz.." - 23.05.1919, Belediyelere genelgeden.. "Milliyetci hareket boşa gitmeye mahkumdur..." - 01.05.1920 Yazar ve Nazır Ali Kemal: "Avrupa ile başa çıkmayı asırlardan beri Asya'nin hangi kavmi başardı ki biz başarabilelim." - 06.02.1921 Yazar ve Nazır Ali Kemal: "Düşmanlar, Teşkilat-i Milliye'den bin kere daha iyidir." - 23.04.1920 "Kars alındı. Demek ki işlemediğimiz bir hata kalmıştı. Ermenistan'a taarruz ile onu da tamamladık... Ankara yâranı nihayet meramlarına erdiler. Ermenistan'a yürüdüler. Kars'ı işgal ettiler." - 11.11.1920 Yazar ve Nazır Ali Kemal: "Ankara'dakilerin Yunanlılara hala meydan okumalarına çılgınlıktan başka bir sıfat verilemez. Yunanlılarla aramızda akılca da, ilimce de, kuvvet bakımından ve her açıdan bu kadar fark varken onlarla muhabereye girişilemez." - 07.08.1920 Yazar Refi Cevat Ulunay: "Türkler kendi güçleri ile adam olamaz. İngilizler elimizden tutup bizi kurtaracak." - 21.05.1919 "İstiklâl diye bağıranlar kötü niyetlidir." - 31.08.1919 Yazar Refi Cevat Ulunay: "Tek çarenin galiplerle uyuşmak ve anlaşmak olacağı bu kafasızlarca ne zaman anlaşılacak?" - 23.03.1920 "Milliyetci hareketi yok etmek, millet için var olma meselesidir... O alçaklara karşı çıkanlar, dine, halifeye, milliyete unutulmaz hizmette bulunmuş olacaklardır." - 04.04.1920 Yazar Refi Cevat Ulunay: "Yunanistan kısa zamanda Mustafa Kemal kuvvetleri denen çapulcuları tamamen tepeleyecektir." - 08.09.1920 "Anadolu ile değil, Yunanistan ile anlaşmalıyız." - 15.10.1920 Jandarma Genel Komutanı Kemal Paşa: "Yunanla çarpışmaktan vazgeçiniz. Zira bu teşebbüsünüz beyhudedir." - 3.08.1919 Adana Valisi Abdurrahman'ın demeci: "Ayaklanma için sebep yoktur. Fransızlar bizim iyiliğimizi istiyorlar." - 05.11.1920 İzmir Valisi Kambur İzzettin'in genelgesinden: "Yunan kuvvetlerinin özel bir tören ve saygı ile karşılanması...." - 26.05.1919 İzmit Valiliği Mütasarrıfı Anzavur Ahmet: Padişah Yunanlılarla harp edilmesine razı değildir. Yunanlılar bizim dostumuzdur. Padişahın emir ve rızası hilafına olarak, onlara silah çekmek küfürdür, isyandır." – 1920 Anadolu Cemiyeti'nin İstanbul'daki Yunan Başkomiserliğine önerisi: Amaç Ankara hükümetine karşı, Yunanistan'ın yardımıyla, Sultan'ın ve Yunanistan'ın himayesi altında bir Batı Anadolu devletinin kurulmasıdır... Kemalist kuvvetler bastırılacak; bütün Anadolu Mustafa Kemal'in elinden kurtarılacak. Bunun için kurulacak gönüllü Anadolu ordusunun talim ve silahlarından Yunan başkomutanı sorumlu olacak, bir miktar yunan subayının bu orduya katılması sağlanacak... Yunanistan, masraflarını karşılamak üzere cemiyete 100.000 Türk Lirası verecek." - 9.12.1921 (Anadolu Cemiyeti Vahdettinci bir örgüt olup o aşamada Şeyhülislam Mustafa Sabri başkanlığı altında idi) Dini çevrelerden : Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi(Mason); "Benim elimden gelse Türkleri Arap yaparım, diğer Müslümanları da. Bunların vaktiyle Araplaşmadığına da çok eseflenirim. Arap dili, ne Türk diliyle ne de Çerkez diliyle kıyas kabul etmeyecek derecede üstünlüğe sahip olduğundan, insanın, milliyetin küçüğüne sahip olup da onunla iftihar edeceğine büyüğüne sahip olarak onunla iftihar etmesi daha kárlı ve makul olur.” (Yarın Dergisi, 14 Nisan 1930) Divitli Eşref Hoca: "İngilizlere meydan okuyoruz. Bu en büyük küfürdür." - 1920 Delibaş Mehmet: "Halifenin müttefiki olan İngilizler Pınarbaşı'na doğru geliyorlar. Onlarla birlik olup Kuva-i Milliyecileri yeneceğiz". - 1920 ‘’Kim milliyetçilerle birlikte Yunana karşı giderse şer'an kafirdir". - 1920 İslam yüceltme derneğinin bildirisi: "Yunan ordusu halifenin ordusu sayılır. Hiç de zararlı bir topluluk değildir. Asıl kafası koparılacak mahlukat Ankara'dadır." - 1920 Medrese Hocaları Derneği (Cemiyet-i Müderressin): "Kuva-i milliyetciler kudurmuş haydutlardır." Edirne Tem'in gazetesinden: "Müftü Hilmi Efendi, Selimiye camii'inde hürriyetin ve adaletin saygıdeğer temsilcisi olan Venizelos hazretlerinin sağlığı için güzel bir dua okumuş, ve hazır bulunanlar şükran duygularını belirterek duaya katılmışlardır." - 13.08.1920 Konya'nin 27 köyünün eşrafının İngiliz temsilcisine başvurusu: "Milliyetçileri ezmek için İngiliz hükümetinin bize yardım elini uzatması..." - 28.10.1920
25 Dec 2009
974
Share Video