23 Nisan Ulusal Egemen. Ve Çocuk Bayramı Basın Bildirisi-Kocaeli

  • Share
    Share Video

  • Add
  • More
    Report this video as:
0 0
You have already voted for this video.
KYÖD’ün Kardeş Kuruluşlara yaptığı çağrı üzerine, ilimizdeki Sivil Toplum Kuruluşlarının ve Siyasi Partil...
KYÖD’ün Kardeş Kuruluşlara yaptığı çağrı üzerine, ilimizdeki Sivil Toplum Kuruluşlarının ve Siyasi Partilerin temsilcileri, en büyük ulusal bayramlarımızdan biri olan “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramın’da Saraybahçe altındaki ATATÜRK ANITI’nda buluşarak, cumhuriyetimizi kuran ve cumhuriyeti Türk Ulusunun ellerine emanet eden ATA’mıza saygılarımızı ve minnetlerini sundular. 23 Nisan cuma günü saat 11.00 de Saraybahçe ATATÜRK ANITI’nda buluşan, KYÖD, Çağdaş Yaşam, ADD, ÇEKÜL Vakfı, Huzur Evi, İzmitliler Derneği üyeleri ve TDH, DSP ve CHP mensubu siyasi parti temsilcileri saygı duruşunda bulunarak, ortak bildiriyi okudular. Burada bir konuşma yapan KYÖD( Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneği) Başkanı Mustafa Küpçü konuşmasında ; ‘’Bize ulusal egmenlik kavramını unutturmaya çalışanlar, bugünün sadece ‘’Çocuk Bayramı’’ boyutunda duruyorlar. Ulusal Egenmenlik kavramından söz etmiyorlar. ‘’Ulusal Egemenlik Kavramını’’ ve ‘’Tam bağımsızlık değere yargısını’’ unutturmaya çalışıyorlar. İşte bu ortak noktalarda burada bulunan bütün Sivil Toplum Kuruluşlarının ve Siyasi Partilerin tek bir ses çıkarması gerekir. Çünkü anımsıyorsunuz, geçen gün burada bir eylem yapıldı. Eylemde, binlerce insan ‘’Ulusla Egemenliğe’’ karşı haykırıyordu. Türkiye Cumhuriyeti’nin laik yapısına karşı haykırıyordu. Bugün cübbeliler sekiz on bin kişiyi toplayabiliyorlar. Biz seksen kişi bir araya zor geliyorsak, kabahatin çoğu bizde... Bu yüzden ne olur, gelin aramızdaki ufak tefek farklılıkları bir yana bırakalım. Mustafa Kemal’in çocukları ve Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik, laik ve sosyal hukuk yapısına sahip çıkma bilincinde vatnadaşları olarak, ‘’bağımsız’’, ama ‘’tam bağımsız Türkiye’’ idealinde ‘’tek bir ses’’ çıkartalım. Sizden dileğimiz budur.’’ Şeklinde bir konuşma yaptı; “ 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk” Bayramı Basın Bildirisidir. Egemenlik Ulusundur. Ulusun Kalacaktır!.. Bir “Ulusal Egemenlik” ve “Çocuk” Bayramını daha kutluyoruz. Oysa, öncelikle şu soruyu sormalıyız; “Ulusumuz egemen mi, çocuklarımız mutlu mu?” Anımsayalım ve insafla bir düşünelim; SEVR Antlaşması ile Osmanlı bakiyesi son toprakları da paylaşan emperyalist güçler, Mustafa Kemal, arkadaşları ve Anadolu insanının onurlu direnişleriyle defolup gittiler ve Türkiye Cumhuriyeti bu onurlu mücadele sonunda kuruldu. Mustafa Kemal, bu mücadeleye başlarken, halkın onay ve desteğini aldı, Ankara’da oluşturduğu Millet Meclisi ile mücadeleyi “meşru” bir temele oturttu. Cumhuriyet’i kurarken de “Meclis Meşruiyeti” ile yola çıktı. “Ulusal Egemenlik” içi boş, sıradan bir kavram değildir! Bir ulusun “egemen” olabilmesi için, “TAM BAĞIMSIZ” bir ülke ve o ülkenin “ÖZGÜR BİREYLERİ” nin olması şarttır. Mustafa Kemal’in Türkiye’si, gerçek anlamıyla tam bağımsız bir Türkiye idi. Ya sonra? 1947 Marshall Planı-Thruman yardımları ile el uzattılar bağımsızlığımıza! Sonra, “İkili Antlaşmalar” la, Amerikan üstleri ile girdiler içimize! Sonra, Mustafa Kemal’in yoktan var ettiği ne kadar miras varsa, bir bir yok ettiler! Köy Enstitülerini, SEKA’yı, Sümerbank’ı ve Cumhuriyet’in alın teri olan ne varsa yok pahasına yerli ve yabancı büyük sermaye güçlerine sattılar. Yeni fabrikalar yerine yeni ve entegre cezaevleri açılıyor! Gençlerimiz işsiz, umutsuz. Bugün ülkemiz, yüksek faizli dış borç yükü altında eziliyor! Cari açıkta rekor artışlar yaşanıyor. Piyasamızı yabancılar yapıyor. Borsamız, bankalarımız, sigorta şirketlerimiz büyük ölçüde yabancıların elinde. Türk Telekom’u da yabancılar kaptı! Limanlarımız da artık bizim değil! Enerjide yüzde 74.5 oranında dışa bağımlıyız. Bunu, bizzat Enerji Bakanı açıklıyor! Siyasal sistemimiz birkaç siyasi parti liderinin egemenliğinde; milletvekilleri de bakanlar da ulusun egemenliğine değil, liderlerinin sultasına bağlı! Ya çocuklarımız? Onlar mutlu mu? Anne babaları işsiz, geçim sıkıntısı içinde olan; sağlıklı ve dengeli beslenemeyen; doyasıya çocukluğunu yaşayamayan; dilendirilen, çalışmak zorunda bırakılan, sokaklarda kaybolan çocuklarımız, nasıl mutlu olabilirler? Onlar bu halde iken, nasıl umutla bakabiliriz geleceğimize? Nasıl içtenlikle ve bayram gibi kutlayabiliriz bu ulusal bayramımızı? İşte, bu koşullar altında, Mustafa Kemal’in Gençliğe Seslenişi’ni ve Büyük Nutku, bir kez daha ve ciddiyetle okumalı ve anlamalıyız! Anlamalıyız ki, neler kaybettiğimizi, ne günahlar işlediğimizi görmeliyiz! Sonra, eğer kişisel ve ulusal onurumuza önem veriyorsak; yeniden “Özgür Birey” olmanın ve “TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE” idealine ulaşmanın inançlı ve onurlu mücadelesini vermeliyiz. Bugünkü koşullarda bu günü bayram gibi kutlamayı hak etmiyoruz!..
Categories:
Related