Results for: çocuk Search Results
Family Filter:
2:14
Evinizde çocuklar varsa eğer vazgeçilmez olan bir şey var. Kesinlikle dikkat etmeniz gerekiyor ki Çizgi Film Boyama oyunları çok eğlenceli. Bir çok çocuk bunun farkında değil ve çizgi film karakteri boyamalarını seviyorlar. Eğer sizlerde çizgi film boyama oyunları oynamak istiyorsanız *******cizgifilm.boyamaoyunlari****.tr/ adresine girebilirsiniz.
5 Feb 2013
193
Share Video

3:20
Hem Öğren Hem Çocuğuna Öğret Aykut İlter Aykut Öğretmen Nota Ve Siren Sesi Bayrak Törenleri İçin Kullanılacak Saygı duruşu bayrak törenisiren sesi boru istiklal marşı öncesi saygı müziği DERS Saygı Duruşu Marşı Nota Ve Siren Sesi Bayrak Törenleri İçin Kullanılacak MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI BAYRAK TÖRENLERİ YÖNERGESİ Tebliğler Dergisi : MART 2007/2594 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 - (1) Bu Yönergenin amacı; Bakanlığa bağlı her derece ve türdeki resmî/özel örgün eğitim okul/kurumları ile şartları uygun olan yaygın eğitim kurumlarında Ulusal Bayram, resmî bayram, dinî bayram, genel tatil, yılbaşı tatili, Atatürk günleri, mahallî kurtuluş günleri; hafta tatili başında ve bitişinde, ders yılının açılış ve kapanışı ile 10 Kasım'da yapılan bayrak törenlerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Kapsam MADDE 2 – (1) Bu Yönerge, Bakanlığa bağlı her derece ve türdeki resmî/özel örgün eğitim okul/kurumları ile şartları uygun olan yaygın eğitim kurumlarında Ulusal Bayram, resmî bayram, dinî bayram, genel tatil, yılbaşı tatili, Atatürk günleri, tarihî günler, mahallî kurtuluş günleri, hafta tatili başında ve bitişinde, ders yılının açılış ve kapanışı ile 10 Kasım'da yapılan bayrak törenlerinin uygulanışına ilişkin usul ve esaslarla görev, yetki ve sorumlulukları kapsar. Dayanak MADDE 3 - (1) Bu Yönerge, 2893 sayılı Türk Bayrağı Kanunu, 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 1inci ve 2 nci maddesi, Türk Bayrağı Tüzüğünün 6, 8, 11, 15, 22, 23, 24, 26, 34 ve 35 inci maddeleri, 09/04/1982 tarih ve 17659 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anıtkabir Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Yönetmeliğin 42 nci maddesi, Mahallî Kurtuluş Günleri, Atatürk Günleri ve Tarihî Günlerde Yapılacak Törenler Yönetmeliği, Resmî Bayramlar ve Anma Günlerinde Anıtlara Konulacak Çelenklerin Hazırlanma, Taşınma ve Sunulması Hakkında Yönetmelik ile 1/10/1981 tarihli ve 17475 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ulusal ve Resmî Bayramlarda Yapılacak Törenler Yönetmeliği'nin 18 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar MADDE 4- (1) Bu Yönergede geçen; a) Bakanlık: Millî Eğitim Bakanlığını, b) Ulusal Bayram: Cumhuriyet Bayramını, c) Resmî Bayram: Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı ile Zafer Bayramını, ç) Dinî Bayram: Ramazan Bayramı ile Kurban Bayramını, d) Yılbaşı tatili: 1 Ocak günü yapılan tatili, e) 10 Kasım: Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ebediyete intikal ettiği 10 Kasım 1938 tarihini ve bu tarihin yıl dönümü olan 10 Kasım günlerini, f) Atatürk günleri: Atatürk'ün çeşitli nedenlerle il, ilçe ve diğer yerleşim birimlerine yaptığı gezilerin tarihlerinin yıl dönümü olan günleri, g) Tarihî günler: Millî tarihimizde önemli yeri bulunan günleri, ğ) Mahallî kurtuluş günü: Mahallîn kurtuluş tarihinin yıl dönümü olan günleri, h) Bayrak Töreni: Ulusal ve Resmî bayram, genel tatil, yılbaşı tatili, Atatürk günleri, tarihî günler, mahallî kurtuluş günleri, hafta tatili başında ve bitişinde, ders yılının açılış ve kapanışı ile 10 Kasım'da okul/kurumlarda İstiklal Marşı ile yapılan töreni, ı) Sabit bayrak direği: Bayrak çekmek için ahşap, demir veya benzeri metalden yapılmış, binanın en gösterişli yerine veya ön cephesindeki tören alanına, Atatürk Büstü'nün yanına dikilmiş, tepesinde makaralı sistem bulunan, binanın yüksekliği ile orantılı olan direği, i) Seyyar direkli Bayrak: Törenler için 250 cm ya da çekili Bayrak eninin iki katı uzunluğundaki ahşap, demir veya benzeri metal malzemeden yapılmış, tepesinde ay yıldızlı alem bulunan direkle taşınan, eni 150, boyu 225 cm olan Türk Bayrağını, j) Bayrağı selamlamak: Bayrağı direkten indirecek ve çekecek kişinin indirmeden önce ve çektikten sonra hazır ol duruşta başıyla selamlamasını; tören alanına getirilen ve götürülen seyyar direkli Bayrağı, törende yer alan kişilerin hazır ol duruşta başıyla takip etmesini, k) Bayrak taşıma grubu: Törenlerde nöbetçi öğretmen eşliğinde seyyar direkli Bayrağı getiren ve götüren üç öğrenciden oluşan grubu ifade eder. İKİNCİ BÖLÜM Görev ve Sorumluluklar Törenlerde görev ve sorumluluklar MADDE 5 - (1) Bayrak törenleri, okul/kurum müdürünün denetim ve gözetiminde müdür yardımcısı, beden eğitimi öğretmeni ve müzik öğretmeni ile diğer görevli öğretmenlerce hazırlanıp yürütülür. Birleştirilmiş sınıflı okullarda bayrak töreni müdür yetkili öğretmen tarafından yapılır: a) Törenlere; okul/kurum müdürü, müdür başyardımcısı, müdür yardımcıları, öğretmenler, öğrenciler ile tören alanında bulunan diğer görevliler kılık kıyafet yönetmeliğine uygun bir şekilde hazır ol duruşunda katılırlar. b) Törenlerde yapılan konuşmalar, İstiklal Marşı'nın söylenmesinden önce bitirilir. c) Okul müdürlüklerince bayrak törenleri için Bayrak Kanunu ile Bayrak Tüzüğünde belirtilen özelliklere uygun Bayrak bulundurulur. Bayraklar; yıpranmamış, rengi solmamış, temiz ve ütülenmiş olur. Tören alanında direğe çekilecek Bayrağın büyüklüğü, direk boyuna uygun orantıda olmalıdır. Gerektiğinde ses yayın cihazı da kurulur. ç) Törenlerde komutlar, beden eğitimi öğretmeni veya okul yönetimince görevlendirilen öğretmen tarafından verilir. d) İstiklal Marşı'nın ilk iki kıtası, varsa bando ya da usul ve makamına uygun olarak ses kayıt araçlarına kaydedilmiş sözlü/sözsüz müziği eşliğinde müzik öğretmeni veya müzik bilgisi ve yeteneği olan bir öğretmen yönetiminde; bunun mümkün olmadığı durumlarda ise müzik öğretmeni veya müzik bilgisi ve yeteneği olan bir öğretmen yönetiminde törende hazır bulunanlar tarafından yüksek sesle söylenir. e) Bayrak, İstiklal Marşı eşliğinde görevli öğrenci tarafından, hızlı bir şekilde direğe çekilir. (2) Okul veya kurumlarda bayrak törenleri gün batımından önce yapılır. Tek bayrak direği bulunan okul / kurumlarda bayrak töreni MADDE 6- (1) Bayrak töreni aşağıda belirtilen şekilde gerçekleştirilir: a) Öğrenciler ve diğer görevliler tören için yerini almadan bir süre önce direkte çekili bulunan Bayrak, cephesi Bayrağa dönük olarak duran iki öğrenci ve Bayrağı indirecek bir öğrenci tarafından hazır ol duruşta başla selamlandıktan sonra, nöbetçi öğretmen eşliğinde yavaş yavaş indirilir. b) İstiklal Marşı'nın ilk iki kıtası, beden eğitimi öğretmeni veya görevli öğretmenin “hazır ol” komutu ile birlikte varsa bando ya da usul ve makamına uygun olarak ses kayıt araçlarına kaydedilmiş sözlü/sözsüz müziği eşliğinde müzik öğretmeni veya müzik bilgisi ve yeteneği olan bir öğretmen yönetiminde, bunun mümkün olmadığı durumlarda ise müzik öğretmeni veya müzik bilgisi ve yeteneği olan bir öğretmen yönetiminde törende hazır bulunanlar tarafından yüksek sesle söylenir. c) Bayrak, İstiklal Marşı eşliğinde görevli öğrenci tarafından hızlı bir şekilde direğe çekilir. ç) Bayrağı çeken öğrenci, çekme işi tamamlandıktan sonra ipi sabitleyip direkten iki adım geriye uzaklaşarak ön cephesi Bayrağa dönük hazır ol duruşunda İstiklal Marşı'na katılır. d) Beden eğitimi veya görevli öğretmenin “rahat” komutu ile tören tamamlanır. (2) Törenlerde Bayrağın çekilme, indirilme ve taşınmasında son sınıftaki kız ve erkek öğrenciler sırayla görevlendirilir. (3) Okul/kurumlarda bayrak direği bulunması ve tören yapılabilmesi durumunda ayrıca seyyar direkli Bayrak kullanılmaz. İki bayrak direği bulunan okullarda bayrak töreni MADDE 7- (1) Okul binasının önünde iki bayrak direğinin bulunması durumunda; 6 ncı maddenin hükümleri uygulanır. Binanın cephesine veya Atatürk Büstü'ne göre sağ direkteki Bayrak sürekli çekili olarak bulundurulur. Seyyar direkli Bayrak ile yapılan bayrak töreni MADDE 8 - (1) Sabit bayrak direği veya direklerin bulunduğu tören alanında hava şartlarının uygun olmaması veya alanın yetersizliği durumunda bayrak törenleri; salon ve koridor gibi kapalı mekânların uygun olan bir alanında seyyar direkli Bayrak ile aşağıdaki şekilde yapılır. a) Bayrak, açılmış şekilde, ortadaki öğrencinin taşıma askısına takılı bulunur. Taşıyan öğrencinin sağ ve solunda birer öğrenci ile bu öğrencilerin sağ başındaki nöbetçi öğretmenden oluşan bayrak taşıma grubu, tören alanını görecek ve komutu duyacak bir konumda hazır bekler. b) Töreni yöneten beden eğitimi öğretmeni veya görevli öğretmenin, “hazır ol” komutu ile hazır ol duruşuna geçen gruplar, tören için getirilen Bayrağı başlarıyla ve gözleriyle takip eder. Bayrağı taşıyan öğrenci, grupların ön cephesinde gruba dönük şekilde yerini alır, diğer iki öğrenci ise seyyar direkli Bayrağın sağına ve soluna iki adım yana açılarak yüzü Bayrağa dönük hazır ol duruşuna geçer. Bayrak taşıma grubunun sağ başındaki öğretmen, törene katılan grubun önünde, cephesi Bayrağa dönük hazır ol duruşuna geçerken İstiklal Marşı'nı yönetecek öğretmen de yerini alır. c) İstiklal Marşı'nın ilk iki kıtası, beden eğitimi öğretmeni veya görevli öğretmenin “hazır ol” komutu ile birlikte varsa bando ya da usul ve makamına uygun olarak ses kayıt araçlarına kaydedilmiş sözlü/sözsüz müziği eşliğinde müzik öğretmeni veya müzik bilgisi ve yeteneği olan bir öğretmen yönetiminde, bunun mümkün olmadığı durumlarda ise müzik öğretmeni veya müzik bilgisi ve yeteneği olan bir öğretmen yönetiminde törende hazır bulunanlar tarafından yüksek sesle söylenir. ç) İstiklal Marşı'nın bitiminde seyyar direkli Bayrak, getirilişindeki düzen ve saygı ile tören alanından götürülürken hazır ol duruşunda bekleyen gruplar, Bayrağı başlarıyla ve gözleriyle takip eder. Bayrağın tören alanından çıkması ve “rahat” komutu ile tören tamamlanır. 10 Kasım'da yapılacak bayrak töreni MADDE 9 - (1) Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ebediyete intikal ettiği 10 Kasım günü yapılacak törende Bayrağı yarıya indirecek öğrenci ile direğin sağ ve solunda Bayrağa dönük olarak bulunan diğer iki öğrenci, Bayrak indirilmeden önce hazır ol duruşunda Bayrağı selamlar. (2) Törene katılanlar saat 9.05'te siren, komut veya boru sesi eşliğinde iki dakikalık saygı duruşunda bulunur. Varsa boru ile “ Ti “ işareti verilir. (3) Saygı duruşunun bitimi ile başlayan İstiklal Marşı eşliğinde direkte çekili bulunan Bayrak, İstiklal Marşı süresince ağır ağır yarıya kadar indirilir. İstiklal Marşı'nın bitimi, beden eğitimi öğretmeni veya görevli öğretmenin ‘rahat' komutu ile bayrak töreni tamamlanır. (4) Tören yapmak üzere ikinci direkte de çekili Bayrak varsa, diğer Bayrak ile birlikte aynı anda ağır ağır yarıya kadar indirilir. (5) Tam gün öğretim yapan okul/kurumlarda; hafta tatili başında ve dinî bayramların bir gün öncesine rastlayan 10 Kasım'da, gün batımından önce bayrak töreni yapılması gerekiyorsa yarıya indirilen Bayrak/Bayraklar yerinde bırakılır ve tören seyyar direkli Bayrak ile yapılır. (6) Saygı duruşu ile birlikte meşaleler yakılır. Müdür veya müdür yardımcısının denetim ve gözetiminde, ikişer kişilik öğrenci grupları tarafından tören süresince Atatürk Büstü'nün sağ ve sol yanında saygı nöbeti tutulur. (7) Okullarda saygı nöbeti; biri kız, diğeri erkek olmak üzere iki öğrenci tarafından tutulur. (8) 10 Kasım'da ulusal yas nedeniyle İstiklal Marşı eşliğinde direğin yarısına kadar indirilen Bayrak, gün batımında görevli kişi tarafından törensiz olarak tepeye çekilir. (9) Bayrağın yarıya indirileceği diğer hâller ve zamanlarda da bu maddenin 8 inci fıkra hükmü uygulanır. (10) Saygı duruşu süresi, 10 Kasım'da iki dakika, diğer törenlerde ise bir dakikadır. (11) Bayrağın sürekli çekili olmadığı yerlerde iki dakikalık saygı duruşunu takiben İstiklal Marşı eşliğinde Bayrak, hızlı bir şekilde direğe çekilir ve İstiklal Marşı'nın ikinci kıtasının söylenmesi süresince ağır ağır yarıya indirilir. İstiklal Marşı'nın bitimi ve tören yöneticisinin “rahat” komutu ile bayrak töreni tamamlanır. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Çeşitli Hükümler Törenlerde kullanılacak Bayrağın katlanması ve saklanması MADDE 10 – (1) Çeşitli nedenlerle yıpranan, solan, yırtılan, ipi veya makarası kopan ve eskiyen Bayrakların değiştirilmesi için okul müdürünün odasında camlı bir dolap içerisinde beyaz örtüye sarılı Bayrak/Bayraklar bulundurulur. Bayrak, Türk Bayrağı Tüzüğünün ekinde yer alan Ek: 5 teki şekliyle önce eni yönünde ikiye, sonra tekrar ikiye, beyaz renkli kısım içte kalacak şekilde uçum ve uçkur kısmı ortada birleştirildikten sonra ikiye katlanır. Katlanmış Bayrağın her iki yüzünden de ay ve yıldızın hiçbir kısmı görülmez. (2) Bayrak, çeşitli nedenlerle değiştirilmesi gerekli durumlar ile ipin veya makaranın kopmasına sebep olabilecek rüzgâr, fırtına ve benzeri durumlarda kurum amirinin bilgisi dâhilinde geçici olarak indirilebilir. Belirli gün ve haftalarda bayrak töreni MADDE 11 - (1) Belirli gün ve haftalarda bayrak töreni, bu Yönergedeki hükümlere göre yapılır. Hüküm bulunmayan hâller MADDE 12– (1) Bu Yönergede hüküm bulunmayan hâllerde bayrak törenleri, diğer mevzuat hükümlerince okul müdürünün alacağı tedbirlerle gerçekleştirilir. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Yürürlük, Yürütme Yürürlük MADDE 13- (1) Bu Yönerge onaylandığı tarihte yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 14- (1) Bu Yönerge hükümlerini Millî Eğitim Bakanı yürütür.
6 May 2013
3075
Share Video

2:47
HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut ilter Aykut öğretmen 2002 yılında, doğadan örnek alarak geliştirdiğimiz, dünyada benzeri olmayan ‘Doğa Konseptli Eğitim Modeli’ ile ‘Bir Doğa Nesli Yetiştirmek’ amacıyla Beykoz Kampüsü'nde hayallerimiz gerçeğe dönüştü. Doğa Koleji'ni ve Doğa Konsepti'ni bir okul marşı ile tamamlamayı düşündüğümüzde eğitim müziği bestecisi Prof. Cenan Akın'la yollarımız kesişti. Ünlü bestekar, Doğa'nın ruhuna uyun bir marş bestelemek amacıyla Beykoz Doğa Kampüsü'nün eşsiz doğası içinde bir süre çalışmalar yaptı. Prof. Cenan Akın Müzik Bölümü Zümre Başkanımız İclal Muslu'nun da katkılarıyla hem Doğa Marşı'na hem de öğrencilerimizin seslendirdiği 30 parçadan oluşan Doğa'nın Şarkıları adlı projeye son şeklini verdi. Ada Müzik stüdyolarında kaydedilen ve 25 öğrencimizin seslendirdiği, içinde kurumsal marşımızın da bulunduğu Doğa'nın Şarkıları projesinde; dünyaca ünlü ritim ustası Okay Temiz, Aysun - Ali Kocatepe, Eda - Metin Özülkü, Emel Müftüoğlu ve Selin Sağol gibi değerli müzisyen ve solistler de öğrencilerimize destek verdiler. Bu eşsiz projenin piyano eşliğini piyanist Selin Sağol'a, keman eşlikleri İstanbul Devlet Senfoni orkestrası sanatçısı İbrahim Muslu'ya aittir. Doğa Marşı'ndan Dünya müziklerine, Yöresel türkülerimizden klasik müzik eserlerine kadar pek çok farklı türe yer verilen Doğa'nın Şarkıları aynı zamanda ülkemizin kültür hayatına destek vermek amacıyla seslendirildi. Prof. Cenan Akın Kimdir? Prof. Cenan Akın, (d. 1932, Şebinkarahisar, - ö. 3 Kasım 2006, İstanbul), besteci, koro yöneticisi ve müzik eğitimcisidir. İstanbul Belediye Konservatuvarı, Vurmalı Çalgılar Bölümü'nü bitiren ve Cumhuriyet dönemi koro çalışmalarının önemli isimlerinden olan Cenan Akın, Raşit Abet, Ferdi Statzer gibi isimlerden armoni ve beste eğitimleri aldı. 1955 yılında bitirdiği okulda armoni, derleme ve koro dersleri vermeye başladı. Aynı orkestrada çaldı ve İ.Ü. Gençlik Korosu'nu yönetti. 1968 yılında Almanya'ya giden Akın, burada orkestra ve koro yönetmenliği eğitimleri aldı. İstanbul Devlet Operası'nda koro şefi yardımcılığı görevinde bulunan sanatçı, bir yandan besteler yapmayı sürdürdü. Bir süre TRT Çok Sesli Korosu'nun oluşumunda yer aldı. İstanbul Devlet Konservatuvarı Armoni ve Kontrapunto Yüksek Bölümü'nü dışardan sınavla bitiren besteci, aynı kurumda çeşitli dersler verdi. TRT İstanbul Çocuk Korosunu kurdu ve yöentti. Mimar Sinan Üniversitesi, Devlet Konservatuvarı'nda öğretim üyeliği yaptı. 1997 yılında emekli olan ve kendisi gibi besteci olan Can Aksel Akın'ın babası olan sanatçı, çalışmalarıyla birçok ödül kazandı. Anaokullarından liselere kadar tüm organizasyonlarda coşkuyla söylenen Doğa Marşı için 2006 yılında aramızdan ayrılan Cenan Akın'ı rahmet ve saygıyla anıyoruz. Doğa Marşı Çalışmak ve başarmak çağdaşlık yolu vadide açan çiçek Doğa Okulu Çalışmak ve başarmak Atatürk yolu vadide açan çiçek doğa okulu La la la la la la la la la la la la la la la la la la la la la la la Yarını kuracak bizlerin bilgisi düşünen ve başaran biz olmalıyız Yarını kuracak bizlerin bilgisi düşünen ve başaran biz olmalıyız La la la la la la la la la la la la la la la la la la la la la la la Yaşarsa Doğa insanlık yaşar onu yaşatan gençler biz olmalıyız Yaşarsa Doğa insanlık yaşar onu yaşatan gençler biz olmalıyız La la la la la la la la la la la la la la la la la la la la la la la Bilgi beceri yolu mutluluk yolu varlığın sevinç bize Doğa Okulu Bilgi beceri yolu mutluluk yolu varlığın sevinç bize Doğa Okulu La la la la la la la la la la la la la la la la la la la la la la la Vadide açan çiçekkkkkkk Doğa Okulu
6 May 2013
824
Share Video

11:22
HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET İsmail Erdoğan İsmail Öğretmen DERS BEDEN EĞİTİMİ SUNUMU İsmail Erdoğan İsmail Öğretmen İLKOKUL OYUNLARI 1- OYUN ADI :Hedef Vurma OYUN YERİ: Salon Veya Bahçe OYUN SÜRESİ:15 dk OYUNCU SAYISI: sınıf mevcudu OYUN AÇIKLAMASI: öğrenciler iki eşit guruba ayrılır. Guruplar karşılıklı olur. Tam ortada kasa, kasanın üzerinde sağlık topu vardır. Her iki gurubun elinde hentbol topu vardır. Verilen komutla beraber oyuncular, belirlenen çizginin 1-1.5 m. ötesinde ellerindeki topu fırlatarak sağlık topunu düşürmeye çalışır. Vurulan sağlık topu hangi takımın sahasına düşer ise o takım oyunu kaybetmiş olur. 2- OYUN ADI : el ele aktar OYUN YERİ: salon OYUN SÜRESİ: 1 ders süresi OYUNCU SAYISI: sınıf mevcudu OYUN AÇIKLAMASI çocuklar oyun alanında iki eşit guruba ayrılır. Her gurup arasında 1 m. Olacak şekilde arka arkaya sıra olur. İlk oyuncularda birer tane top olur. Öğretmenin başla komutu ile topu yukarıdan, aşağıdan veya yandan arkaya verirler. Sonda duran öğrenci topu alır ve belirli mesafedeki işarete kadar koşar ve geri gelir. Gelen oyuncu öne geçip hareketi tekrarlar. 3- OYUN ADI: heykel ol heykeli güldür OYUN YERİ: bahçe OYUNSÜRESİ: 30 dk. OYUNCU SAYISI: 15-20 OYUN MALZEMESİ:-- OYUN AÇIKLAMASI: oyuncular oyun alanına dağınık düzende yavaş yavaş sağa sola koşarlar. Öğretmenin komutu ile herkes olduğu yerde heykel olur. Ancak heykel olurken avcı balerin asker polis vb meslek seçmeli ve uygun şekilde poz vermelidir. Öğretmen heykellerin yanına giderek ‘ sen ne heykeli oldun’ diye sorar. Seçtiği mesleğe en uygun poz veren alkışlanır. Oyunun ikinci aşamasında bir ebe seçilir. Diğer oyuncular heykel olduğunda ebe istediği oyuncunun karşısına geçerek güldürmeye çalışır. Gülen oyuncu ebe olur. 4- -OYUNUN ADI:NEYİM VAR? OYUN YERİ:KREŞ VEYA EV OYUN SÜRESİ:3-5 TEKRAR OYUNUN AÇIKLANMASI:Bu oyunda öğretmen her dizeyi soyleyiste o düzey ıcınde gecen organ gösterir.Çocuklar aynı dizeyi yineler öğretmenin devilimine öykünürler. * Bir agzım var mınnacık *Bir burnum var hokkacık *Yanaklarım elmacık *Ikı kulak ıkı kepce *Gözlerim var boncuk Bu oyun öğrenildikten sonra,çocuklar kendı başlarına yada öğretmenle bırlıkte soylenerekde oynanabılır. 5-OYUNUN ADI:ON PARMAK OYUNUN YERİ:KREŞ VEYA EV OYUN SÜRESİ:3-5 TEKRAR OYUNUN AÇIKLANMASI:Benim 10 parmagım var(ıkı elın parmakları acılarak gosterilir) Tümüyle benım (eller parmaklar acık olarak goguste kavusturulur) Onlarla ben herseyı yaparım Sımsıkı kapar(her ıkı el yumulur) Kocaman acarım(ıkı elın parmakları acılır) Bırbırıne kavustururum Arkama saklarım Yukarıya kaldırır Aşagıya ındırırım Sonra kucagımda dınlendırırım 6-OYUNUN ADI:AYNA OYUNUN YERİ:SINIF,SALON VEYA BAHÇE OYUN SÜRESİ:2-3 TEKRAR OYUNCU SAYISI:SINIF MEVCUDU OYUNUN ACIKLANMASI:Bir çocuk ayna olur başka bir cocukta karsısına gecer.Ayna olan cocugun yaptıgı devınımlerı oykunerek aynısını yapar.guldurucu devınımler cocukların daha cok hosuna gıder.nasıl devınımler yapılacagı konusunda cocuk ozgur bırakılmalıdır.ıstenırse bır cocuk ayna oldugunda tum cocuklar karsısına gecıp onun devınımlerını oykunmeyle yapar. 7 -Oyunun adı: vur çıksın Oyunun yer: salon veya bahçe Oyunun süresi:3-5 tekrar Oyuncu sayısı:sınıf mevcudu Oyunun açıklaması:bir halka çizilirve ortasına küçük bir top konur.Öğrenciler halkanın etrafına dizilirler.Her öğrenciye bir fiş verilir.Oyunu öğreten öğrenci veya öğretmen büyük fişlerden birini yüksek sesle söyler.O fişin sahibi koşup topu alır ve o sırada kaçışan çocuklara atar.Eğer vurursa vurulan öğrenci,vuramazsa topu atan öğrenci oyundan çıkar.Oyun oynarken fişler sık sık değiştirilir.En sona kalan öğrenci oyunu kazanır.Bu oyun kelime tekrarları sırasında da oynanabilir. 8 -Oyunun adı.Kaçanı vur Oyun yeri.salon veya bahçe Oyun süresi3-5 tekrar Oyuncu sayısı.sınıf mevcudu Oyunun açıklaması.çocuklar bir halkanın etrafında dizilirler.Herkese birer küçük fiş verilir.Halkanın ortasında elinde top olan bir ebe bulunur. Ebe bildiği fişlerden birini yüksek sesle söyler.O fiş kimdeyse kaçar.Diğer öğrenciler oldukları yere çökerler.Ebe ise topla kaçan öğrenciyi vurmaya çalışır.Vurulan öğrenci ebe olur.Fişler arada bir değiştirilir. [Bu oyun kelime tanıma çalışmaları sırasında da oynanabilir. 9- OYUNUN ADI:Hayvanat bahçesi Oyun yeri:salon veya sınıf Oyun süresi:10dak. Oyuncu sayısı:tüm sınıf Oyunun açıklanması:çocuklar salonda birbirlerinden 1m uzaklıkta dağınık olarak dururlar.Her çocuğun durduğu yere küçük bir daire çizilir.Her çocuğa bir hayvan ismi verilir.Aralarından bir ebe seçilir.Ebenin dairede yeri yoktur,ortada durur.Öğretmen iki hayvan ismini aynı anda söyler.Bu hayvan isimlerini taşıyan çocuklar birbirleriyle yer değiştirirler.Bu sırada ebe onların yerlerini kapmaya çalışır.Ebeye dairesini kaptıran çocuk ebe olur. 10-OYUNUN ADI:sıçrama yarışı Oyun yeri:salon veya bahçe Oyun süresi:2-3 tekrar Oyuncu sayısı:sınıf mevcudu Oyunun açıklanması:oyun alanında duvara parelel bir çizgi çizilir.(duvarla çizgi arası 15-20 adım olabilir.) Çocuklar duvarın dibinde yanyana sıralanırlar,ayaklarını topuklarında bitiştirir ve ayak burunlarını açık olarak tutar,beklerler.Öğretmen düdük çalınca ya da başla diyerek başlama komutu verince çocuklar topukları üzerinde sıçraya sıçraya gitmeye başlarlar.Topuklar üzerinde sıçrayarak kim çizgiye önce varırsa yarışı o kazanmış olur,alkışlanır.Topuklarının bitişikliği bozulan ya da kural dışı başka devinimler yapan yanmış olur,oyun dışı kalır.Yarış istenildiği kadar yinelenebilir. 11- OYUNUN ADI: EBE EBE GEL BİZE Öğrenciler yüzleri içe dönük bir daire oluştururlar . Ebe ortadadır. Dairedekiler hep beraber şunları söylerler. Ebe, ebe gel bize Uzaktan vur elimize Eğer vuramaz isen Ebesin, ebesin… Şarkının son sözleri bitince, el çırpmaya başlarlar. Ebe bu sırada dairedekilerin ellerine vurmaya çalışır. Onlarda elerini kaçırarak arkaya saklarlar. Ebe atik davranır, kimin eline vurursa onunla yer değişir. Oyuna böyle devam edilir. 12- OYUNUN ADI: ARKADAN DOLAŞ-YERİNE ULAŞ Eşit sayıdaki iki grup öğrenci kendi aralarında daire oluştururlar. Takımlara sayı saydırılır. Herkes kendi sayısına aklında tutar. Öğretmen bir sayı söyler. Söylenen her iki takımdaki sayıdaki kişiler,y kendi dairelerindeki arkadaşlarının bir önünden bir arkasından dolaşarak yerine önce gelmeye çalışır. Kimseye değmeden önce yerine gelen takımına bir sayı kazındırır. Belli bir süreden sonra veya önceden belirlenen sayıya önce varan takım BİRİNCİ olur. 13-OYUNUN ADI: YILDIZ OYUNU Öğrenciler yıldız şeklinde oyun düzenine geçerler. Bir ebe yıldız kollarının dışında durur. Ebe harbicindekiler çömelik duruştadırlar. Yıldız kolları beş, altı veya dört kişi (sınıf sayısına göre) olabilir. Ebe kolların dışından koşarken istediği bir yıldız kolunun en arkasındaki oturan öğrencinin sırtına vurur ve koşmaya devam eder. Sırtına vurulan öğrencinin bulunduğu kanadın tümü kalkıp ebenin koştuğu yönde koşarak, boşalan kanadı bir tur sonrası doldurmaya çalışırlar8. En arkaya kalan ebe olur. Ebe yalnız bir kişiyle vurduğu için bütün oyuncuların ebeyi çok iyi takip etmesi gerekir ki ebenin hangi kanada vurduğunu görsün ve çabuk davranıp önce yerine varıp ebelikten kurtulsun. Ebe ve kanatlardan kalkarak koşanların koşuları en dıştan olmalıdır. Yıldızın ortasından veya kanatları yararak koşan olursa, yerine önce bile gelse ebe o kişi olacaktır Önceden mutlaka belirtilmelidir. 14 OYUNUN ADI: .KIRMIZI-BEYAZ OYUNU Arası 50-60cm. olan birbirine paralel iki çizgi çizilir. Öğrenciler eşit sayıda bu çizgilere basmadan, yüzleri birbirine dönük karşılıklı sıraya geçerler. Bu çizgilerden 7-8m. Uzakta çizgilere paralel birer çizgi daha çizilir. Bunlar kaçma ve yakalama sınır çizgileridir. Sıradaki grupların birine KIRMIZI diğerine BEYAZ adı verilir. Takımlara her iki adı birden söyleyeceğimizi (örneğin; kırmızı-beyaz veya beyaz-kırmızı şeklinde) önce adı söylenen takım kaçacak, diğeri onları yakalamaya çalışacak şeklinde belirtilir. Yakalama işlemi arkamızdaki 7-8 m uzaktaki çizgilere kadar olur. Çizgiyi geçince dokunulanlar yakalanmış sayılmazlar. Yerimize gelince yakalananlar sayılır. Oyunun bitiminde sayası az olan gurup birinci olur. Ve alkışlanır. Yakalamak için dokunmak yeterlidir.l Ayrıca öğretmenin oyun sonunda her iki takımın adını da eşit söylemiş olması gerekir. İsimleri sıra ile söylediği gibi bazen üst üste de söyleyebilir. Bir kişi birden fazla kişiye dokunabilir. Bu oyun uzun oturuş vaziyetinde, sırtları birbirine dönük vaziyette, .bağdaş oturuş vaziyetinde oynatılabilir. Bu durumları oyunu öğrettikten sonra oyunu zorlaştırmak için sınıf seviyesine uydurmak için yapılır. 15.OYUNUN ADI: HALKADA VUR OYUNU Oyuncular 10-15 kişiyi geçmemek üzere bir daire oluştururlar Dairenin dışında bir ebe (vurucu) bulunur. Öğretmen ebeye dairedekilerden birinin insini söyleyerek (örneğin; Ezgi’yi vur!) der. Dairedeki kişiler ellerini bırakmadan arkadaşını vurdurmamak için dairede koşmaya başlarlar. Ebe Ezgi’yi yakaladığı zaman Ezgi ile yer değiştirir. Koşma sırasında daire kopar, dağılırsa başarısız sayılır. Bu durumdan ebe sorumlu değildir. İsmi söylenen ebe olur. 16-OYUNUN ADI: .MENDİL KAPMACA OYUNU Öğrenciler karşılıklı geniş kolda sıralanır,. Aralarındaki açıklık 15-20 adım kadardır. Her iki takım eşittir. Takımlar sağ baştan sayı sayarlar. Ve sayılarını akıllarında tutarlar. Elinde mendil olan .bir kişi tam ortada durur. Öğretmen yüksek sesle sıradaki sayılardan birini söyler. İki gruptan da söylenen sayıdaki kişiler koşarak gelip mendili kapıp yerine gelmelidir. Mendil elinde iken vurulan oyuncu takımına bir fena puan verdirir. Amaç, mendili kaçıranı vurmak şya da mendili aldıktan sonra vurulmamaktır. Büyük sınıflarda mendili alan kendi geldiği yere (duruş çizgilerini geçmek) gidecek şeklinde zorlaştırılabilir. Öğretmen mümkün olduğu kadar tüm öğrenciler koşma hakkı tanımalıdır. 17-. OYUNUN ADI:ÜÇ VUR- KAÇ OYUNU Oyuncular mendil kapmacada olduğu gibi sıralanırlar. Sayılarını sayarlar. Ellerini öne uzatır ve avuçlarını açarlar. Öğretmen oyuncuların aldığı bir sayı söyler. Yalnız grubuda söylemek zorundadır. Ör. A grubu 5 gibi . A grubundaki 5 numarayı alan kişi koşarak karşı takımın karşısını gider ve istediği üç tane ele vurur. Üçüncü kimin eline vurmuşsa o, vuranı sıra hizasına kadar kovalar. Vurulmamışsa diğer takım bir puan kazanmış olur. Belli bir süreden sonra fazla sayı alan takım BİRİNCİ olur. Ellere vuruş ü Ellere vuruş üç ayrı kişinin eli olabileceği gibi aynı kişinin eli de olabilir. Yalnız vuruş tek tek yapılmalıdır. Aynı anda iki elle birlikte vurulmamalıdır. Ayrıca iki kez vuruldu ve kaçmak isteği ile üçüncüyü vurmak isterken vuramadan koşmaya başlandı ise bu durumda geri dönüldüğünde yalnız vuramadığımız tek vuruşu yapabiliriz. Tekrar üç vuruş vurmak yok. Öğretmen, iki takımında bütün oyuncularına koşma hakkı mümkün olduğu kadar tanımalıdır. 18- OYUNUN ADI:TEKLER-ÇİFTLER YARIŞMASI Oyun alanına paralel iki çizgi çizilir. Arasındaki açıklık 10-15 adımdır. Eşit sayıdaki gruplar kendi aralarında çizgi üzerinde üçer adım aralıklarla karşılıklı sıralanmalılardır. Takımlardan birisine TEKLER, diğerine ÇİFTLER adı verilir. Öğretmen yüksek sesle ör: çiftler diye .bağırırsa çiftler koşarak karşıda bulunan teklerin arkasından (herkes kendi karşısındaki eşinin arkasından) dolaşır ve yerlerine gelir. Önce gelen ve yerini alan oyuncu 1. 2. 3. olur.Belli sayıda oyun oynandıktan sonra TEKLERİN ve ÇİFTLERİN birincileri ilan edilir. Yüksek sınıflarda (koşucular arkadaşlarının arkasından dolaşırken onlara ellerini değdirmeyeceklerdir) şeklinde zorlaştırıcı kural koyabiliriz. 19- OYUNUN ADI:SOKAKTA HIRSIZ VAR Çocuklar dört sıralı derin kolda dizilir. Kollarını yana açar, birbirlerinin ellerinden tutar. Sıraların ortasındaki oluşturulan koridorda bir hırsız bulunmaktadır. Dışarıda da bir polis onu gözetlemektedir. Öğretmen uzun bir düdük alınca oyuncular sola döner, birbirinin ellerinden tutar, koridor değişir. İki kısa düdük çalarsa oyuncular hep beraber sağa döner ve el tutarlar. Hırsızın ve polisini ancak koridorlarda kaçıp kovalaması gerekir. Kol altından geçmek olmayacaktır. 20- OYUNUN ADI: AT –OTUR OYUNU 8-10-12 kişiyi geçmeyen takımlar, bir7er sıralı derin8 kolda dizilirler. Önde duran oyuncular, takımın iki adım karşısında yer alır. Grupların önünde ve grup karşısında yer alan tek kişilerin önünde de sınır çizgileri çizilmelidir. Tek olan kişilere birer top (sağlık topu,voleybol, hentbol) verilir. Öğretmen işaret verince elinde top olanlar,.topu kendi grubunun en önündeki kişiye atar. Topu alan beklemeden aynı şekilde geri gönderir, hemen çömelir. Top son oyuncuya gelince o kalk diye bağırır. Topla koşarak takımın karşısında duran arkadaşının yerini alır. Topu atan ilk oyuncuda grubun önüne geçer. Yarışma başlangıçta olduğu gibi top atıp tutmalar son oyuncuya kadar sürer. Oyunun başında önde bulunan oyuncu tekrar öne geldiğinde topu yukarı kaldırarak bitirdiklerini ilan ederler. 21.OYUNUN ADI:TOPA YETİŞ 10-15 kişiyi geçmeyen oyuncular, büyük bir daire oluştururlar. Dairenin dışında ve içinde bekleyen iki ebe bulunur. Oyunculardan birisine top verilir. Öğretmenin işareti ile çocuklar topla paslaşırken, ebeler de bu sırada topu kimin elinde görmüşse ona dokunmaya çalışır. Top elde iken vurulan, ebe ile yer değiştirir. 22.OYUNUN ADI:OTURTAN TOP Çocuklar arasından üç vurucu seçilir.l Bunlar topla yürümeden, yalnız paslaşarak arkadaşlarını vurmaya çalışırlar. Top kime değerse o, olduğu yerde oturmalıdır. Vurucular, oturanlara pas verir ve diğer oyuncuların vurulmasına yardım ederler. Oturanlar bir arkadaşını vurabilirse, oturmaktan kurtulur ve serbest kalırlar. Hiç vurulmadan ayakta kalanlar başarılı sayılırlar. Vurucular elinde top olmadan yer değiştirebilirler. Elinde top varken yürüyemezler. 23.OYUNUN ADI:ÜÇLÜ YARIŞMA Eşit sayıda takımlar, üç sıralı derin kılla sıraya geçerler. Yarışma başlamadan önce ortadaki oyuncular, geriye döner., iti arkadaşının koluna girer. Oyuna bu şekilde başlanır. Başlama işareti verilince, iki çocuk düz, ortadaki geri geri koşarak, takımlardan 10-15 adım uzaktaki sehpaların arkasından dolaşır, çıkış çizgisinde bekleyen diğer üç arkadaşının eline vururlar ve sıranın arkasına giderler. Diğer yarışmacılar da aynı hareketi tekrarlarlar. Önce bitiren takım birinci olur. Koşu sırasında üçlü eşler birbirlerinden ayrılmazlar 24- OYUNUN ADI:HALKADA BACAKLARDAN ATLAMA YARIŞI Oyuncular eşit iki grup olarak ayrı ayrı yüzleri daire dışına bakacak şekilde uzun oturuşta daire oluştururlar. Her iki grupta kendi arasında sayı sayar. Öğretmenin başlama işareti ile bir numaralı oyuncular kalkarak arkadaşlarının ayakları üstünden atlayarak yerine gelince, iki numaralı arkadaşının omzuna vurur. Kendisi k tekrar uzun oturuş vaziyetini alır. İki numaralı oyuncu da arkadaşlarının bacakları üstünden atlayarak yerine gelir. Önce bitiren grup birinci olur 25.OYUUN ADI:KURBAĞA VE LEYLEKLER İç içe iki büyük daire çizilir. İçteki daire göl olur. İki daire ortasında kurbağalar (kuvak-kuvak) diye dolaşırlar. Leylekler dairenin dışında (lak –lak) diye gezinirler. Öğretmenin işareti ile leylekler kurbağaları yakalamak için üzerlerine yürürler. Kurbağalar da kendilerini kurtarmak için göle atlarlar. Yakalanan kurbağa leylek olur. Kurbağalar bitince oyun yeniden başlatılır. Leylekler, kurbağaların sığınağı olan göle giremezler. Yürüyüşlerde taklit şeklinde yapılmalıdır. ders, beden eğitimi, ismail erdoğan, spor salonu, salon oyunları, sabah sporu ders, beden eğitimi, spor salonu, ismail erdoğan, ismail öğretmen, topkapı doğa koleji, lale semire kapucuoğlu
16 Jun 2013
2155
Share Video

6:57
HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Beden Eğitimi Öğretmeni İsmail Erdoğan İsmail Öğretmen IAAF KIDS ATHLETICS, farklı motor beceri gruplarına göre ayrıştırılmış mekanlarda, takım esasına göre kurgulanmış, yeni branşlar ve yeni yarışma türleri sunan zevkli ve heyecan verici bir düzenlemedir Üstelik bu yöntemle, kullanılabilecek alan ne kadar küçük olursa olsun, belirli bir sürede , çok sayıda sporcunun aynı anda katılması sağlanabilmektir. IAAF KIDS’ ATHLETICS ile atletizmin temel unsurları ( sürat ve mukavemet yarışları, atma/itme ve atlamalar ) oyun havası içerisinde uygulanabilir. Fiziki güç talebi düşük olduğundan buna her çocuk kolaylıkla erişebilecektir. IAAF KIDS ATHLETICS ‘ te öngörülmüş branşlar kamuya açık herhangi bir yerde, açık alanlarda, yürüyüş parkurlarında, spor salonları veya jimnastik salonlarında yapılabilir. Böylelikle bu sporla ilgili akla gelebilecek her tür tanıtım aracı kullanılmış ve çocukların atletizm konusunda tam ve olumlu bir bakış açısı geliştirmelerine yardımcı olunacaktır kids athletics , atletik kids , beden eğitimi , ismail erdoğan , ismail öğretmen , Topkapı Doğa Koleji
17 Jun 2013
457
Share Video

1:19
HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut İlter Aykut Öğretmen PİYANO DERSİ IQ’YU YÜKSELTİYOR Nortwestern Üniversitesi’nde, “Müziğin Beyindeki Gelişime Etkisi” üzerine yapılan araştırmada, piyano çalmanın zeka gelişimindeki önemi ve IQ’yu arttırdığı tespit edildi. 45 öğrenciye, elektrotlar bağlanarak, müzik eğitimi verilmesi sonucunda verdikleri tepkiler izlendi ve bir yıl sonra müzik eğitimi alan enstrüman çalan çocukların IQ´larının diğerlerine nazaran çok daha yüksek bulunduğu saptandı. Aynı şekilde, Kaliforniyalı iki bilimadamının araştırmasına göre de, piyano eğitimi alan çocukların özellikle matematik ve fen dallarında çok daha başarılı oldukları zekalarının geliştiği bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Bu araştırmanın başında, Kaliforniya´daki Irvine Üniversitesi´nin Öğrenme ve Hafıza Nörobiolojisi Bölümü´nde görev alan fizikçi Gordon L. Shaw ile Wisconsin Üniversitesi´nden psikolog Frances H. Rauscher var. Shaw ve Rauscher, okul öncesi çocukların beyinlerinin tıpkı bir plastik gibi ve erken yaşlarda verilecek birtakım eğitimlerle şekillendirip beslemenin mümkün olduğunu açıklıyor. Piyano ise, özellikle beyin ve beden arasındaki bağlantıyı kurması, hem ruha hem de fiziğe etki etmesiyle bu yöntemin en etkili aracı. Shaw ve Rauscher´in araştırmasına göre, okul öncesi çocuklara piyano dersi vermek, çocukların fen ve matematikte üstün özellikler göstermelerinde gerekli olan zihinsel yapıyı olgunlaştırmanın en etkili yolu. Piyano dersi IQ’yu yüzde 46 geliştiriyor Uzun zamandır “Müziğin Zeka ile Bağlantısı” üzerine araştırmalar yürüten iki uzman Shaw ve Rauscher, "Küçük yaşta müzik dersleri almak ve özellikle bir enstrüman çalmak" üzerinde çalıştılar. Bunun için en popüler, en yaygın enstrüman olduğu ve o yaştaki çocukların daha kolay öğrenebileceklerinden ötürü piyanoyu seçtiler. Deneyler için de anaokuluna giden 78 çocuk seçildi. Bu arada üç - dört yaşlarındaki bu çocukların ailelerinin sosyo - ekonomik - kültürel yapılarının, gittikleri anaokullarının eşdeğer olmasına da dikkat edildi. Ve 78 çocuk dört gruba ayrıldı. Birinci gruba şan ve piyano dersi, ikinci gruba sadece şan dersi, üçüncü gruba bilgisayar dersi verilirken, dördüncü gruptakilere hiçbir şey öğretilmedi. Çocuklara haftada iki kez 15´er dakikalık piyano dersi verilerek, her çocuğun eşit süreyle ders almasına da dikkat edildi. Sekiz ay boyunca diğer gruplar da çalışmalara devam etmişler. Bu eğitimin ardından 78 çocuğa zekâ testi uygulandığında çıkan sonuç araştırmacılar için pek de sürpriz olmadı. Piyano grubundaki çocukların zekâsındaki artış diğer gruptakilerden oldukça yüksek çıkmış. Çocuklara deneyin başlangıcında zekâ testi uygulanmış, sekiz ayın sonunda diğer gruplardaki çocukların zekâlarında önemli bir gelişme kaydedilmezken, piyano dersi alan gruptakilerin IQ´larında yüzde 46´lık bir gelişme görülmüştür. Bütün çocuklar ölçüm için puzzle birleştirmek, gösterilen desenleri yapmak, geometrik şekilleri tanımak, nesnelerin doğru renklerini ve resimlerdeki hataları bulmak gibi 5 ayrı teste tabi tutulmuşlar. Dr. Shaw ve Dr. Rauscher’ın araştırmaları, piyano eğitiminin etkisinin ömür boyu süreceğini ifade ediyor. Deney üç - dört yaşlarındaki çocuklar üzerinde yapılmış olsa da, 12 yaşına kadar alınan piyano derslerinin etkili olacağını ekliyor bunu da şöyle açıklıyorlar: “Müzik de tıpkı matematik ya da satranç gibi yüksek beyin fonksiyonları gerektiren bir uğraş. Bu alanlar, aynı zamanda iyi gelişmiş ´spatial´ zekânın da temelini atıyor. Spatial zekâ, görsel dünyayı algılayabilme, nesnelerin görüntülerini zihinde oluşturabilme ve bunların farklılıklarını kavrama yetisine verilen ad." İki araştırmacı çocukların yoğrulmaya hazır beyinlerinin bağlantılar kurmak için şekil değiştirmeye müsait olduğunu anlatıyor. Dr. Rauscher."Piyano dersleri sinirleri eğiterek beynin korteksindeki algısal gelişmeyi sağlıyor" diyor. Yapılan pek çok bilimsel araştırma da bu iki bilimadamının söylediğini doğrular nitelikte. Biyologlar yeni doğmuş çocuğun beynindeki fazla sayıdaki hücrelerden bir kısmının sinirlerle birbirine bağlanmış hücre ağının dışında kaldığını söylüyorlar. Bebeklerde konuşmaları dinlemek, parlak renkli oyuncaklarla oynamak ve müzik dinlemek gibi durumlar bu sinirleri güçlendirerek çocukta zekâ gelişimini sağlıyor. Shaw ve Rauscher´in araştırmaları da zaten bu temele dayanıyor. İki bilimadamı piyano ya da diğer enstrümanların bu sinirsel bağlantıyı güçlendirdiğini ve çocuğun zekâsını yüzde 46 oranında arttırdığını ispatlıyor. Piyano çalanlar beynin sağ ve sol lobunu birlikte kullanıyor, hafıza gelişiyor Piyano çalmak, beynin büyük bir kısmını dolayısı ile hem sağ ve sol tarafını birlikte kullanmayı gerektiriyor. Uzmanların görüşüne göre beyindeki sol lob konuşma ve matematik, sağ lob ise sanatsal konularla, hayal kurmak, olayları kavrama gibi soyut kavramlarla ilgili, her iki lobun da birlikte çalışması insanların yaptıkları işte başarılı olmalarını, farklı fikirleri üretebilme becerisini geliştirmelerini sağlıyor. Ayrıca piyano çalmanın diğer enstrümanlardan farkı ise ince motor kontrolü gerektirmesi dolayısı ile çocukta parmak kontrolünün gelişmesini sağlaması açısından çok önemli .Yani piyano çalmak sanatsal bir hobi gibi görünse de çocuğun hem zeka hem de fiziksel gelişime büyük destek veriyor. Şegan İşler ders, müzik, piyano, org, nota, klavye, solfej, aykut öğretmen, solfej, nota bilgisi, akor
19 Jun 2013
944
Share Video

13:06
HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut İlter Aykut Öğretmen PİYANO DERSİ IQ’YU YÜKSELTİYOR Nortwestern Üniversitesi’nde, “Müziğin Beyindeki Gelişime Etkisi” üzerine yapılan araştırmada, piyano çalmanın zeka gelişimindeki önemi ve IQ’yu arttırdığı tespit edildi. 45 öğrenciye, elektrotlar bağlanarak, müzik eğitimi verilmesi sonucunda verdikleri tepkiler izlendi ve bir yıl sonra müzik eğitimi alan enstrüman çalan çocukların IQ´larının diğerlerine nazaran çok daha yüksek bulunduğu saptandı. Aynı şekilde, Kaliforniyalı iki bilimadamının araştırmasına göre de, piyano eğitimi alan çocukların özellikle matematik ve fen dallarında çok daha başarılı oldukları zekalarının geliştiği bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Bu araştırmanın başında, Kaliforniya´daki Irvine Üniversitesi´nin Öğrenme ve Hafıza Nörobiolojisi Bölümü´nde görev alan fizikçi Gordon L. Shaw ile Wisconsin Üniversitesi´nden psikolog Frances H. Rauscher var. Shaw ve Rauscher, okul öncesi çocukların beyinlerinin tıpkı bir plastik gibi ve erken yaşlarda verilecek birtakım eğitimlerle şekillendirip beslemenin mümkün olduğunu açıklıyor. Piyano ise, özellikle beyin ve beden arasındaki bağlantıyı kurması, hem ruha hem de fiziğe etki etmesiyle bu yöntemin en etkili aracı. Shaw ve Rauscher´in araştırmasına göre, okul öncesi çocuklara piyano dersi vermek, çocukların fen ve matematikte üstün özellikler göstermelerinde gerekli olan zihinsel yapıyı olgunlaştırmanın en etkili yolu. Piyano dersi IQ’yu yüzde 46 geliştiriyor Uzun zamandır “Müziğin Zeka ile Bağlantısı” üzerine araştırmalar yürüten iki uzman Shaw ve Rauscher, "Küçük yaşta müzik dersleri almak ve özellikle bir enstrüman çalmak" üzerinde çalıştılar. Bunun için en popüler, en yaygın enstrüman olduğu ve o yaştaki çocukların daha kolay öğrenebileceklerinden ötürü piyanoyu seçtiler. Deneyler için de anaokuluna giden 78 çocuk seçildi. Bu arada üç - dört yaşlarındaki bu çocukların ailelerinin sosyo - ekonomik - kültürel yapılarının, gittikleri anaokullarının eşdeğer olmasına da dikkat edildi. Ve 78 çocuk dört gruba ayrıldı. Birinci gruba şan ve piyano dersi, ikinci gruba sadece şan dersi, üçüncü gruba bilgisayar dersi verilirken, dördüncü gruptakilere hiçbir şey öğretilmedi. Çocuklara haftada iki kez 15´er dakikalık piyano dersi verilerek, her çocuğun eşit süreyle ders almasına da dikkat edildi. Sekiz ay boyunca diğer gruplar da çalışmalara devam etmişler. Bu eğitimin ardından 78 çocuğa zekâ testi uygulandığında çıkan sonuç araştırmacılar için pek de sürpriz olmadı. Piyano grubundaki çocukların zekâsındaki artış diğer gruptakilerden oldukça yüksek çıkmış. Çocuklara deneyin başlangıcında zekâ testi uygulanmış, sekiz ayın sonunda diğer gruplardaki çocukların zekâlarında önemli bir gelişme kaydedilmezken, piyano dersi alan gruptakilerin IQ´larında yüzde 46´lık bir gelişme görülmüştür. Bütün çocuklar ölçüm için puzzle birleştirmek, gösterilen desenleri yapmak, geometrik şekilleri tanımak, nesnelerin doğru renklerini ve resimlerdeki hataları bulmak gibi 5 ayrı teste tabi tutulmuşlar. Dr. Shaw ve Dr. Rauscher’ın araştırmaları, piyano eğitiminin etkisinin ömür boyu süreceğini ifade ediyor. Deney üç - dört yaşlarındaki çocuklar üzerinde yapılmış olsa da, 12 yaşına kadar alınan piyano derslerinin etkili olacağını ekliyor bunu da şöyle açıklıyorlar: “Müzik de tıpkı matematik ya da satranç gibi yüksek beyin fonksiyonları gerektiren bir uğraş. Bu alanlar, aynı zamanda iyi gelişmiş ´spatial´ zekânın da temelini atıyor. Spatial zekâ, görsel dünyayı algılayabilme, nesnelerin görüntülerini zihinde oluşturabilme ve bunların farklılıklarını kavrama yetisine verilen ad." İki araştırmacı çocukların yoğrulmaya hazır beyinlerinin bağlantılar kurmak için şekil değiştirmeye müsait olduğunu anlatıyor. Dr. Rauscher."Piyano dersleri sinirleri eğiterek beynin korteksindeki algısal gelişmeyi sağlıyor" diyor. Yapılan pek çok bilimsel araştırma da bu iki bilimadamının söylediğini doğrular nitelikte. Biyologlar yeni doğmuş çocuğun beynindeki fazla sayıdaki hücrelerden bir kısmının sinirlerle birbirine bağlanmış hücre ağının dışında kaldığını söylüyorlar. Bebeklerde konuşmaları dinlemek, parlak renkli oyuncaklarla oynamak ve müzik dinlemek gibi durumlar bu sinirleri güçlendirerek çocukta zekâ gelişimini sağlıyor. Shaw ve Rauscher´in araştırmaları da zaten bu temele dayanıyor. İki bilimadamı piyano ya da diğer enstrümanların bu sinirsel bağlantıyı güçlendirdiğini ve çocuğun zekâsını yüzde 46 oranında arttırdığını ispatlıyor. Piyano çalanlar beynin sağ ve sol lobunu birlikte kullanıyor, hafıza gelişiyor Piyano çalmak, beynin büyük bir kısmını dolayısı ile hem sağ ve sol tarafını birlikte kullanmayı gerektiriyor. Uzmanların görüşüne göre beyindeki sol lob konuşma ve matematik, sağ lob ise sanatsal konularla, hayal kurmak, olayları kavrama gibi soyut kavramlarla ilgili, her iki lobun da birlikte çalışması insanların yaptıkları işte başarılı olmalarını, farklı fikirleri üretebilme becerisini geliştirmelerini sağlıyor. ders , müzik , piyano , org , nota , klavye , solfej , aykut öğretmen , solfej , nota bilgisi , Akor Nasıl Kurulur
19 Jun 2013
671
Share Video

2:41
HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut ilter AYkut Öğretmen Orff-Schulwerk genel olarak, okul öncesi ve ilköğretim alanında işlevselleşmiş; besteci Carl Orff ve dansçı Gunild Keetman tarafından geliştirilmiş; müzik, hareket ve konuşma/söz unsurlarını bütünleştiren bir müzik eğitimi yaklaşımıdır… Bu yaklaşım, 1948 yılında başlayan bir dizi radyo yayını ile adını duyurmuş, giderek yaygınlaşarak iki temel gelişmeyle geniş bir eğitimci kitlesi tarafından kabul görmüştür… Orff Yaklaşımı Nedir? Yrd. Doç.Dr. Atilla Coşkun Toksoy Orff-Schulwerk (Türkçe okunuşu: Orf-Şulverk) terimi Türkçeye ilk kez Zuckmayer tarafından; “Öğretici Eser” (Uçan 2003, sy. 21) olarak çevrilmiştir. Daha sonraları; “Okul Çalışmaları”, “Okul Çalışmalığı”, “Orff Okul Öğretisi”, “Orff Metodu”, “Orff Yaklaşımı” gibi isimlerle anılmıştır. Kullanılan bütün bu adlandırmalar; taşıdıkları bakış açısı, içerik ve açıklamaları ile Orff-Schulwerk kavramını değişik yönleri ile tarif edebilmektedir. Etimolojik olarak bakıldığında terim; Almanca Schule ve Werk kelimelerinin birleşiminden ortaya çıkmıştır. Schule, Türkçe “okul” anlamına gelmektedir. Werk kelimesinin ise birkaç değişik anlamı vardır. Sözlüklerde “yapıt”, “eser”, “iş”, “uğraş” gibi birden fazla karşılığı bulunmaktadır. Bu noktada karşılaşılan sorun ile ilgili Koçak; “Schulwerk”in sözcük anlamını karşılayacak çevirinin olanaksızlığı sadece Türkçede değil, başka dillerde olduğu gibi İngilizcede de söz konusu olduğunu vurgularken, Orff-Schulwerk’in dünyanın her yerinde, her dilde Almanca orijinal tanım, bir uzmanlık terimi olarak kullanıldığını belirtmektedir. (Koçak, 2005) Orff-Schulwerk günümüzde Carl Orff ve Gunild Keetman’a uzanan bir müzik ve hareket eğitimi yöntemine / yaklaşıma verilen addır. Bu yaklaşım Dorothee Günther, Carl Orff, Gunild Keetman, Wilhelm Keller ve Hermann Regner’in basılmış kitaplarından, bütünleyici kuramsal makale ve görüşlerinden, ayrıca yaşanan ve geliştirilen uygulama deneyimlerinden oluşmaktadır. (Kugler, 2003: 70) Ülkemizde Orff-Schulwerk genel olarak, okul öncesi ve ilköğretim müzik eğitimi uygulamalarında yer bulduğundan; konu, amaç ve içerik açısından Carl Orff’un müzik eğitimi felsefesi çerçevesinde düzenlenen müzik eğitim ve öğretimini ifade eder biçimde “Orff Yaklaşımı” olarak kabul edilip, yaygınlık kazanmaya başlamıştır. Yukarıdaki fikirler ışığında genel anlamıyla Orff-Schulwerk; besteci Carl Orff ve dansçı Gunild Keetman tarafından geliştirilmiş, müzik, hareket ve konuşma/söz unsurlarını bütünleştiren bir müzik eğitimi yaklaşımıdır. Bu yaklaşım,1948 yılında başlayan bir dizi radyo yayını ile adını duyurmuş, giderek yaygınlaşarak iki temel gelişmeyle geniş bir eğitimci kitlesi tarafından kabul görmüştür. Bu iki gelişme:“Beş ciltlik Orff-Schulwerk’in (Music für Kinder – Çocuklar İçin Müzik) yayınlanması, Stüdyo 49 çalgı fabrikasında ksilofon ve glockenspiellerin üretimidir.” (Dawson , 1996: Ek 3.1.) Orff Yaklaşımı’nın daha geniş bir tanımlamasını yapmadan önce, temel görüşlerini sıralamakta fayda vardır: • “Dans ve müzik insanın bedensel, ruhsal ve zihinsel gücünün elementer biçimde dışa vurumudur. • Dil, dans ve müzik çocuğun birbirinden ayırmadığı hareket alanıdır. • Başlangıçtan beri şarkıya çalgı eşlik eder. • Kulaktan kulağa geçen veya nota yazımı yapılan müziği veya geleneksel dans formlarını uygularken yaratıcılık katılır. • Her insan kendini (duygularını) müzik ve hareketle ifade etme potansiyeline sahiptir.” (Koçak, 2005) Yukarıda sayılan temel görüşler ışığında, Orff Yaklaşımı “Müzik ve Hareket Eğitimi” olarak da tanımlanmaktadır. Bu görüşlere yakından bakış bizi, yaklaşımın belkemiği sayacağımız “elementer müzik yapma” kavramına götürür. Elementer müzik yapma ise bu anlayışın ülkemizde tanınıp, gelişmesinde büyük katkısı olan Lisolette Sey’in de belirttiği gibi; “her insanda zaten var olan ritim oluşturma, ritme uyma, ritme ve müziğe bedenle ayak uydurma eğilimlerinin harekete geçirilmesine dayanmaktadır” (Arı 2000: 92) Orff Yaklaşımı çerçevesindeki “Müzik ve Hareket Eğitimi”, insanın çok yönlü algısına uygun olarak, öğrenme sürecinde mümkün olduğunca fazla duyuya hitap eder. Bu amaçla kullandığı en temel araçlar; görsel, işitsel, dokunsal duyular, bedenin duruşu ve dengenin fark ettirilmesidir. Amaç ise birlikte üretmek, uyumun sağlanması, bireysel yaratıcılık ve estetik anlayışın geliştirilmesidir. Bu noktadan hareketle Orff Yaklaşımı ile yapılan çalışmanın amacı; bireysel yaratıcılık yolu ile estetik anlayışın ve sosyalleşmenin geliştirilmesi olarak özetlenebilir. Orff Yaklaşımı anlayışında Elementer Müzik Yapmak için, bireyin özel yeteneğe sahip olması beklenmez. Önemli olan bireyin içinde var olan müziği ve müzik yapma duygusunu, en temel ve saf haliyle dışa vurabilmesidir. Bunu yapabilmek için gerekli olan ilk şey; bireyin kendi potansiyelinin farkına varabilmesidir. Bütün yapılan çalışmalarda bu yönde, hem bireyin potansiyelini ortaya çıkaracak ve geliştirecek, hem de bu yolla gruba katkı yapmasını sağlayacak biçimde planlanır. Bu anlayışla müzik yapma kendi içinde taşıdığı estetik amaçlar kadar, genel eğitimin ve “insanın kendini gerçekleştirme” yolundaki ilerleyişinin önemli bir aracı haline gelir. Bütün bu açıklamalar, yaklaşımın altında yatan felsefe ile çok yakından ilgilidir ve bu bakış açısıyla değerlendirildiğinde çok daha çarpıcı değerlendirmeler yapmak mümkündür. Orff Yaklaşımı müzik öğretimi hedefleri yönünden ele alındığında temel amacın; “ şarkı söyleyen, dans eden, çalgı çalabilen aynı zamanda müziği okuyup yazabilen çocuklar” olduğu söylenebilir. Ancak asıl olarak Orff Yaklaşımı ve süreci, birincil olarak bireyin yaratıcılığının ortaya çıkarılmasını hedefler. Bu amaçla da müzik yapma öğeleri ile (çalma, söyleme, dinleme) dans-hareket yetilerinin geliştirilmesini kendini ifade edebilmenin baş koşulu olarak görür. Müzik çalışmasının amacı; ifadeyi sağlayacak eylemin (doğaçlama) ön hazırlığının yapılmasıdır. Orff Yaklaşımı’nın asıl amacı; çocukları, kendi müziğini oluşturabilecek, doğaçlayabilecek ve bu yolla kendini ifade etme imkânı bulabilecek seviyeye ulaştırmaktır. Orff-Yaklaşımı’nın bugünkü uygulama ve içeriğini yansıtacak bir tanımlama şu şekilde yapılabilir: “Elementer ve Hareket Eğitimi / Orff-Schulwerk Kapsamında Müzik ve Dans Pedagojisi” müziğe bir giriş yolu arayan çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin müzik ve dansla ilgili çeşitli temel deneyimler edinmelerini sağlamayı hedefler. “Elementer müzik ve hareket eğitimi” insanı bütün antropolojik boyutlarıyla ele alır ve tüm duyuları ile öğrenmesini sağlar. Ses çalışmasından, hareket ve danstan, çalgı çalmaktan, bilinçli müzik dinlemekten, çizmekten, nota yazmaktan ve zihinsel kavrayıştan yola çıkılarak bütünlük içinde öğrenmenin olanakları araştırılır, müzik, dil ve hareket birliğini yaşamanın yolu açılır, müzik ve dansta sürekli farklılaşan ifade biçimleri kullanılır” (Jungmair, 2003: 50) “İlköğretim de Müzik Eğitimi” adlı eserde yaklaşımın aşamaları şu şekilde verilmiştir: Ritimleme; . Ritimli konuşma kalıpları oluşturma, . Oluşturulan ritimli konuşma kalıplarını söyleme, . Ritimli konuşma kalıplarını sabit perdelere (seslere) aktarma, . Sabit perdelere aktarılı ritimli konuşma kalıplarını düzenli vuruşla söyleme, . Sabit perdelere aktarılı ritimli konuşma kalıplarını söylerken düzenli vuruş yapma, . Ritimli konuşma kalıplarını önce çizgisel, sonra geleneksel notalama, . Ritimsel taklit etme-öykünme ve oluşturma (motifleştirme), . Soru ve Cevap’ yoluyla ritimsel motifler oluşturma-geliştirme, .Oluşturulan ritimsel motiflerden bir ritimsel cümle oluşturma (oluşturulan motifleri cümleleştirme), . Ritimsel cümlelerden bir ritmik parça ( örneğin bir rondo) oluşturma (Ritimsel rondo biçimi: A B A C A D A kuruluşunda). Ezgileme; .Ezgilemeye sol-mi ile başlama, ezgilemede sol-mi’yi başlangıç noktası olarak alma/kullanma, (Avrupa‘da sol-mi, çocukların ‘ilk doğal ses aralığı’ olarak kabul edilir.) . Ezgilemede sol-mi’ye re-do’yu ekleme, . Bir pedal sesi eşlik olarak kullanma, ezgiyi bir pedal sesle eşlikleme, . Pedal sesi taklit etme ve pedal ses taklidinden motif oluşturma ve geliştirme, Oluşturulan motiflerden bir ezgisel cümle oluşturma (oluşturulan / geliştirilen motifleri cümleleştirme), . Ezgisel cümlelerden bir parça/eser (rondo) oluşturma (Ezgisel rondo biçimi: A B A C A D A) Dizileme/Dizgeleme .Sol-mi küçük üçlüsü iki perdeli çekirdek ses öbeğidir, ikiperdeli çekirdek ses öbeğinden beş perdeli dizi ye gelinir, beş perdeli diziden yedi/sekiz perdeli dizi ye varılır.” (Uçan ve diğ., 2001:98–99) 1950–1954 yıllarında yayımlanan Orff-Schulwerk Musik für Kinder isimli beş kitaptan oluşan eser, Orff Yaklaşımı ile ilgili temel kaynak durumundadır. Bu kitapların büyük bölümünü söz ve şarkı ağırlıklı kompozisyon modelleri oluşturmaktadır. Ancak Musik für Kinder’i yayınlandığı biçimiyle ders kitabı olarak kullanmak olanağı yoktur. Bu yüzden Orff-Schulwerk’le ilgilenenler çoğunlukla bir yöntem sorusu ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu noktada yöntem bilgisi ilgili ilk saptamaları Wilhelm Keller, “Einführung in Music für Kinder” (Çocuklar İçin Müziğe Giriş) adlı eserinde yapmıştır. Yaklaşımın, yöntem bilgisi ile ilgili başlıca kuralları ise Orff, Musik für Kinder üzerine yazdığı makalelerinde belirtmiştir. Buna göre; müziğin ritmi hareketin ritminden çıkmalıdır. Konuşmak, seslenmek, şarkı söylemek mırıldanmak, ses heceleri söylemek gibi vokal etkinliklerden ezgiler geliştirilir ve ancak bundan sonra çalgılara (çubuklar, blok flüt) geçilir. Beden perküsyonundan (beden vurmalı) çalgı müziğine geçilir. Müzik yapmak nota yazmaktan önce gelir.” (Kugler 2003:74) “Orff-Schulwerk konusundaki bu yaklaşımın en önemli özellikleri toplam eğitim içeriğinin müzik ve hareket eğitimi olarak yapılandırılması, yapı taşları prensibiyle oluşturulan çalışmada dil, ritim ve ezginin birbiriyle sıkı ilişkisi formüller ve biçimden oluşan bir repertuarın kişinin kendi doğaçlamasına temel oluşturmasıdır” şeklindeki açık bir yaklaşım ise Gunild Keetman tarafından Elementaria adlı eserde ortaya konmuştur. (Kugler 2003: 74) Bununla beraber Orff Yaklaşımı bir kalıplaşmış bir metot değildir. Brigette Warner’e göre; Orff ve Keetman, hiçbir zaman detaylı ders planları içeren bir ders kitabı yazma niyetinde olmamışlardır. Böyle bir yaklaşım, çocuğun doğal yaratıcılığı kadar öğretmenin de yaratıcılığına dayanan Orff felsefesini inkâr etmek anlamına gelirdi. Bunun yerine, müzikal kavramların ardışık biçimde gelişmesine hizmet edecek konuşma (dil), ritim, melodi ve armoni egzersizleri geliştirdiler. Bu egzersizler, doğaçlamaya doğru hareket noktası oluşturarak, bu yolda motivasyon sağlamaktadırlar (Mark, 1996: 135) Bergethon ve Boardman’a göre ise; Orff’un öğretim planının özü, çocuklara kendi müziklerini yaratmada kullanabilecekleri ritmik, melodik ve armonik örneklerden oluşan bir dağarcığı oluşturmalarında yardımcı olmaktır. Bu; konuşma, hareket etme, şarkı söyleme ve çalmadan oluşan performans aktivitelerinin ardıllık gösteren bir gelişme çizgisine oturtulması ile sağlanır. (Mark, 1996: 136) Orff yaklaşımı ile yapılan müzik eğitimi sürecini; taklit, araştırma ve keşif, doğaçlama ve yaratıcılık aşamalarına ayırmak mümkündür. Amerika Birleşik Devletleri’nde ise yaklaşım dört basamağa genişletilerek adapte edilmiştir: “Taklit, araştırma ve keşif, müzikal okuma-yazma, doğaçlama ve yaratıcılık” (Campbell, Scott ve Kassner 1995: 54) Bu aşamalardan oluşan Orff süreci; yaklaşımın A.B.D.’deki en yetkin isimlerinden olan Avon Gillispie tarafında şu başlıklarla açıklanmıştır: Orff Süreci: Süreç kelimesi, Orff-Schulwerk’te çok önemlidir. Orff sürecinin anahtarları; araştırma ve tecrübedir. Müziğin elementleri ilk önce en kolay, genelde kaba şekilleriyle araştırılır. Sonunda, edinilen tecrübeler sayesinde, bu elementler temizlenir, araştırmaların ve deneyimlerin daha karmaşık seviyelerine ulaşılır. Hareketin Araştırılması Çocuklar, hareketin (hafif-ağır, aşağı-yukarı, içeri-dışarı, düzgün-karmaşık) değerini araştırmak için cesaretlendirilir. Vücut durumu ve hareketleri tartışmasız ve öğretmenin verdiği açıklamalar olmaksızın araştırılır ve tecrübe edilir. Aşağıdakilerden başlamak üzere araştırmanın döngüsü şöyledir, • Hareketin dış motivasyonu (doğal olarak yapılan hareketler; yürümek, koşmak gibi) • Hareketin iç motivasyonu (kalp atışını hissetmek, nabzın farkına varmak gibi) • Daha yüksek seviyede, hareketin dış motivasyonuna dönmek. İçsel motivasyon, dışsal anlatımın parçası haline gelir. Hareket, tüm Orff süreci için temeldir ve diğer tüm öğrenimin dayandığı temeldir. Sesin Araştırılması Sesin araştırılması, çevresel sesler ve organizasyonsuz seslerle başlar; havlayan bir köpek, çarpan bir kapı, üstümüzde uçan bir uçak, düşen bir cisim buna örnektir. Daha sonra düzenlenmiş seslere geçilir; davul sesinin aşamaları, sopaların birbirine vurulması vb. Çocuklar ses özellikleriyle oynar ve denerler; güçlü sesler, zayıf sesler, ağaç sesleri, metal sesleri, sıvı ve katı sesleri gibi. İlk çalgılar, standart olmayan, ihtiyaç duyulmayan, fakat çocuklar tarafından bulunan ya da keşfedilen doğal çalgılardır; şişe şıngırtısı, içi boş dallar, kurumuş tomurcuklar gibi. Bu ham çalgılarla üretilen sesler, belli bir sürede, başlangıç ve bitişi olan basit parçaları-formları yaratmada kullanılırlar. Ses kaynakları aynı, seslerden oluşan aileler içinde gruplanmakta ve tümü, performans için değil, araştırmanın gelecek bölümünün büyümesi ve gelişmesi için parçalara ayrılmaktadır. Konuşma da, açıklanması, gereken bir ses kaynağı olarak görülür. Çocuklar, ağızdan çıkan seslen kullanmanın birçok yolu olduğunu keşfeder ve bu sesler daha sonra, konuşma ve şarkı söylemeyi destekleyecek sözcükler haline gelir. Çocuklar konuşma sesleriyle oynarlar. Anlamsız kelimeler ve sesler, çocuklar kadar yetişkinlere de zevk verir. Kullanımları da tam bir müzik tecrübesine doğru bir aşama olmaktadır. Formun Açıklanması Formun açıklanması, hareket ve sesin açıklanmasıyla birlikte ortaya çıkar. Hareketler örüntülere, örüntüler de danslara organize edilir. Sesler, benzer ve farklı bölümlü, girişi ve kadansı olan kompozisyonlara dönüşür. Hareketin biçimleri ve ses diyagramla gösterilir. Bu, notalamanın kaba fakat etkili başlangıcıdır. Sonuçlar, genelde Taş Devri’nin resimlerini, andırır ve bu, basitçe Orff un öğrenme sürecine ilişkin elementer görüşü yansıtır. Yaratıcılığa Model Olan Taklit Orff Schulwerk’te taklit, yaratıcılık için bir model oluşturmada kullanılmıştır. Taklit en eski öğretim biçimidir. Schulwerk’te öğretmen “usta” ve temel rol modeldir. Öğretmenin rolü, çocuklar bağımsız hareket etme yolunda gelişme gösterdikçe giderek azalır. Çocuklar bu süreç boyunca kendi sorunlarını çözebilme, kendi sorularına cevap verme yeteneğini sergilerler. Bu şablon; Gözlem → Taklit → Deneme → Yaratma şeklinde, verilen her yeni kavramda devam eder. Bireyden Topluluğa Çocukların kendileri için hareketin, sesin ve biçimin özelliklerini kendi başlarına araştırıp keşfetseler de, her birey aynı zamanda bir bütün olarak gruba katkıda bulunur ve bireylerin topluluğu bütünü oluşturur. Bu topluluk ya da bütün için çalışmak, Orff Schulwerk’in en önemli amacıdır. Birey, bu grubun bir parçasıysa, en önemli olan bu birlikteliktir. Bu takım bilinci; Schulwerk’in her aşamasında gerçekleşmesi beklenen bir durumdur. “Topluluğun olmadığı yerde müzik yapılamaz.” Toplulukta müzik yapmak ayrıcalıklı bir zevktir. Müziksel Okuma ve Yazma Becerisi Schulwerk’te her aşamadaki gelişme, temel amacı tamamıyla müzik tecrübesi olan bütünün bir parçasını içermektedir. Çocuklar, konuştuktan belli bir süre sonra kelimeleri okurlarken, Orff Schulwerk’teki çocuklar, müzik sesleriyle pek çok tecrübeden sonra müzik okumaya yaklaşırlar. Müzik okumak ve yazmak, Orff pratiğinde sistemleşmemiştir, yani, belli başlı yazın becerilerinin ne zaman, nerede ve nasıl verilmesi gerektiği, kesin olarak belirlenmemiştir. Standart notaların okunması genellikle blok flütün tanıştırılmasıyla başlar ve diğer müzikal tecrübelerden sonra gelir. Müzik okumanın sistemleşmesi görevi, her öğretmenin kendi inisiyatifine bırakılmıştır. Sürecin en önemli amacı, müzikle şarkı söyleyen, dans eden, çalabilen, aynı zamanda müziği okuyup yazabilen çocuklardır. Ses ve Beden Orff pratiğinde en önemli çalgı bedendir ve ikincisi sestir, çünkü bedenin içinde yer almaktadır. Bedenin her kısmı, hem ana vuruşu, hem de parçanın farkında olmayı ifade etmede kullanılabilir. Beden, ilk aşamalarda konuşma egzersizleri ve şarkı söylemek için eşlik çalgısı olarak kullanılabilir. Bunun modeli eski kültürlerden gelmektedir ve bu da “elementer”dir. Daha sonraları beden bir çalgı olarak, değişik nitelikteki dört çeşit ses tipini ifade etmek için kullanılır: Parmak şıklatmak tiz El çırpmak ↕ Elle hafifçe dize vurmak ↕ Ayağı yere vurmak pest Bu ses elde etme yolları, fiziksel gelişmeyle bağlantılı olan sistematik yolla sunulur. Bunlar ayrı ayrı ve şarkıya eşlik edecek şekilde kullanılabilir Bir sonraki aşamada ve şarkı söyleme ve konuşma egzersizleri, müziğin yapı taşlarını keşfetmede temel oluşturmalıdır. Çocukların isimleri, benzer yapılar, yemek ve doğal çevre gibi basit kaynaklardan zaman ve ezgi elementleri keşfedilebilir. Müziksel yapılar, kompozisyonlar yaratmak için bu elementlerin bir araya konulmasında kullanılabilir.” (Choksy ve diğerleri 1986, sy. 96–100) Sonuç olarak Orff Yaklaşımı; “dil-müzik-hareket birlikteliğini, çocuğun yaratıcı güçlerini ortaya çıkartarak müzik eğitimini gerçekleştirme yolunda kullanan çalışma ve çabaların tümü” olarak algılanmalıdır. Böylece ülke kültüründen kaynaklanan eğitim materyalinden de (çocuk şarkıları, türküler, Türk ritimleri ve ses dizileri, tekerlemeler, sayışmalar, v.b.) yararlanarak söz konusu yaklaşımın ulusal müzik eğitimi programları içinde kullanılabilirliği ve etkinliği artacaktır. __________________________________________ KAYNAKLAR Arı, Z. 2000. Orff Metodu Ve Çalgılarının Müzik Öğretimindeki Önemi Üzerine Bir Araştırma, Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Ens., Konya. Campbell, P. S., Scott, C. And Kassner, K., 1995. Music In Chidhood, Schirmer Books, New York. Choksy, L., Abramson, R.M., Gillespie, A.E. And Woods, D., 1986. Teaching Music in The Twentieth Century, Prentice Hall, New Jersey. Dawson, D. 1996. Müzik Öğretimi, YÖK/DÜNYA BANKASI Milli Eğitimi Geliştirme Projesi Hizmet Öncesi Öğretmen Eğitimi Deneme Basımı, Ankara. Jungmair, E. U. (Prof. Dr.), 2003. Elementer Müzik ve Hareket Eğitimi Temel İlkeler, Uluslararası Orff-Schulwerk Müzik ve Dans Pedagojisi Sempozyumu, Orff Schulwerk Eğitim ve Danışmanlık Merkezi Yayını, İstanbul. Koçak, K. O., 2005. Orff-Schulwerk’in Türkçe Karşılığı Nedir?, www.orffmerkezi**** son erişim 10.07.2009 Kugler, Michael. 2003. Orff-Schulwerk’in Geçmişi, Uluslararası Orff-Schulwerk Müzik ve Dans Pedagojisi Sempozyumu, Orff-Schulwerk Eğitim ve Danışmanlık Merkezi Yayını, İstanbul. Mark, M. L., 1996. Contemporary Music Education, Schirmer Books, New York. Uçan, Ali, Yıldız G. ve Bayraktar, E. 2001. İlköğretimde Müzik Öğretimi, MEB Yayınları, Ankara. Uçan, Ali, 2003. Türkiye’de Müzik Eğitiminin Gelişimi, Orff Okul Öğretisinin Tanımı Uygulanımı- Uyarlanımı ve Orff Anlayışıyla Temel Müzik Eğitiminin Genel Durumu, Uluslararası Orff-Schulwerk Müzik ve Dans Pedagojisi Sempozyumu, Orff Schulwerk Eğitim ve Danışmanlık Merkezi Yayını, İstanbul. ders,müzik, orff eğitimi, anaokulu, onur erol, seminer, kurs, org aletleri, enstrümanları, pedagoji, sempozyum, aykut ilter
23 Jun 2013
897
Share Video