Results for: Şiiri Search Results
Family Filter:
7:05
Maraş olarak doğan, Kahraman olarak büyüyen, şairlerle çağlayan şehrimin şiiri "Adım Adım Maraş" Seslendiren: Hami Terzi...K.Maraş Maraş
12 Nov 2007
5102
Share Video

1:17
zap şiiri
16 Sep 2008
2693
Share Video

6:50
Adem BAKIR, Sokak Çocuğu şiiri
17 Nov 2008
1485
Share Video

2:28
uğur ışılak yokluğumun resmi şiiri slayt (a-t-s) www.ugurisilak****
19 Feb 2009
1894
Share Video

8:42
www.adnansensoy**** bağlanmayacaksın bir şeye öyle körü körüne sevmeyeceksin çünkü ( Adnan Sensoy) ... Can Yücel Şiiri: Bağlanmayacaksın bir şeye öyle körü körüne sevmeyeceksin
25 Apr 2009
31886
Share Video

5:57
UĞUR IŞILAK LA YILDIRIM GİBİ 25.HAFTA-NASRETTİN HOCA ŞİİRİ (A-T-S)
2 May 2009
1282
Share Video

0:25
Anneler günü için hazırlanmış olan proğramda Küçük Kardeşimizin Güzel şiiri
15 May 2009
3054
Share Video

1:42
DÜNYANIN EN KOMİK ŞİİRİ ( İDDA EDİYORUM ) :) COK KOMİK.... isyan damar arabesk süper ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR ŞİİR
6 Sep 2009
1161
Share Video

1:55
Metin Külünk İstanbul Sevdası Şiiri
12 Sep 2009
567
Share Video

3:13
Makara Damar Aşk Şiiri
3 Oct 2009
782
Share Video

2:56
uğur ışılakla söz pazarından dinle şiiri (A-T-S)www.sozpazari.eu
4 Jan 2010
587
Share Video

2:24
uğur ışılak söz pazarı elhamdülillah şiiri (A-T-S)www.sozpazari.eu
11 Jan 2010
539
Share Video

2:49
uğur ışılak söz pazarı-35 yaş şiiri (A-T-S)www.sozpazari.eu
18 Jan 2010
430
Share Video

0:54
10 Kasım Anma Etkinlikleri Müjdat Akagündüz-Efendiler Şiiri Hamdibey İlköğretim Okulu Yenice/Çanakkale
19 Mar 2010
142
Share Video

7:03
Mehmet Akif Ersoy - Çanakkale Şehitlerine siir 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi siiri okuyan: süleyman istanbullu Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyada eşi? En kesif orduların yükleniyor dördü beşi, -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya- Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya. Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı! Nerde -gösterdiği vahşetle- "Bu bir Avrupalı!" Dedirir: Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi, Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi! Eski Dünya, Yeni Dünya, bütün akvâm-ı beşer, Kaynıyor kum gibi... Mahşer mi, hakikat mahşer. Yedi iklimi cihânın duruyor karşısında, Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada! Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk; Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk. Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ... Hani, tâ'ûna da zuldür bu rezil istilâ! Ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil, Ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil, Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına; Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına. Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz... Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz. Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb, Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb. Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı; Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı; Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin; Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin. Yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam, Atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam. Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkâz-ı beşer... Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak, Boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak. Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller, Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller. Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere, Sürü halinde gezerken sayısız tayyâre. Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler... Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler! Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından; Alınır kal'a mı göğsündeki kat kat iman? Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm? Çünkü te'sis-i İlâhî o metin istihkâm. Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler, Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer; Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi; "O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme" dedi. Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek. Şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar... O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar... Vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor, Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i... Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? "Gömelim gel seni tarihe" desem, sığmazsın. Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb... Seni ancak ebediyyetler eder istiâb. "Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına; Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına; Sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle, Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle; Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan, Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan; Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına; Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına, Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem; Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem; Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana... Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana. Sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini, Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i, Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran... Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran, O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın; Sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın; Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât! Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât... Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber. Ruhunuz şad olsun.
22 Mar 2008
74340
Share Video