Results for: bedene Search Results
Family Filter:
6:05
Gönül ÜNLÜ ile " 1 ayda tam 15 KİLO vermeye ne dersiniz ? " Artık KİLOLAR sizin için dert olmayacak . Çok kısa sürede istediğiniz forma kavuşacaksınız . Hemen Arayın ...
12 May 2010
993
Share Video

6:22
Gönül ÜNLÜ ile " 1 ayda tam 15 KİLO vermeye ne dersiniz ? " Artık KİLOLAR sizin için dert olmayacak . Çok kısa sürede istediğiniz forma kavuşacaksınız . Hemen Arayın ...
12 May 2010
694
Share Video

6:51
Gönül ÜNLÜ ile " 1 ayda tam 15 KİLO vermeye ne dersiniz ? " Artık KİLOLAR sizin için dert olmayacak . Çok kısa sürede istediğiniz forma kavuşacaksınız . Hemen Arayın ...
14 May 2010
612
Share Video

5:35
Gönül ÜNLÜ ile " 1 Ayda tam 15 KİLO vermeye ne dersiniz ? " Artık KİLOLAR sizin için dert olmayacak . Çok kısa sürede istediğiniz forma kavuşacaksınız . Hemen Arayın ...
28 May 2010
607
Share Video

1:43
Hep merak etmişizdir. Öldükten sonra bize ne olacak diye. Bu videoda bunun cevabı var.
13 May 2017
328
Share Video

1:43
Hep merak etmişizdir. Öldükten sonra bize ne olacak diye. Bu videoda bunun cevabı var.
3 Jun 2017
289
Share Video

1:43
Hep merak etmişizdir. Öldükten sonra bize ne olacak diye. Bu videoda bunun cevabı var.
14 Jul 2017
281
Share Video

1:43
Hep merak etmişizdir. Öldükten sonra bize ne olacak diye. Bu videoda bunun cevabı var.
26 Aug 2017
288
Share Video

4:59
eurydice ağaç perisidir. eurydice ve orpheus, birbirlerine hiç ayrılmayacak derecede aşık iki gençtir. birbirlerine olan aşkları o kadar fazladır ki, biri olmadan diğerinin yaşaması imkansız gibi gözükmektedir. genç aşıklar o kadar mutlulardır ki tüm zamanlarını kırlarda geçirirler. birgün aynı şekilde kırlardayken orpheus ile koşmaktadırlar ki bir anda bir yılan eurydice'ı ısırır. ısırığın zehri eurydice'ı öldürür ve ruhu hemen hades'e indirilir. orpheus büyük olimpos tanrısı apollon'un oğlu, dolayısıyla baş tanrı zeus'un torunudur. apollon müziğin efendisidir ve bu yüzden orpheusa da müziksel yetenekler bahşedilmiştir. orpheus sevgilisinin ölümüne öyle üzülür ki her nefesine ve eylemine işleyen boşluğu anlatmak için bir ağıt yakar. o kadar umutsuz ve çaresizdir ki, hades'e inmeyi bile göze alır. hades yeraltı dünyasının efendisi olduğundan kalbi bir çelik kadar soğuk ve acımasızdır. pek çok sefer ölıümlüler hades'e gidip aşklarını geri almak için yalvarmışlar, fakat her seferinde geri çevrilmişlerdir. fakat orpheus o kadar tatlı bir müzikle yalvarır ki hades'in bile kalbi yumuşar. hades, orpheus'un eurydice'ı yeryüzüne geri götürmesine izin verir. tek bir şartı vardır: orpheus yukarı çıkarken kesinlikle arkasına bakmayacaktır. eurydice'ın sürekli arkasında olacağı kendisine temin edilir. yukarı çıkan uzun bir yoldur ve orpheus yukarıya geldikleri anda eurydice'ın yanında olup olmadığını kontrol etmek için arkasına bakar. bu anda tekrar karanlıklar tarafından kapılır çünkü orpheus, eurydice'ın onunla olduğuna güvenmemiştir. bundan sonra yaşadığı pişmanlıkla kendini kaybeden orpheus maenadlar tarafından öldürülür. Mistik Bir İnanç Sistemi Olarak Orfeusçuluk; Bazı araştırmacılar , doğum yerinden ötürü, Orpheus’un bir şaman olduğunu söylerler. Orfeusçuluk MÖ 4 yüzyıldan itibaren ortaya çıkmış olan Orpheus’un adından gelen bir öğretidir. Orpheus miti de;birtakım gizemli güçlerle ve ölüm sonrası ile ilintilidir. Orfeusçuluk da bir tür metafizik öğretidir. Orfeusçuluk ruhun varlığını ve ölümsüzlüğünü kabul eden bir öğretidir. ... Orfeusçu öğretide ruhun ölümsüzlüğü düşüncesi , ruhun zaman içinde farklı bedenlerde de varolabilmesi fikrini getirmiştir. Ruh, temizlenebilmesi için defalarca farklı bedenlerde varolmalıdır. (Metansomatoz) Bu aslında Orfeusçuluğa mahsus bir karamsarlıktır , çünkü ruhun temizlenmesi uzun bir süreci almaktadır. İnsan tanrısal atalarından gelen günahlarının bedelini ağır ödemektedir. Ruh bedende bir mezarda gibidir. Orfeusçular bunu bir sözcük oyunu ile de ifade ederler : Yunanca beden anlamına gelen sîma (soma) sözcüğü ile mezar anlamına gelen sÁma (sêma) ses olarak birbirlerine benzemektedirler. Belki de ruhun mezarda olması ile Titanların Tartaros’da olmaları arasında bir benzerlik de vardır. Orfeusçuluğa göre insan tanrılar tarafından yaratılmamıştır, fakat ölümsüzlükten varolmuştur. Titan ırkından önce de Altın ve Gümüş soylar yaşanmıştır. Ancak bu altın ve gümüş soylar Hesiodos’un anlattığı gibi zaman içinde kaybolmuş değildirler. Eğer mürit kendini arındırmayı başarırsa Altın soylu olabilir. Eğer şiddete yenilirse Gümüş soylu olur. Orfeusçuluk bu haliyle çağının klasik düşüncesinden farklı olup ezoterik karakterini belli etmektedir. Mürit ruhunu arındırmak için belli yaşam tarzını uygulamak zorundadır. Bu “Orfik” yaşam hiç de kolay değildir. Mürit önce katı sayılabilecek kuralları uygulamalı ve gizem törenlerine katılmak zorundadır. Bu kuralların en önemlilerini kısaca sayacak olursak : Bu yolu seçenler hiçbir canlının hayatına kıymamak zorundadır. Bu yüzden müritler et yemezler ve vejetaryen bir rejim uygularlar. Bunun bir başka sonucu da Yunan toplumunda o zamanlar sık uygulanan kanlı kurban ayinlerinin de reddidir. Bu haliyle Orfeusçuluk içinde varolduğu toplumun dinsel adetlerinden kesin çizgilerle ayrılır. Orfeusçu yolu seçen kesinlikle intihar edemez. Orfeusçuluk her ne kadar ruhun ölmezliğine ve bu bedendeki yaşamın asıl yaşam olmadığına inansa da intihar , taşınılan tanrısal öz yüzünden , kesinlikle yasaktır. Ruhun ölmezliğine inanan Orfeusçu düşünce ölüm sonrası ile de ilgilenmiştir. Orfeusçu düşünceye göre asıl olan ruhtur ve bu dünya geçicidir. Ancak burada erginlenmeyen kişi Hades’e gittiğinde sıkıntılar çeker ve yeniden bu süreci yaşamak zorundadır. Oysa bu dünyada erginlenme tanrısal kimliği bulmaktır. Bu bağlamda ölüm bir başlangıç sayılabilir. Orpheus müridi gizem törenleri sayesinde ölüm deneyimini yaşamış olup, ölümden sonra ne yapacağını bilmektedir. Bu yolu seçenlerin mezarında bu süreci anlatan yazılı alın yapraklar bulunmuştur. Bu buluntuların en eskileri MÖ beşinci ve dördüncü yüzyıla tarihlenebilmektedir. Bu tabletlerden MÖ dört ya da üçüncü yüzyıla ait olabilecek birinde şöyle denilmektedir : « Hades’in konağının solunda bir kaynak bulacaksın, Ve hemen sonra bir beyaz bir servi Bu kaynağa yaklaşma Bir başkasını bulacaksın, serin suları akan,... Mnemosin gölünden ; bekçileri hemen önünde, Onlara söyle : “Ben Yeryüzü’nün ve yıldızlı Gök’ün oğluyum Fakat soyum gökten gelmektedir ; siz de bunu biliyorsunuz, Susuzluktan kurudum ve ölüyorum, çabuk Bana Mnemosin gölünden akan serin sudan verin" Ve senin bu tanrısal sudan içmene izin verecekler Ve diğer kahramanların yanında hükmedeceksin.» Çeşitli tabletlerden de buna benzer yazılar okunmuştur. Burada Mnemosin Gölü , hafıza anlamına gelen aynı sözcükten (mnhmosÚnh) türemedir ve Unutma ile karşıtlık göstermektedir. Ruhun susaması ise tanrısal özüne karşı duyduğu bir özlemdir. Ruhun “Ben Yeryüzü’nün ve yıldızlı Gök’ün oğluyum, fakat soyum gökten gelmektedir” demesi ise tanrısal soyunu hatırladığını bekçilere kanıtlamak içindir. Böylece ölen kişi sağdan seçtiği yolda ilerleyecek ve Persephone tarafından tanrısal çayırlara gönderilerek orada diğer kahramanlarla birlikte hükmedecektir. Burada ölen için ikinci bir yol daha gözükmektedir , o da soldaki yolu seçerek unutmaktır. Unutmak ise ruhun beslenememesi demektir. Yeniden yeryüzüne dönmekle sonuçlanır. Erginlenmemiş olanlar da tanrısal özünü unutarak Hades’de ya da yeniden bedenlenerek yeryüzünde dolaşırlar.
27 Jul 2006
1949
Share Video

3:58
Bu kelimeler arasında bağlantı oluşturmadan önce bu konunun nasıl merakımı celbettiğini belirtmemde fayda var.Dini verilere göre Hz.İsa (A.S.) ve Hz.İdris'in (A.S.) beden ve ruhlarıyla semavatın katlarına çekildiği ve burada yaşadıklarını okuyoruz.Bu bedensel kaldırılma esnasında acaba birtakım araçlar kullanıldı mı? Peygamberimizin (S.A.V.)İsra(yani gece yolculuğu) esnasında ise Burak adlı bir binekle Mekke'den Küdus'a gittiği oradan Mirac adlı bir asansör Refref diye bir araç ve meleklerin kanatları diye tasvir edilen diğer birtakım araçlarlarla yolculuk yaptığından bahsedilmekte. Tabii yine peygamberimizin(S.A.V.) İsra'yı beden ve ruhla yaptığına dinen inanmak zorundayız Acaba bu bazı cismani araçlarla mı oldu?Necm Suresindeki ilk 17 ayet ise gayet ilginç."Önce yukarıda durdu,sonra aşağı sarktı,aralarında 2 yay mesafesi kalana kadar yaklaştı,siz ona saptı demeyin göz gördüğünde yanılmadı ve onu daha önce de Sidreti Müntehada görmüştü" diye tasvir edilen ne? Bu sorunun cevabını alimler Cebrail A.S. diye cevaplandırmaktalar.Son olarak insanoğlu ışığı bir yerden başka bir yere nakletmekle seneler önce filmlerde hayal mahsülü olarak nitelendirdiğimiz ışınlandırma konusunda önemli bir adım attı. Bu biz insanlar için çok büyük bir ilmi buluş olan konu ise Allah'ın(C.C.) ilmi yanında uzayda bir atom mesabesinde bile olmadığı için demek ki isterse peygamberleri semavata çekmek veya geri getirmekte böylesi bir yol da kullanmış olabilir. Ufo konusuna burada böylelikle son verirken bize bildirildiğine göre yaratılanların 3 kategoride olduğu ,birincisinin sadece ibadetle mükellef nurdan yaratılmış melekler,ikincisi ateşten yaratılmış ve bizim gibi imtihana tabi cinler ,üçüncüsünün de dünyevi varlıklar( yani insanlar, hayvanlar,bitkiler ves.)olduğunu görüyoruz:Yani uzayın derinliklerinde yaşayan yumuta kafalı ,patlak gözlü ,üç parmaklı gri yaratıklar ve bunların ikide bir düşen gemileri sadece Deccali Batı filmlerindeki unsurlar ve bizim inancımızda yeri yok. Tabi bu arada ben de dahil birçok insanın havada bazı ışıklar gördüğünü ama sonra bunları hepsinin bilim adamlarınca açıklandığını da göz önüne alarak bu konuda umut tacirliği yapan veya isteyerek ya da istemeyerek yanlış bilgi veren insanların peşinden koşmayalım. Hz.İsa A.S. ve Mehdi A.S.'ı tanıyacak mıyız? Bildiğim kadarıyla ancak imani anlamda çok çok derinleşmiş kişiler Hz İsa'yı(A.S.) tanıyabilecekken Hz. Mehdin A.S.'in bile kendisine bildirilen son geceye kadar Mehdiyetinden haberi olmayacak.Peki "Deccal ,Mehdi ve Hz,İsa kavramları ile manevi şahsiyetler belirtiliyorsa bunların zuhur etmelerinin alametleri nedir ?"sorusunun cevabı nedir? Kanımca Deccal maddeci ve bu dünya için her şeyi yapan Kapitalist görüştür. Mehdi A.S. 'ın geldiğini ise bize anlamamız için 2 ipucu verilmiş : Bolluk ve adalet. Bolluk deyince bilim ve teknolojinin ilerlemesi ile şu anda dünyada gerek tarımda gerek sanayide , tıpta ve mühendislikte elde edilen sıçramalar neredeyse bize "Mehdi A.S. saçarak gelecek hadisini" hatırlatıyor. Adalet kavramından ise bu bolluğun adil olarak paylaştırılması ve gerçek anlamda insanlar arasındaki davalarda adaletin tesis edilmesini anlıyorum. Yine insanlar arasındaki ilişkiler bence "O kadar çok bolluk olacak ki insanlar malı bırakıp secdeye varacaklar yani ebedi hayatlarını kurtarmaları gerçeğini yaşayacaklar" hadisi doğrultusunda düzelecek .Şu anda birçok insanın giderek ev,otomobil ,eşya almalarının kolaylaşması ,sağlık hizmeti, hızlı ve ucuz iletişim ,eğitim , ulaşım olanaklarına kavuşmaları sadece ABD'de senede 30 bin kişinin İslamiyet koşması Mevlana'nın kitaplarının dünyada Şekspir'den fazla satılması bence İnşallah Allah(C.C.)'ın vaat ettiği nurun tamamlanmasının yaklaştığının belirtileri. Bizlere düşen her fırsatta hamd ve şükür ve sabır ve salat ile Allah'tan(C.C.) yardım istemek ve imanımızı muhafazaya çalışmak. Yani dünya peşinde koşan Deccalin askerleri olmaktansa "Hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışma" dengesini kurmuş Mehdi A.S. askerlerinden olmak . Saygılarımla..
15 May 2007
4701
Share Video

4:17
Soner Arıca - Yüreğim Üşüyor Ellerimi al tut, saçlarımı sev Gözlerime bak yeniden Sev ki ısınsın yüreğim üşüyor Bu beden senin dilersen Bir sana yandım yine sende ölürüm Yolda bir iz bırak ben o yolda yürürüm Ben sana yandım yine senle ölürüm Yolun alev olsa ben senle yürürüm Kal da bahar olsun, sen güneşim ol Kollarına sar yeniden Gitme uzağa yüreğim üşüyor Bu yaşam senin dilersen
25 Oct 2008
4745
Share Video

3:22
Bir bahçemiz var; Bir taraf çiçekli, bir tarafsa çöl. Bir tarafta gökkusagi, öbür tarafsa kör. Sınırda kalmışlardanız biz. Hep sınıfta kalmışlardan çok uzaktayız; Sıkıntı çekmişlere yakın bir yerde. Çölde kazanılan zaferler; Hepsi kanla yazılır. Ahmak olmasaydın insan; Tüm zaferler dostça kazanılırdı. Her gün dogumundan gün batimina, Her geceden gündüze işlenen bir suç var. Her bir yerde bahçemiz var Cümle derde ol deva diye dua ederdi günde bin defa Fayda yok! Bu çok fena... Çare yok! Bu bir bela... Sanki yoktu başta... Hepsi kalsın... Aleminde Sagopa ve Ceza, Rap için bir pranga... İlham perilerim, Yorgun ellerim Ve miskin armağan düşüncemin Yanında bir emanetim bu bedene. (zor) Yıllarim bir yetki verdi; Etki tepki oldu. Kendimin hudutlarinda bir çiçektim, mordum. Onca tarla doldum. Bir şafaktım; Askerin duvarda yırttığı bir takvim yaprağında. Geri kalan umut rakamlar oldum. İstediğim yerdeyim. 1-2 dakika verin bu adama konuşamaz. Dilim tutuldu. Fincan kahvem hatrına saydim Bir yudumluk aşkım deli sarhoş Komplo orduların gardiyanlari Neyim var ki raptan gayri? Fincan kahvem hatrina saydim Bir yudumluk askim deli sarhos Komplo ordularin gardiyanlari Neyim var ki raptan gayri? Akar sular bu bahçelerde. Kurtulur zebanilerden. Akmayan suyu bile çölde Çesmeler var her bir yerde; bul! Olmaya çalış bir kul! İstediğimiz yekte sulh! Olmasın altında çul! Olmasin paran ve pul! Genede gül bir kez be! Bir kere gül be! Senede bir de olsa, Gül bu çölde yeşerir elbet. Sabah biter ve biz de Sınırın ortasında kaybolup gider de Sözlerimizi ve rapimizi Miras bırakırız yeter! Ey rapin sebepsiz anlamı! Damarlarımda gezine dur. Şakaklarimda kan birikmiş, Ben bir cümlelik bir nokta değilim! Şiirlerimle gömülecek adım Satırlarimda geçmişim, Tokat izlerim... (Ceza - anlat) Ve ellerimde karakalem, Kara gözüm seyirde. Yollarımda yolunu gözledigim bir yolcu Mağlubum.. Yaradan Allah'ım! Gençliğime mahcubum Oyuncak bir tabanca elime hakim oldu, Çok alıştım... Ben bugünde yaşıyorum; Yarında meçhulüm. Bin yasak ve bin cezayla ilelebet mi yaşıyorum? Bir bal olsam, damlasam. Bu yeryüzünde bir kalbim, nefretim Ve var olan bin cezam... Fincan kahvem hatrına saydım Bir yudumluk aşkım deli sarhoş Komplo orduların gardiyanlari Neyim var ki raptan gayri? Fincan kahvem hatrına saydım Bir yudumluk aşkım beni sarhoş Komplo orduların gardiyanlarim Neyim var ki raptan gayri!
26 Nov 2008
49699
Share Video

1:45
Turkiye'de uzun yillardan bu yana cozulemeyen basortusu sorununun hukuki, sosyolojik ve psIkolojik boyutlari masaya yatirildi. Istanbul'da duzenlenen panele katilan aydinlar cozum onerilerini bir kitapta topladi. Turkiye'de uzun yillardan beri cozulemeyen basortusu sorununu, farkli uzman gorusler, farkli cozum onerileriyle birlikte masaya yatirdi. AKDER'in onculugunde biraraya gelen uzman kisiler, basortusu meselesinin sosyolojik, psIkolojik ve hukuki boyutlarini ele aldilar. BILGI UNIVERSITESI OGRETIM UYESI DOC.DR FERHAT KENTEL BASORTUSU KENDISI SIYASI SIMGE DEGILDIR. AMA BASORTUSUNU TEHLIKE OLARAK GOREN MODERNLESME PROJESININ KI BU OTORITER BIR PROJE ITHAL BIR PROJE. MODERNLESME PROJESI BEDEN UZERINDEN YAPILDI. BASORTUSUNU SIMGELESTIREN BU MODERNLESTIRME PROJESI. BASORTUSUNE TEPKI GOSTERENLER TARAFINDAN SIMGESEL BIR DURUMA ITILDI. Basortusu yasaginin neden ve sonuclarini butun ayrintilariyla degerlendiren aydinlarin hazirladiklari bilimsel calismalar "Ortulemeyen sorun basortusu" adiyla bir kitapta toplandi. SOSYOLOG YARD. DOC.DR: ALEV ERKILET: BEN KENDI ADIMA BIR TOPLUMSAL DISLANMA OLARAK GORUYORUM BASORTUSU SORUNUNU. Bilimsel makalelere imza atan aydinlar, ayrimcilik sorunu olarak on plana cikan basortusu yasaginin sinirlarinin belirlenmesi gerektigine dikkat cekiyor. SAMANYOLU HABER
2 Nov 2008
682
Share Video

2:12
Anında 2 Beden İncelmek Kymaro ile Artık Mümkün!
14 Nov 2008
67753
Share Video

4:30
Download MP3: feat Gülşah - Çek Git Bebeğim (Beyaz Show Live Düet) bu şarkı sadece sevenler için seviyorum deyip sevmeyenler için değil sadece yürekten sevenler için senin için ölürüm deyip yalan atanlar için değil musa musa gülşah gülşah yalnızım yalnızım yalnızım? döndün gittin bir hoşçakal demeden şimdi bakarım ardından yalnızım ben döndün gittin bir hoşçakal demeden şimdi bakarım ardından yalnızım ben bebeğim sabah akşam yanındaydım hep çevrendeydim gördüklerime inanamadım keşke yanılsaydım sensiz olurum deme unutma camın altında beklediğin günleri hatıları sakın unutiyim deme o günleri seni çok ama çok seviyorum ama diyemem artık dön geri bebeğim sen benim her şeyimdin gözümün nuru şuurumu kaybettim ben sensiz yaşamak yanmaktanda beter bunu haketmedim ben çoğu kişi demişti zaten bu kız seni şöhret için,lüks hayat için satar sen sevmedin kızım sevdirdim ben severim hemde allah?ına kadar geriye kalan sadece anılar meleklere derdimi anlatsam hepsi ağlarlar yanarlar tabi eğer ortada bir ayrılık söz konuysa oysa ben ağlar sanki rüyadayım biri gelipte beni keşke kaldırsa bebeğim o kadar çaresizim ki inan aşkımızın karanlık yollarında bir kedi gibi deli gibi aşığım ben sana seni aldatan ölsün hadi gel yanıma ben nice ayrılıklar gördüm ömrümce nice kuşlar gördüm kırılmış kolu kanadı yeryüzü çekildi ayaklarımın altından gökyüzü düştü başıma aynen bir taban gibi sen dur yavaş yavaş her tur bana derler berduş bazen ağlarım yani bana gel öyle istemiyorsan güle güle tane tane katre katre aktı gözyaşlarım kör gözlerim seni özledim caddeyi gözledim,gözlerim kapalı kalbim yaralı yani bana küstün sen beni üzdün düzdür senin yolların seni kolladım kollarım bağlı kulağım sağır sen yoksun bebeğim neye yarar bu beden seni arar sensin elbet delisiyiz arar senin elinde karar benim kalbimde yara benim elimde yüzük bak bebeğim ne hale düştük ne namertler gördük mum gibi söndük canlı canlı gömüldük,emildik sövüldük,yenildik,süzüldük ararım seni bu yollarda yapayalnızken yanar bu yüreğim bebeğim sensizken ararım seni bu yollarda yapayalnızken yanar bu yüreğim bebeğim sensizken dolaşır birbirine gördün ayaklarım ellerimi koyacak bir yer bulamadım nereye gitsem el koyuyor acıların buluştuğumuz yeri görünce hemen ağladım nereye baksam çıldırtan moral bozan bir akşamdı ne garipti bu ayrılık günleri düşmandan da ayrılsam içim yanıyor tuhaf oluyor insan ecelin gelmesine gerek yok sen aldın canımı yarını düşünmeden sen kapattın kapını canımı verirdim senin için yalanmış dolanmış koynumda beslediğim bir yılanmış sevip kıyamadığım bebeğim bir nankörmüş yediveren güller solmuş orası şimdi çölmüş hatıra yüklü kervanlar geçiyor dolu dolu gözlerimin önünden kıyamet koptu ay tutuldu sen farkında değilken senin yüzünden yaprak yemyeşilken nefret ediyorum ayrılık gününden senin önünden eskiden geçerken istekle geçerdim şimdiyse yere bakarak gökyüzüne suratımı arasarak geçiyorum fotoğrafları yakarak mutlu oluyorum boşver kendimi salak gözüyle özgürlüğe kavuşuyorum seni seviyorum seni seviyorum seni seviyorum çek git bebeğim uzaklara çek git bavulunu topla bebeğim.çek git çek git bebeğim uzaklara çek git bavulunu topla bebeğim.çek git seni sevdim bebeğim her zaman bunu unutma sen her zaman kalbimdesin ruhun yanımdaaa seni sevdim bebeğim her zaman bunu unutma sen her zaman kalbimdesin ruhun yanımdaaa
14 Feb 2009
29419
Share Video

1:26
31 Mart tarihinde duzenlemis oldugumuz Beden Dili Egitimi ve Avrupa Konferansı Egitiminden sonra yaptigimiz dans.
1 Apr 2009
228
Share Video