Results for: bedene Search Results
Family Filter:
0:53
to watch on yr computer - *******tennis.trueonlinetv****/?Watch-Tennis-Serbia-open-Series-Live-220555 - to watch on yr cell phone - *******mobiletv.truemedia.mobi/?ATP-Tennis-Serbia-open-Series-Live-220555 - -(-tgs) Ivan Dodig , Antonio Veic v, Alessandro Motti , Benoit Paire , 2012 , Serbia Open , Live , Online , Preview , live Tennis hunter , Watch Ivan Dodig vs., Andreas Seppi , Serbia Open , 2012 , Live , Video , Highlights , Andreas Seppi v, Ivan Dodig , 2012 , Belgrade ATP, Live , Streaming , Recap , Watch Aljaz Bedene vs., David Nalbandian , , Belgrade ATP, 2012 , Live , Preview , Online , David Nalbandian v, Aljaz Bedene , 2012 , Serbia Open , Live , Highlights , Video , Watch Gilles Muller vs., Eduardo Schwank , Live , Serbia Open , 2012 , Recap , Streaming , Eduardo Schwank v, Gilles Muller , Live , Belgrade ATP, 2012 , Online , Preview , Watch Joao Souza v, Dusan Lajovic , Serbia Open , 2012 , Live , Video , Highlights , Dusan Lajovic v, Joao Souza , 2012 , Belgrade ATP, Live , Streaming , Recap , Watch Ivan Dodig v, Andreas Seppi , , Belgrade ATP, 2012 , Live , Preview , Online , Tennis live scoring , Andreas Seppi v, Ivan Dodig , 2012 , Serbia Open , Live , Highlights , Video , Watch Aljaz Bedene v, David Nalbandian , Live , Serbia Open , 2012 , Recap , Streaming , Tennis live scoring ,
2 May 2012
228
Share Video

0:53
to view on yr pc - *******tennis.trueonlinetv****/?Watch-Tennis-Serbia-open-Series-Live-220556 - to view on yr mobile - *******mobiletv.trueonlinetv****/?ATP-Tennis-Serbia-open-Series-Live-220556 - -(-tgs) Watch Ivan Dodig vs., Andreas Seppi , Serbia Open , 2012 , Live , Video , Highlights , Tennis live scoring , Andreas Seppi v, Ivan Dodig , 2012 , Belgrade ATP, Live , Streaming , Recap , Watch Aljaz Bedene vs., David Nalbandian , , Belgrade ATP, 2012 , Live , Preview , Online , David Nalbandian v, Aljaz Bedene , 2012 , Serbia Open , Live , Highlights , Video , Watch Gilles Muller vs., Eduardo Schwank , Live , Serbia Open , 2012 , Recap , Streaming , Eduardo Schwank v, Gilles Muller , Live , Belgrade ATP, 2012 , Online , Preview , Watch Joao Souza v, Dusan Lajovic , Serbia Open , 2012 , Live , Video , Highlights , Dusan Lajovic v, Joao Souza , 2012 , Belgrade ATP, Live , Streaming , Recap , Watch Ivan Dodig v, Andreas Seppi , , Belgrade ATP, 2012 , Live , Preview , Online , Andreas Seppi v, Ivan Dodig , 2012 , Serbia Open , Live , Highlights , Video , live scoring Tennis , Watch Aljaz Bedene v, David Nalbandian , Live , Serbia Open , 2012 , Recap , Streaming , David Nalbandian v, Aljaz Bedene , Live , Belgrade ATP, 2012 , Online , Preview , live scoring Tennis ,
2 May 2012
231
Share Video

0:59
- *******tennis.trueonlinetv****/?Watch-Tennis-Serbia-open-Series-Live-220557 - to watch on yr mobile - *******mobiletv.truemobilestore****/?ATP-Tennis-Serbia-open-Series-Live-220557 - -(-tgs) Andreas Seppi v, Ivan Dodig , 2012 , Belgrade ATP, Live , Streaming , Recap , live scoring Tennis , Watch Aljaz Bedene vs., David Nalbandian , , Belgrade ATP, 2012 , Live , Preview , Online , David Nalbandian v, Aljaz Bedene , 2012 , Serbia Open , Live , Highlights , Video , Watch Gilles Muller vs., Eduardo Schwank , Live , Serbia Open , 2012 , Recap , Streaming , Eduardo Schwank v, Gilles Muller , Live , Belgrade ATP, 2012 , Online , Preview , Watch Joao Souza v, Dusan Lajovic , Serbia Open , 2012 , Live , Video , Highlights , Dusan Lajovic v, Joao Souza , 2012 , Belgrade ATP, Live , Streaming , Recap , Watch Ivan Dodig v, Andreas Seppi , , Belgrade ATP, 2012 , Live , Preview , Online , Andreas Seppi v, Ivan Dodig , 2012 , Serbia Open , Live , Highlights , Video , Watch Aljaz Bedene v, David Nalbandian , Live , Serbia Open , 2012 , Recap , Streaming , live Tennis streams , David Nalbandian v, Aljaz Bedene , Live , Belgrade ATP, 2012 , Online , Preview , Watch Gilles Muller v, Eduardo Schwank , Serbia Open , 2012 , Live , Video , Highlights , live Tennis streams ,
2 May 2012
209
Share Video

8:41
BY YUNUS Yaşam sadece bir rüyaysa, bu rüyada dejavu yaşamaya şaşırır mısınız? Veya bu rüyadaki nesnelerin hayal olduğuna? Başlangıçta her şey hiçbir şeydi. Her nasılsa, bu hiçbir şeyden her şey meydana geldi. Bundan da beyaz kuantum? Hiçlik... Madde, enerji, uzay, zaman, bilinç, zihin ve inanç oluştu. Nasıl olur da, bilinçli olmayan bir şey, beyin gibi maddesel bir şey, deneyim gibi, maddesel olmayan bir şeyi nasıl meydana getirebilir? ''Ölçüm'' veya gözlem, tüm evreni meydana getirir. Milyonlarca ve milyonlarca küçük kütleli enerji ve ışık, fotonlar ve elektronlar, onlar izafiyet ve kuantum mekaniğine göre hiç varolmayan, hayali, üç boyutlu, katı dünyayı meydana getiriyorlar. Bu da, maddenin doğasına yeterince derinlemesine daldığınızda, yaşadığımız dünyada bildiğimiz her şeyin yok olduğu manasına gelir. Artık objeler yok, sadece ilişkiler var. Artık mekan yok, artık zaman da yok. Katı madde olarak düşündüğümüze ne kadar detaylı bakarsanız, o kadar katılık azalır ve görünmeye başlar... Bildiğimiz realiteler beynimizin ürettikleridir. Beyin her dakika milyonlarca sinyal alır ve biz onları, kendi dışımıza yansıyan ve gerçek olarak isimlendirdiğimiz, hologramlar haline getiririz. Beynin korteksi, eğer o da bir hologramsa, bir ila üç boyutlu hologramsa, eğer iki boyutlu hologramlar, üç boyutlu görüntüyü oluşturuyorsa.... Bu ve daha fazlasını öğrenmek için videomuzu izleyelim arkadaşlar, çok şaşıracaksınız.. Taha 117 Dedik ki: "Ey Adem, kesinlikle şu (iblis, vehmini tahrik eden kendini beden kabul etme fikri) senin ve eşin (bedenin) için bir düşmandır! Sakın sizi (kendinizi şuur (melekî yapı - kuvve) olarak yaşadığınız) cennetten (bedenselliğe - bilinç yaşamı boyutuna) çıkarmasın; sonra şakî (kendini beden sınırlamasının mutsuzluğu içinde bulan ve bunun sonuçlarını yaşayarak yanan) olursun!" NOT: Burada anlatılmak istenen, müşahedemizdekine göre özetle şudur: Adem ismiyle işaret edilen, yokken, Allah Esmâ'sının ihtiva ettiği ruh (mânâlar bütünü) üflenerek, bir "şuur varlık" hâlinde beyinde yani madde bedenden açığa çıkarılmıştır.
10 Jul 2012
505
Share Video

3:20
Hem Öğren Hem Çocuğuna Öğret Aykut İlter Aykut Öğretmen Nota Ve Siren Sesi Bayrak Törenleri İçin Kullanılacak Saygı duruşu bayrak törenisiren sesi boru istiklal marşı öncesi saygı müziği DERS Saygı Duruşu Marşı Nota Ve Siren Sesi Bayrak Törenleri İçin Kullanılacak MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI BAYRAK TÖRENLERİ YÖNERGESİ Tebliğler Dergisi : MART 2007/2594 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 - (1) Bu Yönergenin amacı; Bakanlığa bağlı her derece ve türdeki resmî/özel örgün eğitim okul/kurumları ile şartları uygun olan yaygın eğitim kurumlarında Ulusal Bayram, resmî bayram, dinî bayram, genel tatil, yılbaşı tatili, Atatürk günleri, mahallî kurtuluş günleri; hafta tatili başında ve bitişinde, ders yılının açılış ve kapanışı ile 10 Kasım'da yapılan bayrak törenlerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Kapsam MADDE 2 – (1) Bu Yönerge, Bakanlığa bağlı her derece ve türdeki resmî/özel örgün eğitim okul/kurumları ile şartları uygun olan yaygın eğitim kurumlarında Ulusal Bayram, resmî bayram, dinî bayram, genel tatil, yılbaşı tatili, Atatürk günleri, tarihî günler, mahallî kurtuluş günleri, hafta tatili başında ve bitişinde, ders yılının açılış ve kapanışı ile 10 Kasım'da yapılan bayrak törenlerinin uygulanışına ilişkin usul ve esaslarla görev, yetki ve sorumlulukları kapsar. Dayanak MADDE 3 - (1) Bu Yönerge, 2893 sayılı Türk Bayrağı Kanunu, 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 1inci ve 2 nci maddesi, Türk Bayrağı Tüzüğünün 6, 8, 11, 15, 22, 23, 24, 26, 34 ve 35 inci maddeleri, 09/04/1982 tarih ve 17659 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anıtkabir Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Yönetmeliğin 42 nci maddesi, Mahallî Kurtuluş Günleri, Atatürk Günleri ve Tarihî Günlerde Yapılacak Törenler Yönetmeliği, Resmî Bayramlar ve Anma Günlerinde Anıtlara Konulacak Çelenklerin Hazırlanma, Taşınma ve Sunulması Hakkında Yönetmelik ile 1/10/1981 tarihli ve 17475 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Ulusal ve Resmî Bayramlarda Yapılacak Törenler Yönetmeliği'nin 18 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar MADDE 4- (1) Bu Yönergede geçen; a) Bakanlık: Millî Eğitim Bakanlığını, b) Ulusal Bayram: Cumhuriyet Bayramını, c) Resmî Bayram: Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı ile Zafer Bayramını, ç) Dinî Bayram: Ramazan Bayramı ile Kurban Bayramını, d) Yılbaşı tatili: 1 Ocak günü yapılan tatili, e) 10 Kasım: Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ebediyete intikal ettiği 10 Kasım 1938 tarihini ve bu tarihin yıl dönümü olan 10 Kasım günlerini, f) Atatürk günleri: Atatürk'ün çeşitli nedenlerle il, ilçe ve diğer yerleşim birimlerine yaptığı gezilerin tarihlerinin yıl dönümü olan günleri, g) Tarihî günler: Millî tarihimizde önemli yeri bulunan günleri, ğ) Mahallî kurtuluş günü: Mahallîn kurtuluş tarihinin yıl dönümü olan günleri, h) Bayrak Töreni: Ulusal ve Resmî bayram, genel tatil, yılbaşı tatili, Atatürk günleri, tarihî günler, mahallî kurtuluş günleri, hafta tatili başında ve bitişinde, ders yılının açılış ve kapanışı ile 10 Kasım'da okul/kurumlarda İstiklal Marşı ile yapılan töreni, ı) Sabit bayrak direği: Bayrak çekmek için ahşap, demir veya benzeri metalden yapılmış, binanın en gösterişli yerine veya ön cephesindeki tören alanına, Atatürk Büstü'nün yanına dikilmiş, tepesinde makaralı sistem bulunan, binanın yüksekliği ile orantılı olan direği, i) Seyyar direkli Bayrak: Törenler için 250 cm ya da çekili Bayrak eninin iki katı uzunluğundaki ahşap, demir veya benzeri metal malzemeden yapılmış, tepesinde ay yıldızlı alem bulunan direkle taşınan, eni 150, boyu 225 cm olan Türk Bayrağını, j) Bayrağı selamlamak: Bayrağı direkten indirecek ve çekecek kişinin indirmeden önce ve çektikten sonra hazır ol duruşta başıyla selamlamasını; tören alanına getirilen ve götürülen seyyar direkli Bayrağı, törende yer alan kişilerin hazır ol duruşta başıyla takip etmesini, k) Bayrak taşıma grubu: Törenlerde nöbetçi öğretmen eşliğinde seyyar direkli Bayrağı getiren ve götüren üç öğrenciden oluşan grubu ifade eder. İKİNCİ BÖLÜM Görev ve Sorumluluklar Törenlerde görev ve sorumluluklar MADDE 5 - (1) Bayrak törenleri, okul/kurum müdürünün denetim ve gözetiminde müdür yardımcısı, beden eğitimi öğretmeni ve müzik öğretmeni ile diğer görevli öğretmenlerce hazırlanıp yürütülür. Birleştirilmiş sınıflı okullarda bayrak töreni müdür yetkili öğretmen tarafından yapılır: a) Törenlere; okul/kurum müdürü, müdür başyardımcısı, müdür yardımcıları, öğretmenler, öğrenciler ile tören alanında bulunan diğer görevliler kılık kıyafet yönetmeliğine uygun bir şekilde hazır ol duruşunda katılırlar. b) Törenlerde yapılan konuşmalar, İstiklal Marşı'nın söylenmesinden önce bitirilir. c) Okul müdürlüklerince bayrak törenleri için Bayrak Kanunu ile Bayrak Tüzüğünde belirtilen özelliklere uygun Bayrak bulundurulur. Bayraklar; yıpranmamış, rengi solmamış, temiz ve ütülenmiş olur. Tören alanında direğe çekilecek Bayrağın büyüklüğü, direk boyuna uygun orantıda olmalıdır. Gerektiğinde ses yayın cihazı da kurulur. ç) Törenlerde komutlar, beden eğitimi öğretmeni veya okul yönetimince görevlendirilen öğretmen tarafından verilir. d) İstiklal Marşı'nın ilk iki kıtası, varsa bando ya da usul ve makamına uygun olarak ses kayıt araçlarına kaydedilmiş sözlü/sözsüz müziği eşliğinde müzik öğretmeni veya müzik bilgisi ve yeteneği olan bir öğretmen yönetiminde; bunun mümkün olmadığı durumlarda ise müzik öğretmeni veya müzik bilgisi ve yeteneği olan bir öğretmen yönetiminde törende hazır bulunanlar tarafından yüksek sesle söylenir. e) Bayrak, İstiklal Marşı eşliğinde görevli öğrenci tarafından, hızlı bir şekilde direğe çekilir. (2) Okul veya kurumlarda bayrak törenleri gün batımından önce yapılır. Tek bayrak direği bulunan okul / kurumlarda bayrak töreni MADDE 6- (1) Bayrak töreni aşağıda belirtilen şekilde gerçekleştirilir: a) Öğrenciler ve diğer görevliler tören için yerini almadan bir süre önce direkte çekili bulunan Bayrak, cephesi Bayrağa dönük olarak duran iki öğrenci ve Bayrağı indirecek bir öğrenci tarafından hazır ol duruşta başla selamlandıktan sonra, nöbetçi öğretmen eşliğinde yavaş yavaş indirilir. b) İstiklal Marşı'nın ilk iki kıtası, beden eğitimi öğretmeni veya görevli öğretmenin “hazır ol” komutu ile birlikte varsa bando ya da usul ve makamına uygun olarak ses kayıt araçlarına kaydedilmiş sözlü/sözsüz müziği eşliğinde müzik öğretmeni veya müzik bilgisi ve yeteneği olan bir öğretmen yönetiminde, bunun mümkün olmadığı durumlarda ise müzik öğretmeni veya müzik bilgisi ve yeteneği olan bir öğretmen yönetiminde törende hazır bulunanlar tarafından yüksek sesle söylenir. c) Bayrak, İstiklal Marşı eşliğinde görevli öğrenci tarafından hızlı bir şekilde direğe çekilir. ç) Bayrağı çeken öğrenci, çekme işi tamamlandıktan sonra ipi sabitleyip direkten iki adım geriye uzaklaşarak ön cephesi Bayrağa dönük hazır ol duruşunda İstiklal Marşı'na katılır. d) Beden eğitimi veya görevli öğretmenin “rahat” komutu ile tören tamamlanır. (2) Törenlerde Bayrağın çekilme, indirilme ve taşınmasında son sınıftaki kız ve erkek öğrenciler sırayla görevlendirilir. (3) Okul/kurumlarda bayrak direği bulunması ve tören yapılabilmesi durumunda ayrıca seyyar direkli Bayrak kullanılmaz. İki bayrak direği bulunan okullarda bayrak töreni MADDE 7- (1) Okul binasının önünde iki bayrak direğinin bulunması durumunda; 6 ncı maddenin hükümleri uygulanır. Binanın cephesine veya Atatürk Büstü'ne göre sağ direkteki Bayrak sürekli çekili olarak bulundurulur. Seyyar direkli Bayrak ile yapılan bayrak töreni MADDE 8 - (1) Sabit bayrak direği veya direklerin bulunduğu tören alanında hava şartlarının uygun olmaması veya alanın yetersizliği durumunda bayrak törenleri; salon ve koridor gibi kapalı mekânların uygun olan bir alanında seyyar direkli Bayrak ile aşağıdaki şekilde yapılır. a) Bayrak, açılmış şekilde, ortadaki öğrencinin taşıma askısına takılı bulunur. Taşıyan öğrencinin sağ ve solunda birer öğrenci ile bu öğrencilerin sağ başındaki nöbetçi öğretmenden oluşan bayrak taşıma grubu, tören alanını görecek ve komutu duyacak bir konumda hazır bekler. b) Töreni yöneten beden eğitimi öğretmeni veya görevli öğretmenin, “hazır ol” komutu ile hazır ol duruşuna geçen gruplar, tören için getirilen Bayrağı başlarıyla ve gözleriyle takip eder. Bayrağı taşıyan öğrenci, grupların ön cephesinde gruba dönük şekilde yerini alır, diğer iki öğrenci ise seyyar direkli Bayrağın sağına ve soluna iki adım yana açılarak yüzü Bayrağa dönük hazır ol duruşuna geçer. Bayrak taşıma grubunun sağ başındaki öğretmen, törene katılan grubun önünde, cephesi Bayrağa dönük hazır ol duruşuna geçerken İstiklal Marşı'nı yönetecek öğretmen de yerini alır. c) İstiklal Marşı'nın ilk iki kıtası, beden eğitimi öğretmeni veya görevli öğretmenin “hazır ol” komutu ile birlikte varsa bando ya da usul ve makamına uygun olarak ses kayıt araçlarına kaydedilmiş sözlü/sözsüz müziği eşliğinde müzik öğretmeni veya müzik bilgisi ve yeteneği olan bir öğretmen yönetiminde, bunun mümkün olmadığı durumlarda ise müzik öğretmeni veya müzik bilgisi ve yeteneği olan bir öğretmen yönetiminde törende hazır bulunanlar tarafından yüksek sesle söylenir. ç) İstiklal Marşı'nın bitiminde seyyar direkli Bayrak, getirilişindeki düzen ve saygı ile tören alanından götürülürken hazır ol duruşunda bekleyen gruplar, Bayrağı başlarıyla ve gözleriyle takip eder. Bayrağın tören alanından çıkması ve “rahat” komutu ile tören tamamlanır. 10 Kasım'da yapılacak bayrak töreni MADDE 9 - (1) Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ebediyete intikal ettiği 10 Kasım günü yapılacak törende Bayrağı yarıya indirecek öğrenci ile direğin sağ ve solunda Bayrağa dönük olarak bulunan diğer iki öğrenci, Bayrak indirilmeden önce hazır ol duruşunda Bayrağı selamlar. (2) Törene katılanlar saat 9.05'te siren, komut veya boru sesi eşliğinde iki dakikalık saygı duruşunda bulunur. Varsa boru ile “ Ti “ işareti verilir. (3) Saygı duruşunun bitimi ile başlayan İstiklal Marşı eşliğinde direkte çekili bulunan Bayrak, İstiklal Marşı süresince ağır ağır yarıya kadar indirilir. İstiklal Marşı'nın bitimi, beden eğitimi öğretmeni veya görevli öğretmenin ‘rahat' komutu ile bayrak töreni tamamlanır. (4) Tören yapmak üzere ikinci direkte de çekili Bayrak varsa, diğer Bayrak ile birlikte aynı anda ağır ağır yarıya kadar indirilir. (5) Tam gün öğretim yapan okul/kurumlarda; hafta tatili başında ve dinî bayramların bir gün öncesine rastlayan 10 Kasım'da, gün batımından önce bayrak töreni yapılması gerekiyorsa yarıya indirilen Bayrak/Bayraklar yerinde bırakılır ve tören seyyar direkli Bayrak ile yapılır. (6) Saygı duruşu ile birlikte meşaleler yakılır. Müdür veya müdür yardımcısının denetim ve gözetiminde, ikişer kişilik öğrenci grupları tarafından tören süresince Atatürk Büstü'nün sağ ve sol yanında saygı nöbeti tutulur. (7) Okullarda saygı nöbeti; biri kız, diğeri erkek olmak üzere iki öğrenci tarafından tutulur. (8) 10 Kasım'da ulusal yas nedeniyle İstiklal Marşı eşliğinde direğin yarısına kadar indirilen Bayrak, gün batımında görevli kişi tarafından törensiz olarak tepeye çekilir. (9) Bayrağın yarıya indirileceği diğer hâller ve zamanlarda da bu maddenin 8 inci fıkra hükmü uygulanır. (10) Saygı duruşu süresi, 10 Kasım'da iki dakika, diğer törenlerde ise bir dakikadır. (11) Bayrağın sürekli çekili olmadığı yerlerde iki dakikalık saygı duruşunu takiben İstiklal Marşı eşliğinde Bayrak, hızlı bir şekilde direğe çekilir ve İstiklal Marşı'nın ikinci kıtasının söylenmesi süresince ağır ağır yarıya indirilir. İstiklal Marşı'nın bitimi ve tören yöneticisinin “rahat” komutu ile bayrak töreni tamamlanır. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Çeşitli Hükümler Törenlerde kullanılacak Bayrağın katlanması ve saklanması MADDE 10 – (1) Çeşitli nedenlerle yıpranan, solan, yırtılan, ipi veya makarası kopan ve eskiyen Bayrakların değiştirilmesi için okul müdürünün odasında camlı bir dolap içerisinde beyaz örtüye sarılı Bayrak/Bayraklar bulundurulur. Bayrak, Türk Bayrağı Tüzüğünün ekinde yer alan Ek: 5 teki şekliyle önce eni yönünde ikiye, sonra tekrar ikiye, beyaz renkli kısım içte kalacak şekilde uçum ve uçkur kısmı ortada birleştirildikten sonra ikiye katlanır. Katlanmış Bayrağın her iki yüzünden de ay ve yıldızın hiçbir kısmı görülmez. (2) Bayrak, çeşitli nedenlerle değiştirilmesi gerekli durumlar ile ipin veya makaranın kopmasına sebep olabilecek rüzgâr, fırtına ve benzeri durumlarda kurum amirinin bilgisi dâhilinde geçici olarak indirilebilir. Belirli gün ve haftalarda bayrak töreni MADDE 11 - (1) Belirli gün ve haftalarda bayrak töreni, bu Yönergedeki hükümlere göre yapılır. Hüküm bulunmayan hâller MADDE 12– (1) Bu Yönergede hüküm bulunmayan hâllerde bayrak törenleri, diğer mevzuat hükümlerince okul müdürünün alacağı tedbirlerle gerçekleştirilir. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Yürürlük, Yürütme Yürürlük MADDE 13- (1) Bu Yönerge onaylandığı tarihte yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 14- (1) Bu Yönerge hükümlerini Millî Eğitim Bakanı yürütür.
6 May 2013
2056
Share Video

5:01
HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Müzik öğretmeni Aykut İlter Aykut Öğretmen Beden Eğitimi Öğretmenleri İsmail Erdoğan ve Semire Lale Kapucuoğlu yer Topkapı Doğa Koleji Spor sALONU Dünya su günü nedir? Su doğanın varolması, doğada canlıların üremesi, üreyen canlıların yaşayabilmeleri için vazgeçilmez olan elementlerden birisidir. (Hava, su, toprak) Tüm canlılar suda hayat bulmuştur. Damarlarımızda, hücrelerimizde % 70 oranında su dolaşmaktadır. Su olmadan en uzun yaşanabilecek süre tahminen 20 gündür. Bu hayatın, yaşamın sonudur. Demek ki…su hayattır. Dünyada suların kara parçalarına oranı yaklaşık %70’dir. Ancak bu suların içilebilen kısmı % 5 civarındadır. Dünya nüfusu bu kadar hızlı artarken, su ve su kaynak ları bu kadar çok kirlenirken, yeni teknolojiler üretilemezken, yağmur rejimi coğrafyaya göre ciddi farklılıklar gösterirken içilebilir suların ne kadar daha insanlara yetebileceği merak konusudur. Tabi hayvan ve bitkilerinde bu suya haklı olarak ortak olduğunu unutmamak gerekir. Susuz bir hayat olmayacağına göre tüm uluslar hem kendi vatandaşları hem de dünya geleceği için su bulmak, suyu idareli kullanmak, suyu kirletmemek gayreti içinde olmalıdır. Su buhar, bulut, yağmur, deniz ve tekrar buhar olarak döngüsüne durmadan devam eder. Ancak bu döngü hor kullanmalarla bozulur veya gecikirse, ormanlar kesilir, dere yatakları kapatılırsa, boşa akan suların önüne depolama için barajlar yapılamazsa su döngüsü değişir, zayıflar, gün gelir başka coğrafyalara kayar… Suyun temini ve depolanması devlet , hükümet ve belediyelerin ilk görevi olmalıdır. Toplanan veya elde edilen bu suyun ilaçlanması, temizlenmesi, hatlarla kullanıcılara içilebilir olarak ulaştırılması özel bilgi, tecrübe, teçhizat ve teknoloji gerektirir. Bunca zorluklarla evlere kadar getirilen suyu insanların idareli kullanması, israf etmemesi gerekir. Özellikle sıcak aylarda barajlardaki su seviyesinin düşmesine bağlı olarak su tüketimine çok daha fazla dikkat etmek gerekir. Evde alınabilecek pek çok tasarruf tedbiri vardır. Arızalı muslukları tamir etmek, sıcak havalarda hortumla değil kovayla araba yıkamak, diş fırçalarken musluğu kapatmak vs…gibi…Bu sayede zaten azalmakta olan suyun dah a uzun süre korunmasına yardımcı olabiliriz. Elde edilen ve kullanılan suyun geri dönüştürülerek sulama gibi hizmetlerde kullanılması, kontrollü olarak sulama maksadıyla açılan kuyulardan yardım alınması içme suyunun miktar ve kalitesine yardımcı olacaktır. Ülkemiz su temini bakımından dünyadaki en şanslı ülkelerden biridir. Ama çok yakında bu gücü kaybetmemek için dikkatli olmalıyız. Bu kapsamda çevre koruma etkinlikleri dahilinde dere ve göllerin kimyasal atıklardan temizlenmesi, nükleer atıkların kontrol altına alınması gibi devlete düşen pek çok görev vardır. Vatandaşlık görevleri de bunu yapmamamyı, yapanları ikaz ve ihbar etmeyi gerektirir. Çünkü su kimsenin değil herkesin ortak malıdır. Dünya su gününde bu konuları konuşmalı, tasarruf tedbirlerini vurgulamalı, istek ve temennileri dile getirmeli, hatalardan uzaklaşmalı, teknolojiyi bu istikamette kullanmak için bilgili olmalıyız. Su bir gün gelip tükenecektir. Ama ne kadar geç olursa o kadar iyi değil mi? Dikkat edin uzayda yeni gezegenlerde hayat arayan teknolojilerin havadan ziyade aradığı şey sudur…Çünkü su insan gücüyle üretilemez. H2O olarak formüle edilebilir ancak bahsedilen atomlar asla insan gücüyle bir araya getirilemez. Dolayısıyla suni su en azından şimdilerde yapılamamaktadır. Geriye kalan…mevcut suyu…dikkatli kullanmaktır.. Su hayattır…unutmayın, unutturmayın.
24 May 2013
450
Share Video

1:19
HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut İlter Aykut Öğretmen PİYANO DERSİ IQ’YU YÜKSELTİYOR Nortwestern Üniversitesi’nde, “Müziğin Beyindeki Gelişime Etkisi” üzerine yapılan araştırmada, piyano çalmanın zeka gelişimindeki önemi ve IQ’yu arttırdığı tespit edildi. 45 öğrenciye, elektrotlar bağlanarak, müzik eğitimi verilmesi sonucunda verdikleri tepkiler izlendi ve bir yıl sonra müzik eğitimi alan enstrüman çalan çocukların IQ´larının diğerlerine nazaran çok daha yüksek bulunduğu saptandı. Aynı şekilde, Kaliforniyalı iki bilimadamının araştırmasına göre de, piyano eğitimi alan çocukların özellikle matematik ve fen dallarında çok daha başarılı oldukları zekalarının geliştiği bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Bu araştırmanın başında, Kaliforniya´daki Irvine Üniversitesi´nin Öğrenme ve Hafıza Nörobiolojisi Bölümü´nde görev alan fizikçi Gordon L. Shaw ile Wisconsin Üniversitesi´nden psikolog Frances H. Rauscher var. Shaw ve Rauscher, okul öncesi çocukların beyinlerinin tıpkı bir plastik gibi ve erken yaşlarda verilecek birtakım eğitimlerle şekillendirip beslemenin mümkün olduğunu açıklıyor. Piyano ise, özellikle beyin ve beden arasındaki bağlantıyı kurması, hem ruha hem de fiziğe etki etmesiyle bu yöntemin en etkili aracı. Shaw ve Rauscher´in araştırmasına göre, okul öncesi çocuklara piyano dersi vermek, çocukların fen ve matematikte üstün özellikler göstermelerinde gerekli olan zihinsel yapıyı olgunlaştırmanın en etkili yolu. Piyano dersi IQ’yu yüzde 46 geliştiriyor Uzun zamandır “Müziğin Zeka ile Bağlantısı” üzerine araştırmalar yürüten iki uzman Shaw ve Rauscher, "Küçük yaşta müzik dersleri almak ve özellikle bir enstrüman çalmak" üzerinde çalıştılar. Bunun için en popüler, en yaygın enstrüman olduğu ve o yaştaki çocukların daha kolay öğrenebileceklerinden ötürü piyanoyu seçtiler. Deneyler için de anaokuluna giden 78 çocuk seçildi. Bu arada üç - dört yaşlarındaki bu çocukların ailelerinin sosyo - ekonomik - kültürel yapılarının, gittikleri anaokullarının eşdeğer olmasına da dikkat edildi. Ve 78 çocuk dört gruba ayrıldı. Birinci gruba şan ve piyano dersi, ikinci gruba sadece şan dersi, üçüncü gruba bilgisayar dersi verilirken, dördüncü gruptakilere hiçbir şey öğretilmedi. Çocuklara haftada iki kez 15´er dakikalık piyano dersi verilerek, her çocuğun eşit süreyle ders almasına da dikkat edildi. Sekiz ay boyunca diğer gruplar da çalışmalara devam etmişler. Bu eğitimin ardından 78 çocuğa zekâ testi uygulandığında çıkan sonuç araştırmacılar için pek de sürpriz olmadı. Piyano grubundaki çocukların zekâsındaki artış diğer gruptakilerden oldukça yüksek çıkmış. Çocuklara deneyin başlangıcında zekâ testi uygulanmış, sekiz ayın sonunda diğer gruplardaki çocukların zekâlarında önemli bir gelişme kaydedilmezken, piyano dersi alan gruptakilerin IQ´larında yüzde 46´lık bir gelişme görülmüştür. Bütün çocuklar ölçüm için puzzle birleştirmek, gösterilen desenleri yapmak, geometrik şekilleri tanımak, nesnelerin doğru renklerini ve resimlerdeki hataları bulmak gibi 5 ayrı teste tabi tutulmuşlar. Dr. Shaw ve Dr. Rauscher’ın araştırmaları, piyano eğitiminin etkisinin ömür boyu süreceğini ifade ediyor. Deney üç - dört yaşlarındaki çocuklar üzerinde yapılmış olsa da, 12 yaşına kadar alınan piyano derslerinin etkili olacağını ekliyor bunu da şöyle açıklıyorlar: “Müzik de tıpkı matematik ya da satranç gibi yüksek beyin fonksiyonları gerektiren bir uğraş. Bu alanlar, aynı zamanda iyi gelişmiş ´spatial´ zekânın da temelini atıyor. Spatial zekâ, görsel dünyayı algılayabilme, nesnelerin görüntülerini zihinde oluşturabilme ve bunların farklılıklarını kavrama yetisine verilen ad." İki araştırmacı çocukların yoğrulmaya hazır beyinlerinin bağlantılar kurmak için şekil değiştirmeye müsait olduğunu anlatıyor. Dr. Rauscher."Piyano dersleri sinirleri eğiterek beynin korteksindeki algısal gelişmeyi sağlıyor" diyor. Yapılan pek çok bilimsel araştırma da bu iki bilimadamının söylediğini doğrular nitelikte. Biyologlar yeni doğmuş çocuğun beynindeki fazla sayıdaki hücrelerden bir kısmının sinirlerle birbirine bağlanmış hücre ağının dışında kaldığını söylüyorlar. Bebeklerde konuşmaları dinlemek, parlak renkli oyuncaklarla oynamak ve müzik dinlemek gibi durumlar bu sinirleri güçlendirerek çocukta zekâ gelişimini sağlıyor. Shaw ve Rauscher´in araştırmaları da zaten bu temele dayanıyor. İki bilimadamı piyano ya da diğer enstrümanların bu sinirsel bağlantıyı güçlendirdiğini ve çocuğun zekâsını yüzde 46 oranında arttırdığını ispatlıyor. Piyano çalanlar beynin sağ ve sol lobunu birlikte kullanıyor, hafıza gelişiyor Piyano çalmak, beynin büyük bir kısmını dolayısı ile hem sağ ve sol tarafını birlikte kullanmayı gerektiriyor. Uzmanların görüşüne göre beyindeki sol lob konuşma ve matematik, sağ lob ise sanatsal konularla, hayal kurmak, olayları kavrama gibi soyut kavramlarla ilgili, her iki lobun da birlikte çalışması insanların yaptıkları işte başarılı olmalarını, farklı fikirleri üretebilme becerisini geliştirmelerini sağlıyor. Ayrıca piyano çalmanın diğer enstrümanlardan farkı ise ince motor kontrolü gerektirmesi dolayısı ile çocukta parmak kontrolünün gelişmesini sağlaması açısından çok önemli .Yani piyano çalmak sanatsal bir hobi gibi görünse de çocuğun hem zeka hem de fiziksel gelişime büyük destek veriyor. Şegan İşler ders, müzik, piyano, org, nota, klavye, solfej, aykut öğretmen, solfej, nota bilgisi, akor
19 Jun 2013
867
Share Video

13:06
HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut İlter Aykut Öğretmen PİYANO DERSİ IQ’YU YÜKSELTİYOR Nortwestern Üniversitesi’nde, “Müziğin Beyindeki Gelişime Etkisi” üzerine yapılan araştırmada, piyano çalmanın zeka gelişimindeki önemi ve IQ’yu arttırdığı tespit edildi. 45 öğrenciye, elektrotlar bağlanarak, müzik eğitimi verilmesi sonucunda verdikleri tepkiler izlendi ve bir yıl sonra müzik eğitimi alan enstrüman çalan çocukların IQ´larının diğerlerine nazaran çok daha yüksek bulunduğu saptandı. Aynı şekilde, Kaliforniyalı iki bilimadamının araştırmasına göre de, piyano eğitimi alan çocukların özellikle matematik ve fen dallarında çok daha başarılı oldukları zekalarının geliştiği bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Bu araştırmanın başında, Kaliforniya´daki Irvine Üniversitesi´nin Öğrenme ve Hafıza Nörobiolojisi Bölümü´nde görev alan fizikçi Gordon L. Shaw ile Wisconsin Üniversitesi´nden psikolog Frances H. Rauscher var. Shaw ve Rauscher, okul öncesi çocukların beyinlerinin tıpkı bir plastik gibi ve erken yaşlarda verilecek birtakım eğitimlerle şekillendirip beslemenin mümkün olduğunu açıklıyor. Piyano ise, özellikle beyin ve beden arasındaki bağlantıyı kurması, hem ruha hem de fiziğe etki etmesiyle bu yöntemin en etkili aracı. Shaw ve Rauscher´in araştırmasına göre, okul öncesi çocuklara piyano dersi vermek, çocukların fen ve matematikte üstün özellikler göstermelerinde gerekli olan zihinsel yapıyı olgunlaştırmanın en etkili yolu. Piyano dersi IQ’yu yüzde 46 geliştiriyor Uzun zamandır “Müziğin Zeka ile Bağlantısı” üzerine araştırmalar yürüten iki uzman Shaw ve Rauscher, "Küçük yaşta müzik dersleri almak ve özellikle bir enstrüman çalmak" üzerinde çalıştılar. Bunun için en popüler, en yaygın enstrüman olduğu ve o yaştaki çocukların daha kolay öğrenebileceklerinden ötürü piyanoyu seçtiler. Deneyler için de anaokuluna giden 78 çocuk seçildi. Bu arada üç - dört yaşlarındaki bu çocukların ailelerinin sosyo - ekonomik - kültürel yapılarının, gittikleri anaokullarının eşdeğer olmasına da dikkat edildi. Ve 78 çocuk dört gruba ayrıldı. Birinci gruba şan ve piyano dersi, ikinci gruba sadece şan dersi, üçüncü gruba bilgisayar dersi verilirken, dördüncü gruptakilere hiçbir şey öğretilmedi. Çocuklara haftada iki kez 15´er dakikalık piyano dersi verilerek, her çocuğun eşit süreyle ders almasına da dikkat edildi. Sekiz ay boyunca diğer gruplar da çalışmalara devam etmişler. Bu eğitimin ardından 78 çocuğa zekâ testi uygulandığında çıkan sonuç araştırmacılar için pek de sürpriz olmadı. Piyano grubundaki çocukların zekâsındaki artış diğer gruptakilerden oldukça yüksek çıkmış. Çocuklara deneyin başlangıcında zekâ testi uygulanmış, sekiz ayın sonunda diğer gruplardaki çocukların zekâlarında önemli bir gelişme kaydedilmezken, piyano dersi alan gruptakilerin IQ´larında yüzde 46´lık bir gelişme görülmüştür. Bütün çocuklar ölçüm için puzzle birleştirmek, gösterilen desenleri yapmak, geometrik şekilleri tanımak, nesnelerin doğru renklerini ve resimlerdeki hataları bulmak gibi 5 ayrı teste tabi tutulmuşlar. Dr. Shaw ve Dr. Rauscher’ın araştırmaları, piyano eğitiminin etkisinin ömür boyu süreceğini ifade ediyor. Deney üç - dört yaşlarındaki çocuklar üzerinde yapılmış olsa da, 12 yaşına kadar alınan piyano derslerinin etkili olacağını ekliyor bunu da şöyle açıklıyorlar: “Müzik de tıpkı matematik ya da satranç gibi yüksek beyin fonksiyonları gerektiren bir uğraş. Bu alanlar, aynı zamanda iyi gelişmiş ´spatial´ zekânın da temelini atıyor. Spatial zekâ, görsel dünyayı algılayabilme, nesnelerin görüntülerini zihinde oluşturabilme ve bunların farklılıklarını kavrama yetisine verilen ad." İki araştırmacı çocukların yoğrulmaya hazır beyinlerinin bağlantılar kurmak için şekil değiştirmeye müsait olduğunu anlatıyor. Dr. Rauscher."Piyano dersleri sinirleri eğiterek beynin korteksindeki algısal gelişmeyi sağlıyor" diyor. Yapılan pek çok bilimsel araştırma da bu iki bilimadamının söylediğini doğrular nitelikte. Biyologlar yeni doğmuş çocuğun beynindeki fazla sayıdaki hücrelerden bir kısmının sinirlerle birbirine bağlanmış hücre ağının dışında kaldığını söylüyorlar. Bebeklerde konuşmaları dinlemek, parlak renkli oyuncaklarla oynamak ve müzik dinlemek gibi durumlar bu sinirleri güçlendirerek çocukta zekâ gelişimini sağlıyor. Shaw ve Rauscher´in araştırmaları da zaten bu temele dayanıyor. İki bilimadamı piyano ya da diğer enstrümanların bu sinirsel bağlantıyı güçlendirdiğini ve çocuğun zekâsını yüzde 46 oranında arttırdığını ispatlıyor. Piyano çalanlar beynin sağ ve sol lobunu birlikte kullanıyor, hafıza gelişiyor Piyano çalmak, beynin büyük bir kısmını dolayısı ile hem sağ ve sol tarafını birlikte kullanmayı gerektiriyor. Uzmanların görüşüne göre beyindeki sol lob konuşma ve matematik, sağ lob ise sanatsal konularla, hayal kurmak, olayları kavrama gibi soyut kavramlarla ilgili, her iki lobun da birlikte çalışması insanların yaptıkları işte başarılı olmalarını, farklı fikirleri üretebilme becerisini geliştirmelerini sağlıyor. ders , müzik , piyano , org , nota , klavye , solfej , aykut öğretmen , solfej , nota bilgisi , Akor Nasıl Kurulur
19 Jun 2013
606
Share Video

2:41
HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut ilter AYkut Öğretmen Orff-Schulwerk genel olarak, okul öncesi ve ilköğretim alanında işlevselleşmiş; besteci Carl Orff ve dansçı Gunild Keetman tarafından geliştirilmiş; müzik, hareket ve konuşma/söz unsurlarını bütünleştiren bir müzik eğitimi yaklaşımıdır… Bu yaklaşım, 1948 yılında başlayan bir dizi radyo yayını ile adını duyurmuş, giderek yaygınlaşarak iki temel gelişmeyle geniş bir eğitimci kitlesi tarafından kabul görmüştür… Orff Yaklaşımı Nedir? Yrd. Doç.Dr. Atilla Coşkun Toksoy Orff-Schulwerk (Türkçe okunuşu: Orf-Şulverk) terimi Türkçeye ilk kez Zuckmayer tarafından; “Öğretici Eser” (Uçan 2003, sy. 21) olarak çevrilmiştir. Daha sonraları; “Okul Çalışmaları”, “Okul Çalışmalığı”, “Orff Okul Öğretisi”, “Orff Metodu”, “Orff Yaklaşımı” gibi isimlerle anılmıştır. Kullanılan bütün bu adlandırmalar; taşıdıkları bakış açısı, içerik ve açıklamaları ile Orff-Schulwerk kavramını değişik yönleri ile tarif edebilmektedir. Etimolojik olarak bakıldığında terim; Almanca Schule ve Werk kelimelerinin birleşiminden ortaya çıkmıştır. Schule, Türkçe “okul” anlamına gelmektedir. Werk kelimesinin ise birkaç değişik anlamı vardır. Sözlüklerde “yapıt”, “eser”, “iş”, “uğraş” gibi birden fazla karşılığı bulunmaktadır. Bu noktada karşılaşılan sorun ile ilgili Koçak; “Schulwerk”in sözcük anlamını karşılayacak çevirinin olanaksızlığı sadece Türkçede değil, başka dillerde olduğu gibi İngilizcede de söz konusu olduğunu vurgularken, Orff-Schulwerk’in dünyanın her yerinde, her dilde Almanca orijinal tanım, bir uzmanlık terimi olarak kullanıldığını belirtmektedir. (Koçak, 2005) Orff-Schulwerk günümüzde Carl Orff ve Gunild Keetman’a uzanan bir müzik ve hareket eğitimi yöntemine / yaklaşıma verilen addır. Bu yaklaşım Dorothee Günther, Carl Orff, Gunild Keetman, Wilhelm Keller ve Hermann Regner’in basılmış kitaplarından, bütünleyici kuramsal makale ve görüşlerinden, ayrıca yaşanan ve geliştirilen uygulama deneyimlerinden oluşmaktadır. (Kugler, 2003: 70) Ülkemizde Orff-Schulwerk genel olarak, okul öncesi ve ilköğretim müzik eğitimi uygulamalarında yer bulduğundan; konu, amaç ve içerik açısından Carl Orff’un müzik eğitimi felsefesi çerçevesinde düzenlenen müzik eğitim ve öğretimini ifade eder biçimde “Orff Yaklaşımı” olarak kabul edilip, yaygınlık kazanmaya başlamıştır. Yukarıdaki fikirler ışığında genel anlamıyla Orff-Schulwerk; besteci Carl Orff ve dansçı Gunild Keetman tarafından geliştirilmiş, müzik, hareket ve konuşma/söz unsurlarını bütünleştiren bir müzik eğitimi yaklaşımıdır. Bu yaklaşım,1948 yılında başlayan bir dizi radyo yayını ile adını duyurmuş, giderek yaygınlaşarak iki temel gelişmeyle geniş bir eğitimci kitlesi tarafından kabul görmüştür. Bu iki gelişme:“Beş ciltlik Orff-Schulwerk’in (Music für Kinder – Çocuklar İçin Müzik) yayınlanması, Stüdyo 49 çalgı fabrikasında ksilofon ve glockenspiellerin üretimidir.” (Dawson , 1996: Ek 3.1.) Orff Yaklaşımı’nın daha geniş bir tanımlamasını yapmadan önce, temel görüşlerini sıralamakta fayda vardır: • “Dans ve müzik insanın bedensel, ruhsal ve zihinsel gücünün elementer biçimde dışa vurumudur. • Dil, dans ve müzik çocuğun birbirinden ayırmadığı hareket alanıdır. • Başlangıçtan beri şarkıya çalgı eşlik eder. • Kulaktan kulağa geçen veya nota yazımı yapılan müziği veya geleneksel dans formlarını uygularken yaratıcılık katılır. • Her insan kendini (duygularını) müzik ve hareketle ifade etme potansiyeline sahiptir.” (Koçak, 2005) Yukarıda sayılan temel görüşler ışığında, Orff Yaklaşımı “Müzik ve Hareket Eğitimi” olarak da tanımlanmaktadır. Bu görüşlere yakından bakış bizi, yaklaşımın belkemiği sayacağımız “elementer müzik yapma” kavramına götürür. Elementer müzik yapma ise bu anlayışın ülkemizde tanınıp, gelişmesinde büyük katkısı olan Lisolette Sey’in de belirttiği gibi; “her insanda zaten var olan ritim oluşturma, ritme uyma, ritme ve müziğe bedenle ayak uydurma eğilimlerinin harekete geçirilmesine dayanmaktadır” (Arı 2000: 92) Orff Yaklaşımı çerçevesindeki “Müzik ve Hareket Eğitimi”, insanın çok yönlü algısına uygun olarak, öğrenme sürecinde mümkün olduğunca fazla duyuya hitap eder. Bu amaçla kullandığı en temel araçlar; görsel, işitsel, dokunsal duyular, bedenin duruşu ve dengenin fark ettirilmesidir. Amaç ise birlikte üretmek, uyumun sağlanması, bireysel yaratıcılık ve estetik anlayışın geliştirilmesidir. Bu noktadan hareketle Orff Yaklaşımı ile yapılan çalışmanın amacı; bireysel yaratıcılık yolu ile estetik anlayışın ve sosyalleşmenin geliştirilmesi olarak özetlenebilir. Orff Yaklaşımı anlayışında Elementer Müzik Yapmak için, bireyin özel yeteneğe sahip olması beklenmez. Önemli olan bireyin içinde var olan müziği ve müzik yapma duygusunu, en temel ve saf haliyle dışa vurabilmesidir. Bunu yapabilmek için gerekli olan ilk şey; bireyin kendi potansiyelinin farkına varabilmesidir. Bütün yapılan çalışmalarda bu yönde, hem bireyin potansiyelini ortaya çıkaracak ve geliştirecek, hem de bu yolla gruba katkı yapmasını sağlayacak biçimde planlanır. Bu anlayışla müzik yapma kendi içinde taşıdığı estetik amaçlar kadar, genel eğitimin ve “insanın kendini gerçekleştirme” yolundaki ilerleyişinin önemli bir aracı haline gelir. Bütün bu açıklamalar, yaklaşımın altında yatan felsefe ile çok yakından ilgilidir ve bu bakış açısıyla değerlendirildiğinde çok daha çarpıcı değerlendirmeler yapmak mümkündür. Orff Yaklaşımı müzik öğretimi hedefleri yönünden ele alındığında temel amacın; “ şarkı söyleyen, dans eden, çalgı çalabilen aynı zamanda müziği okuyup yazabilen çocuklar” olduğu söylenebilir. Ancak asıl olarak Orff Yaklaşımı ve süreci, birincil olarak bireyin yaratıcılığının ortaya çıkarılmasını hedefler. Bu amaçla da müzik yapma öğeleri ile (çalma, söyleme, dinleme) dans-hareket yetilerinin geliştirilmesini kendini ifade edebilmenin baş koşulu olarak görür. Müzik çalışmasının amacı; ifadeyi sağlayacak eylemin (doğaçlama) ön hazırlığının yapılmasıdır. Orff Yaklaşımı’nın asıl amacı; çocukları, kendi müziğini oluşturabilecek, doğaçlayabilecek ve bu yolla kendini ifade etme imkânı bulabilecek seviyeye ulaştırmaktır. Orff-Yaklaşımı’nın bugünkü uygulama ve içeriğini yansıtacak bir tanımlama şu şekilde yapılabilir: “Elementer ve Hareket Eğitimi / Orff-Schulwerk Kapsamında Müzik ve Dans Pedagojisi” müziğe bir giriş yolu arayan çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin müzik ve dansla ilgili çeşitli temel deneyimler edinmelerini sağlamayı hedefler. “Elementer müzik ve hareket eğitimi” insanı bütün antropolojik boyutlarıyla ele alır ve tüm duyuları ile öğrenmesini sağlar. Ses çalışmasından, hareket ve danstan, çalgı çalmaktan, bilinçli müzik dinlemekten, çizmekten, nota yazmaktan ve zihinsel kavrayıştan yola çıkılarak bütünlük içinde öğrenmenin olanakları araştırılır, müzik, dil ve hareket birliğini yaşamanın yolu açılır, müzik ve dansta sürekli farklılaşan ifade biçimleri kullanılır” (Jungmair, 2003: 50) “İlköğretim de Müzik Eğitimi” adlı eserde yaklaşımın aşamaları şu şekilde verilmiştir: Ritimleme; . Ritimli konuşma kalıpları oluşturma, . Oluşturulan ritimli konuşma kalıplarını söyleme, . Ritimli konuşma kalıplarını sabit perdelere (seslere) aktarma, . Sabit perdelere aktarılı ritimli konuşma kalıplarını düzenli vuruşla söyleme, . Sabit perdelere aktarılı ritimli konuşma kalıplarını söylerken düzenli vuruş yapma, . Ritimli konuşma kalıplarını önce çizgisel, sonra geleneksel notalama, . Ritimsel taklit etme-öykünme ve oluşturma (motifleştirme), . Soru ve Cevap’ yoluyla ritimsel motifler oluşturma-geliştirme, .Oluşturulan ritimsel motiflerden bir ritimsel cümle oluşturma (oluşturulan motifleri cümleleştirme), . Ritimsel cümlelerden bir ritmik parça ( örneğin bir rondo) oluşturma (Ritimsel rondo biçimi: A B A C A D A kuruluşunda). Ezgileme; .Ezgilemeye sol-mi ile başlama, ezgilemede sol-mi’yi başlangıç noktası olarak alma/kullanma, (Avrupa‘da sol-mi, çocukların ‘ilk doğal ses aralığı’ olarak kabul edilir.) . Ezgilemede sol-mi’ye re-do’yu ekleme, . Bir pedal sesi eşlik olarak kullanma, ezgiyi bir pedal sesle eşlikleme, . Pedal sesi taklit etme ve pedal ses taklidinden motif oluşturma ve geliştirme, Oluşturulan motiflerden bir ezgisel cümle oluşturma (oluşturulan / geliştirilen motifleri cümleleştirme), . Ezgisel cümlelerden bir parça/eser (rondo) oluşturma (Ezgisel rondo biçimi: A B A C A D A) Dizileme/Dizgeleme .Sol-mi küçük üçlüsü iki perdeli çekirdek ses öbeğidir, ikiperdeli çekirdek ses öbeğinden beş perdeli dizi ye gelinir, beş perdeli diziden yedi/sekiz perdeli dizi ye varılır.” (Uçan ve diğ., 2001:98–99) 1950–1954 yıllarında yayımlanan Orff-Schulwerk Musik für Kinder isimli beş kitaptan oluşan eser, Orff Yaklaşımı ile ilgili temel kaynak durumundadır. Bu kitapların büyük bölümünü söz ve şarkı ağırlıklı kompozisyon modelleri oluşturmaktadır. Ancak Musik für Kinder’i yayınlandığı biçimiyle ders kitabı olarak kullanmak olanağı yoktur. Bu yüzden Orff-Schulwerk’le ilgilenenler çoğunlukla bir yöntem sorusu ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu noktada yöntem bilgisi ilgili ilk saptamaları Wilhelm Keller, “Einführung in Music für Kinder” (Çocuklar İçin Müziğe Giriş) adlı eserinde yapmıştır. Yaklaşımın, yöntem bilgisi ile ilgili başlıca kuralları ise Orff, Musik für Kinder üzerine yazdığı makalelerinde belirtmiştir. Buna göre; müziğin ritmi hareketin ritminden çıkmalıdır. Konuşmak, seslenmek, şarkı söylemek mırıldanmak, ses heceleri söylemek gibi vokal etkinliklerden ezgiler geliştirilir ve ancak bundan sonra çalgılara (çubuklar, blok flüt) geçilir. Beden perküsyonundan (beden vurmalı) çalgı müziğine geçilir. Müzik yapmak nota yazmaktan önce gelir.” (Kugler 2003:74) “Orff-Schulwerk konusundaki bu yaklaşımın en önemli özellikleri toplam eğitim içeriğinin müzik ve hareket eğitimi olarak yapılandırılması, yapı taşları prensibiyle oluşturulan çalışmada dil, ritim ve ezginin birbiriyle sıkı ilişkisi formüller ve biçimden oluşan bir repertuarın kişinin kendi doğaçlamasına temel oluşturmasıdır” şeklindeki açık bir yaklaşım ise Gunild Keetman tarafından Elementaria adlı eserde ortaya konmuştur. (Kugler 2003: 74) Bununla beraber Orff Yaklaşımı bir kalıplaşmış bir metot değildir. Brigette Warner’e göre; Orff ve Keetman, hiçbir zaman detaylı ders planları içeren bir ders kitabı yazma niyetinde olmamışlardır. Böyle bir yaklaşım, çocuğun doğal yaratıcılığı kadar öğretmenin de yaratıcılığına dayanan Orff felsefesini inkâr etmek anlamına gelirdi. Bunun yerine, müzikal kavramların ardışık biçimde gelişmesine hizmet edecek konuşma (dil), ritim, melodi ve armoni egzersizleri geliştirdiler. Bu egzersizler, doğaçlamaya doğru hareket noktası oluşturarak, bu yolda motivasyon sağlamaktadırlar (Mark, 1996: 135) Bergethon ve Boardman’a göre ise; Orff’un öğretim planının özü, çocuklara kendi müziklerini yaratmada kullanabilecekleri ritmik, melodik ve armonik örneklerden oluşan bir dağarcığı oluşturmalarında yardımcı olmaktır. Bu; konuşma, hareket etme, şarkı söyleme ve çalmadan oluşan performans aktivitelerinin ardıllık gösteren bir gelişme çizgisine oturtulması ile sağlanır. (Mark, 1996: 136) Orff yaklaşımı ile yapılan müzik eğitimi sürecini; taklit, araştırma ve keşif, doğaçlama ve yaratıcılık aşamalarına ayırmak mümkündür. Amerika Birleşik Devletleri’nde ise yaklaşım dört basamağa genişletilerek adapte edilmiştir: “Taklit, araştırma ve keşif, müzikal okuma-yazma, doğaçlama ve yaratıcılık” (Campbell, Scott ve Kassner 1995: 54) Bu aşamalardan oluşan Orff süreci; yaklaşımın A.B.D.’deki en yetkin isimlerinden olan Avon Gillispie tarafında şu başlıklarla açıklanmıştır: Orff Süreci: Süreç kelimesi, Orff-Schulwerk’te çok önemlidir. Orff sürecinin anahtarları; araştırma ve tecrübedir. Müziğin elementleri ilk önce en kolay, genelde kaba şekilleriyle araştırılır. Sonunda, edinilen tecrübeler sayesinde, bu elementler temizlenir, araştırmaların ve deneyimlerin daha karmaşık seviyelerine ulaşılır. Hareketin Araştırılması Çocuklar, hareketin (hafif-ağır, aşağı-yukarı, içeri-dışarı, düzgün-karmaşık) değerini araştırmak için cesaretlendirilir. Vücut durumu ve hareketleri tartışmasız ve öğretmenin verdiği açıklamalar olmaksızın araştırılır ve tecrübe edilir. Aşağıdakilerden başlamak üzere araştırmanın döngüsü şöyledir, • Hareketin dış motivasyonu (doğal olarak yapılan hareketler; yürümek, koşmak gibi) • Hareketin iç motivasyonu (kalp atışını hissetmek, nabzın farkına varmak gibi) • Daha yüksek seviyede, hareketin dış motivasyonuna dönmek. İçsel motivasyon, dışsal anlatımın parçası haline gelir. Hareket, tüm Orff süreci için temeldir ve diğer tüm öğrenimin dayandığı temeldir. Sesin Araştırılması Sesin araştırılması, çevresel sesler ve organizasyonsuz seslerle başlar; havlayan bir köpek, çarpan bir kapı, üstümüzde uçan bir uçak, düşen bir cisim buna örnektir. Daha sonra düzenlenmiş seslere geçilir; davul sesinin aşamaları, sopaların birbirine vurulması vb. Çocuklar ses özellikleriyle oynar ve denerler; güçlü sesler, zayıf sesler, ağaç sesleri, metal sesleri, sıvı ve katı sesleri gibi. İlk çalgılar, standart olmayan, ihtiyaç duyulmayan, fakat çocuklar tarafından bulunan ya da keşfedilen doğal çalgılardır; şişe şıngırtısı, içi boş dallar, kurumuş tomurcuklar gibi. Bu ham çalgılarla üretilen sesler, belli bir sürede, başlangıç ve bitişi olan basit parçaları-formları yaratmada kullanılırlar. Ses kaynakları aynı, seslerden oluşan aileler içinde gruplanmakta ve tümü, performans için değil, araştırmanın gelecek bölümünün büyümesi ve gelişmesi için parçalara ayrılmaktadır. Konuşma da, açıklanması, gereken bir ses kaynağı olarak görülür. Çocuklar, ağızdan çıkan seslen kullanmanın birçok yolu olduğunu keşfeder ve bu sesler daha sonra, konuşma ve şarkı söylemeyi destekleyecek sözcükler haline gelir. Çocuklar konuşma sesleriyle oynarlar. Anlamsız kelimeler ve sesler, çocuklar kadar yetişkinlere de zevk verir. Kullanımları da tam bir müzik tecrübesine doğru bir aşama olmaktadır. Formun Açıklanması Formun açıklanması, hareket ve sesin açıklanmasıyla birlikte ortaya çıkar. Hareketler örüntülere, örüntüler de danslara organize edilir. Sesler, benzer ve farklı bölümlü, girişi ve kadansı olan kompozisyonlara dönüşür. Hareketin biçimleri ve ses diyagramla gösterilir. Bu, notalamanın kaba fakat etkili başlangıcıdır. Sonuçlar, genelde Taş Devri’nin resimlerini, andırır ve bu, basitçe Orff un öğrenme sürecine ilişkin elementer görüşü yansıtır. Yaratıcılığa Model Olan Taklit Orff Schulwerk’te taklit, yaratıcılık için bir model oluşturmada kullanılmıştır. Taklit en eski öğretim biçimidir. Schulwerk’te öğretmen “usta” ve temel rol modeldir. Öğretmenin rolü, çocuklar bağımsız hareket etme yolunda gelişme gösterdikçe giderek azalır. Çocuklar bu süreç boyunca kendi sorunlarını çözebilme, kendi sorularına cevap verme yeteneğini sergilerler. Bu şablon; Gözlem → Taklit → Deneme → Yaratma şeklinde, verilen her yeni kavramda devam eder. Bireyden Topluluğa Çocukların kendileri için hareketin, sesin ve biçimin özelliklerini kendi başlarına araştırıp keşfetseler de, her birey aynı zamanda bir bütün olarak gruba katkıda bulunur ve bireylerin topluluğu bütünü oluşturur. Bu topluluk ya da bütün için çalışmak, Orff Schulwerk’in en önemli amacıdır. Birey, bu grubun bir parçasıysa, en önemli olan bu birlikteliktir. Bu takım bilinci; Schulwerk’in her aşamasında gerçekleşmesi beklenen bir durumdur. “Topluluğun olmadığı yerde müzik yapılamaz.” Toplulukta müzik yapmak ayrıcalıklı bir zevktir. Müziksel Okuma ve Yazma Becerisi Schulwerk’te her aşamadaki gelişme, temel amacı tamamıyla müzik tecrübesi olan bütünün bir parçasını içermektedir. Çocuklar, konuştuktan belli bir süre sonra kelimeleri okurlarken, Orff Schulwerk’teki çocuklar, müzik sesleriyle pek çok tecrübeden sonra müzik okumaya yaklaşırlar. Müzik okumak ve yazmak, Orff pratiğinde sistemleşmemiştir, yani, belli başlı yazın becerilerinin ne zaman, nerede ve nasıl verilmesi gerektiği, kesin olarak belirlenmemiştir. Standart notaların okunması genellikle blok flütün tanıştırılmasıyla başlar ve diğer müzikal tecrübelerden sonra gelir. Müzik okumanın sistemleşmesi görevi, her öğretmenin kendi inisiyatifine bırakılmıştır. Sürecin en önemli amacı, müzikle şarkı söyleyen, dans eden, çalabilen, aynı zamanda müziği okuyup yazabilen çocuklardır. Ses ve Beden Orff pratiğinde en önemli çalgı bedendir ve ikincisi sestir, çünkü bedenin içinde yer almaktadır. Bedenin her kısmı, hem ana vuruşu, hem de parçanın farkında olmayı ifade etmede kullanılabilir. Beden, ilk aşamalarda konuşma egzersizleri ve şarkı söylemek için eşlik çalgısı olarak kullanılabilir. Bunun modeli eski kültürlerden gelmektedir ve bu da “elementer”dir. Daha sonraları beden bir çalgı olarak, değişik nitelikteki dört çeşit ses tipini ifade etmek için kullanılır: Parmak şıklatmak tiz El çırpmak ↕ Elle hafifçe dize vurmak ↕ Ayağı yere vurmak pest Bu ses elde etme yolları, fiziksel gelişmeyle bağlantılı olan sistematik yolla sunulur. Bunlar ayrı ayrı ve şarkıya eşlik edecek şekilde kullanılabilir Bir sonraki aşamada ve şarkı söyleme ve konuşma egzersizleri, müziğin yapı taşlarını keşfetmede temel oluşturmalıdır. Çocukların isimleri, benzer yapılar, yemek ve doğal çevre gibi basit kaynaklardan zaman ve ezgi elementleri keşfedilebilir. Müziksel yapılar, kompozisyonlar yaratmak için bu elementlerin bir araya konulmasında kullanılabilir.” (Choksy ve diğerleri 1986, sy. 96–100) Sonuç olarak Orff Yaklaşımı; “dil-müzik-hareket birlikteliğini, çocuğun yaratıcı güçlerini ortaya çıkartarak müzik eğitimini gerçekleştirme yolunda kullanan çalışma ve çabaların tümü” olarak algılanmalıdır. Böylece ülke kültüründen kaynaklanan eğitim materyalinden de (çocuk şarkıları, türküler, Türk ritimleri ve ses dizileri, tekerlemeler, sayışmalar, v.b.) yararlanarak söz konusu yaklaşımın ulusal müzik eğitimi programları içinde kullanılabilirliği ve etkinliği artacaktır. __________________________________________ KAYNAKLAR Arı, Z. 2000. Orff Metodu Ve Çalgılarının Müzik Öğretimindeki Önemi Üzerine Bir Araştırma, Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Ens., Konya. Campbell, P. S., Scott, C. And Kassner, K., 1995. Music In Chidhood, Schirmer Books, New York. Choksy, L., Abramson, R.M., Gillespie, A.E. And Woods, D., 1986. Teaching Music in The Twentieth Century, Prentice Hall, New Jersey. Dawson, D. 1996. Müzik Öğretimi, YÖK/DÜNYA BANKASI Milli Eğitimi Geliştirme Projesi Hizmet Öncesi Öğretmen Eğitimi Deneme Basımı, Ankara. Jungmair, E. U. (Prof. Dr.), 2003. Elementer Müzik ve Hareket Eğitimi Temel İlkeler, Uluslararası Orff-Schulwerk Müzik ve Dans Pedagojisi Sempozyumu, Orff Schulwerk Eğitim ve Danışmanlık Merkezi Yayını, İstanbul. Koçak, K. O., 2005. Orff-Schulwerk’in Türkçe Karşılığı Nedir?, www.orffmerkezi**** son erişim 10.07.2009 Kugler, Michael. 2003. Orff-Schulwerk’in Geçmişi, Uluslararası Orff-Schulwerk Müzik ve Dans Pedagojisi Sempozyumu, Orff-Schulwerk Eğitim ve Danışmanlık Merkezi Yayını, İstanbul. Mark, M. L., 1996. Contemporary Music Education, Schirmer Books, New York. Uçan, Ali, Yıldız G. ve Bayraktar, E. 2001. İlköğretimde Müzik Öğretimi, MEB Yayınları, Ankara. Uçan, Ali, 2003. Türkiye’de Müzik Eğitiminin Gelişimi, Orff Okul Öğretisinin Tanımı Uygulanımı- Uyarlanımı ve Orff Anlayışıyla Temel Müzik Eğitiminin Genel Durumu, Uluslararası Orff-Schulwerk Müzik ve Dans Pedagojisi Sempozyumu, Orff Schulwerk Eğitim ve Danışmanlık Merkezi Yayını, İstanbul. ders,müzik, orff eğitimi, anaokulu, onur erol, seminer, kurs, org aletleri, enstrümanları, pedagoji, sempozyum, aykut ilter
23 Jun 2013
761
Share Video

0:55
HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut İlter Aykut Öğretmen Eğitim Kadrosu Belgü KAÇMAZ 1. SINIFLAR PDR Beren KANDEMİR 2.3.4. SINIFLAR PDR Berrin DEMİRBİLEK 1/A SINIF ÖĞRETMENİ Aysen ERASLAN(POLAT) 1/B SINIF ÖĞRETMENİ Eda AYDIN 1/C SINIF ÖĞRETMENİ Esra ERDOĞAN 1/D SINIF ÖĞRETMENİ Ceyda ŞİMŞİROĞLU 1/E SINIF ÖĞRETMENİ Figen KÜÇÜK TOSUN 2/A SINIF ÖĞRETMENİ Perihan KARAMAN 2/B SINIF ÖĞRETMENİ Kadriye YILMAZ 2/C SINIF ÖĞRETMENİ Songül VERGİLİ 2/D SINIF ÖĞRETMENİ Gülten ÖZCAN 3/A SINIF ÖĞRETMENİ Hülya TOPÇU 3/B SINIF ÖĞRETMENİ Nurhan PALA (YILDIZ) 3/C SINIF ÖĞRETMENİ Bekir AKBABA 4/A SINIF ÖĞRETMENİ Hasan YILMAZ 4/B SINIF ÖĞRETMENİ Müge ŞIKLAR İNGİLİZCE TAKIM LİDERİ Damla OLCAY İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ Cemile ÇAĞLAR İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ Sedanur YILDIZ ÖZCAN İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ Hatice Kübra ÇEPNİ İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ Narod ZURNACI İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ Adeyemi Olabisi TOMİLAYA İNGİLİZCE NATIVE SPEAKER Serkan KARACA ALMANCA ÖĞRETMENİ Evrim ERSÖZ GÖRSEL SANATLAR Esin ÖZDENER GÖRSEL SANATLAR İsmail ERDOĞAN BEDEN EĞİTİMİ ÖĞRETMENİ Lale Semire KAPUCUOĞLU BEDEN EĞİTİMİ ÖĞRETMENİ Aykut İLTER MÜZİK ÖĞRETMENİ Buket SAVAŞ MÜZİK ÖĞRETMENİ Deniz KARALAR DRAMA ÖĞRETMENİ Maksut GÜLEN SATRANÇ ÖĞRETMENİ Funda DEDEOĞLU EKOLOJİ ÖĞRETMENİ Mehmet ÜLGENAR DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ ÖĞRETMENİ Kübra ERDOĞAN ANASINIFI ÖĞRETMENİ Dilek DİKMENLİ ANASINIFI ÖĞRETMENİ Selin KULAKÇI ANASINIFI ÖĞRETMENİ
24 Jun 2013
806
Share Video