Results for: boyu Search Results
Family Filter:
5:28
Meslek yaşamı boyunca Köy Enstitüsü’nden aldığı insan olma, yurttaş olma ve bir cumhuriyet bireyi olma yönündeki eğitimle, bilinçli bir yaşam sürmeyi ilke edinmiş olan öğretmen Mustafa Sülek; uzunca bir meslek yaşamının ardından gelen emekliliğinden sonra bile, yaşam boyu sürdürdüğü insanlara birşeyler verebilme isteğinden vazgeçmemiş. Atatürk’ü, çevreyi, doğayı, atalarımızı gençlere ve çocuklara sevdirmek; unutmakta olduğumuz değerleri anlatmak ve hatırlatmak için, 70 yaşından sonra yeniden düşmüş yollara. Yılların birikimiyle oluşturduğu mütevazi ve bir o kadar da şaşırtıcı sergilerini kah Alanya, kah Kınık’a taşırken; çocukların, gençlerin ve köylülerin arasında buluvermiş kendini. Bir Don Kişot misali 70 yaşından sonra Alanya'dan Fethiye’ye kadar, ilkokulundan üniversitesine tamamen kendi imkanları ile 5 yılda 55 sergi açan Mustafa Sülek; bir yanda binlerce gencin sevgi ve ilgi odağı haline gelmenin mutluluğunu yaşarken; bir yanda da ne gerek var bunlara yaklaşımı ile duyarsız kalan, hatta köstek olanlarla uğraşmış. “Destek olan olsaydı 300 sergi açabilirdim” diyen Mustafa Sülek, yazları yaşadığı Elmalı’daki evini ziyaretçilere açık bir müzeye dönüştürerek devam etmiş toplum yararına uğraşlarına. Bu belgesel, Mustafa Sülek'in renkli kişiliğini, Atamız’ı, geçmişimizi, insan sevgisini, doğa sevgisini, vatan sevgisini her yaştan insana aşılama çabalarını daha çok kişiyle paylaşabilmesi için torunu Yetkin Kaygısız tarafından hazırlanmıştır. Cumhuriyetin çok özel kazanımlarından bazılarını ve Antalya’nın şirin ilçesi Elmalı’yı birazcık olsun tanıma fırsatı bulacağınız bu yapımda, dedem Mustafa Sülek'i gelecek nesiller için bir nebze olsun ölümsüzleştirdiğime ve onu tanımaktan keyif duyacağınıza inanıyor; kendinize, ülkemize, içinde yaşadığımız Dünya’ya, düne ve bugüne daha farklı bakmanızı sağlayacağını umuyorum. Yetkin KAYGISIZ
1 Apr 2009
664
Share Video

1:40
5 cm Kabuk Boyu Saldırgan
1 Apr 2009
171
Share Video

0:52
garantili dövme silinir iz bırakmadan acısız sızısız dövme silenler bakırköy dövme silenler portrenizi vucudunuza dövme ile yaptırın ömür boyu kalıcı dövmenizle sevdiklerinizin resmini taşıyın portre dövme ressamları irtibat 05454516251 nilüfer hanım yada mesaj yazın en kısa zamanda yanıtlarız
13 Apr 2009
2825
Share Video

3:12
Bir kıvılcım düşer önce büyür yavaş yavaş Bir bakarsın volkan olmuş yanmışsın arkadaş Dolduramaz boşluğunu ne ana ne kardaş Bu en güzel bu en sıcak duygudur arkadaş Ortak olmak her sevince her derde kedere Ve yürümek ömür boyu beraberce el ele Olmasın o ta içten gülen gözlerde yaş Yollarımız ayrılsa bile seninle arkadaş Olmayacak o ta içten gülen gözlerde yaş Birgün gelip ayrılsak bile seninle arkadaş
16 Nov 2009
27016
Share Video

15:50
* Bu proje, Hayat Boyu Öğrenme Programının Grundtvig Programı çerçevesinde Avrupa Topluluğu'ndan alınan destek ile yürütülmektedir. Bu projenin içeriği ve sonuçları hiçbir şekilde Avrupa Komisyonu ve Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı'nın görüşlerini yansıtmadığı gibi proje ve sonuçları ile ilgili tüm sorumluluk proje sahiplerine aittir.
18 Aug 2009
298
Share Video

19:00
1
* Bu proje, Hayat Boyu Öğrenme Programının Grundtvig Programı çerçevesinde Avrupa Topluluğu'ndan alınan destek ile yürütülmektedir. Bu projenin içeriği ve sonuçları hiçbir şekilde Avrupa Komisyonu ve Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı'nın görüşlerini yansıtmadığı gibi proje ve sonuçları ile ilgili tüm sorumluluk proje sahiplerine aittir.
19 Aug 2009
180
Share Video

18:59
2
* Bu proje, Hayat Boyu Öğrenme Programının Grundtvig Programı çerçevesinde Avrupa Topluluğu'ndan alınan destek ile yürütülmektedir. Bu projenin içeriği ve sonuçları hiçbir şekilde Avrupa Komisyonu ve Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı'nın görüşlerini yansıtmadığı gibi proje ve sonuçları ile ilgili tüm sorumluluk proje sahiplerine aittir.
9 Sep 2009
284
Share Video

6:22
3
* Bu proje, Hayat Boyu Öğrenme Programının Grundtvig Programı çerçevesinde Avrupa Topluluğu'ndan alınan destek ile yürütülmektedir. Bu projenin içeriği ve sonuçları hiçbir şekilde Avrupa Komisyonu ve Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı'nın görüşlerini yansıtmadığı gibi proje ve sonuçları ile ilgili tüm sorumluluk proje sahiplerine aittir.
19 Aug 2009
304
Share Video

18:57
4
* Bu proje, Hayat Boyu Öğrenme Programının Grundtvig Programı çerçevesinde Avrupa Topluluğu'ndan alınan destek ile yürütülmektedir. Bu projenin içeriği ve sonuçları hiçbir şekilde Avrupa Komisyonu ve Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı'nın görüşlerini yansıtmadığı gibi proje ve sonuçları ile ilgili tüm sorumluluk proje sahiplerine aittir.
13 Sep 2009
385
Share Video

20:47
* Bu proje, Hayat Boyu Öğrenme Programının Grundtvig Programı çerçevesinde Avrupa Topluluğu'ndan alınan destek ile yürütülmektedir. Bu projenin içeriği ve sonuçları hiçbir şekilde Avrupa Komisyonu ve Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı'nın görüşlerini yansıtmadığı gibi proje ve sonuçları ile ilgili tüm sorumluluk proje sahiplerine aittir.
20 Aug 2009
319
Share Video

2:10
Azerbaycan’da görev yaptığım süre içinde, dünya medyasının gündemini sıkça meşgul eden haberlerden bir tanesi şüphesiz turuncu devrimlerdi. Batı AB adı altında birleşmeye çalışırken diğer yandan kendi dışında kalan devletleri bölmek için çaba içindeydi. Ukrayna, Gürcistan, Ermenistan, Kırgızistan gibi devletlerdeki turuncu devrimlerle kendilerine bağlı rejimler kurma çabalarını Azerbaycan’da da başarabilmek için yoğun faaliyet içindeydiler. İşte bu faaliyetlerin yansımalarından biride iktidar ve muhalefet arasında sıkça çıkan sokak çatışmalarıydı. Birçok günümüz bu olayları takip etmekle geçiyordu. O görüntüleri çektiğim gün Azerbaycan halkı demokrasinin gereği olan seçim için sandık başına gitmişti. Gün boyu seçim sandıklarını gezdik ve çeşitli haberler yapmaya çalıştık. İktidar seçimler için çok sıkı emniyet tedbirleri almıştı. Deyim yerindeyse kuş uçurtmuyorlardı. Dünyanın birçok ülkesinden gözlemciler ve sivil toplum örgütü temsilcileri seçimleri izlemek üzere Azerbaycan’daydılar. Gün boyu sandık başlarında küçük çaplı olaylar çıkmıştı. Muhalefet partileri seçimlere hile karıştırıldığını ve birçok sandıkta sahte oylar olduğunu öne sürüyorlardı. Hava kararmaya başladıktan sonra muhalefet parti taraftarları seçim sonuçlarını beklemek ve kutlamak gerekçesiyle muhalefet partinin binası önünde toplanmaya çalışıyordu. Fakat güvenlik kuvvetleri beklenmedik olaylar çıkmasını engellemek amacıyla buna izin vermiyor ve toplanan kitleleri dağıtmaya çalışıyordu. O güne kadar şahit olmadığımız şekilde sert ve acımazsızca toplanan kalabalığı dövüyorlardı. Çok tehlikeli ve gergin bir ortam vardı. Açıkçası korku içinde çalışıyorduk. İçlerinde bende olmakla birlikte birçok meslektaşımız saldırıya maruz kalmış ve yaralanmışlardı. Yinede haberci olmanın getirdiği sorumlukla olayları izliyor ve temkinli olmaya çalışıyorduk. Gecenin ilerleyen saatlerinde muhalefet taraftarları, sıkı önlemler almış güvenlik güçlerinin baskısına dayanamamışlardı. Gecenin bilançosu ağırdı. Muhalefetten yüzlerce yaralı ve resmi olarak açıklanmasa da ölenler vardı. Ölenlerden bir tanesini, her türlü tehlikeyi göze alarak içine daldığım polis merkezindeki polislerin bir anlık şaşkınlığından ve ürkmelerinden yararlanarak çekip kaçtığım ceset görüntüsü kanıtlamaktaydı.... İmaj CC
14 Sep 2009
364
Share Video

1:27
ŞAİR MEHMET EŞREF, 1847 YILINDA MANİSA-GELENBE’DE DÜNYAYA GELDİ ,1912 DE AYNI KASABADA ÖLDÜ. İYİ BİR MEDRESE TAHSİLİNDEN SONRA MANİSA’DA TAHRİRAT KALEMİNDE MEMURİYET HAYATINA BAŞLADI. MALMÜDÜRLÜĞÜ VE KAYMAKAMLIK YAPTI. GÖRDES KAYMAKAMI OLDUĞU DÖNEMDE GÖRDÜĞÜ YOLSUZLUKLARI ŞİİRLE DİLE GETİRDİĞİNDEN BİR YIL HAPİS VE SONRA GÖZ ALTINDA TUTULDU 1903 YILINDA KAÇTIĞI MISIR’DAN 2.MEŞRUTİYETİN İLANIYLA DÖNDÜ. DEVRİN MİZAH DERGİLERİNE YAZILAR YAZDI.. HİCİV VE TAŞLAMALARI İLE TANINDI.. " Her biri kendince zulüm etmekte: İnsan bir memur görünce eşkiya sanıyor... Ey zavallı,boş yere yakınma,bağırıp çağırma; Çünkü ezilenlerin ahını işiten hükümet bunu musîki sanıyor! " Eşeklere selam Bir gün hiç sevmediği amiriyle karşılaşan Eşref bu kişiye istemeye istemeye selâm verir.Oradan doğru Askeri Kıraathane'ye gider ve dostlarına şunu okur: Gâvur İzmir'de sokaklar dardır Bir selâm tavrı ile can koruruz Söyle, dursun atlarla araba Yolda eşeklere biz has dururuz Eşek ve Paşa Kâmil Paşa,Kıbrıs'a geziye gidiyordu.Eşref'e " Bir isteğin varsa getireyim " dedi.Esref buna çok sevindi: " Paşam görüyorsunuz artık yaşlandım,yürüyünce yoruluyorum yokuş da çıkamıyorum.Bana bir Kıbrıs eşeği getirirseniz ömür boyu size duacıyım " der. Kâmil Paşa'yı dönüşünde,Eşref de karşılamaya gitmiştir.Paşa, Eşref'i görünce: " Aaa, Eşref, affedersin istediğini getirmeyi unutmuşum,seni görünce eşek aklıma geldi " demiş. Eşref'de: " Aman Paşam,üzülmeyin,o eşek gelmese de olur, siz geldiniz,ya, sağolun." Öldüğü zaman da mezar taşına şunların yazılmasını istedi: Kabrimi kimse ziyaret etmesin Allah için Gelmesin reddeylerim, billahi öz kardeşimi Gözlerim ebnây-ı âdemden o türlü yıldı ki İstemem ben Fatiha, tek çalmasınlar taşımı. Onun,bugün Kırkağaç istasyonuna giden yolda kabri var ama ne yazık ki gerçekten mezar taşı çalınmıştır.
19 Sep 2009
688
Share Video

1:39
KADININ BOŞANMA HAKKI Ailede her iki tarafında birbirine gereken sevgi ve saygıyı göstermesi lazımdır. Evliliğin devamını sadece bir taraf ister diğer taraf istemezse o evlilik devam etmez. Evliliği erkek sona erdirirse buna “talak” denir. Kadın sona erdirirse buna da “iftida” denir. Erkeğin boşama şekliyle kadının boşama şekli birbiriyle aynı değildir. Çünkü evlenirken de erkeğin yükümlülüğüyle kadının yükümlülüğü birbirinden farklıdır. Erkeğin psikolojisiyle kadının psikolojisi de farklıdır. Gerek talakta gerekse iftidada Allah teala tarafları su-i istimal ve zararlardan korumuştur. Bu derste kadının evliliğe son verme hakkı olan iftidayı Ayetler ve hadisler ışığında işleyeceğiz. Ama iftidaya geçmeden önce erkeğin evliliğe son verme yetkisi olan talaktan kısaca bahsedelim. ERKEĞİN BOŞAMA YETKİSİ: TALAK Talak sistemi Talak suresinde anlatılmıştır. Erkeğin evliliğe son verebilmesi için Allah tealanın koyduğu bazı sınırlar vardır. Bunlar: Erkek kadını boşayacağı zaman kadın adetli olmayacak Erkek kadını ilişkiye girmediği bir temizlik döneminde boşayacak İki şahit olacak Erkek boşadıktan sonra karısını evden hemen kovmayacak, kadın da çıkıp gitmeyecek. Kadın ve erkek (barışma ihtimali için) aynı evde 3 temizlik dönemi (yaklaşık 3 ay) beraber kalacaklar ve bu sayıyı erkek takip edecek. Bu süre içinde barışırlarsa evliliğe devam edebilirler. Erkek ayrılmak da ısrarcı olursa süre dolunca güzellikle ayrılırlar. Ayrılırlarken erkek hanımına önceden verdiği malları ondan alamaz. (Haramdır) Bu şartlara uygun olarak yapılan bir boşamaya 1 talak denir. Bu talaktan sonra kadın ve erkek güzellikle ayrılır. Kadın ve erkek ayrıldıktan sonra yeniden evlenmek isterlerse nikah yaparak yeniden evlenebilirler. Erkek aynı hanım üzerinde yukarıdaki boşama yetkisine iki kez sahiptir. Yani bu şartlara uygun olarak bir kadını iki kere boşayabilir. Üçüncü boşamada bekleme olmaz hemen ayrılırlar. Bu konu ayrıntılı olarak başka bir derste incelenmişti. KADININ BOŞAMA YETKİSİ: İFTİDA Allah kadına da boşama yetkisi tanımıştır. Bunu şu ayette bildirmiştir: 2. Bakara 229: O talak iki keredir. (Yani talak suresinde anlatılan boşama sistemi) Ondan sonrası ya güzellikle tutmak ya da güzellikle serbest bırakmaktır. (Boşadığınız zaman) kadınlara verdiklerinizden hiçbir şeyi almanız size helal değildir. Ancak kadın ve erkek Allah’ın koyduğu sınırlarda duramayacaklarından korkarlarsa o zaman alabilirsiniz. (Ey Müslümanlar) Bu karı-kocanın Allah’ın koyduğu sınırlarda duramayacağından siz de korkarsanız bilin ki, kadının fidye vererek kendisini kurtarmasında ikisine de bir günah yoktur. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır. Onları aşmayın. Kim Allah’ın koyduğu sınırları aşarsa, işte onlar zalimlerdir Bu ayette ‘talak’ fiilinin faili erkek, ‘iftedet’ fiilinin faili de kadındır. Bunun için talak erkeğin boşama yetkisi, ‘iftida’ da kadının boşama yetkisidir. Yani talakta kararı erkek verir, iftidada son kararı kadın verir. Evliliğin yürümeyeceği endişesine kapılan kadın, durumu yetkililere bildirir. Yetkililer; hakemler, mahkeme, aile büyükleri gibi çeşitli etkin kişiler veya makamlar olabilir. Kadın bu yetkililere iftida için; ‘kocamı sevmiyorum’, ‘kocam beni dövüyor’, ‘inanç farklılığımız var’… gibi herhangi bir nedenle başvurabilir. Bu durumda yetkililer, Nisa suresinin 35. ayetine göre davranmak zorundadırlar. 4. Nisa 35: Eğer karı-kocanın aralarının ayrılmasından korkuyorsanız, bir tane erkeğin ailesinden, bir tane de kadının ailesinden hakem gönderin. Eğer bunlar arayı düzeltme iradesi gösterirlerse Allah onların aralarını uyuşturur. Bu hakemler kadına iftidâ yetkisi verirler. Kadın, ayrılmaya karar verirse, kocasından aldığı mehir, hediye vb. gibi malları geri verir. Bunlardan ne kadarının geri verileceğine yetkililer karar verirler. Kocanın suçu yoksa tamamını geri vermesi gerekir. Kocanın suçu varsa kadın sembolik bir mal verir. (İftida yaptığı için) Bazen erkek, karısından mal alabilmek için karısını iftidaya çeşitli yollarla mecbur bırakabilir. (İftira, psikolojik baskı vs.) Erkeğin böyle yapmak istemesinin nedeni talak yoluyla boşamada kadından mal alamayacak olmasıdır. Çünkü talakta erkek kesinlikle kadından mal alamaz. Bu Nisa suresinde kesin bir ifadeyle yasaklanmıştır: “Eşinizi bırakıp bir başkasıyla evlenmek istediğinizde ona kantar dolusu mal verseniz bile ondan hiçbir şey almayın. İftirada bulunarak ve büyük bir günaha girerek mi alacaksınız? Birbirinizle kaynaşmışken ve onlar sizden sağlam bir söz almışken bunu nasıl alacaksınız?” (4. Nisa 20-21) Böyle bir su-i istimal olmaması için Allah teala devreye yetkili kişilerin girmesini ister. Yetkili makam mahkemedir. Mahkemenin olmadığı yerde hakeme başvurulur. Mahkeme de işi hakeme havâle edebilir. Yetkililer erkeği suçlu görürler ve böyle bir su-i istimal tespit ederlerse yine ayrılmaya karar verirler ama kadının erkeğe mal vermesine mani olurlar. Böyle bir durumda boşanma talebi kadından geldiği için erkeğe sembolik bir mal verir. Mesela Hz. Osman iftida yapan bir kadını bir küpeyle kocasından ayırmıştır. Bu hüküm kocanın suçlu olduğu durumda böyledir. Mahkeme (veya hakemler) kocada bir suç bulamazlarsa kadın iftida yaptığı için önceden kocasından aldığı tüm malını (mehir, hediye vs.) geri verir. PEYGAMBERİMİZ DÖNEMİNDE İFTİDA UYGULANDI MI? Peygamberimizin döneminde: Ensar’dan Sehl’in kızı Habibe, Sabit b. Kays ile evliydi. Bir gün Peygamberimiz sabah namazına çıkmıştı. Habibe’yi, alaca karanlıkta kapısının önünde buldu. “Sen kimsin?” dedi. “Sehl’in kızı Habibe’yim” diye cevap verdi. “Neyin var?” dedi. “Sâbit ile birlikte olamayacağım” dedi. Kocası Sâbit gelince Peygamber ona: “İşte Habîbe! Allah ne vermişse söyledi.” dedi. Habîbe dedi ki: “Ey Allah’ın Elçisi, onun bana verdiklerinin hepsi duruyor.” Allah’ın Elçisi Sâbit’e dedi ki; “Al o malı ondan”. O da aldı ve Habîbe ailesinin yanında oturdu. [el-Muvatta’ Talak 11] Konu ile ilgili farklı rivâyetler şöyledir: “Sâbit b. Kays’ın eşi şöyle dedi: Onu ahlak ve din yönünden suçlamıyorum fakat müslüman olduktan sonra nankör olmak istemem. Elimde değil [Buhârî, Talâk 13] Ondan nefret etmekten kendini alamıyorum [İbn Mâce, Talak 22]. Allah korkusu olmasa yanıma geldiğinde yüzüne tükürürdüm. [İbn Mâce, Talâk 22] “Habîbe Peygamberin komşusu idi. Sâbit onu dövmüştü. [Darimi, Talâk, 7] O, sert mizaçlı biri idi. [İbn Sa’d, VIII/326] O kocasından olabildiğince nefret ediyor ama kocası onu çok seviyordu. [Kurtubî, Tefsir, III/95] “Allah’ın Elçisi; “Sana verdiği bahçeyi iade eder misin?” dediğinde Habibe, fazlasını dahi verebileceğini söyledi. Allah’ın Elçisi: “Fazlasına hayır. Fakat bahçesini verirsin” dedi. [Şevkânî , VI/277] SAHABELER DÖNEMİNDE İFTİDA UYGULANDI MI? Sahabe döneminde de şöyle bir olay oldu: Ömer b. el-Hattab’a kocasını şikâyet eden bir kadın geldi. Kadın, içerisinde saman (çer-çöp) bulunan bir eve kondu ve geceyi orada geçirdi. Sabah olduğunda Ömer gecesinin nasıl olduğunu sordu. Kadın “Böyle parlak bir gece geçirmedim” dedi. Bunun üzerine Ömer kocası hakkındaki düşüncesini öğrenmek istedi. Kadın onu övdü ve ardından “O yok mu o!? Fakat elimden başka bir şey gelmiyor!” dedi. Bunun üzerine Ömer iftidâ hususunda ona izin verdi. [Mâlik b. Enes, Müdevvene, II/341] Ömer, kadının kocasıyla birlikte yaşayıp yaşayamayacağını anlamak istemişti. Gerek Peygamberimiz gerekse Ömer radıyallahu anh, nefretin nedenini sormamıştır. Böyle durumlarda yapılacak uygulama bu şekildedir. Eğer kadın boşanmak için yetkili merciye başvurmuşsa mahkeme bakar; eğer gerçekten beraber yaşayamayacaklarını anlarsa (Bakara 229. ayetin ifadesiyle ‘Allah’ın koyduğu sınırlarda duramayacaklarından korkulursa) kadının iftida yapmasına izin verir. Ama son kararı yine kadın verir. Kadın kocasından aldığı malın tamamını veya bir kısmını (buna mahkeme/hakemler karar verir) kocasına verir ve ayrılırlar. İFTİDADA İLE TALAKTAKİ ŞARTLAR AYNI MI? Kadının boşamasında talaktaki şartlar yoktur. Yani boşamanın adet döneminde olmaması, ilişkiye girilmediği bir temizlik döneminde olması, kadının aynı evde iddet beklemesi, evden çıkmaması şeklindeki şartlar iftidada yoktur. İftidada, talakta olduğu gibi sayı şartı da yoktur. İftidada iddet bekleme şartı yoktur. Çünkü iddet, çocuk olup olmadığı anlaşılsın diye değil barışma ihtimali için beklenmesi gereken süredir. Bunun böyle olduğu talak suresinde açıkça belirtilmiştir. Zaten çocuk olup olmadığını anlamak için üç ay beklemeye gerek yoktur. Bu bir adet dönemi beklemede belli olur. İftidada üç aylık iddet beklemeye gerek görülmemiştir. Çünkü iftidada kararı veren kadındır. İftidada çocuk olup olmadığının tespiti bir tek adet ve temizlik süresi ile yapılabilir. Buna istibra denir. İftidâda gerekli olan da budur. KUR’AN-I KERİM’DE İFTİDAYA ÖRNEK VAR MI? Kur’an-ı Kerim’de bu iftidanın uygulamasına bir örnek vardır. 60. Mumtehine 10: Ey Müminler! Mümin kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları imtihandan geçirin. Onların imanlarını en iyi Allah bilir. Eğer mümin olduklarını öğrenirseniz, onları kâfirlere geri çevirmeyin. Bunlar onlara helal olmazlar. Onlar da bunlara helal olmazlar. Kocalarının bu kadınlar için harcadıkları masrafları verin. Bu kadınların mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenize engel yoktur. Kâfir kadınların ismetlerine yapışmayın; onlara harcadığınızı isteyin. Onlar da kendi harcadıklarını istesinler. Bu Allah'ın size hükmüdür; aranızda o hükmeder. Allah bilir, doğru karar verir. Bu ayetlerin inmesine sebep olan şöyle bir olay var: Peygamberimizin Mekkeli müşriklerle yaptığı Hudeybiye antlaşmasının maddelerinden biri şöyleydi: “Senin dininden de olsa, bizden hangi adam sana gelirse bize geri göndereceksin” Bu anlaşmadan sonra bir erkek çıkageldi. Anlaşma gereği o Müslüman erkek Mekkelilere teslim edildi. O erkekten sonra bir grup Mekkeli Müslüman kadın çıka geldi. Mekkeliler o kadınları da istediler ama peygamberimiz onlara anlaşma maddesini göstererek o kadınları geri vermedi. Bunun üzerine yukarıdaki âyet indi. [Buhârî, Şürut, 15] Çünkü antlaşma şartında “adam” diye tercüme ettiğimiz (رجل = erkek) kelimesi vardı. Kadınlar o kapsama girmediğinden Peygamberimiz, Mumtehine suresinin 10 ayetindeki şartlara uyan o kadınlarla biat etti ve onları geri çevirmedi. [Safiyyurrahman el-Mubarekfûrî, er- Rahîk’ul-mahtûm, Beyrut – Lübnan, 1408/1988, s. 314] Bu ayetten, gelen bu kadınların hepsinin evli olduğunu anlıyoruz. Bu gelen kadınlar kocalarını bırakıp kaçıp gelmişler. Onların bu tavırları, kocalarından ayrılmaya karar verdiklerini gösterir. Çünkü aynı günlerde Mekke’de kalan müslüman hanımlar da vardı. Onlar kocalarından ayrılma kararı vermedikleri için gelmemişlerdi. O sırada Mekke’de evli müslüman kadınların olduğunu hudeybiye anlaşması sırasında inen Fetih suresi 25. ayetinden anlıyoruz: “Eğer onların arasında olan ve henüz tanımadığınız mümin erkeklerle mümin kadınları ezmeniz ve ondan dolayı size leke sürülmesi ihtimali olmasaydı Allah savaşı önlemezdi.” (Fetih 25) Demek ki o sırada Mekke’de mü’min kadınlar da var ve bunlar kaçıp gelmemişler. Bunların kocaları müşrik veya mü’min olabilir. Aynı günlerde inen Mumtehine 10 ve Fetih 25. ayetleri dikkatle okursak mumtehine suresindeki haramlığın başka bir şey anlattığı görülür. Kısaca toparlayacak olursa ayette geçen ‘bunlar onlara, onlar bunlara helal olmaz’ cümlesi kadının kocasından ayrılmaya karar verdiğini gösterir. ‘Kocalarının bu kadınlar için harcadıkları masrafları verin’ ifadesi de iftida gereği kadının erkeğe malını vermesidir. Bu haramlık kocalarının müşrik olmalarıyla alakalı değildir. Çünkü eğer böyle bir yasak olsaydı o anda Mekke’deki kocaları müşrik olan diğer Müslüman kadınların da gelmeleri gerekirdi. Zaten böyle bir haram olsa peygamberimizin kızı Zeynep müşrik kocasıyla evliliği sürdüremez hemen ayrılmaları gerekirdi. Müşrik kadınlarla evlenilip evlenilemeyeceği konusu ilerde işlenecektir. Konuyu fazla dağıtmamak için burada ayrıntıya girmiyoruz. Mumtehina 10. ayetteki anlatılan kadınlar Müslümanların yanına kaçarak geliyor ve inanç farkından dolayı kocalarından ayrılmak istediklerini söylüyorlar. Allah teala yetkililere (Müslümanlara) ‘onların imanını imtihan edin’ diye görev veriyor. Ayrılma isteklerinde samimi olup olmadıklarını anlamak için inanç yönünden imtihana tutuluyorlar ve samimi oldukları anlaşılıyor. Geriye sadece iftida parasını vermek kalıyor. Bu kadınlar kaçıp geldiklerinden yanlarında para olmayacağı belli. Bunu için bu para verme işini Allah teala ‘Kocalarının bu kadınlar için harcadıkları masrafları verin’ ayetiyle Müslümanlara yüklemiştir. Yani o kadınların kocalarına verecekleri para Müslümanlar tarafından karşılanacaktır. Böylece boşanma işlemi tamamlanmış oluyor. Kocasına da harcadığı paralar geri gönderilerek bu işlemin sonucundan haberdar olması sağlanıyor. Böylece kadın kocasından ayrılmış oluyor. Kocasından ayrıldığı için de bu kadın başkasıyla evlenebilir. Ayetin devamındaki “Bu kadınların mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenize engel yoktur.” ifadesi de buna işaret ediyor. Peki, Medine’deki Müslümanlardan bazılarının karısı müşrikti. Bu kadınlar, kendileri müşrik kocaları Müslüman olduğu için rahatsız oluyorlardı. Bunlara ne olacaktı? Mekke’de yaşayan Müslüman kadınların inanç farklılığından doğan rahatsızlıklarından dolayı onlara boşanma hakkı veriliyorsa aynı hakkın aynı durumdaki müşrik kadınlar için de verilmesi gerekmez mi? İşte ayetin devamı bunu düzenliyor. ”Kâfir kadınların ismetlerine yapışmayın; onlara harcadığınızı isteyin. Onlar da kendi harcadıklarını istesinler.” Ismet Arapça’da engelleme ve koruma anlamlarına gelir. “İnkarcı kadınların ismetlerine yapışmayın” emri, bu kadınlara engel çıkarmayın, anlamına gelir. Konunun devleti ilgilendiren tarafı da olduğu için âyet, “o kadınların ülkeyi terk etmesine engel olmayın” anlamına da gelebilir. Nitekim Ömer radıyallahu anh, bu âyetin indiği gün, iki müşrik karısını serbest bırakmıştı. Onlar Mekke’ye gitti ve biri Ebû Süfyan ile diğeri de Safvân b. Umeyye ile evlendi. [Buhârî, Şürut 15] Ebû Süfyan Mekke’nin fethi sırasında, Safvân b. Umeyye ise Huneyn savaşından sonra müslüman oldu. Kafir kadının müslüman koca ile yaşamak istememesi bir iftidâ talebidir. Bu müşrik kadın iftida yapacaksa mehrini kocasına vermesi lazım. Ayetin “kadınlara yaptığınız masrafı isteyin” kısmı bunu göstermektedir. Peki Müslümanların eşlerinden biri inanç farklılığı sebebine dayanarak müşriklere kaçarsa ve iftida parasını da vermezse ne olacak? O da ayetin devamında bildiriliyor. 60. Mumtehine 11: Eşlerinizden biri kâfirlere kaçar, sonra onlardan karşılığınızı alacağınız konuma gelirseniz ganimetten, eşleri kaçıp gitmiş olanlara, harcadıkları kadar ödeme yapın. Yani bu şekilde iftida parasını vermeden kaçan kadınların iftida parasını o kadının eşine devlet verir. Böylece Kur’an’da tam bir mütekabiliyet örneği gösterilmiştir. İşte bakın Kur’an-ı Kerim’de kadının boşamasına da örnek varmış. Hem de çok ayrıntılı şekilde örneklendiriliyor. Fakat bu ayetleri doğru anlayabilmek için önce Bakara suresi 229. ayeti iyi anlamak gerekiyor. Her konuyu bize en geniş anlatan kitap Kur’an-ı Kerim’dir. Ama Kur’an’ı anlamanın bir üslubu vardır. O da ayetler arası ilişkiyi çok iyi kurmaktır. Bu da bir ekiple yapılmalıdır. Bunlar hep Kur’an’ın bize yüklediği görevlerdir. Ama konumuz bu olmadığı için ayrıntıya girmiyoruz. KUR’AN KADINA BOŞAMA HAKKI VERMİŞ, PEYGAMBERİMİZ VE SAHABELER DE BUNU UYGULAMIŞLAR, PEKİ MEZHEPLER KADINA BOŞAMA HAKKI VERMİŞLER Mİ? Kadının boşama hakkı konusu Kur’an-ı Kerim’de var, peygamberimizin ve sahabenin uygulamasında var fakat mezheplerin hiç birinde yoktur. Mesela bu ayetleri tefsirlerden okursanız hiçbir şey anlaşılmaz. Çünkü ayetler arası ilişkiler kurulmadığı ve peygamberimizin örnekliğinden yeteri kadar yararlanılamadığı için doğru manalar ortaya konamamıştır. Bu ayetlere dayanarak din değiştirmenin nikahı bitirdiği sonucuna varılmıştır. Halbuki ayetler arası ilişkiler kurulduğu zaman bu sonuca varmak mümkün değildir. Nitekim peygamberimizin hayatında da bunun tam aksini bildiren çok sayıda örnek vardır. İnanç farklılığı boşama sebebi olabilir. Ama inanç değişikliği otomatik olarak boşanmayı sağlamaz. Eğer eşler inanç değişikliğine rağmen evliliği devam ettirmek isterlerse buna mani yoktur. Din değiştirmenin nikahı bitirmediği konusunu başka bir derste ayrıntılı işleyeceğiz. Prof. Dr. Abdülaziz Bayındır Aşağıda Abdülaziz Bayındır’ın farklı derslerde bu konuyla ilgili anlattıklarının kısa bir özeti sunulmuştur: Mezhepler iftidadan bahsetmezler. Bunun yerine hul (muhalaa) denilen bir uygulamadan bahsederler. Bu uygulamada kadın sadece boşanmayı teklif edebilir. Kabul edip etmeme erkeğin insafına kalmıştır. Yani son söz yine erkektedir. Erkek boşanmayı kabul ederse kadın ondan aldıklarını verir ve ayrılırlar. Ama erkek boşanmak istemezse kadın asla boşanamaz. Dolayısıyla bu uygulamaya kadının boşama hakkı denemez. Ama Kur’an’ın ortaya koyduğu ve peygamberimizin uyguladığı iftida sisteminde kadın boşanmak istediğini erkeğe söylemesine bile gerek yoktur. Kadın boşanmak istediğini yetkililere (mahkeme veya hakemlere) bildirir. Yetkililer durumu değerlendirirler uygun görürlerse boşanmaya onay verirler kadın da kocasından iftida bedelini vererek ayrılır. Bu sistem Allah tealanın koyduğu sistem olduğu için; fıtrata, akla, kadının ve erkeğin haklarına, toplumun düzenine ve tüm çağlara en uygun sistemdir. Fakat mezheplerin görüşleri insan mamülü olduğu için evrensel değildir. (belki kendi zamanlarında kısmi uygulama sahası bulmuş olabilir) Mezhepler bir de tefviz-i talaktan bahsederler. Bu nikah sırasında erkeğin 3 talak hakkından birini veya ikisini kadına verme işine denir. Halbuki bu usulsüzlüktür. Çünkü Allah teala talak hakkını erkeğe vermiştir. Kadına da iftida hakkını vermiştir. Talakta fail erkektir, iftidada fail kadındır. Erkek hiç boşanmak istemese bile kadın yine iftida yaparak boşanabilir. Bunda erkeğin söz hakkı yoktur. Talakta da kadın boşanmak istemezse bile erkek onu boşayabilir. Dolayısıyla mezhepler kadının kendi hakkı olan iftidayı ona vermedikleri için kurdukları sistemdeki bu eksikliği erkeğin hakkını erkekten alarak kadına verme yoluyla gidermeye çalışmışlardır. Bu da bir usulsüzlüktür. Mezheplerin icat ettiği bu garip uygulamayı her kadın kullanamaz. Mezheplere göre kadın, nikah sırasında kocasının talak haklarından birini almayı unutmuşsa! o kadın kocasından asla boşanamaz. Kocası boşarsa ancak boşanabilir. Bu konu çok önemlidir. Çünkü kadına Allah’ın verdiği hakkı vermediğiniz zaman kadının ezilme ihtimali vardır ve bunun örnekleri pek çoktur. Çünkü insanların hepsi adaletli ve insaflı değildir. Mesela bir zaman Almanya’da yaşayan bir kadın bir hocaya sormuş: “Ben kocamdan nefret ediyorum ve ayrılmak istiyorum. Ama bunu dinimizin emrettiği şekilde yapmak istiyorum. Ne yapmam lazım?” demiş. Hoca da mezheplerin fetvalarına göre “Kocanla konuşup onun seni boşamasına razı etmelisin” demiş. Kadın da: “Bunu denedim beni kesinlikle boşamayacağını söyledi, ama benim onunla yaşamaya tahammülüm yok” demiş. Hoca bunun başka bir yolu olmadığını son sözün kocaya ait olduğunu söylemiş. O kadıncağız da kurtuluşu intiharda aramış ve kendini öldürmüştür. Bu sadece münferit bir olay değil, mükemmel çözümler sunan fıtrat sistemi olan İslam dininin nasıl çıkılmaz bir hale getirildiğinin de bir resmidir. Günümüzde çok yaşanan sorunlardan biri de şöyledir: Erkekle kadın nişanlandıktan sonra nikahı da yapıyorlar. Sonra kız tarafı düğünden vazgeçiyor. Fakat erkek kızı boşamıyor. Bu ve buna benzer durumlarda mezheplerde çıkış yolu yoktur. Erkek istese o kadını ömür boyu mağdur edebilir. Çünkü mezhepler Allah tealanın kadına verdiği boşanma hakkını kadının elinden almışlardır.
23 Sep 2009
1606
Share Video

5:51
Öfkem volkan lavlarım güneş boyu Deniz dediğin ne, bir ufak kuyu Şu deli yüreğimi söndürmez suyu Buzullar tutamaz bu ateşi Kestim işi koydum başı Bir oldu beş duyu Hepsi de ateş duyu Sildim dünyayı Kara sevdayı Kuru sevdayı Koptu deli yüreğim Koptu kıyamet Çıkma önüme koca dağ yıkıl git Budur benim tufan olup yağdığım vakit Hangi güç vurabilir bana kilit Yusuf idim Davut oldum Bulut oldum, barut oldum Bir oldu beş duyu Hepsi de ateş duyu Sildim dünyayı Kara sevdayı Kuru sevdayı Koptu deli yüreğim Koptu kıyamet
21 Nov 2009
1156
Share Video

3:17
tattoo-dovme-makinası 3-5 yıl diye yaptırdığınız makyaj çıkmıyorsa bizimle irtibata geçin. kaş kontur silme 2 seansta bitiriyoruz , kötü kaş yapımlarını düzeltiyoruz . kaşınızdaki kalıcı makyaj çıkmıyorsa yıllar önce yaptırdığınız makyajınız kalıcı dövme boyaları ile yapılmış olduğunu düşünebilirsiniz. Kaş yapımında kullanılan boyaların üzerinde makeup tattoo yazar bundan sonra çevrenizdekilere bunu söylemeyi unutmayın. Kalıcı makyaj boyaları, dövme boyalarına göre pahalıdır ve deriye işlemesi en az 2 seans bazen 3 seansta olur bu iş zahmetli ve pahalı olduğu için bazı güzellik salonlarında , dövmecilerde direk kalıcı dövme boyası kullanılıyor . Bunun dışında dikkat etmeniz gereken husus makyajınızı silerken deri tahribatına uğramamanız için tek seansta mümkün değil kalıcı dövme boyası çıkmaz. Kalıcı dövme boyası ile yapılan kaşlar 5 yılın sonunda çıkmamışsa kesinlikle kalıcı dövme boyası ile yapılmıştır bu boyaları çıkarmak 3 veya 4 seans sürer. Kalıcı makyaj boyası 1 seansta silinir bu bilgiyi arkadaş ve dostunuz bildiğiniz herkezle paylaşın çevrenizde KÖTÜ NİYETLİ makyajcılar var. BU SANATI YAPANLAR İNSANLARI UYARMALI İNSANLAR MAKYAJ BOYALARINI TANIMIYOR SİZE KAŞ YAPTIRMAK İÇİN GELEN MÜŞTERİYİ UYARIN BU İŞİN ZAHMETİNE VE SÖYLEDİĞİNİZ KURALLARA UYMASINI SÖYLEYİN KİŞİLER GÜZEL KAŞ İÇİN SİZE GELDİYSE UYARILARINIZI YAPIN VE KARARI KENDİSİ VERSİN KİŞİ KENDİ İSTEĞİYLE ÖMÜR BOYU ! KALICI MAKYAJ İSTEMEDİKÇE, ÖMÜRBOYU KALICI DÖVME BOYASI İLE YAPILAN MAKYAJDA ALDATILMIŞ OLUR ÜCRETSİZ DANIŞA BİLECEĞİNİZ UZMANLAR VAR BUNLARIN NUMARALARINI TAKİP EDİN MAİL VEYA TELOFONLA ULAŞIN KALICI MAKYAJ KURBANLARINA GEÇMİŞ OLSUN 05376318871 - 05454516251 infobeyazkedisanat**** 02125712403
1 Dec 2009
556
Share Video

1:36
Lipovak kalite ve güvencesi ..İ.TEL ..: 0264 251 11 11 - 0532 412 57 64 www.lipovak**** Adapazarı / Türkiye Lipovak masa üstü vakum makineleri en küçük ayrıntısına kadar benzersiz kalite , mutlak güvenilirlik ve gerçek ekonomiyi temsil eden Türk mühendisliğinin en yeni en güçlü ürünü.Her koşuldu üstün rekabet avantajı sağlar. • Ömür Boyu (100 YIL) paslanmazlık Garantisi Kaliteli malzeme ve boya ,galvenizlenmiş parçalar ile lazer kesim ve kaynak teknolojisi sayesinde , sınıfının en uzun paslanmazlık garantisi. • 2 yıl mekanik Garanti Lipovak masaüstü vakum makinelerine duyduğu güveni 3 YIL mekanik Garanti vererek kanıtlıyor. • 2 yıl Pompa Garantisi Vakum Pompasın da Dünya Lideri İtalyan lar ve İtalyan P.V.R . pompaları Lipovak Masa üstü vakum makinelerinde standart dır.
7 Dec 2009
2202
Share Video