Results for: gönül Search Results
Family Filter:
1:50
beden yaşlansada gönül yaşlanmaz
25 Jan 2012
333
Share Video

0:35
Miele Göktürk servis | göktürk miele servisi | tüketicisine göktürk miele servisi üstün hizmet sunmuş,servis çağrı hizmeti ( 212 342 00 24 ) miele göktürk servisi sektördeki kaliteyi her geçen gün yükseltmiş ve bunların yanı sıra öncü konumunu her zaman korumuştur.Müşterilerimize gönül rahatlığıyla kullanabileceği kaliteli ve sağlıklı hizmeti sunarak firmamızın gelişmesini ve rekabet gücünü sürekli kılmaktır. Personelimizin eğitimine önem vererek Mevzuat şartlarına uygun, müşterilerimizin beklentilerinin ötesinde memnuniyetini sağlayacak kaliteli ve güvenli hizmet verebilmektir, Günümüzde gerek kalitesi gerek ise güvenilirliği ile Orjinal yedek parça kullanımı konusunda hassas davranan firmamız Parça ve işçiliklere 1 YIL garanti vermektedir. Göktürk bölgesi miele servisi - Göktürk miele çamaşır makinası servisi - Göktürk miele bulaşık makinası servisi - Göktürk miele kurutma makinası servisi - Göktürk miele buzdolabı servisi - Göktürk miele ankastra fırın servisi Göktürk miele micro dalga mini midi fırınlar servisi - Göktürk miele beyaz eşya servisi miele servisi – miele servis - kullanmış olduğunuz miele marka cihazınız garanti süresi devam ediyor ise miele yetkili servis aramanız gerekmektedir.( Göktürk )
23 Apr 2012
258
Share Video

0:35
Miele Ulus servis | ulus miele servisi |- tüketicisine ulus miele servisi üstün hizmet sunmuş,servis çağrı hizmeti ( 212 342 00 24 ) miele ulus servisi sektördeki kaliteyi her geçen gün yükseltmiş ve bunların yanı sıra öncü konumunu her zaman korumuştur.Müşterilerimize gönül rahatlığıyla kullanabileceği kaliteli ve sağlıklı hizmeti sunarak firmamızın gelişmesini ve rekabet gücünü sürekli kılmaktır. Personelimizin eğitimine önem vererek Mevzuat şartlarına uygun, müşterilerimizin beklentilerinin ötesinde memnuniyetini sağlayacak kaliteli ve güvenli hizmet verebilmektir, Günümüzde gerek kalitesi gerek ise güvenilirliği ile Orjinal yedek parça kullanımı konusunda hassas davranan firmamız Parça ve işçiliklere 1 YIL garanti vermektedir. ulus bölgesi miele servisi - ulus miele çamaşır makinası servisi - ulus miele bulaşık makinası servisi - ulus miele kurutma makinası servisi - ulus miele buzdolabı servisi ulus miele ankastra fırın servisi - ulus miele micro dalga mini midi fırınlar servisi - ulus miele beyaz eşya servisi - miele servisi – miele servis - kullanmış olduğunuz miele marka cihazınız garanti süresi devam ediyor ise miele yetkili servis aramanız gerekmektedir.( Ulus )
23 Apr 2012
285
Share Video

0:35
Miele Etiler servis | Etiler miele servisi | tüketicisine Etiler miele servisi üstün hizmet sunmuş,servis çağrı hizmeti ( 212 342 00 24 ) miele Etiler servisi sektördeki kaliteyi her geçen gün yükseltmiş ve bunların yanı sıra öncü konumunu her zaman korumuştur.Müşterilerimize gönül rahatlığıyla kullanabileceği kaliteli ve sağlıklı hizmeti sunarak firmamızın gelişmesini ve rekabet gücünü sürekli kılmaktır. Personelimizin eğitimine önem vererek Mevzuat şartlarına uygun, müşterilerimizin beklentilerinin ötesinde memnuniyetini sağlayacak kaliteli ve güvenli hizmet verebilmektir, Günümüzde gerek kalitesi gerek ise güvenilirliği ile Orjinal yedek parça kullanımı konusunda hassas davranan firmamız Parça ve işçiliklere 1 YIL garanti vermektedir. Etiler bölgesi miele servisi - Etiler miele çamaşır makinası servisi - Etiler miele bulaşık makinası servisi - Etiler miele kurutma makinası servisi - Etiler miele buzdolabı servisi - Etiler miele ankastra fırın servisi - Etiler miele micro dalga mini midi fırınlar servisi - Etiler miele beyaz eşya servisi - miele servisi – miele servis - kullanmış olduğunuz miele marka cihazınız garanti süresi devam ediyor ise miele yetkili servis aramanız gerekmektedir.( Etiler )
23 Apr 2012
196
Share Video

0:35
Miele servis | akatlar miele servisi |- tüketicisine akatlar miele servisi üstün hizmet sunmuş,servis çağrı hizmeti ( 212 342 00 24 ) miele akatlar servisi sektördeki kaliteyi her geçen gün yükseltmiş ve bunların yanı sıra öncü konumunu her zaman korumuştur.Müşterilerimize gönül rahatlığıyla kullanabileceği kaliteli ve sağlıklı hizmeti sunarak firmamızın gelişmesini ve rekabet gücünü sürekli kılmaktır. Personelimizin eğitimine önem vererek Mevzuat şartlarına uygun, müşterilerimizin beklentilerinin ötesinde memnuniyetini sağlayacak kaliteli ve güvenli hizmet verebilmektir, Günümüzde gerek kalitesi gerek ise güvenilirliği ile Orjinal yedek parça kullanımı konusunda hassas davranan firmamız Parça ve işçiliklere 1 YIL garanti vermektedir. akatlar bölgesi miele servisi - akatlar miele çamaşır makinası servisi - akatlar miele bulaşık makinası servisi - akatlar miele kurutma makinası servisi - akatlar miele buzdolabı servisi - akatlar miele ankastra fırın servisi akatlar miele micro dalga mini midi fırınlar servisi - akatlar miele beyaz eşya servisi miele servisi – miele servis - kullanmış olduğunuz miele marka cihazınız garanti süresi devam ediyor ise miele yetkili servis aramanız gerekmektedir.( Akatlar )
23 Apr 2012
283
Share Video

31:53
Karaman ve Türkmen kültürünün anlatıldığı belgesel film. Türkler; bozkırın hakim olduğu topraklarla özdeşlemiş, eşyasını, 'od'unu, ocağını sürekli taşıyan konar göçer bir millettir. Türklerin ilk vatanları Orta Asya olmuştur. Bu toprakları önce Hunlar ve Göktürkler sonra da Oğuzlar yurt tutmuştur. Türkmenler ise Maveraünnehir de kurulan Selçuklu İmparatorluğu'nun daima uç bölgelerine gönderilmiştir. Moğolların da baskısıyla İran, Irak, Suriye ve Doğu Anadolu'ya göçler olmuş buralardan iç bölgelere doğru ilerlemiştir. Malazgirt zaferiyle Anadolu'nun ve batının kapıları açılmıştır ve Anadolu'da Karamanoğlu Beyliği kurulduktan sonra yöre tam bir Türkmen bölgesi olmuştur. Türkmenistan ve Azerbaycan'a da yerleşen Türkmenlere ülkemizin hemen her ilinde rastlamak mümkündür. Yıllarca süren bu yolculuklar sırasında; bozkır ve çadır kültürü ile yoğrulmuş olan Türkmenler değişik kültürlerle karşılaşmalarına rağmen, gittikleri her yere Türkçesinden ve kültüründen izler bırakmıştır. Bugün bile tam olarak yerleşik hayata geçmeyen Türkmenlerde göçebe, yarı göçebe unsurlar devam etmekte, baharın gelmesi ile birlikte yayla ve obalar ev sahiplerini ağırlamaktadır. Türkmenlerin yerleşim yerlerinden olan Anadolu tam bir uygarlıklar ülkesidir. Arkeolojik ve kültürel araştırmacılar için hâlâ bakir olan Karaman ve çevresi insanlık tarihi kadar eski yerleşime sahiptir. Pınarbaşı höyüğünde yapılan kazılarda 10 bin yıllık yaşam izlerine rastlanmıştır. Eski Hotamış Gölü yatağının kenarında olan bu yerleşim yerinde yaşayanlar avcı toplayıcı topluluklardır. Bu bölgede Hititler, Romalılar ve Bizanslılar hüküm sürmüştür. Derbe Kerti Höyük Karaman'a 25 km uzaklıkta Ekinözü Köyü'nün kuzeyinde 450 metreye 250 metre ölçülerinde, ovanın ortasında yükselmektedir. Hıristiyanlığın yaygınlaştığı önemli merkezlerden birisidir. İsa'dan sonra 47 yılında Aziz Pavlos ve Barnabas burayı ziyaret etmiş, bir müddet kalmıştır. Aziz Pavlos 49 ve 53 yıllarında buraya tekrar gelmiştir. Ovanın ortasında yükselen Karadağ'da 4. ve 9. yüzyılda yapılmış pek çok kilise, şapel, bazilika ve manastır bulunmaktadır. O dönemde Hıristiyanlığın merkezi olan bölge; ovanın ortasında güvenliğin sağlanabildiği bir yer olduğu için yaşam alanı olarak seçilmiştir. Hitit kralı Hartapus da Karadağ'ın Mahalaç Tepesi'ne adını kazıtmıştır. Karaman'ın her köyünde ören yeri, höyük gibi kalıntılara rastlamak mümkündür. Bu da Karaman'ın zaman içinde ne kadar yoğun bir yerleşim merkezi olduğuna işarettir. Değle'deki bu resim insanoğlunun tarıma verdiği önemi göstermektedir. Tohum saçma, öküzle ve sabanla çift sürme insanoğlu için yaşam biçimidir. Karamanlılar kimi tarihçilere göre ele avuca sığmayan savaşçı Türkmenler, kimilerine göre de Türk şövalyeleridir. Tirhçi İbn-i Kemal Karamanlı Türkmenler için: "Yel gibi ansızın çıkarlardı Sel gibi ili günü yıkarlardı." Demiştir. Bu dönemde Türkmen dervişi Yunus Emre burada, Türkmenler arasında yaşamıştır. İnsanlığa İslam'ın tasavvufi yönünü ve dinimizin insana verdiği değeri şu mısralarla anlatmıştır: Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil. Yetmiş iki millet dahi, elin yüzün yumaz değil. Yine başka bir deyişinde: Yunus Emre der: Hoca; gerekse bin var hacca, Hepsinden iyice, bir gönüle girmektir. Yine Mevlana Celalettin Rumi 1221 yılında Karaman'a gelir. Gençliği burada geçer, burada evlenir. Annesini burada kaybeder. Eski adı Lârende olan Karaman'ın Aktekke Cami içinde annesi ve diğer akrabaları meftundur. Mevlana: "Yıldızlara, vadilere baktım geldim, Yoldan yürüdüm, sulardan aktım geldim, Ben Belh'te bir kutlu beşik, bir ninni, Larende'de bir anne bıraktım geldim." diyerek yolculuğunu özetlemektedir. Karamanoğulları'nda da şu düstur esastır: "Girene kapımız açık, yiyene malımız mubahtır." Bunu Karamanoğlu İbrahim Bey, kendi adını taşıyan İmaret'in kapısına yazdırmıştır. Karaman Mevlana'ya, Yunus Emre'ye, Şeyh Edebalı'ya, Piri Reis'e Kazım Karabekir Paşa ve daha pek çok önemli zat yetiştirmiş, ev sahipliği yapmış bir diyardır. Karamanoğulları ile Osmanlı arasında uzun yıllar süren savaşlar neticesinde Fatih Sultan Mehmet 1471 yılında beyliğe son verir ve yöre halkı Osmanlı'nın birçok yerine sürgün edilir. Karaman ve Konya çevresindeki Türkmenler dilini, adetlerini, gelenek ve göreneklerini koruyarak bu güne gelmişlerdir. Yörede Türkmenleri konuşmalarından anlamak mümkündür. Kullanılan kelimelerin tamamı büyük ve küçük ünlü uyumuna uymaktadır. Türkmenler; vatanına, milletine, dinine, örf, adet ve geleneklerine bağlı, işinde aşında, yaşadığı iklim gereği sert görünüşlü olmalarına rağmen altın kalpli, çalışkan ve maharetli insanlardır. Bozkırlar, stepler onları vatanı olmuş, üzerlikleğin-galangının olmadığı yerleri yurt edinmemişlerdir. Türkmenlerin en önemli özelliklerinden birisi de misafirperverlikleridir. 'Eğer misafirperverlik yoksa o köy Türkmen değildir' derler. Köylerde her sülalenin bir misafir odası vardır. Bu oda han, kervansaray gibi işlemektedir. Odaya misafir olanların binek hayvanlarına da bakılır. Oda sahibi ve komşular yemek getirerek misafirlerine hürmet ederler. Odalar, Türkmen kültürünün özünü oluşturur. Adet, gelenek ve görenekler burada uygulanarak yaşatılır. Odada uzun ve hoş sohbetler yapılır. Oyunlar oynanarak kültür yaşatılır. Bugün halen devam eden bu kültüre Eğilmez Köyü, Boyalıtepe Köyü ve Burunoba Köylerinde rastlayabilirsiniz. Odalarda oynan oyunların başında 'fincan oyunu' gelir. Altı veya sekiz fincan tepsiye dizilir, bir ebe seçilir. Ebe, fincanlardan birinin altına yüksüğü saklar ve karşıdaki kişi bu yüksüğün hangi fincanda saklı olduğunu bulmaya çalışır. Şakalaşma ve güzel konuşmanın kaynaşma sağladığı bu oyunda, oyuncu yüksüğü ya ilk fincanda ya da son fincanda bulmak zorundadır. Göçebeliğin etkisiyle hayvancılığın önemli bir yeri olan Türkmenlerde çeşitli gelenekler devam ederek gelmiştir. Bu geleneklerden biri de 'saya'dır. Her yıl ilk kuzulamanın başladığı zamanlarda yapılır. Çobanlar elini yüzünü karalayarak, üzerlerine çanlar bağlayarak ağalardan bahşiş almak için maniler söyler: Saya saya sallı boya Dört ayağı nallı boya Saya geldi duydunuz mu? Selam verdi aldınız mı? Garabaş tokluyu virdiniz mi? Yağ viren ablamın bir oğlu olsun Gümüşten beşiği olsun Yağ virmiyen ablamın bir gızı olsun Beşikten düşsün, burnu sürtülsün. Diyerek bahşişi artırmaya çalışırlar. Türkmenlerde, bozkırda derin kuyuların soğuk suyuna ulaşmak için genellikle hayvanlar kullanılmıştır. Kuyuya sarkıtılan kova, çark yardımı ile hayvan gücü ile çekilmiş; kuyudan çıkarılan su ile hem insanların hem de hayvanların ihtiyaçları karşılanmıştır. Cıngırık ise kuyudan su çekmenin başka bir yöntemidir. Su çekme işi kaldıraç görevi gören ağaç düzenek ile yapılır. Kuyunun yanına denge ve kaldırma noktasını oluşturan iki uzun ağaç dikilir ve bu ağaçların üzerine başka bir ağaç yatay şekilde yerleştirilir. Suyun mesafesine göre kovanın zinciri ayarlanır. Bozkırın kurak ikliminde dağlık bölgelerde ise sarnıçlar su ihtiyacını karşılamıştır. Bölgede çoğu halen kullanılan sarnıçlara kışın kar, yağmur suyu birikir ve bu sular yazın hayvanların sulanmasında kullanılır. Eskimeyen kültürlerini devam ettiren Türkmenler; mevsimlik ürünleri sonraki dönemlere bırakmak için ilginç yöntemler geliştirmişlerdir. Buzdolabı görevini gören bastırık ve bucak yöntemi ile peynir, yağ gibi kış katığını saklamışlardır. Kilim, keçe ve çulla kat kat örtülen yiyeceklerin üzeri gecenin en soğuk olduğu vakitte açılır, sabaha karşı tekrar kapatılır. Çok zahmetli olan bu yöntemin bir avantajı da; yiyecekleri tam da Türkmenlerin damak zevkine göre olgunlaştırmasıdır. Türkmenlerin milli yemeklerinin başında ayrannıaş olarak söylenen yoğurt çorbası, çilli, topalak köftesi, mülkü, omaç, övelemeç, doğrambaç, bamya, sütlü cacık, sütlü pilav, patatesli bulgur çorbası, çılbır, yoğurtlu yumurta gelir. Çilli sadece Türkmenler tarafından pişirilir. Üzüm, kemiklik kaburga eti, yağ, bazen kayısı ve erik kurusu da katılarak yapılan bir yemektir. Düğünlerde çilli, topalak, yoğurt çorbası, bamya gibi yemekler pişer. Un guymağı Türkmenler arasında yaygındır. Bazı köylerde höşmerim dense de esas adı un guymağıdır. Taze çekilmiş ravaktan yapılır. Ravak ocakta kaynamaya başlarken ağır ağır un atılarak karıştırılır. Şeker ilave edilerek pişirilir ve servis edilir. Özel yemekler, özel günlerde, bayramlarda ve misafir gelince yapılır. Bu da misafire verilen değeri göstermektedir. Türkmenlerin milli tatlısı uyutma, gıvratma, guyruğundan dutma, haside ve sinidir. Su böreği de çekilir. Uyutma maharet işidir. Her kadın uyutmayı yapamaz, tutturamaz. Çok besleyici, lezzetli, hafif ve soğuk yenilen bir tatlıdır. Kuru incir yıkanır, küçük parçalara bölünür, üzerine şeker atılarak bir kaba konur. Süt kaynatılır, incirlerin üzerine dökülür ve kaşıkla incirler ezilir. Üzeri kapanarak tutması beklenir. Gıvratma ise otantik, harika bir tatlıdır. Hamur açılır, üzerine tamamen kaymak sürülür, bunun üstüne şeker ve ceviz, fıstık serpilir. Hamur güzelce yuvarlanarak tepsiye kıvrım kıvrım dizilir. Ocaktan köz alınır tepsinin altına konur, tepsinin üzerine saç kapanır, sacın üstüne de köz konur ve arada pişer. Topalak köftesi düğünlerde ve bayramlarda pişer. Yapımı oldukça zahmetlidir. Önce bulgur, soğan ve parça et tokmakla dövülür. Dövülen malzeme hamur yoğurur gibi içine baharat katılıp yumurta kırılır. Yoğrulan malzeme küçük küçük yuvarlaklar haline getirilir. Birkaç saat dinlenir. Sonra salça yağ kavrulur. Köfte ve kemikli et katılarak pişirilir. Bayramlarda kömbe ve baklava sinilere çekilerek misafire ikram edilir. Türkmen düğünlerinde yapılan her iş merasime tabidir bunun için kırk düğüm tabiri kullanılır. Nişanlılık döneminde kurban bayramı denk gelmişse; erkek tarafı kız evine kurbanlığı süsleyerek hediye olarak götürür. Bu dönemde kız ile oğlan birbirlerini hiç görmezler, yolda sokakta görürlerse de saklanır veya kaçarlar. Günümüzde bu adet uygulanmamaktadır. Düğün için hazırlıklar önceden başlar, okuntular davetlilere gönderilir. Erkek evine bayrak dikilir, misafirlere düğün yemeği ikram edilir. Kına gecesi düğünü ise kız evinde yapılır. Gelin alma günü geldiğinde eğlenceler sabahleyin başlar. Erkek evinde çalgı ekibi çalar, oynanır. Damat tıraşından sonra gelin almaya gidilir. Gelin, yeni evine gelmeden kaynanası; geline nazar değmemesi için üzerliğini tütsüdür. Gelin erkek evine gelip içeri girmeden kurban kesilir. Ardından evin önünde damatla oynar. İçeri gireceği zaman da; şeker ve para saçar, kapıdaki asılan Kuran-ı Kerimi öper, kaşıkla verilen tereyağını kapının eşiğine sürer ve kapıdaki bağlı ipi kırarak içeri girer. Tekrar dışarı çıkarak tebrikleri kabul eder, takı takılır ve merasim sona erer. Türkmenlerin geleneksel kıyafeti üç etektir. Altına kutnudan don giyilir. Başta fes ve süslemesi vardır. İşlemeli öynüğü, yan süsleri vardır. Tamamen elle dikilip işlenen bu giysinin kolçakları ise ayrı bir sanat eseridir. Halı Türklerin tarihten gelen bir geleneği, kültürüdür. Halıya verdiği motifler yaşadıklarını ve duygularını yansıtır. Bu motifler bize pek çok ip uçları vermektedir. her türlü dokuma ihtiyacını kendileri karşılamıştır. Heybesini, yastığını, namazlağını, azık çantasını, kilimini, çuvalını, kolanını, koşan ipini kendisi üretmiştir. Bostanlıklarda sebze ve meyveyi yetiştirmiştir. Eti, sebzeyi, meyveyi kurutarak saklamıştır. Karaman Türkmen köylerinin çoğu derbentçilik yapmıştır. Tarihi yapıların çok olduğu bu yerleşim yerlerinden, Atçekenlerin yurdu Akçaşehir Cami'nin yapımı 12. yüzyıla kadar uzanır. Tavan ağaç örtme şeklindedir. Türünün ender örneklerinden biri olarak günümüze gelmiştir. Bu cami 4. Murat’ı sefere giderken ağırlamıştır. Hayvancılık Türkmenler için bir yaşam tarzı olmuştur. Koyunu, keçisi, ineği, öküzü, atı, eşeği, devesi ile bütünleşmiştir. Özellikle koyun besleme çok yaygın olarak devam ede gelmektedir. Koyunun sağımı için koşumu ise ayrı bir ustalık ve yöntemdir. Böylelikle koyun rahatlıkla sağılabilmektedir. Koyunun, keçinin kırkımı da ayrı bir hüner istemektedir. Türkmen kadınları, diğer Türkmen kadınlarından öndüçleşme yöntemi ile koyun, keçi sütü toplar. Bu süt alımı, çöple ölçülerek yapılır. Bu işlemi ancak öndüçleşen kadınlar bilir. Çöpleri kırarak milim şaşırmadan alış veriş yaparlar. Topladıkları bu sütleri kaymak, yağ, peynir yaparak keçi derisine basarak tuluk yapılır. Karaman Anadolu’nun parlayan yıldızları arasındaki yerini şimdiden almıştır. Önemli bir üretim ve sanayi merkezi olma yolundadır. Öyle ki; ülkemizde üretilen bisküvinin %44 ü, gofretin %53 ü, bulgurun % 20 burada üretilir. Tarıma dayalı sanayi hayli gelişmiştir. Aynı zamanda tarım ve bakliyat ambarıdır. Şeker pancarı, fasulye, nohut, mısır da önemli yer tutar. Son yıllarda bu üretim çeşitlenmeye başlamıştır. Ülkemizin önemli elma üretim merkezlerinden biri olmuştur. Ayrıca ayçiçeği, kavun, karpuz üretimi ile de kendinden söz ettirmektedir. Karaman Anadolu’yu Akdeniz’e bağlayan yollar üzerinde olması nedeniyle de önem kazanmaktadır. İstanbul’dan çıkan eski kervanlar ve Hacca gidenler Karaman’dan Ereğli’ye ve oradan da Gülek boğazını geçerek Halep’e ulaşırlardı. Yavuz Sultan Selim’in Karapınar’ı inşa etmesiyle, Konya-Karapınar-Ereğli yolu daha da kısaldı. Bu tarihten sonra Karaman sürekli gerilemeye başladı. 1500'lü yıllardan itibaren Karaman nüfusu azalmaya başladı. Yine askeri yollarda Karaman sınırlarından geçmekte idi. Kanuni Sultan Süleyman 1. Irak seferine giderken ve dönerken Eğilmez, Karacaören köylerinden aşıp Çoğlu’dan Akçaşehir’e ve oradan da Ereğli’ye gitmiştir. 4. Murat Revan seferine giderken 1635’te yine aşağı yukarı aynı yolu kullanmıştır. *******ki.tv.tr *******sms.name.tr
29 Dec 2012
1314
Share Video

11:27
28.12.2012 CUMA HUTBESİ KONU: “DÜN” EYLEDİĞİMİZ GÜNLER…(VİDEO) -EMİRKAPTAN- Kardeşlerim! Okuduğum âyet-i kerimelerde Cenâb-ı Hak şöyle buyuruyor: “Allah (inkârcılara): ‘Yeryüzünde kaç sene kaldınız?’ diye sorar. Onlar, ‘Bir gün, ya da bir günden daha az bir süre kaldık. Hesap tutanlara sor!’ derler. Bunun üzerine Allah şöyle buyurur: “Çok az bir zaman kaldınız. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız.” “Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” [1] Kardeşlerim! Zaman hızla akıyor, ömür sermayesi tükeniyor. Günleri “dün” eyledikçe, sayılı günlerimiz azalıyor. Yılları eskittikçe, hesap gününe biraz daha yaklaşıyoruz. Önümüzdeki Salı günü yeni bir yıla gireceğiz. Duvarlarımıza yeni takvimler asacağız. Tıpkı bir sene önceki gibi. Nasıl da tükendi 365 gün! Nasıl da göz açıp kapamak kadar çabucak geçti yüzlerce gün, binlerce saat! Şair ne güzel ifade ediyor bu hakikati! “Geldi geçti ömrüm benim, şol yel esip geçmiş gibi Hele bana şöyle geldi, bir göz yumup açmış gibi” Kardeşlerim! Yeni günler, yeni bir yıl bekliyor bizi. Ömrümüz olursa, onların da tükendiğini göreceğiz. Bir gün biz de bir takvim yaprağından önce düşeceğiz dünyadan. Bizden önce başkaları için hep böyle oldu, bizim için de böyle olacak. Başkaları için sıradan olan bir gün, bizim için en büyük göç başlayacak. Ömür defterimiz kapanacak. Ebedî ömrümüzün rengi o gün belli olacak. Dünya imtihanımız sonlanacak, elimiz kolumuz bağlanacak. O günden itibaren, ebedî hayatı kazanmak için bir şey yapamaz hâle geleceğiz. Geçirdiğimiz yılların hesabı sorulacak! Kardeşlerim. Yeni yıl, ister hicrî olsun ister miladi; önemli olan bizim vakti nasıl karşıladığımızdır. Önemli olan, yeni bir yılın başlamasına ne anlam yüklediğimizdir. Yıllar ister ay’a göre belirlensin, ister güneşe göre, fark etmez. Rabbimiz bize güneşi de şahit gösterir, ayı da… Önemli olan, yeni günlerin adının ne olduğu değil, yeni günlerde nasıl var olduğumuzdur. Zamanın geçişini haber veren yıl başlangıcı gibi özel zaman dilimleri, bir fırsattır önümüzde. Yeni bir başlangıç yapmak içindir bu fırsat. Hatalarımızı gözden geçirip yeni kararlar almak içindir bu fırsat. Hayatımızda yeni beyaz sayfalar açmak içindir bu fırsat. Zamana değer katabiliriz elbet. Zamanı kurtuluş sebebimiz yapabiliriz. Zamanı ilmek ilmek işleyebiliriz. Gelen yılın günlerinde cenneti kazandıracak işler yapabiliriz. Elimizdeki bir deste takvim yaprağından sonsuz mutluluk çıkarabiliriz. Önümüze gelen her yeni günü kendimize güzel bir şahit yaparak ahirete yollayabiliriz. Kardeşlerim! Her yılın başlangıcı, aslında bizlere bu mesajları veriyor. Ancak üzülerek ifade edelim ki, başka dinlere, başka kültürlere, başka dünyalara ait sembolik unsurlar, yılbaşı eğlenceleri ile bütünleştirilerek bir tüketim kültürüne dönüşmüştür. Daha endişe verici olanı ise geleceğimizin teminatı olan çocuklar üzerinden bir kimlik ve kültür erozyonu gerçekleştirilmesidir. Ömrümüzden bir sene gittiği halde sanki bir sene kazanmış gibi zamandan intikam alırcasına, kendini ve değerlerini unutarak, kendinden geçerek alkollü içkilerle sabahlara kadar eğlenmek ne kadar hazindir. Emek harcamadan zengin olmak arzusuyla kumar, piyango, toto ve loto gibi talih ve şans oyunlarının peşinden sürüklenmek ne kadar üzüntü vericidir. Gönül ister ki, her yılın başlangıcı, insanoğlunun iç içe geçmiş muhasebelerini yaptığı, kendi insanlığını yeniden kurduğu bir milat olsun! Kardeşlerim! Her yılın ilk gecesi, anlamsız gayretlerin peşinde sürüklenmenin vakti olmamalıdır. Aksine ömrümüzden geride bıraktığımız yılın muhasebesinin yapıldığı vakittir. Yeni bir yıla daha kavuşturduğu için Cenâb-ı Hakk’a şükretmemiz gereken vakittir. Zamanın sahibi Cenâb-ı Hakk’a karşı kulluğumuzun şuurunda olma vaktidir. Günün beş vaktini secdeyle anlamlandırmaktır. Durduramadığımız vakti yüreklerimizle doldurmaktır. Bu fani dünyadan ebedî cenneti çıkarabilmektir. Gelip geçen yılların tarlasından sonsuzluk hasadını elde edebilmektir. Kardeşlerim! Yeni bir yıla girerken etrafımızda olup bitenlere dikkat kesilmeliyiz. Suriye’de iki ateş arasında kalmış çocuklara, kadınlara, yaşlılara, ilaçsız ve dermansız insanlara duyarsız kalmamalıyız. Bugün Suriye’deki kardeşlerimiz ve akrabalarımız bir insanlık trajedisi yaşamaktadır. Savaşın acımasız şartları içerisinde her gün ölümle yüzleşmektedirler. Açlıktan ilaçsızlığa, barınmadan ısınmaya çok zor şartlarla karşı karşıyadırlar. Gün, insanlığımızın ve Müslümanlığımızın imtihan edildiği gündür. Gün, Allah rızası için insanlık namına Suriyeli kardeşlerimize yardım elini uzatma günüdür. Mezhebi, meşrebi, inanışı, dünya görüşü ne olursa olsun Müslümanlar, hatta bütün insanlık, sivil toplum örgütleriyle, kurum ve kuruluşlarıyla bu yarayı sarmak durumundadırlar. Bu sebeple Türkiye Diyanet Vakfı olarak ülke genelinde Suriye için insanî yardım kampanyası başlatmış bulunuyoruz. Cenâb-ı Hak, yaptığınız ve yapacağınız yardımları kabul eylesin! Hutbemi başta okuduğum hadis-i şerifin mealiyle bitirmek istiyorum. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), bir gün ashaptan birine şöyle nasihatte bulunuyordu: “Beş şey gelmeden önce beş şeyin değerini iyi bilmelisin; ölümünden önce hayatının, meşguliyetinden önce boş zamanının, fakirliğinden önce zenginliğinin, ihtiyarlığından önce gençliğinin ve hastalığından önce sağlığının.” [2] —————————- [1] Mü’minûn, 23/112-115 [2] İbn Ebî Şeybe, Musannef, Zühd, 6; Hâkim, Müstedrek, IV, 341. KONU: “DÜN” EYLEDİĞİMİZ GÜNLER… TARİH: 28.12.2012 OKUYAN: HAYDARÇAVUŞ CAMİİ MÜEZZİNİ HALİL İBRAHİM TETİK HAZIRLAYAN: DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI Not: Cuma namazını müteakip ülke genelinde Suriyeli kardeşlerimiz için yardım toplanacaktır. ——————– -BH- *******www.bandirmahaber****/2012/12/28/28-12-2012-cuma-hutbesi-konu-dun-eyledigimiz-gunlervideo/
31 Dec 2012
450
Share Video

3:33
Yine Karlar Yağdı Gönül Dağıma-Murat Yılmaz (Mrt Ylmz Mu)
13 Nov 2016
239
Share Video