Results for: vÜcut Search Results
Family Filter:
1:25
HPV nedir? Human papillomavirüs yani, HPV. Hem kadınları hem de erkekleri etkileyen, oldukça bulaşıcı, yaygın ve belirti göstermeyen bir virüstür. HPV'nin bir çok farklı tipi vardır. Bu tiplerden bağzıları rahim ağzında bulunan hücreleri etkileyebilir ve bu hücreler tedavi edilmediğinde rahim ağzı kanserine dönüşebilir. HPV'nin bazı tipleri ise kadın ve erkeğin genital bölgelerinde siğile sebep olabilir. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre her 10 kişiden 1'inde var olan bu virüs çoğu zaman vücut tarafından kendiliğinden temizlenebilir. Ancak virüsün kimde kendiliğinden temizleneceğini ve kimde hastalığa yol açabileceğini bilmenin bir yolu yoktur. Olası tehlikeli sonuçları göz önüne alındığında özellikle kadınların bu virüs konusunda duyarlı olması ve korunmaya özen göstermesi gerekir. Daha fazla bilgi için: hpv.gen.tr facebook****/HPVnedir twitter****/HPVnedir
7 Oct 2010
154
Share Video

2:03
Derma Roller Bilgi ve Sipariş Hattı: 0212 659 88 11 - Online Sipariş: *******www.nebbu****/MT-MicroNeedle-Derma-Roller-Dogal-Cilt-Genclestirmeye-Yardimci-Aparat_258571.html#0 - Dermaroller: Mikro İğneler İle Kolay ve Güvenli Uygulama, Etkin Sonuçlar.. Derma Roller, üzerinde mikro ebatlarda saç telinden daha ince çelik cerrahi iğnelerin olduğu bir silindirdir. Özel olarak tasarlanmış bu iğneler sorunlu bölgeye uygulandığında ciltte mikro kanalllar açarak, vücudun kendini yenileme sürecini başlatır. İğnelerin açtığı kanamaya neden olmayan bu minik kanalları beden yara olarak algılar ve kendi kendine tedavi süreci başlar. Vücut bu bölgeye kolajen, büyüme faktörleri ve diğer yapıtaşı maddelerini yollar. Böylece cilt kendi kendini onarır. -
28 Mar 2011
1377
Share Video

4:18
Online Sipariş: www.nebbu**** - Derma Roller Bilgi ve Sipariş Hattı: 0212 659 88 11 - Derma Roller,üzerinde mikro ebatlarda saç telinden daha ince çelik cerrahi iğnelerin olduğu bir silindirdir. Özel olarak tasarlanmış bu iğneler sorunlu bölgeye uygulandığında ciltte mikro kanalllar açarak, vücudun kendini yenileme sürecini başlatır. İğnelerin açtığı kanamaya neden olmayan bu minik kanalları beden yara olarak algılar ve kendi kendine tedavi süreci başlar. Vücut bu bölgeye kolajen, büyüme faktörleri ve diğer yapıtaşı maddelerini yollar. Böylece cilt kendi kendini onarır.
4 Apr 2011
1062
Share Video

6:26
Pembe Maske Bilgi ve Sipariş Hattı: 0212 659 88 11 - Online Sipariş: www.nebbu**** - Pembe Maske Nedir? Son zamanların en popüler cilt yenileme ürünü olan pembe maske bir çok ünlü tarafından da yoğun olarak kullanılmaktadır. Yüzdeki kırışıklıklar, sivilce ve sivilcelerin sebep olduğu deformasyonları gidermede kullanılan yüz maskesi ve inceltici, selülit giderici olarak kullanılan vücut maskesi olmak üzere iki farklı ürün mevcuttur. Her iki ürün de minimum beş seans olarak uygulanmakta ve cildin yıpranma durumuna göre uygulama sayısı arttırılabilmektedir. İç ve dış etkenlerin ciltte yol açtığı yaşlanmayı önleyen pembe maske yağ ve nem dengesini düzenleyerek gençlik iksiriniz oluyor. Pembe Maske havanın mevsimsel değişiminden kaynaklanan zararlı etkileriyle ciltte oluşan nem kaybı, pullanma, hassasiyet, kızarıklıklar gibi sorunları yok ediyor. Yüzünüzdeki ve cildinizdeki su, vitamin ve kolajen eksikliğini tamamlayarak tazelik ve canlılık kazandırıyor. pembe maske; pembe; maske; pembemaske; selülit maskesi; yüz bakımı; akne maskesi; sivilce maskesi; pembe maske nasıl yapılır; pembe maske nedir; pembe maske fiyatı; pembe maske satın al; pembe maske selülit; pembe maske akne; pembe maske sivilce;
9 Apr 2011
370
Share Video

6:52
Pembe Selülit Maskesi :84 TL - Pembe Sivilce ve Akne Maskesi: 74 TL - İkisi Bir Arada: 144 TL - Pembe Maske Bilgi ve Sipariş Hattı: 0212 659 88 11 - Online Sipariş: www.nebbu**** - www.pembe-maske**** - Pembe Maske Nedir? Son zamanların en popüler cilt yenileme ürünü olan pembe maske bir çok ünlü tarafından da yoğun olarak kullanılmaktadır. Yüzdeki kırışıklıklar, sivilce ve sivilcelerin sebep olduğu deformasyonları gidermede kullanılan yüz maskesi ve inceltici, selülit giderici olarak kullanılan vücut maskesi olmak üzere iki farklı ürün mevcuttur. Her iki ürün de minimum beş seans olarak uygulanmakta ve cildin yıpranma durumuna göre uygulama sayısı arttırılabilmektedir. (pembe maske - pembemaske - selülit maskesi - yüz bakımı - akne maskesi - sivilce maskesi - pembe maske nasıl yapılır - pembe maske nedir - pembe maske fiyatı - pembe maske satın al - pembe maske selülit - pembe maske akne - pembe maske sivilce - pembe maske video - pembe maske en ucuz)
15 Apr 2011
872
Share Video

3:17
HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut İlter Aykut Öğretmen BLok flüt notası BOPSİTİLER DO Sİ LA FA SOL LA / Sİ LA SOL Mİ FA SOL LA SOL FA RE Mİ FA SOL RE Mİ SOLLL SOL SOL Mİ LA SOL SOL Mİİİİİ x 2 FA FA RE FA FA REE SOL SOL LA SOL FA Mİ RE DOOO Bopstiler Şarkı sözleri BOPSTİLER STİLER ASFALTTAN GEÇEMEZLER SEBEBİ SEBEBİ CEPLERİ DOLU LEBLEBİ BOPSTİLİN ŞAPKASI SANKİDE VAPUR BACASI SEBEBİ SEBEBİ CEPLERİ DOLU LEBLEBİ BOPSTİLİN KRAVATI SANKİDE VAPUR HALATI SEBEBİ SEBEBİ CEPLERİ DOLU LEBLEBİ BOPSTİLİN CEKETİ KOKUYOR BALIK ETİ SEBEBİ SEBEBİ CEPLERİ DOLU LEBLEBİ Orff nedir? Ritm; müzik, dans ve konuşmada doğası gereği varolan temel öğedir. Bu temel öğe üzerine kurulu bir “ dil ” olan Orff yöntemi; a) Ritm için vücut sesi ve jestler vurgulanarak, b) Enstrümanların en doğalı ve ilki olan “ses” kullanılarak, c) Her ölçü, şekil ve ses çeşitliliğine göre bütün davul türlerine büyük önem verilerek, d) Doğaçlamalara şekil veren öge olarak “ostinato” (tekrarlanan ritmik, sözlü veya söylenen biçim) kullanılarak doğmuştur. Orff Schulwerk çalışmalarının temeli müzik, konuşma, dans-hareket’in birleşiminden ortaya çıkacak yaratıcı gücün tetiklenmesidir. Bu gücün sonucunda ortaya çıkan ürünler ise süreç içerisinde çocukların kişilik gelişimine katkı sağladığı gibi sosyal ve iletişim becerilerini de geliştirmektedir. Yaratıcılığı doruk noktasına çıkaran çalışmalarda çocuklar tamamen doğaçlama hareket geliştirir, hiç bir sanatsal kaygı taşımadan çalgıları ve bedenlerini kullanarak spontan müzik yaparlar. Bu çalışmalarda çocukların yeteneklerinin olup olmadığı önemli değil, deneyim yaşadıkları süreç ve meydana getirdikleri ürün önemlidir. CARL ORFF KİMDİR? Carl ORFF (1895 – 1982) Alman Besteci ve Müzik Eğitimcisi Çoğumuz CARL ORFF'u besteci kimliğiyle ve yazmış olduğu en ünlü eseri Carmina Burana adlı oratoryosu ile tanırız. Eğitimci yönü ise, kendisinin geliştirdiği Orff Metodu ile karşımıza çıkar. ORFF YÖNTEMİ NEDİR? Ritm; müzik, dans ve konuşmada doğası gereği varolan temel öğedir. Bu temel öğe üzerine kurulu bir “ dil ” olan Orff yöntemi; a) Ritm için vücut sesi ve jestler vurgulanarak, b) Enstrümanların en doğalı ve ilki olan “ses” kullanılarak, c) Her ölçü, şekil ve ses çeşitliliğine göre bütün davul türlerine büyük önem verilerek, d) Doğaçlamalara şekil veren öge olarak “ostinato” (tekrarlanan ritmik, sözlü veya söylenen biçim) kullanılarak doğmuştur. Orff Metodu, çocuklara temel müzik eğitimi vermek için çocuğun alışık olduğu elemanları kullanarak tamamen doğal yolla öğrenmeyi teşvik eden, Carl ORFF tarafından geliştirilen bir metottur. Bu metodun en temel öğesi, dans, müzik, konuşma, dil, vücut, ve hareket birlikteliğidir. Bu temel öğeleri kullanarak, orff metodu uygulandığında, çocukta müzikal yönden gelişme sağlanır. Aynı zamanda bu gelişmeyle birlikte, çocukta öğrenme disiplini, grup sorumluluğu alma, başkaları ile çalışmayı öğrenme ve dikkat becerilerinin geliştirilmesi sağlanmaktadır.Taklit ve keşfetmenin, doğaçlama ve müzik yazarlığına yol açması ile aktif bir şekilde öğrenmeyi sağlar.Okuma ve yazmayı öğrenmeden önce çocuk konuşmayı öğrenir. ORFF ÇALGILARI Carl ORFF, tüm bunların yanında, çocuklara metodu uygularken, eğitimi daha eğlenceli hale getirmek amacıyla, kendi adını verdiği Orff enstrümanlarını kullanmıştır. Bu enstrümanlar : Çelik Üçgen Ritm Çubukları Zil Timpani Gong Ksilofon Metalofon Bango Marakas Kastanyet Tef Glockenspieller ve çeşitli büyüklükte davullar en çok bilinenleri arasındadır. ÖRNEK ETKİNLİK Amaca yönelik önceden hazırlanan bir hikaye : Hikayenin önemli noktaları öğretmen tarafından ders öncesinde belirlenir. Bu noktaların ifade edilebilir özellikte olması önemlidir. Örnek: gök gürültüsü, yağmur sesi, merdivendenhızla çıkan ya da inen bir çocuğun ayak sesleri, birşeyler yerken çıkardığımız sesler, sabah kalktığında kollarını iki yana açarak gerinen bir insanın çıkardığı ses, vb. Öğretmen tarafından org veya piyano ile sürdürülen bir ostinato kalıbı. Orff çalgıları sınıfın ortasına dağınık olarak yerleştirilir. Yapılacak çalışma çocuklara açıklanır. Hikaye öğretmen tarafından anlatılmaya başlanır. Belirlenen ostinato konuya göre öğretmen tarafından sürdürülür. Canlandırma ve uygulama anı geldiğinde öğretmen orgun-piyanonun başından kalkarak hikayenin kaldığı noktadaki durumu-olayı-sesi seçeceği çalgısıyla ifade etmesi için bir öğrencinin yanına ilerler ve omzuna dokunur. Öğrenci kalkar, çalgılara yönelir ve kendince uygun bulduğu Orff çalgısıyla düşüncesini hayata geçirir, canlan dırmasını yapar.Yapılan çalışmalarda çok farklı örneklere rastladığımız gibi bir olayı birçok öğrencinin aynı çalgıyı aynı şekilde kullandığı da dikkat çekici bir noktadır. Bu sırada diğer öğrenciler hikayeyi dinlerler ve uygulama yapan arkadaşlarını izlerler. Bu uygulama sırasında hikayenin resmi de yaptırılabilir. Tüm öğrenciler anlatılan masalı hayalinde canlandırır ve bunu kağıtlarına çizerler. Bu şekilde diğer öğrenciler de yaratıcılıklarını uygulama şansını resim yaparak gerçekleştirmiş olurlar. DERS Orff Bopstiler Anaokulu Çocuk Şarkısı ve Dans Figürleri Topkapı Doğa Koleji ders, orff, bopstiler, orff yaklaşımı, carl orff, aykut öğretmen, topkapı doğa koleji
19 Jun 2013
699
Share Video

2:41
HEM ÖĞREN HEM ÇOCUĞUNA ÖĞRET Aykut ilter AYkut Öğretmen Orff-Schulwerk genel olarak, okul öncesi ve ilköğretim alanında işlevselleşmiş; besteci Carl Orff ve dansçı Gunild Keetman tarafından geliştirilmiş; müzik, hareket ve konuşma/söz unsurlarını bütünleştiren bir müzik eğitimi yaklaşımıdır… Bu yaklaşım, 1948 yılında başlayan bir dizi radyo yayını ile adını duyurmuş, giderek yaygınlaşarak iki temel gelişmeyle geniş bir eğitimci kitlesi tarafından kabul görmüştür… Orff Yaklaşımı Nedir? Yrd. Doç.Dr. Atilla Coşkun Toksoy Orff-Schulwerk (Türkçe okunuşu: Orf-Şulverk) terimi Türkçeye ilk kez Zuckmayer tarafından; “Öğretici Eser” (Uçan 2003, sy. 21) olarak çevrilmiştir. Daha sonraları; “Okul Çalışmaları”, “Okul Çalışmalığı”, “Orff Okul Öğretisi”, “Orff Metodu”, “Orff Yaklaşımı” gibi isimlerle anılmıştır. Kullanılan bütün bu adlandırmalar; taşıdıkları bakış açısı, içerik ve açıklamaları ile Orff-Schulwerk kavramını değişik yönleri ile tarif edebilmektedir. Etimolojik olarak bakıldığında terim; Almanca Schule ve Werk kelimelerinin birleşiminden ortaya çıkmıştır. Schule, Türkçe “okul” anlamına gelmektedir. Werk kelimesinin ise birkaç değişik anlamı vardır. Sözlüklerde “yapıt”, “eser”, “iş”, “uğraş” gibi birden fazla karşılığı bulunmaktadır. Bu noktada karşılaşılan sorun ile ilgili Koçak; “Schulwerk”in sözcük anlamını karşılayacak çevirinin olanaksızlığı sadece Türkçede değil, başka dillerde olduğu gibi İngilizcede de söz konusu olduğunu vurgularken, Orff-Schulwerk’in dünyanın her yerinde, her dilde Almanca orijinal tanım, bir uzmanlık terimi olarak kullanıldığını belirtmektedir. (Koçak, 2005) Orff-Schulwerk günümüzde Carl Orff ve Gunild Keetman’a uzanan bir müzik ve hareket eğitimi yöntemine / yaklaşıma verilen addır. Bu yaklaşım Dorothee Günther, Carl Orff, Gunild Keetman, Wilhelm Keller ve Hermann Regner’in basılmış kitaplarından, bütünleyici kuramsal makale ve görüşlerinden, ayrıca yaşanan ve geliştirilen uygulama deneyimlerinden oluşmaktadır. (Kugler, 2003: 70) Ülkemizde Orff-Schulwerk genel olarak, okul öncesi ve ilköğretim müzik eğitimi uygulamalarında yer bulduğundan; konu, amaç ve içerik açısından Carl Orff’un müzik eğitimi felsefesi çerçevesinde düzenlenen müzik eğitim ve öğretimini ifade eder biçimde “Orff Yaklaşımı” olarak kabul edilip, yaygınlık kazanmaya başlamıştır. Yukarıdaki fikirler ışığında genel anlamıyla Orff-Schulwerk; besteci Carl Orff ve dansçı Gunild Keetman tarafından geliştirilmiş, müzik, hareket ve konuşma/söz unsurlarını bütünleştiren bir müzik eğitimi yaklaşımıdır. Bu yaklaşım,1948 yılında başlayan bir dizi radyo yayını ile adını duyurmuş, giderek yaygınlaşarak iki temel gelişmeyle geniş bir eğitimci kitlesi tarafından kabul görmüştür. Bu iki gelişme:“Beş ciltlik Orff-Schulwerk’in (Music für Kinder – Çocuklar İçin Müzik) yayınlanması, Stüdyo 49 çalgı fabrikasında ksilofon ve glockenspiellerin üretimidir.” (Dawson , 1996: Ek 3.1.) Orff Yaklaşımı’nın daha geniş bir tanımlamasını yapmadan önce, temel görüşlerini sıralamakta fayda vardır: • “Dans ve müzik insanın bedensel, ruhsal ve zihinsel gücünün elementer biçimde dışa vurumudur. • Dil, dans ve müzik çocuğun birbirinden ayırmadığı hareket alanıdır. • Başlangıçtan beri şarkıya çalgı eşlik eder. • Kulaktan kulağa geçen veya nota yazımı yapılan müziği veya geleneksel dans formlarını uygularken yaratıcılık katılır. • Her insan kendini (duygularını) müzik ve hareketle ifade etme potansiyeline sahiptir.” (Koçak, 2005) Yukarıda sayılan temel görüşler ışığında, Orff Yaklaşımı “Müzik ve Hareket Eğitimi” olarak da tanımlanmaktadır. Bu görüşlere yakından bakış bizi, yaklaşımın belkemiği sayacağımız “elementer müzik yapma” kavramına götürür. Elementer müzik yapma ise bu anlayışın ülkemizde tanınıp, gelişmesinde büyük katkısı olan Lisolette Sey’in de belirttiği gibi; “her insanda zaten var olan ritim oluşturma, ritme uyma, ritme ve müziğe bedenle ayak uydurma eğilimlerinin harekete geçirilmesine dayanmaktadır” (Arı 2000: 92) Orff Yaklaşımı çerçevesindeki “Müzik ve Hareket Eğitimi”, insanın çok yönlü algısına uygun olarak, öğrenme sürecinde mümkün olduğunca fazla duyuya hitap eder. Bu amaçla kullandığı en temel araçlar; görsel, işitsel, dokunsal duyular, bedenin duruşu ve dengenin fark ettirilmesidir. Amaç ise birlikte üretmek, uyumun sağlanması, bireysel yaratıcılık ve estetik anlayışın geliştirilmesidir. Bu noktadan hareketle Orff Yaklaşımı ile yapılan çalışmanın amacı; bireysel yaratıcılık yolu ile estetik anlayışın ve sosyalleşmenin geliştirilmesi olarak özetlenebilir. Orff Yaklaşımı anlayışında Elementer Müzik Yapmak için, bireyin özel yeteneğe sahip olması beklenmez. Önemli olan bireyin içinde var olan müziği ve müzik yapma duygusunu, en temel ve saf haliyle dışa vurabilmesidir. Bunu yapabilmek için gerekli olan ilk şey; bireyin kendi potansiyelinin farkına varabilmesidir. Bütün yapılan çalışmalarda bu yönde, hem bireyin potansiyelini ortaya çıkaracak ve geliştirecek, hem de bu yolla gruba katkı yapmasını sağlayacak biçimde planlanır. Bu anlayışla müzik yapma kendi içinde taşıdığı estetik amaçlar kadar, genel eğitimin ve “insanın kendini gerçekleştirme” yolundaki ilerleyişinin önemli bir aracı haline gelir. Bütün bu açıklamalar, yaklaşımın altında yatan felsefe ile çok yakından ilgilidir ve bu bakış açısıyla değerlendirildiğinde çok daha çarpıcı değerlendirmeler yapmak mümkündür. Orff Yaklaşımı müzik öğretimi hedefleri yönünden ele alındığında temel amacın; “ şarkı söyleyen, dans eden, çalgı çalabilen aynı zamanda müziği okuyup yazabilen çocuklar” olduğu söylenebilir. Ancak asıl olarak Orff Yaklaşımı ve süreci, birincil olarak bireyin yaratıcılığının ortaya çıkarılmasını hedefler. Bu amaçla da müzik yapma öğeleri ile (çalma, söyleme, dinleme) dans-hareket yetilerinin geliştirilmesini kendini ifade edebilmenin baş koşulu olarak görür. Müzik çalışmasının amacı; ifadeyi sağlayacak eylemin (doğaçlama) ön hazırlığının yapılmasıdır. Orff Yaklaşımı’nın asıl amacı; çocukları, kendi müziğini oluşturabilecek, doğaçlayabilecek ve bu yolla kendini ifade etme imkânı bulabilecek seviyeye ulaştırmaktır. Orff-Yaklaşımı’nın bugünkü uygulama ve içeriğini yansıtacak bir tanımlama şu şekilde yapılabilir: “Elementer ve Hareket Eğitimi / Orff-Schulwerk Kapsamında Müzik ve Dans Pedagojisi” müziğe bir giriş yolu arayan çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin müzik ve dansla ilgili çeşitli temel deneyimler edinmelerini sağlamayı hedefler. “Elementer müzik ve hareket eğitimi” insanı bütün antropolojik boyutlarıyla ele alır ve tüm duyuları ile öğrenmesini sağlar. Ses çalışmasından, hareket ve danstan, çalgı çalmaktan, bilinçli müzik dinlemekten, çizmekten, nota yazmaktan ve zihinsel kavrayıştan yola çıkılarak bütünlük içinde öğrenmenin olanakları araştırılır, müzik, dil ve hareket birliğini yaşamanın yolu açılır, müzik ve dansta sürekli farklılaşan ifade biçimleri kullanılır” (Jungmair, 2003: 50) “İlköğretim de Müzik Eğitimi” adlı eserde yaklaşımın aşamaları şu şekilde verilmiştir: Ritimleme; . Ritimli konuşma kalıpları oluşturma, . Oluşturulan ritimli konuşma kalıplarını söyleme, . Ritimli konuşma kalıplarını sabit perdelere (seslere) aktarma, . Sabit perdelere aktarılı ritimli konuşma kalıplarını düzenli vuruşla söyleme, . Sabit perdelere aktarılı ritimli konuşma kalıplarını söylerken düzenli vuruş yapma, . Ritimli konuşma kalıplarını önce çizgisel, sonra geleneksel notalama, . Ritimsel taklit etme-öykünme ve oluşturma (motifleştirme), . Soru ve Cevap’ yoluyla ritimsel motifler oluşturma-geliştirme, .Oluşturulan ritimsel motiflerden bir ritimsel cümle oluşturma (oluşturulan motifleri cümleleştirme), . Ritimsel cümlelerden bir ritmik parça ( örneğin bir rondo) oluşturma (Ritimsel rondo biçimi: A B A C A D A kuruluşunda). Ezgileme; .Ezgilemeye sol-mi ile başlama, ezgilemede sol-mi’yi başlangıç noktası olarak alma/kullanma, (Avrupa‘da sol-mi, çocukların ‘ilk doğal ses aralığı’ olarak kabul edilir.) . Ezgilemede sol-mi’ye re-do’yu ekleme, . Bir pedal sesi eşlik olarak kullanma, ezgiyi bir pedal sesle eşlikleme, . Pedal sesi taklit etme ve pedal ses taklidinden motif oluşturma ve geliştirme, Oluşturulan motiflerden bir ezgisel cümle oluşturma (oluşturulan / geliştirilen motifleri cümleleştirme), . Ezgisel cümlelerden bir parça/eser (rondo) oluşturma (Ezgisel rondo biçimi: A B A C A D A) Dizileme/Dizgeleme .Sol-mi küçük üçlüsü iki perdeli çekirdek ses öbeğidir, ikiperdeli çekirdek ses öbeğinden beş perdeli dizi ye gelinir, beş perdeli diziden yedi/sekiz perdeli dizi ye varılır.” (Uçan ve diğ., 2001:98–99) 1950–1954 yıllarında yayımlanan Orff-Schulwerk Musik für Kinder isimli beş kitaptan oluşan eser, Orff Yaklaşımı ile ilgili temel kaynak durumundadır. Bu kitapların büyük bölümünü söz ve şarkı ağırlıklı kompozisyon modelleri oluşturmaktadır. Ancak Musik für Kinder’i yayınlandığı biçimiyle ders kitabı olarak kullanmak olanağı yoktur. Bu yüzden Orff-Schulwerk’le ilgilenenler çoğunlukla bir yöntem sorusu ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu noktada yöntem bilgisi ilgili ilk saptamaları Wilhelm Keller, “Einführung in Music für Kinder” (Çocuklar İçin Müziğe Giriş) adlı eserinde yapmıştır. Yaklaşımın, yöntem bilgisi ile ilgili başlıca kuralları ise Orff, Musik für Kinder üzerine yazdığı makalelerinde belirtmiştir. Buna göre; müziğin ritmi hareketin ritminden çıkmalıdır. Konuşmak, seslenmek, şarkı söylemek mırıldanmak, ses heceleri söylemek gibi vokal etkinliklerden ezgiler geliştirilir ve ancak bundan sonra çalgılara (çubuklar, blok flüt) geçilir. Beden perküsyonundan (beden vurmalı) çalgı müziğine geçilir. Müzik yapmak nota yazmaktan önce gelir.” (Kugler 2003:74) “Orff-Schulwerk konusundaki bu yaklaşımın en önemli özellikleri toplam eğitim içeriğinin müzik ve hareket eğitimi olarak yapılandırılması, yapı taşları prensibiyle oluşturulan çalışmada dil, ritim ve ezginin birbiriyle sıkı ilişkisi formüller ve biçimden oluşan bir repertuarın kişinin kendi doğaçlamasına temel oluşturmasıdır” şeklindeki açık bir yaklaşım ise Gunild Keetman tarafından Elementaria adlı eserde ortaya konmuştur. (Kugler 2003: 74) Bununla beraber Orff Yaklaşımı bir kalıplaşmış bir metot değildir. Brigette Warner’e göre; Orff ve Keetman, hiçbir zaman detaylı ders planları içeren bir ders kitabı yazma niyetinde olmamışlardır. Böyle bir yaklaşım, çocuğun doğal yaratıcılığı kadar öğretmenin de yaratıcılığına dayanan Orff felsefesini inkâr etmek anlamına gelirdi. Bunun yerine, müzikal kavramların ardışık biçimde gelişmesine hizmet edecek konuşma (dil), ritim, melodi ve armoni egzersizleri geliştirdiler. Bu egzersizler, doğaçlamaya doğru hareket noktası oluşturarak, bu yolda motivasyon sağlamaktadırlar (Mark, 1996: 135) Bergethon ve Boardman’a göre ise; Orff’un öğretim planının özü, çocuklara kendi müziklerini yaratmada kullanabilecekleri ritmik, melodik ve armonik örneklerden oluşan bir dağarcığı oluşturmalarında yardımcı olmaktır. Bu; konuşma, hareket etme, şarkı söyleme ve çalmadan oluşan performans aktivitelerinin ardıllık gösteren bir gelişme çizgisine oturtulması ile sağlanır. (Mark, 1996: 136) Orff yaklaşımı ile yapılan müzik eğitimi sürecini; taklit, araştırma ve keşif, doğaçlama ve yaratıcılık aşamalarına ayırmak mümkündür. Amerika Birleşik Devletleri’nde ise yaklaşım dört basamağa genişletilerek adapte edilmiştir: “Taklit, araştırma ve keşif, müzikal okuma-yazma, doğaçlama ve yaratıcılık” (Campbell, Scott ve Kassner 1995: 54) Bu aşamalardan oluşan Orff süreci; yaklaşımın A.B.D.’deki en yetkin isimlerinden olan Avon Gillispie tarafında şu başlıklarla açıklanmıştır: Orff Süreci: Süreç kelimesi, Orff-Schulwerk’te çok önemlidir. Orff sürecinin anahtarları; araştırma ve tecrübedir. Müziğin elementleri ilk önce en kolay, genelde kaba şekilleriyle araştırılır. Sonunda, edinilen tecrübeler sayesinde, bu elementler temizlenir, araştırmaların ve deneyimlerin daha karmaşık seviyelerine ulaşılır. Hareketin Araştırılması Çocuklar, hareketin (hafif-ağır, aşağı-yukarı, içeri-dışarı, düzgün-karmaşık) değerini araştırmak için cesaretlendirilir. Vücut durumu ve hareketleri tartışmasız ve öğretmenin verdiği açıklamalar olmaksızın araştırılır ve tecrübe edilir. Aşağıdakilerden başlamak üzere araştırmanın döngüsü şöyledir, • Hareketin dış motivasyonu (doğal olarak yapılan hareketler; yürümek, koşmak gibi) • Hareketin iç motivasyonu (kalp atışını hissetmek, nabzın farkına varmak gibi) • Daha yüksek seviyede, hareketin dış motivasyonuna dönmek. İçsel motivasyon, dışsal anlatımın parçası haline gelir. Hareket, tüm Orff süreci için temeldir ve diğer tüm öğrenimin dayandığı temeldir. Sesin Araştırılması Sesin araştırılması, çevresel sesler ve organizasyonsuz seslerle başlar; havlayan bir köpek, çarpan bir kapı, üstümüzde uçan bir uçak, düşen bir cisim buna örnektir. Daha sonra düzenlenmiş seslere geçilir; davul sesinin aşamaları, sopaların birbirine vurulması vb. Çocuklar ses özellikleriyle oynar ve denerler; güçlü sesler, zayıf sesler, ağaç sesleri, metal sesleri, sıvı ve katı sesleri gibi. İlk çalgılar, standart olmayan, ihtiyaç duyulmayan, fakat çocuklar tarafından bulunan ya da keşfedilen doğal çalgılardır; şişe şıngırtısı, içi boş dallar, kurumuş tomurcuklar gibi. Bu ham çalgılarla üretilen sesler, belli bir sürede, başlangıç ve bitişi olan basit parçaları-formları yaratmada kullanılırlar. Ses kaynakları aynı, seslerden oluşan aileler içinde gruplanmakta ve tümü, performans için değil, araştırmanın gelecek bölümünün büyümesi ve gelişmesi için parçalara ayrılmaktadır. Konuşma da, açıklanması, gereken bir ses kaynağı olarak görülür. Çocuklar, ağızdan çıkan seslen kullanmanın birçok yolu olduğunu keşfeder ve bu sesler daha sonra, konuşma ve şarkı söylemeyi destekleyecek sözcükler haline gelir. Çocuklar konuşma sesleriyle oynarlar. Anlamsız kelimeler ve sesler, çocuklar kadar yetişkinlere de zevk verir. Kullanımları da tam bir müzik tecrübesine doğru bir aşama olmaktadır. Formun Açıklanması Formun açıklanması, hareket ve sesin açıklanmasıyla birlikte ortaya çıkar. Hareketler örüntülere, örüntüler de danslara organize edilir. Sesler, benzer ve farklı bölümlü, girişi ve kadansı olan kompozisyonlara dönüşür. Hareketin biçimleri ve ses diyagramla gösterilir. Bu, notalamanın kaba fakat etkili başlangıcıdır. Sonuçlar, genelde Taş Devri’nin resimlerini, andırır ve bu, basitçe Orff un öğrenme sürecine ilişkin elementer görüşü yansıtır. Yaratıcılığa Model Olan Taklit Orff Schulwerk’te taklit, yaratıcılık için bir model oluşturmada kullanılmıştır. Taklit en eski öğretim biçimidir. Schulwerk’te öğretmen “usta” ve temel rol modeldir. Öğretmenin rolü, çocuklar bağımsız hareket etme yolunda gelişme gösterdikçe giderek azalır. Çocuklar bu süreç boyunca kendi sorunlarını çözebilme, kendi sorularına cevap verme yeteneğini sergilerler. Bu şablon; Gözlem → Taklit → Deneme → Yaratma şeklinde, verilen her yeni kavramda devam eder. Bireyden Topluluğa Çocukların kendileri için hareketin, sesin ve biçimin özelliklerini kendi başlarına araştırıp keşfetseler de, her birey aynı zamanda bir bütün olarak gruba katkıda bulunur ve bireylerin topluluğu bütünü oluşturur. Bu topluluk ya da bütün için çalışmak, Orff Schulwerk’in en önemli amacıdır. Birey, bu grubun bir parçasıysa, en önemli olan bu birlikteliktir. Bu takım bilinci; Schulwerk’in her aşamasında gerçekleşmesi beklenen bir durumdur. “Topluluğun olmadığı yerde müzik yapılamaz.” Toplulukta müzik yapmak ayrıcalıklı bir zevktir. Müziksel Okuma ve Yazma Becerisi Schulwerk’te her aşamadaki gelişme, temel amacı tamamıyla müzik tecrübesi olan bütünün bir parçasını içermektedir. Çocuklar, konuştuktan belli bir süre sonra kelimeleri okurlarken, Orff Schulwerk’teki çocuklar, müzik sesleriyle pek çok tecrübeden sonra müzik okumaya yaklaşırlar. Müzik okumak ve yazmak, Orff pratiğinde sistemleşmemiştir, yani, belli başlı yazın becerilerinin ne zaman, nerede ve nasıl verilmesi gerektiği, kesin olarak belirlenmemiştir. Standart notaların okunması genellikle blok flütün tanıştırılmasıyla başlar ve diğer müzikal tecrübelerden sonra gelir. Müzik okumanın sistemleşmesi görevi, her öğretmenin kendi inisiyatifine bırakılmıştır. Sürecin en önemli amacı, müzikle şarkı söyleyen, dans eden, çalabilen, aynı zamanda müziği okuyup yazabilen çocuklardır. Ses ve Beden Orff pratiğinde en önemli çalgı bedendir ve ikincisi sestir, çünkü bedenin içinde yer almaktadır. Bedenin her kısmı, hem ana vuruşu, hem de parçanın farkında olmayı ifade etmede kullanılabilir. Beden, ilk aşamalarda konuşma egzersizleri ve şarkı söylemek için eşlik çalgısı olarak kullanılabilir. Bunun modeli eski kültürlerden gelmektedir ve bu da “elementer”dir. Daha sonraları beden bir çalgı olarak, değişik nitelikteki dört çeşit ses tipini ifade etmek için kullanılır: Parmak şıklatmak tiz El çırpmak ↕ Elle hafifçe dize vurmak ↕ Ayağı yere vurmak pest Bu ses elde etme yolları, fiziksel gelişmeyle bağlantılı olan sistematik yolla sunulur. Bunlar ayrı ayrı ve şarkıya eşlik edecek şekilde kullanılabilir Bir sonraki aşamada ve şarkı söyleme ve konuşma egzersizleri, müziğin yapı taşlarını keşfetmede temel oluşturmalıdır. Çocukların isimleri, benzer yapılar, yemek ve doğal çevre gibi basit kaynaklardan zaman ve ezgi elementleri keşfedilebilir. Müziksel yapılar, kompozisyonlar yaratmak için bu elementlerin bir araya konulmasında kullanılabilir.” (Choksy ve diğerleri 1986, sy. 96–100) Sonuç olarak Orff Yaklaşımı; “dil-müzik-hareket birlikteliğini, çocuğun yaratıcı güçlerini ortaya çıkartarak müzik eğitimini gerçekleştirme yolunda kullanan çalışma ve çabaların tümü” olarak algılanmalıdır. Böylece ülke kültüründen kaynaklanan eğitim materyalinden de (çocuk şarkıları, türküler, Türk ritimleri ve ses dizileri, tekerlemeler, sayışmalar, v.b.) yararlanarak söz konusu yaklaşımın ulusal müzik eğitimi programları içinde kullanılabilirliği ve etkinliği artacaktır. __________________________________________ KAYNAKLAR Arı, Z. 2000. Orff Metodu Ve Çalgılarının Müzik Öğretimindeki Önemi Üzerine Bir Araştırma, Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi Fen Bilimleri Ens., Konya. Campbell, P. S., Scott, C. And Kassner, K., 1995. Music In Chidhood, Schirmer Books, New York. Choksy, L., Abramson, R.M., Gillespie, A.E. And Woods, D., 1986. Teaching Music in The Twentieth Century, Prentice Hall, New Jersey. Dawson, D. 1996. Müzik Öğretimi, YÖK/DÜNYA BANKASI Milli Eğitimi Geliştirme Projesi Hizmet Öncesi Öğretmen Eğitimi Deneme Basımı, Ankara. Jungmair, E. U. (Prof. Dr.), 2003. Elementer Müzik ve Hareket Eğitimi Temel İlkeler, Uluslararası Orff-Schulwerk Müzik ve Dans Pedagojisi Sempozyumu, Orff Schulwerk Eğitim ve Danışmanlık Merkezi Yayını, İstanbul. Koçak, K. O., 2005. Orff-Schulwerk’in Türkçe Karşılığı Nedir?, www.orffmerkezi**** son erişim 10.07.2009 Kugler, Michael. 2003. Orff-Schulwerk’in Geçmişi, Uluslararası Orff-Schulwerk Müzik ve Dans Pedagojisi Sempozyumu, Orff-Schulwerk Eğitim ve Danışmanlık Merkezi Yayını, İstanbul. Mark, M. L., 1996. Contemporary Music Education, Schirmer Books, New York. Uçan, Ali, Yıldız G. ve Bayraktar, E. 2001. İlköğretimde Müzik Öğretimi, MEB Yayınları, Ankara. Uçan, Ali, 2003. Türkiye’de Müzik Eğitiminin Gelişimi, Orff Okul Öğretisinin Tanımı Uygulanımı- Uyarlanımı ve Orff Anlayışıyla Temel Müzik Eğitiminin Genel Durumu, Uluslararası Orff-Schulwerk Müzik ve Dans Pedagojisi Sempozyumu, Orff Schulwerk Eğitim ve Danışmanlık Merkezi Yayını, İstanbul. ders,müzik, orff eğitimi, anaokulu, onur erol, seminer, kurs, org aletleri, enstrümanları, pedagoji, sempozyum, aykut ilter
23 Jun 2013
929
Share Video