Ulusal Dilimizi Sahiplenelim

  • Share
    Share Video

  • Add
  • More
    Report this video as:
0 0
You have already voted for this video.
ULUSAL Eğitim Derneği Kocaeli Şubesi, işyerlerinin isimlerini Türkçe koyan vatandaşlarımıza teşekkür mektub...
ULUSAL Eğitim Derneği Kocaeli Şubesi, işyerlerinin isimlerini Türkçe koyan vatandaşlarımıza teşekkür mektubu yazdı. Başkanlığını Gülseren Delibaş'ın yaptığı Derneği n mektubunda şu ifadeler yer aldı; "Sizin de gördüğünüz gibi, çevredeki pek çok iş yerinin adı, yabancı dillerden seçilmiş. Oysa bunun insanın kendi çocuğuna yabancı isim vermesinden farkı yok. Bu, ulusa, ulusal değerlere ve onun önemli unsuru olan Türkçe'ye güvensizlikten ve özentiden başka birşey değildir. Oysa ulusu ayakta tutan, ekonomisi kadar dili ve kültürüdür. Bunları ayakta tutamayan ulus, başkalarının ayakları altında ezilmeye mahkumdur. Büyük Atatürk, 'Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk Milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır' demişti. İşyerlerindeki yabancı adlar, bu boyunduruğu kabul etmektir." İlimizde faaliyet gösteren Ulusal Eğitim Derneği, adına yakışan ve belki de halkımızın çok dikkatini çekmeyen ancak çok önemli çalışmalara imza atıyor Gerek Ankara, gerek ilimizdeki hayata geçiş tarihlerinin “Köy Enstitüleri’nin kuruluş tarihi 17 Nisan” olması, derneğin eğitimle ilgili, ne kadar önemli bir amaca hizmet ettiğini belirtiyor sanırım. İlimizde de 17 Nisan 2004 tarihinde kurulan derneğin kurucu başkanı emekli öğretmen Gülseren Delibaş, yıllardır çalışmalarını gururla izlediğim bir arkadaşım. Sevgili Delibaş, genel merkez yönetim kurulunda da aynı zamanda kurucu üyeliğini sürdürüyor. Değerli meslektaşımla, diğer dernek çalışmalarımızda da birlikte oluyoruz. Türkçe öğretmeni olan sevgili arkadaşımla gazetemdeki ofisimde akşamın geç bir saatine kadar sohbet ettik!.. Eğitimci kimliğimiz ve konuya vakıf oluşumuz zamanı unutturmuş bize…Sohbeti bol ve mesleğinin de verdiği misyonla, duru anlatım ve düzgün Türkçesiyle Atatürkçü, çağdaş ve modern eğitim adına her çalışmanın içinde görebileceğiniz Sevgili Gülseren Delibaş’ı ve çalışmalarını daha yakından tanıyalım. Ne dersiniz?...” AMAÇ; ULUSAL EĞİTİM DÜZENİNİN KORUNMASI --Sevgili öğretmenim, derneğiniz ne zaman kuruldu ve kuruluş amacı nedir? Dernek 2004’te kuruldu. Derneğin kuruluş amacı Kurtuluş Savası ve Cumhuriyet devrimiyle biçimlenmiş Türkiye ulusal eğitim düzeninin korunması ve güçlendirilmedir. Bu amacın gerçekleşmesi için, dernek; eğitim ve öğretimin niteliğinin yükseltilmesi, yabancı dille öğretimin kalkması bütün eğitim kurumlarında eğitim ve öğretimin Türkçe yapılması, ulusal dilin doğru kullanılması, eğitim proğramlarının ulusal ve bilimsel esaslara göre, laik ve karma eğitim ilkelerine göre düzenlenmesi, eğitim olanaklarının topluma eşit olarak dağıtılması, toplumda okuma alışkanlığının yaygınlaşıp yerleşmesi gibi önemli bir amaca hizmet ediyoruz. EĞİTİME GÖNÜL VEREN HERKESE AÇIĞIZ --Derneğin yönetim kurulunda kimler var? Çalışmalarınıza katılmak için üyelerde hangi vasıfları arıyorsunuz? Derneğinizin yeri nerde? Yönetim kurulumuzda, benim dışımda, Dr. Fuat Karapınar, Derince Huriye Pak İ.Ö.O. Müdür Vekili Hüseyin Canerik, emekli öğretmen Şehri Arslan, emekli İngilizce öğretmeni Jale Sürmeli var. Üye olmak isteyen Türkiye cumhuriyeti vatandaşı olan her 18 yaşını doldurmuş ve adı üzerinde eğitime gönül veren herkese açık. Daha önce Belediye İş Hanı’nı A Blok 7. katta olan derneğimizin yeni yeri Uzuntarla Merkez Mahallesi’nde bulunuyor. --Dernek binanızın Uzuntarla’da olması problem olmuyor mu? Dernek binamısın Uzuntarla’da olması problem yaratmıyor. Zaten merkezdeki toplantılarımızın birçoğunu KYÖD’de yapıyoruz. Müsade ederseniz ben bu konuda bizlere büyük katkı sunan KYÖD Başkanı Sayın Mustafa Küpçü’ye sizin aracılığınızla çok teşekkür etmek istiyorum. EN ÖNEMLİ HEDEFİMİZ; EĞİTİMDE Kİ YANLIŞLIKLAR ---Kuruluş aşamasından bugüne kadar derneğinizin yaptığı çalışmaları kısaca özetler misiniz? Bizim en önemli hedefimiz eğitim adına yapılan yanlışlıklar ve haksızlıklardır. Bu çalışmalarımızı zaman zaman basın toplantıları şeklinde de yapıyoruz. Bunun dışında dernek olarak, çeşitli etkinliklerimiz var. Düzenlediğimiz Cumhuriyet baloları, kahvaltı etkinlikleri, konferanslar, paneller bunlardan bir kaçıdır. Asıl olan derneğin ismi gibi, ülkemizde ve kentimizde, eğitim çalışmalarını izlemek, ve toplumun yararına olan çalışmaları yönlendirmektir. EN ÖNEMLİ EĞİTİM SORUNU, DİL KİRLİLİĞİ --- Yaptığınız çalışmaları düşünürsek, size göre ilimizin en önemli eğitim sorunu nedir? Bu konuda neler yapıyorsunuz? En önemli eğitim sorunu dil kirliliğidir. Şöyle dönüp bir çevremize baktığımızda, Türkçe yazan tabelalara yok denecek kadar az rastlarız. Tabela kirliliği dediğimiz bu konuda önemli çalışmalar yapıyoruz. Öz Türkçe sözcük veya isim kullanan firma ve iş yerlerine özel hazırladığımız “teşekkür mektubu” veriyoruz. Bunun dışında, ilimizde ilk kez bu yıl açılan Kitap Fuarı’nda derneğimiz olarak stand açtık. Fuarda 9 gün boyunca derneğimizi ve 30 yıllık tarihi olan, ayrıca benim de 15 yıldır temsilciliğini üstlendiğim ÖĞRETMEN DÜNYASI dergisini tanıttık. Tüm bu tanıtımların dışında, fuarda önemli imza kampanyası daha başlattık. YABANCI DİL ÖĞRETİMİNE SON adlı bu kampanyamız büyük ilgi gördü. -- Sanırım bu kampanyayı daha önce de okullarımızda yapmıştınız. Evet daha önce derneğimiz kurulmadan 1997’de başlattığımız ve özellikle anadolu formatlı liselerde başlattığımız kampanyayı burda da yaptık. Bu ayın ortalarında da Sanat Sokağı’nda düzenleyeceğimiz kampanyamızda üç gün boyunca bu konuya dikkat çekip, bu konuda imza toplayacağız. ÖNCE ANA DİLİMİZİ ÖĞRENMELİYİZ -“Yabancı dille öğretime son” diyorsunuz. Bu konu, çevrenizde farklı yorumlara yol açmıyor mu? Evet maalesef bu konuda bazen yanlış anlaşılabiliyoruz. Şöyle ki: Bazen halkımız bizlerin yabancı dil öğrenmeye karşı olduğumuzu düşünüyor. Aslında hiç de öyle değil. Amacımız elbette yabancı dil gerekli ve bu eğitim alınsın, hatta bir değil, birden fazla dil öğrenilsin. Ancak “Türkçemiz” en başta olmalı. başta olmalı, önce ana dilimizi öğrenmeliyiz. Çünkü dilimiz bilimsel kavaramı karşılayacak bir zenginliktedir. KENDİ DİLİNDEN VAZGEÇMEK, BAŞKA BİR DİLİN BAYRAĞINI ÇEKMEKTEN FARKSIZDIR Eğitimde kendi dilinden vazgeçmek, o eğitim kurumlarına başka bir dilin bayrağını çekmekten farksızdır. Eğitimde kendi dilinden vazgeçmek, ülke topraklarını yabancıların egemenliğine vermek gibidir. Yabacı dille öğretim Türkiye’nin ABD’ye bağımlılığının göstergesinden başka bir şey değildir. Bu uygulamaya bağımsız bir ülkede rastlanamaz. Yabancı dille öğretim, ancak sömürge kalıntısı olan bazı ülkelerde var. Hiçbir eğitimci bu yöntemin doğru olduğunu söyleyemez. Savaşımız bu. TÜRK DİL KURUMU’NU ATATÜRK KURDU Atatürk’ün kurduğu Türk Dil ve Tarih Kurumu’na 1980’fden sonra ihanet edilmiştir. En kısa zamanda bu kurumlar, pasif konumdan aktif konuma geçirilmeli, dil dernekleri, üniversiteler , sivil toplum kuruluşları, eğitim sendikaları ve yerel yönetimler hem dil kirliliği, hem de öğretim kurumlarındaki eğitimin nitelikli ve türkçe verilmesi konusunda birlikte mücadele etmeliler. DERS KİTAPLARI ATATÜRK İLKE VE DEVRİMLERİNDEN UZAK --Size göre, eğitimde başka hangi sorunlarımız var? Fiziki yetersizlikler, birimlerin eksikliği, ders kitapları… gibi birçok sorun var. Ücretsiz verilen ders kitaplarının oldukça adi kağıtlara basıldığını biliyoruz. Bu kitapları bir sonra ki nesil kullanamıyor. Her yıl kitaplar yenileniyor, birileri zengin ediliyor. En önemlisi de içeriğindeki bazı konuların, Atatürk ilkece devrimlerinden tamamen uzak ve ne olduğu ve belli olmayan gereksiz konularla doldurulduğudur. Değişen eğitim sistemi ve bu sistemin nerdeyse zorunlu hale getirdiği dershaneler hakkında ne düşünüyorsunuz. DERSHANELER ÇOCUĞU, SOSYAL HAYATTAN SOYUTLUYOR Eğitim sistemi gerçekten büyük bir sorun olarak karşımızda duruyor. Maalesef öyle bir eğitim sistemi var ki, sizin de belirttiğiniz gibi, çocuklarımızı adeta dershanelere zorluyor. Çocuklar soru çözmekten, yaşamın keyfini alamıyor. Oysa koşullar iyileştirilirse, okullarımızda da çok güzel eğitimler verilebilir. Dershanelere giden çocuklar, sosyal aktivitelerden mahrum kalıyor ve bana göre özgüvensiz bir kişilikle yetişiyor. EĞİTİM SİSTEMİ DEĞİŞMELİ --Sayın başkan teşekkürler… Umarım sizin gibi değerli eğitimcilerimiz ve eğitim konulu sendika ve derneklerle bu problemlerin de üstesinden geliriz. Son mesajınızı alabilir miyim? Eğitim okulda verilmeli. Eğitim sistemi değişmeli. Okullarda çiftli eğitim yerine tekli eğitim verilmeli. Böyle olunca, çocuk kendine ve sosyal yaşamına zaman ayırabilir. Köy Enstitüleri ve Öğretmen okulları gibi okullar açılmalı ve öğretmenlerimiz tamamen eğitim psikolojisi ile donatılarak yetiştirilmeli. Çiftli eğitimde sabahçılar, sabahın çok erken saatinde okula gidiyor, öğlenciler de akşamın çok geç saatinde çıkıyor. Kendine zaman ayıramıyor. Çantaları çok ağır. Sağlıkları bozuluyor. Çocuk, ailesine yük olmasın, yapabileceği ödevler verilsin. Çocuk öğretmenleri denetiminde tiyatroya gitsin, resim yapsın, müzik dinlesin.Ailelerle çocuklarına sahip çıksınlar. Biz öğretmenlere de çok iş düşüyor. Okul aile veli işbirliği sürekli olsun. Bana bu fırsatı verdiğiniz için size çok teşekkür ediyor ve derneğimizle iletişim kurmak isteyenler için telefonlarımız ve web adresimizi vermek istiyorum: 0262 375 32 59 , www.ulusalegitimdernegi****.tr ve ulusal_egitim_dernegi_kocaelihotmail****
Related